14. Hukuk Dairesi
Dava, davacının davalı bankadan asaleten kullandığı veya kefil sıfatıyla yer aldığı kredi sözleşmeleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, banka ile düzenlenen genel kredi sözleşmeleri çerçevesinde ipotek verildiğini, ayrıca müvekkilinin dava dışı ... Şirketi ile davalı banka arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında kefaleti bulunduğunu, ancak banka ile borçlular arasında yapılan yenileme ve borç tasfiyesi protokolleri ile kefaletin sona erdirilerek yeniden teminat alındığını ve protokol kapsamında borcun ödenmesine rağmen bankaca ipoteklerin kaldırılmadığını, yapılan şifahi görüşmelerde, dava dışı şirketin kredi riskinden ve vefa protokolü kapsamında devredilen taşınmazlara yönelik tapu iptali ve tescili davaları ile aile konutu şerhi nedeniyle ipoteğin kaldırılması davasının gerekçe gösterilerek ipoteğin kaldırılmadığını ileri sürerek, İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca davacının, davalı bankaya asaleten veya kefaleten kredi borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Bu tür bir davanın takipten sonra açılması mümkün olduğu gibi, icra tehdidi altındaki bir borçlunun takip öncesi de davayı açması mümkündür.Davalı banka süresinde cevap vermeyerek dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları HMK'nın 128. maddesine göre inkar etmiştir. Bu tür bir davada, borcun bulunmadığını ve ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir. Davacı, gerek banka ile yapılan kredi sözleşmeleri kapsamında kullanılan krediler yönünden, gerekse de kefil olunan kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçların tamamının ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı cevap vermemekle birlikte inkar savunması kapsamında delil gösterebilir. Hukuki yarar her türlü dava ve talep için dava şartıdır. Bu nedenle davanın açılması sırasında hukuki yararın bulunması gerektiği gibi, hukuki yararın davanın sonuna kadar sürmesi de gerekmektedir.Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/5522-1178 E.K. sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ... AŞ tarafından 18.06.2021 tarihinde davalı bankaya karşı, bu dava dilekçesinde belirtilen ... İmar köyü ... ada .. parsel 95.220 m2.. ve ... bloklar natamam B.A.K,...blok işyeri, benzin istasyonu ile idari binası üzerine, ... Mahallesi 750/120000 arsa paylı,... blok zemin kat ... nolu benzin istasyonu ve işletme binası niteliğindeki bağımsız bölüm ile cilt 78, sayfa 7691 ana sayfa Z11(45403020) adresinde bulunan taşınmaz üzerinde ... yevmiye nolu 30.04.2013 tarihli resmi senet ile tesis edilen ipoteklerin kaldırılması, banka ile imzalanan kredi sözleşmelerinin iptali, davacının, dava dışı ... Şirketi için bankaya verdiği kefaletin iptali istemiyle dava açılmıştır. Bu davada, davalı vekili, davacının asaleten ve kefaleten canlı kredilerinin bulunduğunu ve açık kredi riski bulunan ipoteklerin kaldırılamayacağınını savunmuştur. İlk derece mahkemesince 21.06.2021 tarihli tensip tutanağı ile eksik harcın yatırılması için süre verilmiştir.Davacı vekilinin ihtara rağmen eksik harcı tamamlaması nedeniyle 13.09.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve üç ay içinde harcı ödenerek yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına 16.12.2021 tarihinde karar verilmiştir. Bu davadaki kredi ve kefaletin iptali ile ipoteğin kaldırılması talebi niteliği gereği bir menfi tespit davasıdır. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/332 Esas, 2023/107 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının dava dosyamız ile yukarıda belirtilen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/522 Esas sayılı dosyasındaki iddiaları aynen tekrar ederek, borcun ödenmesine rağmen ipoteğin kaldırılması talebinin reddi ile davacının maddi ve manevi zarara uğradığı, ipotek nedeniyle ticari faaliyetinin kısıtlandığı, kredi kullanamaması nedeniyle bir çok fırsatın kaçırıldığı ileri sürerek, ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle 10.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminat ile 1.000 TL mahrum kalınan karın tahsilini istemiştir. Davalının ise, benzer savunmalarla ipoteğin kaldırılması davasının derdest olduğunu ileri sürdüğü görülmüştür. İlk derece mahkemesince, ipoteğin kaldırılması davasının kesinleşmediği ve ipoteğin devam ettiği aşamada erken açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesi kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2023/821-723 E.K sayılı kararı ile davacının ipoteğin kaldırılması davasından ayrı tazminat davası açmasında hukuki yarar bulunudğu gerekçesiyle kaldırılmıştır.Eldeki dava, 10.000 TL harca esas değer üzerinden 16.11.2021 tarihinde açılmıştır. Dava, davacının bankaya borçlu olmadığının istendiğini, esasında borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteklerin kaldırılmasının amaçlandığını, ancak önceki ipoteğin fekki davasının işlemsiz bırakılarak açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle öncelikle ipotek miktarının belirlenerek bu miktar üzerinden eksik harcın ikmali gerekmektedir.Eksik harcın tamamlanmasından sonra yargılama yapılmalıdır.Davalı vekili, davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını savunmaktadır. Ancak gerek sunulan beyan dilekçesinde, gerekse de bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacının genel kredi sözleşmesi ile kefalet sözleşmesi kapsamında kredi riskinin devam ettiğini, başka bir anlatımla, davacının, davalı bankaya borçlu olduğunu savunmaktadır. İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası başlatılmış bir icra takibine karşı açılabileceği gibi, icra takibinin olmadığı bir aşamada da açılması mümkündür.Gerçekte bulunmayan bir borç yada bir sona erdiği iddia edilen bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalma ihtimali bulunan kişinin, gerçekte borçlu olmadığını tespit edilmesini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Somut olayda da bankanın savunmasına göre davacının gerek asaleten gerekse kefaleten borçlu olduğu, banka ile borçlular arasında düzenlenen protokol ve vefa sözleşmesi kapsamında devir edilen bir kısım taşınmazlar hakkında açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ipotekli taşınmaz hakkında Büyükçekmece 6. Aile Mahkemesinin 2019/967 Esas sayılı dosyasındaki aile konutu şerhinin tespiti ve tapu iptali davasında verilen karara göre riskin devam ettiğini savunmasına göre, davacının yapılan sözleşmeler kapsamındaki ödemeleri ve diğer nedenlerle bankaya borçlu olmadığının tespitini talep etmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkeme, bankanın 30.04.2021 tarihli yazısında, davacının açık kredi riskinin bulunmadığını kabul etmiştir. Ancak davalı banka yargılama sırasındaki beyanlarında bu yazıya rağmen davacının borçlu olduğunu savunmuştur. Özellikle kefalet borcu nedeniyle ipotekleri fek etmemesi ile dayanılan yazının anlamsız kaldığı görülmektedir. Kaldı ki dava dilekçesine ekli 30.04.2021 tarihli Bankanın ... Şubesinden verilen yazıda, banka aleyhine açılan derdest davadan söz edilerek bu dava sonucu oluşacak masraflar nedeniyle doğabilecek kredi, dava masrafı, vekalet ücreti gibi borçlar saklı olmak üzere açık kredi riskinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle belirtilen yazı nedeniyle menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim bilirkişi raporu ile davacının açık kredi riskinin bulunmadığının tespiti üzerine, kredi riskinin bulunduğu, ancak menfi tespit yerine ipoteğin kaldırılması veya borçtan kurtulma davası açılması gerektiği savunulması karşısında, bankanın halen borcun varlığını ve kredi riskinin devam ettiğini savunarak uyuşmazlık yaratması nedeniyle, menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir.Bu nedenle mahkemece, öncelikle harcın tamamlanması sağlandıktan sonra, davacının davalı banka ile yaptığı tüm kredi sözleşmeleri ile bunların tasfiyesine ilişkin protokoller incelenerek, davacının kendisinin borçlu olduğu kredi sözleşmelerinin yanı sıra, davalının kefil sıfatı ile imzaladığı kredi sözleşmeleri nedeniyle bankaya her hangi bir borcunun bulunup bulunmadığı, kredi ilişkisinin asaleten ve kefaleten borçlar yönünden tasfiye edileceği de göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yapılacak incelemede bankaya karşı açılan derdest davaların sonucuna göre oluşacak risklerden kaynaklı muhtemel borçların bulunup bulunmadığı, davalı vekilinin beyanlarında sözü edilen tapu iptal davalarını dosyaları getirtilerek incelenmelidir.Tüm bu hususlar, banka kayıtlarının konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilecek hüküm kapsamında yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.12.2024
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın