4. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, sanık müdafiinin koşulları bulunmayan duruşma talebinin aynı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca reddine karar verilerek gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.12.2019 tarih, 2019/103 Esas, 2019/628 sayılı kararı ile sanık hakkında insan ticareti suçundan mağdur sayısınca, iki defa mahkûmiyetine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf yoluna başvurması sonucunda, yukarıda tarih ve sayısı bildirilen incelemeye konu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince istinaf iddialarının yerinde görülmemesi nedeniyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkiline atılı insan ticareti suçunun unsurlarının oluşmadığına, hükümlerin gerekçesiz olduğuna, mağdur S.D.'nin şikayetinin bulunmadığına, müvekkilinin temyiz dışı sanıklarla herhangi bir fiili ve iradi birlikteliğinin olmadığına, suçun oluştuğuna yönelik her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, hükümlere esas alınan beyanların cezalandırılması için yeterli olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu anlaşılmıştır. III. GEREKÇE A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden Türk Ceza Kanunu'nun 80 inci maddesinde düzenlenen insan ticareti suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik olarak "Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak" maksadıyla "tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek" biçiminde bir harekette bulunması ve bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması şeklindedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisinin bir arada bulunması gereklidir. Araç hareketler; kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması şeklindedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisinin bir arada bulunması gereklidir. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir. Bu durumun tek istisnası, 5237 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin üçüncü fıkrası “on sekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hâllerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verileceği” yönündeki düzenlemedir. Bu açıklamalar ışığında, sanığın suç tarihi itibariyle henüz 18 yaşını bitirmeyen ve bu sebeple çocuk sayılan mağdurları fuhuş yaptırmak amacıyla barındırması, tedarik etmesi, bir yerden diğer bir yere götürmesi, sevk etmesi karşısında atılı suçun oluştuğu, ayrıca suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da anılan Kanun'un 80 inci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme gereğince atılı insan ticareti suçunun da oluşacağı, Sanık hakkında kurulan hükümlere ilişkin olarak, mağdurelerin beyanları, sanığın tevil yollu ikrarı, temyiz dışı sanıkların beyanları, teknik takip tutanakları ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Yönlerden Yapılan İncelemede Sanığa yükletilen insan ticareti eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın