Esas No
E. 2024/1605
Karar No
K. 2024/1913
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1605

KARAR NO: 2024/1913

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/05/2024 tarihli asıl karar ile 09.09.2024 tarihli ek karar

NUMARASI:2022/1049 E. - 2024/481 K.

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Genel kredi ve kefalet sözleşmelerinden kaynaklı) Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabülüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından süresinden sonra istinaf yoluna başvurulması üzerine ilk derece mahkemesince istinaf başvurusunun süre yönünden reddine dair verilen ek karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, takibe konu edilen sözleşmeler nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığını, kefaletin TBK'nın 583 ve devamı maddelerine aykırı olduğundan geçerli bir kefalet sözleşmesinden söz edilemeyeceğini, alacak iddiasına dayanak olarak gösterilen 16.09.2014 tarihli kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil veya başka bir sıfatla imzası bulunmadığını, anılan sözleşmede müvekkilinin adının dahi geçmediğini, buna rağmen müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli şekilde takip başlatıldığını ileri sürerek, müvekkilinin ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden iptaline, takibin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili bankanın davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkilinin talebinin hakkında takip kesinleşen borçlular yönünden kati, hakkında takip kesinleşmeyen borçlular yönünden ihtiyaten haciz uygulanmasına ilişkin olduğunu, ancak söz konusu talepte borçlunun isminin zikredilmediğini, sadece hakkında ihtiyaten haciz kararı bulunan borçlular yönünden işlem yapılması gerekirken hakkında ihtiyati haciz kararı olmayan bir şahsın mal varlığına ihtiyati haciz uygulanmasının müvekkil bankanın kabahati olmadığını, davacının itirazı sonrasında davacı aleyhine durum yaratabilecek hiçbir hukuki işlem yapılmadığını ve bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile davacının, ... sayılı dosyasında yapılan icra takibinin 1 nolu 0,33 TL asıl alacak ile 2 nolu 204.414,91 TL alacak, 3.645,38 TL işlemiş temerrüt faizi 182,27 TL BSMV ve 1.128,57 TL'sinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, 3 nolu bentte gösterilen takip kalemlerinden dava tarihi itibari ile takibin 590,10 TL asıl alacak 1.541,00 TL işlemiş temerrüt faizi 77,05 TL BSMV şeklinde devamına, 3 nolu bent yönünden davacının aradaki farktan dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Alacağı temlik alan davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Temlik eden alacaklının davanın açılmasına neden olmadığını, alacaklı banka vekilinin takip kesinleşen borçlular yönünden kati, kesinleşmeyenler yönünden ihtiyati haciz talep ettiğini, icra müdürlüğünce ihtiyati haciz bulunan kişiler yönünden de işlem yapıldığını, itiraz sonrasında davalının aleyhine bir işlem yapılmadığından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının kefil olarak borçtan sorumlu olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesi istinaf başvurusunu değerlendirdiği 09.09.2024 tarihli ek kararı ile; gerekçeli kararın davalı vekiline elektronik tebligat yoluyla 19.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf başvurusunun en son 02.09.2024 tarihinde yapılması gerekirken istinaf dilekçesinin 06.09.2024 tarihinde süresinden sonra verildiği gerekçesiyle HMK'nın 346. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Temlik alan davalı vekili, bu ek karara karşı,

HMK'nın 346/2. maddesinde öngörülen yasal süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili, ek karara yönelik istinaf başvurusu dilekçesinde özetle;Gerekçeli kararın e-tebligat yoluyla 14.08.2024 tarihinde tebliğe çıkarıldığını ve tebligatın 16.08.2024 tarihinde açılarak okunmuş ve tebellüğ edildiğinden istinaf başvuru süresinin HMK'nın 345. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren iki hafta olduğunu ve bu tarihin 30.08.2024 tarihi olacağını, son günün adli tatile rastlaması nedeniyle HMK'nın 104. maddesi uyarınca istinaf süresinin adli tatilin bitmesinden itibaren bir hafta uzayacağını, buna rağmen mahkemece hatalı değerlendirme ile karar verildiğini,Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9/6. maddesi ile elektronik tebligatın muhatabın elektronik tebligat adresine ulaşmasını izleyen beşinci gün yapılmış olacağının belirtildiğini, muhatabın beşinci günden önce tebligatı açması hâlinde, açtığı gün ve saatinin tebligata delil olarak işlendiğini ve sürenin bu tarihten itibaren başlayacağını,Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarih ve 2020/1187 Esas, 2020/4264 Karar sayılı güncel kararında; elektronik tebligatın muhatap tarafından açılması hâlinde tebligatın yapılmış sayılacağı ve yasal sürelerin tebligatın okunma gününden itibaren işlenmeye başlayacağına karar verildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına, asıl karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu asıl kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davalı bankaca genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle,

İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinden sonra yapılması nedeniyle HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, temlik alan davalı ... AŞ vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı davalı vekiline elektronik tebligat yoluyla 14.08.2024 günü saat 16:07 de gönderilmiş ve aynı tarihte alıcı için ayrılan tebligat alanına başarılı bir şekilde konulmuştur. Tebligatın alıcının hesabına konmasından itibaren mevzuat gereğince eklenmesi gereken 5 günlük sürenin ilavesi ile 19.08.2024 tarihinde okundu sayılacağı anlaşılmaktadır.

HMK'nın 345. maddesindeki iki haftalık istinaf süresi 02.09.2024'de sona ermiştir. İstinaf başvuru dilekçesi ise 06.09.2024 tarihinde, yani yasal iki haftalık istinaf başvuru süresi geçtikten sonra verilmiştir.Davalı vekili, tebligatın 16.09.2024 tarihinde açılarak okunduğunu ve bu tarihte işlemeye başlayan istinaf süresinin adli tatil içinde sona ermesi nedeniyle, adli tatilin bitimi ile birlikte bir hafta uzayacağını savunmaktadır.HMK'nın 346. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesince başvurunun süre yönünden reddine karar verilmiştir. Ret kararına karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine dava dosyasının Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.Tebligat özel şekil şartlarına tabi tutulmuş bir usul işlemidir. Bu nedenle öğrenme ile tebliğin farklarının ayırt edilmesi gerekmektedir. Kararın istinaf için HMK'nın 345. maddesine göre kararın tebliği aranmış, kararın başka bir şekilde öğrenilmesine hukuki bir sonuç bağlanmamıştır. Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nde de buna uygun düzenlemeler yapılmış ve tebligatın başarılı bir şekilde teslim edilmesinden sonra belirli bir sürenin geçmesi ile tebliğ gerçekleşmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Bu süreden önce tebligatın açılması tebliğ tarihinin belirlenmesinde önem arz etmemektedir. Esasen, yapılan düzenleme ile ulaşan elektronik tebligatın ne zaman tebliğ edilmiş sayılacağına ilişkin objektif düzenleme yapılarak, belirlenen başlangıç tarihinden önce tebliğ evrakının açılması hâlinde bu evrakın okunup okunmadığına ilişkin tartışmalara son verilmiş ve elektronik yolla yapılan tebligat bakımından, okumadan bağımsız bir tebliğ tarihi belirlenmiştir. Bu nedenle, elektronik ortamda iletilen tebligatın okundu sayıldığı tarihten önce açılıp okunması ve tebliğ içeriğinden bilgi sahibi olunması, tebligat olarak nitelendirilemez. Her türlü hakkın kullanılması ve özellikle kanun yoluna başvuru için oldukça önemli bir usul işlemi olan tebligat işleminin, objektif düzenlemeye bağlanmayıp her somut olayın özelliğine göre, açılan tebligatın okunup okunmadığı veya yeterince okunmadığı itirazına maruz bırakacak bir uygulamanın kabulü, hukuki güvenliği zedeleyecektir. Usulsüz tebligata ilişkin hükmün de somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.

İlk derece mahkemesinin kararı elektronik tebligata ilişkin düzenlemelere uygun olup, istinaf başvursunun reddine ilişkin ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı tarafça istinaf süresi geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, istinaf başvurusunun süre yönünden reddine dair mahkemenin 09.09.2024 tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalının ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 346. ve 352.maddesi gereğince reddi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının tamamının ve peşin karar harcının 427,60 TL'lik bölümünün Hazineye gelir kaydına; fazla alınan 3.144,32 TL istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.12.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog