2. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 5271 sayılı CMK’nın 291/1. maddesinde yedi gün olarak belirtilen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtaydan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın 305-326. maddeleri uygulanmakta olduğundan, daha önce Yargıtay incelemesinden geçmiş dosyada temyiz süresine ilişkin bir değişiklik yapılmadığı dikkate alındığında;13.04.2021 tarihli kararda temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren 15 gün olduğu belirtilerek yanıltmaya neden olunduğunun anlaşılması karşısında, yüzüne karşı verilen kararı 21.04.2021 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz eden sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/10711 Esas, 2020/773 Karar sayılı bozma ilâmından önce verilen ve yalnızca sanık tarafından temyiz edilen 19.10.2015 tarihli kararda sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 5237 sayılı TCK’nın 165/1, 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 5 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezasının 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanık lehine infaz bakımından kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/2-g, 62. maddeleri uyarınca verilen 4 yıl 2 ay hapis cezasının, 5 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası üzerinden infazı yerine sanığın 5 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan “5237 sayılı TCK’nın 142/2-g, 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 4 yıl 2 ay hapis cezasının, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, 5 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası üzerinden infazının yapılmasına” karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap