7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2011/4203 E. , 2012/3432 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 124 ada 102, 124 ve 167 parsel sayılı sırasıyla 4343,32 m2, 2746,20 m2 ve 4467,18 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 102 parsel sayılı taşınmaz davalı ..., 124 parsel sayılı taşınmaz davalı ... ve 167 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 124 ada 102, 124 ve 167 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davalı taraf her hangi bir kayıt ve belgeye dayanmamıştır. Dava konusu taşınmazların doğusunda, batısında, güneyinde ve kuzeyinde bulunan komşu 124 ada 125 parsel sayılı taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Hal böyle olunca taşınmazların öncesinin doğu, batı, güney ve kuzey sınırındaki eylemli meranın bir bölümünü oluşturduğu ve meradan kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine, dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.