T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1418

KARAR NO: 2024/1899

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/05/2023

NUMARASI : 2023/20 Esas - 2023/280 Karar

DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ: Av. ...- ...
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 12/01/2023
KARAR TARİHİ: 19/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ: 19/12/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.06.2021 günü saat 23:35 sularında, ... plakalı, ... isimli şahsın sevk ve idaresinde ki aracın ...doğru seyir halindeyken, bulvarın ... sokağıyla kesiştiği kavşakta; ters istikametten gelen ve ... sokağına doğru kontrolsüz bir şekilde dönüş yapan ... plakalı sigortalı araçla çarpıştığını, kaza sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... yerine emniyet güçlerinin intikal ettiği an itibariyle, sigortalı aracın/ araç sürücüsünün ... yerinden firar ettiğini, sigortalı araç sürücüsünün ... yerinden kaçtıktan çok kısa bir süre sonra, ... yanında park halinde ki araçlara çarparak maddi hasara neden olduğunu, sigortalı aracın ... Sokak'ta terk edilerek sürücünün ... yerinden firar ettiğinin tespit edildiğini, bahsi geçen olaya ilişkin kazada %100 kusurlu sürücünün ... yerini terk ettiği kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edildiğinden davalı sigortalının sigorta ettirenin gerçekleşen hasardan KTK hükümlerine ve sigorta genel şartlarına göre sorumlu olduğunun ispatlandığını, somut olayda gerçekleşen zarardan sorumlu olmasına rağmen ödeme yapmayan davalı aleyhine Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/98026 Esas sayılı dosyası ile 11/10/2022 günü icra takibi ikame edildiğini, icra dosyasına gönderilen ödeme emrini 26/10/2022 günü tebliğ alan borçlu tarafından 28/10/2022 günü ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, davanın kabulü ile davalının Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/98026 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin aynı şartlar ile devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacı ... şirketinin müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını, davacı tarafından somut olayda şartları gerçekleşmemesine rağmen ZMMS genel şartları 4. Maddesi nedeniyle müvekkilinin sorumlu olduğunun ileri sürüldüğünü, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak sunulan kira sözleşmesinde müvekkilinin imzası bulunmadığını, ilgili kira sözleşmesinin adi belgelerden olduğunu ve her zaman düzenlenebileceğini, sözleşmenin üzerinde tahrifat yapıldığını iddia ettiğini belirterek, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın müvekkili yönünden öncelikle pasif husumet yokluğundan ya da esasa ilişkin savunmalar çerçevesinde reddine, alacaklının haksız ve kötü niyetli olarak açmış olduğu icra takibi nedeniyle asıl alacağın %20'sinden olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; "...Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE, Davalının talep etmiş olduğu kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu yasa hükümlerine (TTK 1472-1481'inci maddeler) göre sigortacı, sigortalısının yerine geçmekte olduğunu, sigortasının yerine geçen sigortacının, tekrar sigortalısına dönerek rücu talebinde bulunabilmesinin anılan hükümlere göre mümkün olmadığını, bu düzenlemeler ışığında davalının işleten sıfatını taşımasa dahi poliçenin akidi olarak rücu talebinin muhatabı olacağını, eğer işleten sıfatının varlığı bir şart olarak aranacaksa, bu halde davalının hükme esas alınan işleten olunmadığı savunmasının da mahkemece yeterince araştırılmadığını, esasa yönelik diğer konularda herhangi bir inceleme yapılmadığından bu konularda ileride yapılacak incelemelere ve tespitlere karşı cevap haklarını saklı tuttuklarını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rücuen tazminat davasının sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki ilişkinin rücuya dayanacağını, davacı tarafın işbu davayı görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde açması gerektiğini, davacı ... şirketinin, davalıya rücu hakkının bulunmadığını, davacı tarafından somut olayda şartları gerçekleşmemesine rağmen KMAZMSS genel şartları B.4.maddesi nedeniyle davalının sorumlu olduğunun ileri sürüldüğünü, işleten sıfatı ortadan kalkan davalının, davacı ... ile sigortacı-sigortalı ilişkisinin de bulunmadığını, sözleşmede herhangi bir tahrifat da bulunmadığını, aracı uzun süreli kiralayan kiracı işleten sıfatını kazanacağını, araç malikine husumet yöneltilemeyeceğini, ona yöneltildiğinde ise davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2023 tarih, 2023/20 Esas - 2023/280 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava rücuan tazminat talebinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde; Davacıya 10.07.2020-10.07.2021 vadeli T-210488868-0-0 numaralı ZMSS poliçesi ile sigortalı olan davalının maliki olduğu ... plakalı aracın kimliği belirlenemeyen sürücüsünün 06.06.2021 tarihinde kontrolsüz bir şekilde dönüş yaparken, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığı, ... plakalı araç sürücüsünün ... yerinden kaçtığı, daha sonra park halindeki ... plakalı ve ... plakalı araçlara çarptığı, ... plakalı araç sürücüsünün yine ... yerinden kaçtığı, davacının anılan kazalar nedeniyle ... plakalı araçta bulunan ve yaralanan ...’nin oluşan maddi hasarını ödeyerek ZMSS Genel Şartları B.4.f maddesi gereği akidi olan davalıya rücu için takip başlattığı, başlatılan takibe davalının itirazın üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;

Somut olayda Mahkeme, sigortacının aralarındaki kara yolları zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde sigorta ettirene karşı açtığı rücuen tazminat talepli itirazın iptali davasında davalının uzun süreli kiralama nedeniyle işleten sıfatı bulunmadığından sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Kara yolları Trafik Kanunu’nun 3 üncü maddesine göre işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.

Anılan Kanun’un “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85 inci maddesi ise, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olunması hâlinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır. Kanun koyucu “Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu” başlıklı 91 inci maddede, işletenlerin yukarda anılan 85 inci maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır. Gelinen aşamada zorunlu mali mesuliyet sigortası ile ilgili hükümlere değinmeden önce genel olarak sigorta sözleşmelerinin anlam ve mahiyetine kısaca değinmek faydalı olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401/1 inci maddesinde sigorta sözleşmesi; “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Kanundaki bu tanımdan hareketle; sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigortacının asli ediminin rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu iken sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu oluşturduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Kara yolları Trafik Kanunu’nun 85/1 inci maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1 inci maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.

Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, kara yollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).

Kara yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.3. maddesinde de “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” düzenlemesi mevcuttur.

Yine, 2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.

Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).

Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.

Genel Şartların B.4 maddesinde sayılan hâllerden biri de tazminatı gerektiren olayın, Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, ... yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hâlidir (md. B.4/3-f).

Bu düzenlemeye göre, tazminatı gerektiren ..., sürücünün belirlenen haller dışında ... yerini terk etmesi sonucunda meydana gelmişse sigortacı üçüncü kişilere zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı akidi olan sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamı)

Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı ..., Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuen tahsili talebinde bulunmuştur.

Yukarıda detayları verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamına göre; 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Dava konusu kaza 06.06.2021 tarihinde meydana gelmiş, sigorta şirketi ile davalı arasındaki zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 10.07.2020-10.07.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiş, poliçede sigortalı davalı ... olarak belirtilmiştir.

Davacı ... ile davalı arasındaki ilişki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişki olup sözleşme ayakta durduğu sürece hüküm ifade eder. Taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi gereğince zarar gören üçüncü kişinin zararının ödeyen sigorta şirketi sözleşmenin tarafı olan sigortalıya karşı sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle poliçenin eki niteliğindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde belirtilen şartların varlığı halinde rücu edebilir. Buna göre; sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu hakkının sigortacı tarafından sigorta sözleşmesinin tarafı yani akidi olan sigortalıya karşı ileri sürebileceğinden davacı ..., söz konusu davayı ancak kendisi ile sözleşme yapan kişiye karşı açabilir. Taraflar arasında 10.07.2020 tarihinde düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinde davalı ...’ın sigortalı olarak sözleşmenin tarafı olduğu, dava konusu kaza tarihi itibarı ile davacı ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisinin halen devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu talebini ancak sözleşmenin akidi olan davalı sigortalıya yöneltebileceği kabul edilmelidir, (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/7145 esas 2018/702 karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/25340 esas 2022/10157 karar sayılı ilamı) zira, davalının aracın işleteni olmadığı savunması haksız eylemler bakımından zarar sorumlusunun belirlenmesinde önem taşımaktadır. O halde mahkemece, davanın esası ile ilgili araştırma yapılarak poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre davacı ... şirketinin sigortalısına rücu koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,

2.Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2023 tarih, 2023/20 Esas - 2023/280 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4.İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,

5.İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6.Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

7.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.19/12/2024 ... Başkan ...

(e-imzalıdır)

...

Üye ...

(e-imzalıdır)

...

Üye ...

(e-imzalıdır)

...

Katip ...

(e-imzalıdır)

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Karar Etiketleri
19.12.2024 KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 HMK md.359/4 K2918 md.95 K6100 md.6 TTK md.1472 K6100 md.359/4 HMK md.353 HMK md.362/1 K6100 md.355