T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/54
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/10/2022 (Karar)
NUMARASI : 2021/... Esas, 2022/578 Karar
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasçısı ve eşi olan ...'nin sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı araç ile 19.07.2010 tarihinde yapmış olduğu tek taraflı kaza neticesinde vefat ettiğini, olay nedeniyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2010/... soruşturma numarası ile soruşturma başlatıldığını ve kovuşturmaya yer olmadığında dair karar verildiğini, müteveffanın ölümü neticesinde destekten yoksun kalan müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatı alabilmesi amacı ile sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu sonuç alınamadığını, müteveffa kazada her ne kadar tek kusurlu olsa da müvekkil tarafından talep edilen tazminat destekten yoksun kalma tazminatı olduğunu müvekkiline ödenmesi gerektiğini, tüm bunlarla birlikte kaza tarihinde yürürlükte bulunan kanun maddesi geçerli olduğu için, zaten kaza tarihin itibariyle müteveffa kusurlu olsa bile yürürlükteki kanun maddesi gereğince müvekkiline ödeme yapılması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin hiçbir gelirinin bulunmadığını ve yaşı itibariyle de çalışamaz durumda olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak müvekkili için destekten yoksun kalma sebebiyle şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2021/... Esas sayılı dosyası yönünden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin mirasçısı ve babası olan ...'nin ...plakalı aracı ile 19/07/2010 tarihinde yapmış olduğu tek taraflı kaza neticesinde vefat ettiğini, olay nedeniyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/... Sor. Sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, müteveffanın ölümü neticesinde destekten yoksun kalan müvekkillerinin tazminat alabilmesi amacıyla sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak başvurunun olumsuz sonuçlandığını, akabinde arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan toplantılar sonucu anlaşmaya varılmadığını ayrıca davacı tarafından önceki tarihte müteveffanın eşi tarafından sigorta şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas sayılı dosyası ile derdest bulunduğunu, bu nedenle her iki davanın birleştirilmesine, destekten yoksun kalma sebebiyle şimdilik her iki müvekkili için 100,00 er TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili asıl dava dosyası cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu m.109 hükmüne göre; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.'' düzenlemesinin bulunduğunu, somut olay incelendiği zaman; müteveffanın vefat ettiği trafik kazasında araçta bulunan ...'in alınan beyanında; müteveffa ...'nin kendisine "Sıkı tutun, aracın frenleri tutmuyor, Allah yardımcımız olsun" diye bağırdığını ve kazanın meydana geldiğini ifade ettiğini, yine ...'in beyanlarına göre müteveffa ... ile yola çıktıklarında araçta müteveffanın fark edebileceği bir sıkıntının bulunmadığını, kazanın yolculuk sırasında aracın arızalanması sonucu meydana geldiğini, davacı tarafın açmış olduğu davada hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili ...'nın davacı tarafa destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi gerektiği kabul edilse dahi, ... Yönetmeliği m.16 hükmü gereği, müvekkil ...'nın ödemiş olduğu tazminat sebebi ile kazada tek kusurlu olan müteveffa ... mirasçılarına rücu hakkının ve zorunluluğun bulunduğunu, tüm bunlara ek olarak bilindiği üzere; müvekkil ...'ndan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulabilmesi ve müvekkilinin bu tazminattan sorumlu tutulabilmesi için davacının desteği olduğunu iddia ettiği ...'nin vefat ettiği kazaya karışan aracın kaza tarihinde sigortasının bulunmamasını gerektiğini, kazaya karışan aracın sigortasının bulunması halinde ise müvekkilinin davacının destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen dava yönünden cevap dilekçesinde özetle; bilindiği üzere Karayolları Trafik Kanunu m.109 hükmüne göre; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.'' düzenlemesinin bulunduğunu, Somut olay incelendiği zaman; müteveffanın vefat ettiği trafik kazasında araçta bulunan ...'in alınan beyanında; müteveffa ...'nin kendisine "Sıkı tutun, aracın frenleri tutmuyor, Allah yardımcımız olsun" diye bağırdığını ve kazanın meydana geldiğini ifade ettiğini, yine ...'in beyanlarına göre müteveffa ... ile yola çıktıklarında araçta müteveffanın fark edebileceği bir sıkıntının bulunmadığını, kazanın yolculuk sırasında aracın arızalanması sonucu meydana geldiğini, davacı tarafın açmış olduğu davada hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili ...'nın davacı tarafa destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi gerektiği kabul edilse dahi, ... Yönetmeliği m.16 hükmü gereği, müvekkil ...'nın ödemiş olduğu tazminat sebebi ile kazada tek kusurlu olan müteveffa ... mirasçılarına rücu hakkının ve zorunluluğun bulunduğunu, tüm bunlara ek olarak bilindiği üzere; müvekkil ...'ndan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulabilmesi ve müvekkilinin bu tazminattan sorumlu tutulabilmesi için davacının desteği olduğunu iddia ettiği ...'nin vefat ettiği kazaya karışan aracın kaza tarihinde sigortasının bulunmamasını gerektiğini, kazaya karışan aracın sigortasının bulunması halinde ise müvekkilinin davacının destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Somut olayda, davacıların murisleri olan ...'nin 19/07/2010 tarihinde yaptığı tek taraflı kaza neticesinde vefat ettiği, 03/11/2021 tarihinde asıl davanın 22/12/2021 tarihinde birleşen davanın açıldığı ve davalı tarafın zaman aşımı itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/12391 Esas 2022/6297 Karar sayılı kararında aynen '' Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nın değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan söz konusu trafik kazası 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi kapsamında bir fiil niteliğindedir ve sürücü/davacıların desteğinin vefat etmiş olması ve murisin kusurlu olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. Anılan maddelerde faili değil fiili tarif etmektedir.