T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/861

KARAR NO: 2024/1841

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİ

TARİHİ : 23/03/2022

NUMARASI : 2021/86 Esas - 2022/18 Karar

DAVA: Tasarımın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 12/07/2021
BAM KARAR TARİHİ: 11/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 11/12/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarihli, 2021/86 Esas ve 2022/18 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in kendi şahıs şirketi bünyesinde, ... ... olarak 21.05.2016 tarihinden bu yana mobilyacılık sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, yıllar süren tecrübe ve birikimi ile müvekkili tasarımlar yapıp, işin mutfağına inecek şekilde bazen montaj ve yapım aşamalarında dahi bulunmuş olduğunu, söz konusu çalışma hayatı, yurt dışına gidip fuarlarda modelleri görmek, ilham almak ve bunlar doğrultusunda kendi zihninde oluşan modelleri hayata geçirerek üretimini yapmakta olduğunu, davalının yapmış olduğu ... başvunu numaralı ve 17.02.2021 tescil belgeli tasarım başvurusunun iptali (hükümsüzlüğü) zorunluluğu hasıl olduğundan huzurdaki davayı açtıklarını, davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. nin 17.09.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile ... sınıfı adı altında 4 adet koltuk ile ilgili tasarım başvurusunda bulunmuş olduğunu, bu başvuru ile ilgili 17.02.2021 tarihinde tescil belgesi almış olduğunu, söz konusu tasarım olduğu iddia edilerek tescili yapılan başvurunun hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından açık bir şekilde müvekkilinin üretimini yaptığı ve sattığı koltukların, piyasa tarafından satın alınıp kullanılmaya başladıktan sonra kötü niyetli olarak tescil başvurusunun yapıldığını, başvuru numaraları verilen tasarımın uzman bilirkişiler tarafından incelendiğinde, söz konusu tasarımın, ayırt edici nitelikte olmadığını, ürünün teknik fonksiyonlarının zorunlu kıldığı görünüm özelliklerini içerdiğini, başka bir mekanik olarak monte edilebilmek veya bağlanabilmek için ancak zorunlu biçim ve boyutlarda üretildiğini, herhangi bir materyal ayrımı ayırt ediciliği olmadığını, 4 ayaklı 3'lü koltuktan ibaret olduğunu, şekil ve görsel olarak kanunda yazan tasarım olgusunu oluşturmadığını kanaatine varılacağını belirterek tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın usule aykırı olduğunu, tasarımların çoklu başvuru kapsamında aynı ... sınıfında olmaları sebebi ile birlikte tescil edilmiş olduğunu, kanuna uygun olarak tasarımları hepsi ayrı ayrı koruma altında olduğunu, SMK 61/8'e göre "Çoklu başvuru veya çoklu tescili oluşturan tasarımlar bu Kanunun uygulanmasında ayrı ayrı değerlendirilir." ve davacının her tasarım için ayrı ayrı ve ayrıntılı olarak iptal iddiasında bulunması gerektiğini, davacının tasarımlardan dahi bahsetmeksizin genel bir dava açmış olduğunu, bu şekilde açılan bir davanın usule aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu tasarımları tescilledikten sonra davacının ve davacının satış yapmakta olduğu firmaların müvekkiline ait tasarımın kullandığını öğrenmiş olduğunu ve vekili olarak taraflarına iletmiş olduklarını, müvekkili ve kendilerinin davacı ve satış yapan firmalar ile iletişime geçilmiş olduğunu, davacı ile 05... numaralı telefondan iletişim kurulmuş olduğunu, ürünü bir ustaya yaptırdıklarını, ustanın yaptığı tasarımın müvekkile ait olduklarını bilmediklerini iddia etmiş ve hatalarından dönerek üretim ve satışı durduracaklarını beyan etmiş olduklarını, bu konuşmanın üzerine müvekkilinin duruma iyi niyetli yaklaşmış, üretim ve satışı durduracakları sözünü vermiş olduklarını da göz önünde bulundurarak tasarımı izinsiz kullanmalarını dava ve tazminat konusu yapmamış olduğunu, bunun üzerine davacı tasarımları izinsiz kullanmaya devam etmekle yetinmemiş olduğunu, kötü niyetli olarak müvekkili yargıyı yanıltmak sureti ile hak elde etmeye çalışmış olduğunu, tasarımların ... tarafından tasarlanmış olduğunu, 4 koltuğun tamamı tasarımcı tarafından yenilikçi bir bakış açısı ile teknik ve diğer özellikleri ile özgün bir tasarım ortaya çıkartmış olduğunu, davacının yargıtay kararları, kanun maddesi ve tanımdan ibaret dilekçesinde tasarımların içeriği ve hatta hangi tasarım olduğundan dahi bahsetmeksizin tescillerinin hükümsüzlüğü iddiası ile açmış olduğu davada hiçbir somut iddianın mevcut olmadığını, çoklu tasarımların hepsini tescil tarihinden aylar önce kamuya sunduğu iddiası hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, davacının tescil kararına itiraz etmesi gereken yasal yayın süresinde itiraz etmemiş olduğunu, tasarımların tescili yapıldıktan sonra dava yoluyla itiraz etmiş olduğunu, davanın müvekkilini maddi ve manevi olarak yıpratmak ve haksız kazanç elde etmek amacı ile açılmış olduğunu, dava dilekçesinde hangi tasarımdan bahsedildiği, tasarımlara ilişkin hangi yönden yenilik sağlamadığı gibi hiçbir husustan bahsedilmediğini belirterek her türlü cevap haklarını saklı tutarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:

Mahkemece; "...Davacının sunduğu görseller ile dava konusu tasarımın farklılık içerdiği, dosyaya sunulan görseller bakımından dava konusu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı yönünden iltibasa sebebiyet verecek mahiyette olmadığı ve yenilik ve ayırt edicilik özelliğine sahip olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekili 3. celsede ıslah ile ... ... 06-01 sınıfı 3 nolu koltuk açısından tasarımın hükümsüzlüğü ve iptali yönünden dava açmış isek de talebimizi değiştirerek ... ... 06-01 sınıfı 2 nolu koltuk açısından tasarımın hükümsüzlüğü ve iptali talep etmiş ise de; Yargıtay 22. HD'nin 2020/190 E - 2020/1382 Karar 03/02/2022 tarihli ilamında belirttiği üzere ıslah ile dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün olmadığından davacının ıslah talebi yerinde görülmemiş ve davacının davasının reddine karar verildiği..." gerekçesiyle "...Davacının davasının reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde talep konuları olan tescil başvuru numarası yazılı tasarımın iptali hakkında açılan dava da 4 adet tasarım mevcut olup, davacı tarafından bu tescil edilen tasarımın iptali hakkında davanın açıldığını, söz konusu dava dilekçeleri incelendiğinde bu sorunun ortadan kalkacağını, gerekçede açıklandığı üzere herhangi bir şekilde dava konusu yapılmayan bir durumun ıslahının söz konusu olmadığını, dava dilekçelerinde belirttikleri üzere hükümsüzlüğünü istedikleri tasarım ... ... 06-01 olup, 23.03.2022 tarihli ıslah dilekçelerinde de belirttikleri üzere 2 nolu tasarımın iptali yönünde davalarını ıslah etmelerine rağmen, mahkeme tarafından sanki dosyanın bir an evvel bitmesi lazım yada inceleme dair herhangi bir husus kalmamış gibi dosyalarının karara çıkartıldığını, ıslah dilekçeleri dikkate alınmadan oluşturulan bu karar hukuka aykırı olup, eksik inceleme sonucu huzurdaki kararın ortaya çıktığını, işin esasında; öncelikle tasarımın korunması ve 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu tasarımlar açısından büyük değişiklikler getirdiğini, öncesinde karşılaşılan bir çok sorunu çözdüğünü, 554 sayılı KHK kapsamında sadece tescilli tasarımlar koruma altına alındığını, tescilsiz tasarımlar için özel bir korumanın bulunmadığını ve bunların korunması için haksız rekabet hükümleri ve FSEK hükümlerinden faydalanılacağını, oysa her gün yeni bir ürünün geliştirildiği piyasa ortamında tescil için gerekli usullerin her bir ürün için uygulanması, bu işlemler için gerekli süreler, emek ve masraflar özel bir korumayı şart kılmakta olduğunu, 6769 sayılı Kanunun bunu sağladığını, dosyaya sunacakları tüm deliller mahkeme tarafından incelendiğinde, söz konusu koruma şartları açısından yenilik ve ayırt edicilik şartının oluşmadığını, iptal şartları ele alındığında ise, bu şartlardan biri dahi tasarımın iptaline yeterli olacak iken huzurdaki dava da bu şartlardan bir kaçının aynı anda olayda mevcut olduğunun gözler önüne serileceğini, dosyaya sonradan sunacakları görseller tüm anlatmaya çalıştıkları iddiaları ispatlayacağını, davalı tarafından yapılan bu kötü niyetli başvuru, tasarımı istenen modelin, müvekkili tarafından, davalı tasarım ile ilgili başvuru yapmadan aylar önce üretimi ve satışı yaptığı ispatlanacağını, tüm bu olay ile ilgili müvekkilinin ...' unda çekilmiş davalının tasarım başvurusundan aylar önce müvekkiline ait ... da tasarıma konu koltuğun olduğunun görüneceğini, davalı tarafından açık bir şekilde müvekkilin üretimini yaptığını ve sattığı koltuklar, piyasa tarafından satın alınıp kullanılmaya başladıktan sonra kötü niyetli olarak tasarım başvurusunda bulunduğunu, başvuru numaraları verilen tasarım uzman bilirkişiler tarafından incelendiğinde, söz konusu tasarımın, ayırt edici nitelikte olmadığını, ürünün teknik fonksiyonlarının zorunlu kıldığı görünüm özelliklerini içerdiğini, başka bir mekanik olarak monte edilebilmek veya bağlanabilmek için ancak zorunlu biçim ve boyutlarda üretildiğini, herhangi bir materyal ayrımı ayırt ediciliğinin olmadığını, 4 ayaklı 3'lü koltuktan ibaret olduğunu, şekil ve görsel olarak kanunda yazan tasarım olgusunu oluşturmadığının kanaatine varılacağını, sunmuş oldukları tüm yargıtay kararlarının da olayı aydınlatacağını, dilekçede belirttikleri gibi söz konusu tasarım başvurusu ve tescilinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından başvuru tarihinden aylar önce tasarıma konu koltuk üretime başladığını ve satışı gerçekleştirilerek kamuya sunulduğunu, hal böyle olunca davalı tarafın yaptığı başvuru, yenilik ayırt edicilik, kamuya sunma gibi şartları sağlamadığı gibi, kötü niyetli ve ürünün teknik fonksiyonlarının zorunlu kıldığı görünüme sahip olduğunu, izah ettikleri sebeplerden dolayı; kararın bozulmasına; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, tasarımın hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, ... numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, cevaba cevap dilekçesinde ise dava konusu çoklu tasarımlardan 3.1 numaralı koltuk yönünden eldeki davayı açtığını ifade etmiştir. Mahkemece, davalı adına tescilli ... numaralı çoklu tasarımlardan yalnızca 3.1 sayılı koltuk yönünden bilirkişi incelemesi yapılmış olup, daha sonra davacı vekili 23/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ... numaralı çoklu tasarımlardan 3 numaralı koltuğu sehven bildirdiğini ifade ederek 2 numaralı koltuk yönünden tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ıslah ile dava konusu olmayan bir istemin dosya kapsamına alınması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ıslah talebi yerinde görülmeyerek, ıslaha konu 2 numaralı tasarım yönünden bir araştırma ve inceleme yapılmadan davanın 3 numaralı koltuk tasarımına ilişkin olduğu kabul edilerek reddedilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 26/1 maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Aynı Kanunun 141. maddesi, davacının cevaba cevap dilekçesiyle serbestçe, iddiasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra iddia veya savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesinin mümkün olmadığı, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu hükmünü haizdir.

Taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine ıslah denir. Eş söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK’nin 04.02.1948 gün, 1944/10 E.-1948/3 K., HGK’nın 16.03.2005 gün, 2005/13-97 E.-2005/150 K. s. İlamları)

İstem sonucu, dava konusunu belirleyen tek ve asıl ögedir. Dava konusunun ne olduğu istem sonucu ile belirleneceğine göre, istem konusu ile dava sonucu iddianın ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı ve bu nedenle de ıslah kurumu açısından bir özdeşlik göstermektedir. Dava konusunda yapılacak değişiklik, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında kalmakla birlikte, ıslah yolunun işletilmesi ile sağlanabilmektedir. Bu halde dava konusunun veya istem sonucunun değiştirilmesi yönünde yapılabilecek değişiklik tamamen ıslah veya kısmen ıslah şeklinde gerçekleşebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcut iken kısmen ıslah 181. maddede kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir.

Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K., 15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları)

Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; açılan davadaki talep davalı adına tescilli ... numaralı tasarıma ilişkin olup, söz konusu tasarımın çoklu tasarım olması karşısında davacı taraf cevaba cevap dilekçesi ile çoklu tasarımlardan yalnızca 3 numaralı koltuğa ilişkin hükümsüzlük talebinde bulunmuş, daha sonra ıslah dilekçesi ile koltuk numarasını yanlış bildirdiğini ifade ederek aynı numaralı tasarım içerisinde yer alan 2 numaralı koltuk yönünden hükümsüzlük isteğinde bulunduğunu belirterek, cevaba cevap dilekçesindeki yanlışlığı düzeltmiştir. Dava dilekçesinde çoklu tasarımların tamamını kapsayan ... numaralı tasarım yönünden hükümsüzlük talebinde bulunulduğuna göre alt tasarım numarasında hata eden davacı tarafın ıslah ile bunu düzeltebilmesi mümkün olup, mahkemece yanılgılı gerekçe ile ıslahın geçerli kabul edilmemesi doğru olmamıştır.

Bu halde mahkemece, davacının davasının, davalı adına tescilli ... numaralı çoklu tasarımlardan 2.1 sayılı koltuk tasarımına ilişkin olduğu gözetilerek, davacı tarafından üretilen ürünün dava konusu tasarımın tescil başvurusundan önce kamuya arz edilip edilmediği, bahse konu 2.1 sayılı koltuk tasarımının yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını içerip içermediğinin denetlenmesi gerekmekte olup, bunun için içerisinde mobilya tasarımı konusunda uzman sektörel bilirkişi ve marka uzmanı bilirkişinin de bulunduğu heyetten denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde ayrıntılı bir rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddedilmesi doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarihli 2021/86 Esas ve 2022/18 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3.İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,

4.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,

5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024

Karar Etiketleri
11.12.2024 KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu 554 sayılı KHK kapsamında sadece tescilli tasarımlar koruma altına alındığını, tescilsiz tasarımlar için özel bir korumanın bulunmadığını ve bunların korunması için haksız rekabet hükümleri ve FSEK hükümlerinden faydalanılacağını, oysa her gün yeni bir ürünün geliştirildiği piyasa ortamında tescil için gerekli usullerin her bir ürün için uygulanması, bu işlemler için gerekli süreler, emek ve masraflar özel bir korumayı şart kılmakta olduğunu, 6769 sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK’nın 26/1 maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Aynı Kanunu HMK md.353/1 K6100 md.26/1 HMK md.355 HMK md.26/1 HMK md.353 K6100 md.180 K6100 md.355