3. Hukuk Dairesi
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirketin müvekkili şirketle 05.06.2024 tarihinde Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi yaptığını, taraflar arasında imzalanan bu sözleşmede sözleşme ihlalinin sonuçlarının da kararlaştırıldığını,05.06.2024 tarihli sözleşmenin eki olan ek protokolün "sözleşmenin Feshi Ve Fesih Tazminatı" başlığını taşıyan 4.maddesi ile fesih ceza bedelinin öngörüldüğünü, bu cezanın sözleşmenin haksız feshi nedeniyle meydana gelmesi olası bulunan zararın karşılanması için öngörülen bir tazminat olduğunu, n davalının imzaladığı sözleşmenin süresinden önce herhangi bir bildirimde bulunmadan tek taraflı fesih yaparak başka bir tedarikçinin portföyüne geçtiğini, davalının bu haksız feshi nedeniyle davacı müvekkili şirket fesih ceza bedeline hak kazandığını, müvekkili şirket tarafından haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla fesih ceza bedelini tahakkuk ettirilerek fesih ceza faturası oluşturulduğunu faturanın ödenmemesi üzerine borcun tahsili amacıyla davalı/borçlu hakkında ... icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe haksız olarak itiraz ettiğini, alacağın muaccel olup rehin ile de temin edilmediğini, davanın sonuçlanması ve icra takibinin kesinleşmesi beklenildiği takdirde, fesih ceza faturasının bedelinin tahsili tehlikeye gireceğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine avalı/borçlu tarafın taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; "Talep dilekçesi, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde,ihtiyati haciz talep edenin iddiasının ancak yargılamayla belirlenebileceği, dolayısıyla muaccel bir alacağın varlığına dair "yaklaşık ispat" koşulunun gerçekleşmediği ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığı" gerekçeleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; taraflar arasında imzalanan bu sözleşmede sözleşme ihlalinin sonuçlarının kararlaştırıldığını, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle meydana gelmesi olası bulunan zararın karşılanması için öngörülen bir tazminat olduğunu, yaklaşık ispat şartı ile ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava abonelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle fesih tazminatına ilişkin faturaya dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalandığı sözleşmenin süresinden önce davalı tarafça haksız olarak feshedildiği ileri sürülmesine göre feshin haksız olup olmadığı ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının yargılama sonunda belirleneceği açıktır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın varlık ve miktarının olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur. Davacı, davalı-borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır.Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek talebin reddine karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;İhtiyati Haciz talep edenin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın