7. Hukuk Dairesi         2012/2055 E.  ,  2012/6126 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.

Toplanan delillerden; davacı tarafın taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti istemi ile 25.10.2010 tarihinde eldeki davayı açtığı, ne var ki; dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı taşınmaz hakkında taraflar arasında Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasının 25.06.2010 tarihinde sonuçlandığı, taşınmazdaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verildiği ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 28.03.2011 tarihinde onanmakla kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda alınacak ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur ve davanın açıldığı sırada var olması gerektiği gibi hüküm kesinleşinceye kadar da varlığını sürdürmelidir.

Somut olaya gelince; taşınmaza yönelik ortaklığın giderilmesi davası sonunda verilen hüküm görülen davanın yargılaması sırasında kesinleşmiştir. Şu halde hukuki yararın da bu davanın kesinleşmesi ile (yargılama sırasında) ortadan kalktığının kabulü gerekir. Bu durumda davacı tarafın taşınmazdaki muhdesat nedeniyle eda nitelikli sebepsiz zenginleşme davası açabileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ... Kabakçı'nın sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ne var ki, dava muhdesat aidiyetinin tespiti davası olarak nitelendirilip dava koşulu olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğine göre davalı taraf yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 5 nolu bendinde geçen " 2.250.00 TL nispi vekalet ücreti" sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına yerine “1.100.00 TL. Maktu vekalet ücretinin ” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 19.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
19.09.2012 ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk