8. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Sanık hakkında 13.06.2019-19.06.2019-20.06.2019 tarihli eylemler nedeniyle Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2019 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Çanakkale 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2019 tarihli ve 2019/115 Esas, 2019/47 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. C. Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2020/418 Esas, 2021/1909 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir. D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin reddi yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanğın temyiz sebepleri özetle; artık uyuşturucu madde kullanmadığına, affedilmesini talep ettiğinden kararını temyiz ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanığın uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın olay tarihleri olan 13.06.2019-19.06.2019-20.06.2019 günü durdurulan ...'ın üzerinde herhangi bir suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda, uyuşturucu maddeyi kendi rızası ile görevlilere teslim ettiği, söz konusu maddelerin uyuşturucu madde içerdiği, sanığın alınan savunmasında olay tarihleri olan 13.06.2019-19.06.2019 ve 20.06.2019 tarihlerinde de uyuşturucu madde kullandığını kabul ettiği, böylece üzerine atılı suçu zircirleme olarak işlediği anlaşılmakla eylemine uyan suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine istinafı üzerine ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak; olay yakalama tutanakları, uzmanlık raporları ve sanık savunması birlikte değerlendirildiğinde; suç tarihi olan 13.06.2019 günü fiziki takip yapan kolluk görevlilerinin sanığın ve yanındaki arkadaşının uyuşturucu madde almış olabileceklerini değerlendirerek takip ederek durdurdukları, sorulduğunda sanığın yanındaki arkadaşı ... ...'ın üzerindeki uyuşturucu maddeyi polislere teslim ettiği, sanığın alınan savunmasında uyuşturucu maddeyi ... ile birlikte kullanmak amacıyla aldıklarını belirttiği, uzmanlık raporuna göre ele geçen maddenin uyuşturucu maddelerden olduğunun tespit edildiği, yine suç tarihi olan 19.06.2019 günü kolluk görevlilerince sanık ile arkadaşı ...'in görülerek şüphe üzerine takibe alınıp durduruldukları, sanığın arkadaşı ...'in cebinden çıkardığı maddeyi kolluk güçlerine teslim ettiği, yine sanığın da sağ elinde bulunan maddeyi görevlilere teslim ettiği, uzmanlık raporuna göre sanıktan ele geçirilen uyuşturucu maddelerden olduğunun tespit edildiği, yine 20.06.2019 günü şüphe üzerine aracın takibe alındığı ve durdurulduğu, aracın sürücü koltuğunda sanığın arkadaşı ...'i bulunup ön yolcu koltuğunda sanığın görüldüğü, sorulduğunda aracın ön konsol alt tarafında iki adet çizgili defter kağıdına sarılı vaziyette bulunan maddeyi polislere teslim ettikleri, uzmanlık raporuna göre ele geçen maddenin uyuşturucu maddelerden olduğunun tespit edildiği, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında suçlamaları kabul ettiği, suç tarihi öncesinde sanık hakkında aynı ... nedeni ile iddianame tanzim edildiğinden doğrudan kamu davası açılmasının yerinde olduğu, sanığın her üç eyleminin de sabit olup, ilk derece mahkemesi tarafından eylemlerin sübutuna ilişkin değerlendirmesinin ve zincirleme suç hükümleri gereğince ceza tayininin yerinde olduğu, sanığın istinaf başvuru nedenlerinin yerinde görülmediği ancak sanığın tekerrüre esas mahkumiyet hükmü bulunmasına rağmen ilk derece mahkemesince tekerrür hükümlerinin uygulanmamasının yerinde görülmediği, bu yöndeki Cumhuriyet Savcısının istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla; sanığın eylemleri sabit kabul edilerek ve tekerrür hükümleri uygulanmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın cezalandırılmasına ve sanığa verilen hapis cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.12.2023 tarihli ve 2023/11-257 Esas, 2023/687 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak yalnızca güvenlik tedbiri niteliğindeki 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ilk kez istinaf incelemesinde yaptırım olarak eklenmesi hâlinin 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasında istisnai olarak sayılan temyiz edilemeyecek kararlar arasında açıkça belirtilmemesi ve açıklanan şekilde verilen bir kararın temyiz yoluna tabi olup olmadığı belirlenirken 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi içerisinde kabul edilmesinin istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle bağdaşmayacak olması ve sanık aleyhine yönelen temyiz bulunmadığında yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması anlamına gelen aleyhe değiştirme yasağının tekerrür hükümleri açısından da geçerliliğini koruması hususları ile sanık hakkında kurulmuş olan hapis cezasına ilişkin hükmün istinaf incelemesi sırasında kaldırılarak, sanığın yeniden hapis cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra 5237 sayılı Kanun'un 58 nci maddesinin de ek bir yaptırım olarak hükümde yer almış olması nedeniyle hükmün temyiz edilebilir olduğunu kabul edilmesinin kabulü ile tebliğnamedeki ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı açılan kamu davasının olduğundan bahisle,13.06.2019-19.06.2019-20.06.2019 tarihli inceleme konusu eylemleri nedeniyle doğrudan kamu davası açıldığının belirtildiği ancak, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) sorgulamasında sanık hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği, bu evrakın incelenen dosya arasında bulunmadığı ya da kamu davasının ertelenmesi kararına ilişkin inceleme tutanağının da dosya arasında yer almadığı anlaşılmakla, Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, söz konusu dosyanın/dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulup, incelenen 13.06.2019-19.06.2019-20.06.2019 tarihli eylemleri yönünden 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan dava açma koşulunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünün açıklanan nedenle, başkaca yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2020/418 Esas, 2021/1909 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîre Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın