Yerel Hukuk Mahkemesi
- Mahkeme
- Yerel Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2025/7
- Karar No
- 2025/8
- Karar Tarihi
- 17.01.2025
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
MAHKEMEMİZİN 2024/229 ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ve davacı arasında 30/01/2023 tarihinde akdedilen “...” ile tesis edilen ticari ilişki çerçevesinde, davalılara davacının tüm haklarını tekelinde bulundurduğu “...” markasının ve ...’nin tarafınızca Sözleşme içerisinde belirlenen şartlar çerçevesinde kullanımına izin verildiğini, sözleşme’nin “Sözleşme Konusu, Kapsamı ve Süresi” başlıklı 3. maddesi uyarınca; sözleşme imza tarihi itibari ile yürürlüğe girecek olup 5 yıl süre ile geçerli olacağı hususunda mutabık kalındığını, fakat tarafınızca sözleşme, sözleşme’ye aykırı birçok harekette bulunmak kaydıyla ihlal edildiğini ve ardından ...
25.Noterliği’nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi tamamen haksız bir biçimde feshedildiğini, bu kapsamda davacının birçok açıdan zarara uğramış olup, davalıların bilinçli olarak yapılan bu sözleşmeye aykırılıklar ile ilgili davacı zararlarını tazmin yükümlülüğünü bulunmakta olup işbu dava ile davacının sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağının talep edilmesi zaruriyetinin doğduğunu, Mahkememizin davaya bakmakla görevli ve yetkili olduğunu, Franchise (veya franchising), bir sistem ve markanın imtiyaz hakkı sahibinin, belirli süre, koşul ve sınırlar içinde, işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin sürekli disiplin ve destek sağlayarak, belirli bir bedel karşılığında, bağımsız yatırımcılara sistem ve markasını kullandırmasına dayanan, uzun vadeli ve sürekli bir iş ilişkisi olduğunu, her ne kadar yargı uygulamasında tescilli markalara ilişkin franchise sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ise Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri görevli olsa da; Franchise sözleşmesinin feshinden kaynaklanan tazminat ve cezai şart gibi genel taleplerle ilgili olan uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, Yargıtay güncel kararlarının bu yönde olduğunu, davalılar ...ve ...'ın bir adi ortaklık kurmak suretiyle davacı ile Franchise Sözleşmesi imzalamış olup, bu kapsamda adi ortaklığın tüzel kişiliği haiz olmaması nedeniyle davanın doğrudan kendilerine yöneltilmesi gerekliliğinin doğduğunu, taraflar arasındaki Sözleşme'nin 31.1. Maddesinde Mahkemenin yazılı olarak yetkili mahkeme olarak belirlendiğini, kaldı ki; yetki sözleşmesi bulunmasa dahi, Franchise Sözleşmesi'ne konu olan ve işbu Sözleşme'nin de uygulama alanını bulunduğu işyerinin Mahkememiz yetki sınırları içerisinde olduğunu, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davalıların taraflar arasındaki sözleşme devam ederken ve sona erdiğinde sözleşme içerisinde yer alan neredeyse her yükümlülüğün ihlalini gerçekleştirdiğini, bu kapsamda sözleşme içerisinde yer verilen cezai şartın talep edilmesinin koşullarının oluştuğunu, davacı ...'ın, ülkemizin önde gelen saç uzmanlarından biri olmakla beraber bu alanda ilklerin de öncüsü olduğunu, "..." adlı saç tasarım markasının da kurucusu olduğunu, davalı tarafların ise ilgili yerde uzun yıllar çalıştığını, 30/01/2023 tarihi itibariyle ise davacı ile adi ortaklıkları arasında Franchise Sözleşmesi imzalayarak ticari iş ilişkisi kurduklarını, işbu sözleşme ... şubesinin davacı tarafından davalılara franchise olarak verilmesi amacıyla akdedildiğini, işbu sözleşme ile tesis edilen ticari ilişki çerçevesinde, davacının tüm haklarını tekelinde bulundurduğu “...” markasının ve ...’nin davalılar tarafından Sözleşme içerisinde belirlenen şartlar çerçevesinde kullanımına izin verildiğini, davalıların söz konusu işletmeden davacının müşteri pörtfoyü ve tanınırlığı sayesinde oldukça yüksek meblağlarda paralar kazanmaktayken, hiçbir geçerli neden olmaksızın sözleşme'nin birçok esaslı unsurunu ihlal ederek, süreç içerisinde davacının müşterilerine yeni bir şube açılacağı bilgisini zamanla yayarak, davacının franchise olarak devrettiği şubeyi davacının izni ve bilgisi olmadan kapatıp, aynı hizmeti sundukları başka bir işletme açtıklarını, bu aralarındaki sözleşme uyarınca sözleşmenin ihlali anlamına geldiğini, davalıların davacının müşteri pörtfoyü ve tanınırlığını kullanarak ettikleri kar, davacıyı hem marka değerine hem de ekonomik olarak kendisinde doğrudan oluşturdukları zararların, işbu cezai şart maddesinde konulan tutar ile dahi tazmininin mümkün olmayabildiğini, davalılar ile sürekli kendilerine tahsis edilen dükkanı boşaltmaları ve en azından uğranılan zararın azaltılmasına yönelik girişmlerin tamamen sonuçsuz kalması nedeniyle hiçbir düzlemde anlaşma sağlanamayacağı anlaşıldığından, işbu cezai şartın talebi zorunluluğunun doğduğunu, davalıların sözleşmeye aykırı davranışlarda bulunduğunu, bunlara ilişkin dava dilekçesinde detaylı açıklamalarla bahsedildiğini, davalılar tarafından sözleşmenin birçok maddesinin birden fazla kez ve bilinçli olarak ihlal edildiğini, bu çereçvede davacı nezdinde onarılması oldukça güç zararlar oluştuğunu, bu zararların karşılığı hiçbir şekilde mümkün olmamasına karşın, aralarında imzalamış oldukları sözleşmede yer alan ve detaylıca bahsedilen cezai şart miktarını da ödemekten de kaçınıldığı nazara alındığında ilgili davayı açmalarının hasıl olduğunu, davacının uzun zamandır yaşadığı mağduriyetin bir nebze hafiflettilmesi adına davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek davanın kabulüne, davalıların davacı ile aralarındaki sözleşmenin ihlali nedeniyle belirlenmiş olan cezai şart miktarı olan 250.000,00 USD'nin (ikiyüzellibin Dolar) fazlaya ilişkin talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 USD(YüzBin Dolar)'ının Sözleşme'nin davalılarca tek taraflı olan fesih tarihi olan 11.10.2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalılar vekili cevap ile karşı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında geçerli bir franchise sözleşmesin olmadığını, davacının davalıların kendisinden ayrılıp bağımsız olarak ...Caddesinde bir kuaför açacaklarından haberdar olduğu andan itibaren, davalılar ile ortak olarak kuracakları bir girişimin öncülüğünde birlikte çalışabileceklerini açıkça beyan ettiğini ancak kurulacak ortak girişimin ilk faaliyetini ... şubesinde gerçekleştirmesini, bu amaçla ... şubesinde faaliyet gösteren kişilerden ortaklık hisselerinin devir alınmasını istediğini, davalıların da bu isteğe uygun olarak kişilerden ortaklık hisselerini noterliğinden yapılan tarih yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile devraldıklarını, ...şubesinin devralındığı günden itibaren davalıların, ortaklarının davacı ... olduğunu bilerek hareket ettiklerini, var olan kira sözleşmesi ve hissesini devraldıkları ...'nin muhasebecisi ile çalışmaya devam ettiklerini, muhasebeci aynı zamanda davacının yakın akrabası olduğunu, sadece işlerini yaptıklarını, işletme ile ilgili hiç bir masraf ve ödemeye karışmadıklarını, çünkü bu işlerin diğer ortağın sorumluluğunda olduğunu, ..., hissesini devretmesine rağmen elini ... şubeden hiç çekmediğini, bu durumun davalılarca da doğal karşılandığını çünkü davacı ile ...'nin ortak olduğunu, ortaklığın getirdiği şartlar nedeniyle davacı adına hareket ettiğini düşündüklerini, davalıların ... şubeyi devralmadan önce şubenin iş hacminin çok düşük olduğunu, şubenin bakımsız ve yeni müşteri gelmesini engelleyen bir ortama sahip olduğunu, davalıların yüksek çalışma gücüyle iş hacmini ve karlılığı yaklaşık on kat arttırdıkları, ortak olarak bildikleri kişiler tarafından kendilerine söylendiğini, bu durumun şirket ticari defterlerinden izlenebilmesinin mümkün olduğunu, yani davacının iddia edilen şöhreti nedeniyle kuaföre gelen müşteri sayısının çok az olduğunu, Franchise sözleşmesinin 32.1 maddesinde, sözleşmenin 30.01.2023 tarihinde bir asıl nüsha olarak tanzim edildiği ve bir suretinin franchise alana verileceğinin yazılı olduğunu, bir suretin davalılara verilmediğini, çünkü bu tarihte görüşmeleri yürütülen sözleşmenin, ortaklık sözleşmesi olduğunu, davalıların yedi yıl ve beş yıl olmak üzere yanında, birlikte çalıştığı patronlarının, kendilerine başka bir sözleşme imzalatacağı konusunda en küçük bir şüpheye dahi düşmediklerini, davalılardan ..., ...
25.Noterliği ... tarih, ... yevmiye nolu devir sözleşmesi; ..., ... tarih, ... yevmiye nolu devir sözleşmesi ile ... ve ... adi ortaklığını kurduklarını, ortaklığın kurulmasından yirmi yedi gün önce ortaklık anlaşması denilerek ve bir nüshası da verilmeyerek, kendilerine başka bir sözleşme imzalatıldığından haberlerinin olmadığını, davalılar işe başlarken, ... Caddesinde açılacak kuaför salonu ile ilgili olarak kendilerine verilen sözlerin tutulmayacağının anlaşıldığı Temmuz 2023 tarihinden sonra bu projelerini hayata geçirmeye karar verdiklerini ve durumu ortaklarına bildirdiklerini, bu aşamadan sonra imzalanan sözleşmeye göre cezai şart ödemek zorunda kalacakları bilgisinin davacı tarafından dile getirildi ve kendilerine bir avukat bulmalarının önerildiğini, Franchise sözleşmesinden haberdar edildikten sonra davacının, davalıların sözleşmenin bir suretinin kendilerine gönderilmesi konusundaki sözlü taleplerini yine yerine getirmediklerini, 15.07.2023 tarihinde davacının şirket muhasebecisine, bu defa whatsApp üzerinden, sözleşmenin tam nüshasının kendilerine gönderilmesini talep ettiklerini, 18.07.2023 tarihinde muhasebe tarafından gönderilen sözleşmenin, ... tarih, ... yevmiye nolu devir sözleşmesi olduğunu, 19.07.2023 tarihinde istedikleri sözleşmenin gönderilmediğiıs, on beş sayfa olarak imzalanan sözleşmenin istendiği ısrarı üzerine bu defa franchise sözleşmesi, davacı vekilinin kişi kartı ile birlikte gönderildiğini, davalıların franchise sözleşmesinden fiilen haberdar oldukları ilk anın bu an olduğunu, cezai şartın muteber olmadığını, Franchise sözleşmesinin 25.4 maddesinde yer alan cezai şart yükümlülüğünün, sözleşmenin davalılar tarafından herhangi bir nedenle ihlali halinde davacının maddi manevi zararları yanında, başkaca bir kayıt ve şart aranmaksızın, tarafların tacir olduğu dikkate alınarak, indirime tabi tutulmaksızın 250.000,00 ABD doları olarak ödenir şeklinde belirtildiğini, Franchise sözleşmesinin, sözleşmenin kurulmasında davacı tarafın hileli davranışları nedeniyle tek taraflı olarak feshedildiğini, taraflar arasında karşılaştırılan sözleşme türünün franchise sözleşmesi olmadığını, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen franchise sözleşmesinin 30.01.2023 tarihli olduğunu, bu tarihte davalıların henüz bir işletme sahibi olmadığını, ... şubenin işletmesini elde ettikleri hisse devir sözleşmelerinin tarihi, 13 Şubat ve 27 Şubat 2023 tarihleri olduğunu, Türk Ticaret Kanunu madde 12'de de ifade edildiği üzere, bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir dendiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihte davalılar tarafından işletilen bir işletme söz konusu olmadığını, davalıların da tacir sıfatlarının olmadığını, cevap dilekçelerinde öne sürdükleri gibi davalıların işletmesini üstlendikleri ...e şubesinin tüm mali, idari işlerini davacının ortağı ...'ye bıraktıklarını, çünkü davalılardan önce şubeyi işleten kişi olduğunu, muhasebe işlemleri, kira sözleşmesi, ürün satın alma ve satışı ile ilgili karar verme ödeme yapma, borçlanma yetkisinin Erol beyde olduğunu, davacının ortak sıfatıyla ... şubede vücut bulmuş hali olduğunu çünkü davacı ve ... aynı zamanda ortak olduklarını, davalıların imzaladıklarına inandıkları ortaklık sözleşmesinin, gerçekte franchise sözleşmesi olarak akdedildiği anlaşıldığı anda bu sözleşme gereği olarak davacıya ne kadar ödeme yapıldığının bilinmediğini, şube muhasebesini tutan kişilerden de bu konuda açıklayıcı bir bilgi alınamadığını, sadece 30.03.2023 - 31.12.2023 tarihleri arasında düzenlenmiş bir mizan cetveli alınabildiğini, sözleşmeyi kuran taraf iradelerinde sakatlık söz konusu olduğunda kural olarak, iradesi sakatlanan taraf sözleşmeyle bağlı olmadığını, bununla birlikte meydana gelen zararın tazmin edilmesi de (TBK 39/2) olanak dâhilinde olduğunu, davalıların sözleşmenin karşı tarafınca aldatıldıkları için sözleşme öncesi sorumluluk hükümlerine göre tazminat haklarını talep etmediklerini, talep edilen tazminat tutarının, eğer sözleşme imzalanmasa idi katlanılmayacak olan olumsuz zarar toplamı olduğunu, hakkaniyet kuralları çerçevesinde davalıların uğradığı olumlu zararların da tazminat konusu yapılması taleplerinin olduğunu belirterek öncelikle ilk itirazları doğrultusunda dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine, davanın esasına girilirse, davacı karşı davalının davasının reddine, karşı davanın, karşı dava ile talep edilen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000,00 TL tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, français sözleşmesindeki hükümlkere aykırılık iddiası ile cezai şart talebi, karşı dava da sözleşmenin geçersizliğine dayalı tazminat talebidir. Mahkememizin 2024/229 esas sayılı dava dosyası yönünden, karşı davaya ilişkin olarak tefrik kararı verilmiş, iş bu esasa kaydedilmiştir. Mahkememizin 2024/229 esas sayılı dava dosyasındaki karşı davanın( tefrik kararı ile birlikte iş bu esas sayılı davanın) davacıları ... ve ... olup, davalısı ise ...'dır.
Yapılan incelemede mahkememizin 2024/229 esas sayılı davasında asıl davanın mahkememiz görev alanı kapsamında olması hasebiyle asıl davaya karşı dava olarak ikame edilen aynı zamanda iş bu esas sayısında kaydı yapılan davanın ticari dava olsa dahi asıl davada görevli mahkemenin mahkememiz olması sebebi ile beraber görülmeye devam etmiş ancak karşı dava yönünden davanın zorunlu arubuluculuğa tabi olması, karşı dava yönünden davacıların dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmaması sebebiyle tefrik kararı verilerek iş bu esasa dosya kaydedilmiştir.
Yapılan incelemede, karşı davanın davacılarının vekilinin karşı dava yönünden cevaba cevap dilekçesinde " her bir davacının Müvekkillerin 2022 yılı toplam cirosu ayrı ayrı 1.300,000,00 (bir milyon üç yüz bin) TL civarındadır." beyanı ile de davacıların tacir olduğu anlaşılmakta olup, mahkememizce salt bu beyan ile yetinilmeyerek bu kapsamda araştırma yapılmış, Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen 09/12/2024 tarihli cevabi yazı ve ekleri incelendiğinde davacıların Adi ortaklığı sebebi ile bilanço hesabına göre defter tuttukları anlaşılmakta olup, bilindiği üzere bilanço esasına göre 1. Sınıf tüccarların defter tutacağı sabit olup, bu durumda davacıların kurmuş oldukları adi ortaklık sebebiyle 1. Sınıf tacir oldukları, Vergi dairesinden gelen vergi beyannameleri ve tutulan defterden anlaşılmakta olup, aynı zamanda davacılar vekillerinin beyanlarından da açıkça bu husus doğrulandığından davacıların tacir sıfatına haiz olduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır.
Ve yine karşı dava yönünden davalı olan ... yönünden yapılan araştırmada Vergi Dairesi'nden gelen 14/01/2025 tarihli cevabi yazıda davalının da bilanço usulüne göre defter tuttuğu, 1. Sınıf tacir olduğu anlaşılmakta olup, bunun yanında bizatihi davacılar vekilinin karşı davaya cevaba cevap dilekçesinde de davalının bir çok işletmede ortaklığı ve şirket ortaklığı bulunduğu beyanı da dikkate alındığında davalı yanın da tacir sıfatına haiz olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacıların karşı davaya cevaba cevap dilekçesinde bildirdiği, yukarıda geçen beyanları ve yine Vergi Dairelerinden gelen cevabi yazılar incelendiğinde, tarafların tacir sıfatına haiz oldukları tartışmasız olup, bu durumda tarafların Ticaret Odası yahut Esnaf Odalarına kaydı olup olmadığının bir ehemmiyetinin kalmadığı, davanın konusu itibari ile para alacağına ilişkin olup, her iki tarafın da ticari işletmelerini ilgilendirmesi sebebi ile mahkememizin 2024/229 esas sayılı dosyadaki karşı davanın( iş bu esas sayılı davanın) nisbi ticari dava olduğu ve zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu ancak karşı dava yönünden arabuluculuğa başvurulmadan karşı davanın ikame edildiği, mahkememizin ...esas sayılı asıl dava yönünden yapılmış arabuluculuk süreci var ise de; arabuluculuk tutanağı incelendiğinde karşı davaya konu talep yönünden bir görüşme olmadığı anlaşılmakla; dava konusunun niteliği gereği huzurdaki uyuşmazlıkta zorunlu olarak Arabulucuya başvurması dava şartı olduğundan ve bu şart yerine gelmeden dava açıldığı anlaşıldığından; 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunun 18/A,
HMK 115/2 maddeleri gözetilerek DAVA DİLEKÇESİNİN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1.Dava konusunun niteliği gereği huzurdaki uyuşmazlıkta zorunlu olarak Arabulucuya başvurması dava şartı olduğundan ve bu şart yerine gelmeden dava açıldığı anlaşıldığından; 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunun 18/A, HMK 115/2 maddeleri gözetilerek DAVA DİLEKÇESİNİN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE
2.Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından karşı dava yönünden peşin alınan 430,00 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 185,40 TL harcın iş bu dava dosyası davacılarından tahsili hazineye irat kaydına,
3.İş bu dava dosyası davalısı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarifenin 7/2 ve 13/1 maddeleri nazara alınarak dava değeri( 10.000,00) üzerinden hesaplanan 1.600,00 TL vekalet ücretinin iş bu dava dosyası davacılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu dava dosyası davalısına ödenmesine,
4.İş bu dava dosyası davacıları tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, iş bu dava dosyası davalısının yapmış olduğu yargılama gideri asıl davaya hasreten yapılmış olması ve asıl davanın da devam ediyor olması sebebi ile iş bu dava dosyası davalısının yaptığı yargılama giderlerinin kendi ikame ettiği asıl dava dosyasında değerlendirilmesine,
5.İş bu dava dosyası davacıları tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan tensip incelemesi sonucunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/01/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)