10. Hukuk Dairesi         2023/8929 E.  ,  2024/11452 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/179 E., 2023/433 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/1188 E., 2021/971 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davalı ...”e ait nakliye firmasında kamyon şoförü olarak çalışan ... ...'in Anamur Orman İşletme deposunda kamyona yüklenen tomrukları 05.05.2018 tarihinde ...'ün işletmecisi ve sahibi olduğu Konya ilinde bulunan ... isimli iş yerine getirdiğini, ...'ün işçisi ... tarafından kullanılan kepçe ile tomrukların kasadan indirildiği sırada tomruklardan birinin kayarak ...'in üzerine düştüğünü, iş kazası neticesinde ...'in yaralandığını ve 15.05.2018 tarihinde tedavi gördüğü Konya Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde hayatını kaybettiğini, davalıların iş kazasının meydana gelmesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müteveffanın işveren ... işçisi olduğu ve 2.000,00 TL banka hesabına, 3.000,00 TL'si elden olmak üzere toplam 5.000,00 TL maaş ile çalıştığını, iş kazası nedeniyle vefat eden ...'in eşi ...'in 38 yaşında, 10 yaşındaki kızı ... ... ve 8 yaşındaki kızı ...'ün ölüm dolayısıyla hayattaki desteklerini kaybettiklerini, cenaze ve defin harcaması durumunda kaldıklarını, davalıların kazadan sonra herhangi bir maddi-manevi yardımda bulunmadıklarını, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla davacılar ..., ... ve ... için tüm maddi zararlar belirlenebilir ... geldiğinde taleplerinin artırılmak üzere belirsiz alacak niteliğinde şimdilik 10,000,00'er TL toplam 30.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacılar ..., ... ve ... için 100.000,00'er TL, davacılardan ..., ... ve ... için 80.000,00'er TL olmak üzere toplam 540.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olanı 05.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ...'in kusuru sonucu 05.05.2018 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle vefat ettiğini, meydana gelen iş kazasında ... ...'in tam kusurlu olduğu ve meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilleri arasında illiyet bağı bulunmadığından müvekkilleri yönünden davanın reddi gerektiğini, kusuru bulunmayan müvekkillerinden bu kadar yüksek miktar manevi tazminat talebinde bulunulmasının davacıların açıkta kötü niyetli olduklarını, bu davayı kazanç kapısı olarak gördüklerinin gösterdiğini, müvekkillerinin üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiklerini, müteveffanın iş sağlığı ve güvenliği konusunda mevcut eğitimleri alıp almadığına ilişkin bilgi ve belgeleri diğer davalı işverenin sunması gerektiğini, iş kazasından müvekkillere atfedilen sorumluluğu kabul etmemekle birlikte davacılar tarafından dava dilekçesinde belirtmiş oldukları maaşın ispatının diğer davalı işverenin üzerinde olduğunu, davacıların haksız davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya sigorta şirketlerinin dahil edilmesi ya da sigorta şirketlerine davanın ihbarını talep ettiklerini, sigortalı ...'in tecrübeli bir kamyon şoförü olduğunu, kamyon sahibi olan müvekkilinin olayda atfi kabil kusurunun olmadığını, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasından alınan bilirkişi raporunda sigortalı ...'in %50 asli, davalı kepçe operatörü ...'nin %30 asli, diğer davalı ...'ün %20 tali kusurlu sayıldığını ve müvekkili hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, maddi tazminat istenen davacı eş ... ve çocukları ... ve ... için gerçek zarar tavan tazminat hesabı yapılarak zararın netleştirilmesi gerektiğini, istenen manevi tazminatlar fahiş olup 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 51 ve 52 nci maddeleri gereğince indirim yapılması gerektiğini, davanın Axa Sigorta A.Ş. ile Neova Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesine, tüm talepler yönünden müvekkili ... açısından varit olmayan ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanmış, tanık beyanları dinlenmiş, davacıya ait SGK hizmet dökümü, işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri, işyeri şahsi sicil dosyası örneği, geçici ve sürekli iş göremezlik ödemesine ilişkin belge örnekleri, maluliyet müfettiş tahkikat raporu, tedavi evrakları celbedilerek incelenmiş, kusur raporu ve hesap raporu tanzim ettirilerek incelenmiştir. Dosyaya getirtilen iş kazası tahkikat evrakları, denetmen raporu, sigortalının şahsi dosyası ve tüm dosya kapsamına göre ...'e ait nakliye firmasında kamyon şoförü olarak çalışan ...'in 05.05.2018 tarihinde Anamur Orman İşletme Deposunda kamyona yüklenen tomrukları Konya ilinde bulunan ... isimli iş yerine getirdiği, ... isimli iş yeri işçisi ... tarafından kullanılan kepçe ile tomrukların kasadan indirildiği sırada tomruklardan birinin kayarak ...'in üstüne düşmesi sonucu yaralandığı ve akabinde kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, 01.11.20218 tarihli SGK inceleme raporunda ve iş kazasında tarafların kusur durumlarının tespiti amacıyla Mahkememizce inşaat mühendisi ve makine mühendisi iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine tanzim ettirilen 15.03.2020 tarihli kusur raporlarında dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı ... Orman Ürünleri ve AMB San. ve Tic. Ltd. Şti'nin %20 oranında, davalı ...'nin %30 oranında, müteveffanın %50 oranında kusurlu olduğunun, davalı ... 'in atfı kabil kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, anılan kusur raporlarının birbirini teyit ettiği, taraflara izafe edilen kusur oranlarının örtüştüğü, raporların kazanın meydana geliş şekline ve dosya kapsamına uygun olduğu, maddi tazminat yönünden davalı ... Orman Ürünleri ve AMB San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ve davalı ...'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmış, anılan kusur raporlarının hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının maddi zararının hesaplattırılması amacıyla mahkememizce tanzim ettirilen 21.06.2021 tarihli hesap raporunda, davalıların kusur oranı karşılığı sorumlu olduğu maddi tazminat miktarı, toplam maddi tazminat miktarının ödenmesinin davalıları zor durumda bırakacak fazlalıkta olmadığı anlaşılmış maddi tazminatın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacıların manevi tazminat talebine ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda ise; kaza tarihi, kazanın oluş şekli, davalıların kusur oranı, mütevaffanın %50 oranında müterafik kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının %9,2 olarak belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihi, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kurallarına göre Mahkememizce taktir olunan manevi tazminat miktarlarının manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran miktarda olduğu kanaatine ulaşılarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davalı ... ...'in davaya konu iş kazasına ilişkin sorumlu olmadığı, davalının kusuru olmadığı anlaşıldığından davanın davalı yönünden reddine karar verilmiştir..." gerekçesiyle;

HÜKÜM

-Asıl davanın kısmen kabulü ile -Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile ... ... eşi ... tarafından açılan davada 85.337,53 TL maddi tazminat alacağının 05.05.2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... ... kızı ... tarafından açılan davada 34.865,96 TL maddi tazminat alacağının 05.05.2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... ... kızı ... tarafından açılan davada 40.435,81 TL maddi tazminat alacağının 05.05.2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, - Manevi tazminat talebini kısmen kabulü ile kaza tarihi, kazanın oluş şekli, davalıların somut uyuşmazlıkta kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kurallarına göre eş ... için takdir olunan 30.000,00 TL, müşterek çocuk ... için takdir olunan 15.000,00 TL, müşterek çocuk ... için takdir olunan 15.000,00 TL, müşterek çocuk ... için takdir olunan 15.000,00 TL, müşterek çocuk ... için takdir olunan 15.000,00 TL manavi tazminat alacağının davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, -Davalı ... adına açılan davanın reddine, -Birleşen davanın kısmen kabulüne Manevi tazminat talebini kısmen kabulü ile kaza tarihi, kazanın oluş şekli, davalıların somut uyuşmazlıkta kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtihadı birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kurallarına göre müşterek çocuk ... için takdir olunan 15.000,00 TL manevi tazminat alacağının davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Davalı ... adına açılan davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın iş makinesi oparatörünün bilgisi, görgüsü ve talebi ile halatı çözmesi ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, bu hususa aykırı ve müteveffaya kusur yükleyen bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kazaya kusurlu hareketi ile sebebiyet verenin davalı ... olduğunu, müteveffayı uyarmadan boşaltma işlemine başladığını, diğer davalıların da kusurlu olduğunu bu hususun dikkate alınmadığını, davacıların zararının gerçek ücrete göre tespit edilmemesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının düşük tespit edildiğini, yargılama giderlerinin hatalı tespit edildiğini, harcın davalılardan alınması ve diğer yargılama giderleri açısından oranlama yapılması gerektiğini bildirmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ... Ltd. Şti.'ye açılması gerekirken işveren ...'ün şahsına açıldığını, husumet itirazları olduğunu, meydana gelen kazada müteveffanın tam kusurlu olduğunu, manevi tazminat miktarının yüksek belirlendiğini bildirmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; olayın davalı işveren ...'e ait nakliye firmasında kamyon şoförü olarak çalışan davacılar murisi ...'in 05.05.2018 tarihinde Anamur Orman İşletme deposunda kamyona yüklenen tomrukları Konya ilinde bulunan davalı ...'ün sahibi olduğu Konpalet isimli iş yerine getirdiği ve Konpalet isimli iş yeri işçisi davalı ... tarafından kullanılan kepçe ile tomrukların kasadan indirildiği sırada tomruklardan birinin kayarak ...'in üstüne düşmesi sonucu ölümü şeklinde meydana geldiği, Mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda davalı ... Orman Ürünleri ve AMB San. ve Tic. Ltd. Şti'nin %20 oranında, davalı ...'nin %30 oranında, müteveffanın % 50 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'in atfı kabil kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece iş bu rapor doğrultusunda davalı işveren ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davalı ...'ün işveren vekili olması sebebiyle Kon- Palet firmasına verilen kusur oranından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Ayırca davacı vekilince dava dilekçesinde müvekkilinin iş yerinde kamyon şoförü olarak aylık net 5.000,00 TL ücretle çalıştığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine dair sendika yazı cevaplarının dosya arasına alındığı başkaca araştırma yapılmasına gerek duyulmadan dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 23.06.2021 tarihli hesap raporunda emsal ücret araştırmasına ilişkin yazı cevaplarında bildirilen ücretlerin ortalamasının alınması suretiyle davacının asgari ücretin 1.8193 katı ücret üzerinden çalıştığının kabulü ile maddi tazminatın hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora süresinde itiraz ile rapor gibi talep arttırım dilekçesi sunulduğu, Mahkemece rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; hükme esas alınan kusur raporunda açıklandığı üzere davacılar murisi kazalıya davalı işverence (...) yaptığı işe ilişkin mesleki tecrübesi ve etkinliğini arttırmaya yönelik bir eğitim verildiğine ilişkin bir bilgi veya belge ile çalışmaya başlamadan önce iş yerine ve yapacağı işe ilişkin tehlike ve riskler ve bu risklerden korunma usullerini tarif eden iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin ve yine iş yerinde yapacağı işe ilişkin özellikle yükleme işinde işini güvenle yapmasına yönelik çalışma usullerini tarif eden ve bir iş disiplini oluşturacak nitelikte çalışma talimatlarının kendisine imza karşılığı tebliğ edildiğine, bu hususa ilişkin bilgilendirildiğine ve bilinçlendirildiğine ilişkin dosya muhteviyatında bir bilgi veya belgenin olmadığı tespitlerinin yapıldığı, ceza dosyası ile iş bu dava dosyasında dinlenilen tanık anlatımlarına göre tomrukların yüklendiği ve tırdan boşaltıldığı yerde tomrukların bağlama işinin ve branda çekme işinin şoföre ait olduğu, raporda açıklandığı üzere kazanın meydana geliş nedenleri arasında tomrukların yüklenirken istemsiz olarak hareketlerinin önüne geçileceği şekilde kancayla sabitlenmesi işleminin yapılmaması, birbirine bağlanan tomrukların bağlarının kazalı tarafından sıralı olarak değil de bütünüyle sökülerek tomrukların düşme ihtimalinin arttırılmasının da belirtildiği anlaşılmakla bu açıklamalar ışığında kazanın meydana geliş şekline göre tomrukların yüklenmesi ve boşaltılması sırasında risk değerlendirmesi yapmayan ve boşaltma sırasında tomrukların birbirine kancayla sabitlenmemesi nedeniyle kayma ve düşme sonucunun meydana gelebileceği açık olduğuna göre davalı işveren ...'in kazanın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunun bu yönlerden değerlendirilmemesi hatalı olmuştur. Ayrıca kaza olayına ilişkin Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarih 2018/621 Esas ve 2019/973 Karar sayılı ilamı ile davalı işveren ... hakkında Ceza Mahkemesince hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda risk değerlendirme raporunun olmaması ihtimaline binaen kusurlu olabileceği yönünde görüş bildirildiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğu ancak Mahkemece anılan dosya akıbetinin de araştırılıp değerlendirilmediği görülmekle yine bu husus da hatalı olmuştur. Öte yandan iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararlarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacının emsal ücretin tespitinde dosya kapsamına göre davacının sendikalı olduğuna dair iddia ve tespit bulunmadığına göre sendika yazı cevapları ile yetinilerek yeterince araştırma yapılmaksızın ve bildirilen yazı cevaplarındaki ücret miktarlarının ortalamasının alınması suretiyle davacı ücretinin tespiti ve hesaplanması da hatalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince ilgili ceza dosyası da getirtilmek suretiyle davalı işveren ... yönünden sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunu değerlendirmek üzere davacı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek suretiyle dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının kesinleştirilmesinden sonra ise işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından ve TÜİK verilerinden yararlanarak sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek ve sonucuna göre yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde davacıların maddi zararını tespit ettirmek, davalıların ücret tespitine ilişkin temyiz isteminin bulunmadığı gözetilerek bu yönden davacı lehine oluşan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekilleri temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
21.11.2024 BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 4857 sayılı Kanun 6098 sayılı Borçlar Kanunu 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4857 sayılı İş Kanunu