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında başvuru tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.'' denilmek suretiyle bir kişinin ölümü ile sonuçlanan tek taraflı trafik kazasından doğan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin davalarda uzamış ceza zaman aşımı süresi olan 15 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanacağı içtihat edilmiştir. Buna göre davaya konu kazanın 19/07/2010 tarihinde gerçekleştiği, asıl dava ve birleşen dava açısından yasada ön görülen 15 yıllık uzamış ceza zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı tarafın zaman aşımı itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacıların murisinin 19/07/2010 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle vefat ettiği, asıl dava dosyasında murisin eşi, birleşen dava dosyasında ise murisin çocukları tarafından destekten yoksun kalma talepli dava açıldığı, davacılara ...tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacı ...'nin ev hanımı olduğu, birleşen dosya davacıları ... ve ...'in ise lise öğrencisi olduğu anlaşılmaktadır. Davacıların murisinin gelirine yönelik herhangi bir belge ibraz edilmemiş olması nedeniyle asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabul edilmiştir. Bu verilere göre hesaplama yapıldığında murisin eşi ...'nin toplamda 469.563,37 TL, murisin çocuğu ...'nin 17.405,74 TL, murisin çocuğu ...'nin ise 34.871,89 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları, kaza tarihinde davalı ... teminat limitinin 175.000,00 TL olduğu ve buna göre garameten hesaplama yapıldığında, murisin eşi ...'nin 157.468,64 TL, murisin çocuğu ...'nin 5.837,05 TL, murisin çocuğu ...'nin ise 11.694,34 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları anlaşılmıştır.
Meydana gelen kaza nedeniyle asıl dava dosyasında davacının eşinin, birleşen dosyada ise davacıların babalarının vefat ettikleri kaza tarihinde kazaya karışan ...plaka sayılı aracın geçerli bir ZMMS sigortasının bulunmadığı, bu nedenle davalı sigorta şirketinin ... yönetmeliğinin 16. Maddesi uyarınca oluşan zarardan sorumlu olduğu, davacıların murisin eş ve çocukları olmaları nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatını talep etme haklarının bulunduğu, asıl davada davacı tarafından davalıya 16/09/2021 tarihinde, birleşen davada davacılar tarafından 16/12/2021 tarihinde davalı tarafa başvuru yapıldığı, davalının ödeme yapmaması üzerine işbu davanın açıldığı, kaza tarihinde geçerli teminat limiti kapsamında hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından davalı taraf sorumlu olduğundan ... yönünden 157.468,64 TL, ... yönünden 5.837,05 TL, ... yönünden 11.694,34 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:
Asıl ve birleşen dosya davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve ıslah dilekçesiyle talep edilen tazminatın davalının poliçe limitiyle sınırlandırılarak talep edildiğini, nitekim gerekçeli kararda da müvekkillerinin alacağının ıslah dilekçesinde talep edilen şekilde tespit edildiğini, ancak garameten paylaştırma yapılarak alacak kalemlerinin düşürüldüğünü, bu nedenle yerel mahkemenin reddettiği kısım yönünden müvekkilleri aleyhine vekalet ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu, diğer yandan birleşen davada birden fazla davacı mevcutken tek vekalet ücretine hükmedildiğini, davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Asıl ve birleşen dosya davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilgili dosyada alacaklı ve borçlu sıfatı birleşmiş olup yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, davacı tarafın açmış olduğu davada hukuki yararının bulunmadığını, ... Yönetmeliği gereği ödenen tutar açısından davacı tarafa mirasçılık sebebiyle rücu etme hak ve zorunluluğunun bulunduğunu, müterafik kusura ilişkin araştırma yapılmamış olup, davacıların kusur incelemesi yapılmaksızın lehine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminat raporunun hesap hatalarıyla dolu olup hakkaniyete aykırı olduğunu, kaza tarihi itibariyle PMF tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini, aksi durumda TRH 1.8 ve TRH 1.65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, harç yargılama gideri ve vekalet ücretinden de müvekkilinin poliçe limitiyle sınırlı olup yerel mahkemece hükmedilen miktarların poliçe limitini aştığını, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut olayda; 19/07/2010 tarihinde, davacıların murisi ...'nin idaresinde bulunan sigortasız ...plakalı aracın, ... Üniversitesi Ağaçlandırma alanı mevkine geldiğinde sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ve elektrik direğine çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisi ...'nin vefat ettiği ve araçta yolcu konumunda bulunan bir kişinin yaralandığı, kaza tespit tutanağına göre ...'nin kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, ...plakalı aracın ZMMS poliçesinin bulunmaması nedeniyle davalı ... karşı ... mirasçıları tarafından eldeki maddi tazminat davasının açıldığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ve davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesi uyarınca, kazanın ölümlü ve yaralamalı olması karşısında olaya uygulanacak zamanaşımı süresi 15 yıl olup, davaya konu trafik kazasının19/07/2010 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 03/11/2021 tarihinde açılmış olması karşısında davanın açıldığı tarih itibarı ile 15 yıllık ceza dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca, davacıların talebi ve iddia ettiği zararın ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayandığı, dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı (HGK'nun 15/06/2011 gün ve 2011/..-.... Esas-....Karar, HGK'nun 22/02/2012 gün 2011/...-...Esas- 2012/.... Karar, HGK'nun 16/01/2013 gün ve 2012/....-.... Esas- 2013/.... Karar sayılı vs. ilamları uyarınca), davalının zararın tamamından poliçe limiti ile sorumlu olduğu (Bknz.Y.4.H.D. 2021/11134 E.- 2022/5000 K.), davalı Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu'nun sorumlu olduğu poliçe limiti belirli olup, bilirkişi tarafından poliçe limiti olan 175.000,00-TL 'nin garameten paylaştırılması sonucu davacıların hakedeceği tazminatın belirlendiği, bilirkişi raporu sunulduktan sonra davacılar vekili tarafından davanın 521.841,00-TL olarak ıslah edildiği, davalının poliçe limiti ve davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirli olması karşısında davacı vekilinin ıslah ile talep ettiği miktar dikkate alınarak reddedilen kısım yönünden davacılar aleyhine davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle birleşen davaya yönelik aşağıdaki paragraf dışında kalan davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının ve davalıların tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar arasında ihtiyati dava arkadaşlığı bulunmasına göre birleşen dosyada birden fazla davacı olması nedeniyle her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş olup, bu yöndeki davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca asıl ve birleşen dava davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf itirazlarının kabulüne, mahkemece verilen kararın kaldırılarak yerine esasa ilişkin yeniden hüküm tesisine, davacı vekilinin asıl dava yönünden, davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf itirazlarının esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun asıl dava yönünden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 353-1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Davacılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353-1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "A: Asıl dava yönünden; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
1.157.468,64-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi ilen 28/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
2.Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 10.756,64-TL tutarında karar ve ilam harcından dava açılırken peşin yatırılan 59,30 TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 1.780,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.917,34- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına
3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince alınması 24.620,21-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince alınması 24.620,21-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00-TL'nin davanın kabul ve ret oranları nazara alındığında 442,66 TL'sinin davalıdan, 877,34TL'sinin ise davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, B:Birleşen 2021/... Esas sayılı dosya yönünden; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
1.5.837,05-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi ilen 28/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya dair talebin reddine
2.11.694,34-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi ilen 28/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya dair talebin reddine
3.Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 1.197,56 TL tutarında karar ve ilam harcından dava açılırken 59,30 TL üzerinden 2 kere yatırılan 118,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.078,96 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına
4.Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 5.837,05 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine,
5.Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 11.694,34-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine,
6.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 17 .531,39-TL (davacı ...'nin 5.837,05-TL den, davacı ...'nin 11.694,34-TL den sorumlu olması kaydıyla) vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
7.Birleşen ve ana dosya üzerinden; davacı tarafından yapılan toplamda 177,90 TL başvurma harcı, toplamda 177,90 TL peşin harç, 1.780,00 TL ıslah harcı, 10 adet tebligat ücreti 57,00 TL, 1 adet posta gideri 15,00 TL ve 1 bilirkişi ücreti 580,00 olmak üzere toplam yapılan 2.787,80 TL yargılama giderinin ana dosya ve birleşen dosyanın kabul ve ret oranları nazara alınarak, 934,88 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
8.Birleşen ve ana dosya üzerinden taraflarca yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
9.Birleşen dosya yönünden; Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00 TL'nin davanın kabul ve ret oranları nazara alındığında 442,66 TL'sinin davalıdan, 877,34 TL'sinin ise davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, " şeklinde HÜKÜM TESİSİNE, III-Başvuru sırasında asıl dava yönünden peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, IV-İstinaf başvurusu aşamasında asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken 11.954,25-TL karar harcından peşin alınan 2.988,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.965,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, V-Davacılardan birleşen dava yönünden alınan istinaf karar peşin harcının davacılara iadesine, VI-Birleşen dosya da davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL başvuru harcı, 120,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 341,20-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak birleşen dosya davacılarına verilmesine, VII-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, VIII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, IX-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, X-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere ... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.