12. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; katılanlar ..., ..., ... vekili ve katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6 maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiş, ilgili kararın sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2020/4261 Esas, 2022/4267 Karar sayılı ilâmıyla, sanık hakkında hükmedilen ceza miktarının ve sürücü belgesinin geri alma süresinin orantılılık ilkesine aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1 maddeleri gereğince 4 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5237 sayılı TCK'nın 53/6 maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar ..., ..., vekilinin temyiz isteği, hükmedilen ceza miktarının orantılılık ilkesine aykırı şekilde az olduğuna, 5237 sayılı TCK'nın 53/6 maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğine, vekalet ücretinin hukuka aykırı şekilde eksik hükmedildiğine, katılan ... vekilinin temyiz isteği, hükmedilen ceza miktarının ve uygulanan bilinçli taksir oranının orantılılık ilkesine aykırı şekilde az olduğuna, olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık idaresindeki otomobille, yerleşim yeri içinde, gece vakti, virajlı, iki yönlü, asfalt kaplama sokakta seyrederken, olay mahalli olan yolu ikiye ayıran adaya geldiği esnada, mecburi yön levhasını dikkate almayarak, trafik akışının tersi yönünde geliş şeridine girdiğinde, aracının ön kısımlarıyla, karşı yönden kendi şeridinde seyretmekte olan sürücü Habib idaresindeki motorlu bisikletin ön kısımlarına çarpmasıyla, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda; mahkemece sanığın tam kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Sanığın sürücü belgesinin TCK'nın 53/6 maddesi gereğince geri alınması hususu mahkemenin takdirinde olduğu, kararda değinilmeyerek zımni olarak uygulanmamasına hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmadığından bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin ayrı ayrı reddine, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 2018/12-98 esas, 2021/527 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; davacı veya sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyalarının sayısını esas ve ilke olarak alması, taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmesi, ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı belirlenmesinin ve katılanlara sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesinin mümkün bulunmaması, avukatlık ücretinin temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığı olması, her ne kadar Tarife'nin 14/1. fıkrasında katılan yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de Avukatlık Kanunu'nun 164/son fıkrasında yer alan "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir." ve Tarife'nin 3. maddesindeki "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti..." şeklindeki düzenlemeler göz önüne alındığında karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunun kabul edilmesi, yine bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulacak olup katılan sayısının tek başına ücretin belirlenmesinde kriter kabul edilmemesi hususları gözetildiğinde, kendilerini aynı vekille temsil ettiren katılanlar lehine mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilerek, avukatlık ücretinin, Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesi uyarınca avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacak şekilde belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Bakırköy 38.Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri ayrı ayrı yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün dördüncü fıkrasının çıkartılarak, altıncı fıkra olarak ''Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca yargılamada kendisini vekille temsil ettiren katılanlar ..., ..., ... lehine 17.400 TL maktu vekalet ücretinin sanık ...'den alınarak katılanlara verilmesine" ibaresinin, yedinci fıkra olarak ''Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca yargılamada kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine 17.400 TL maktu vekalet ücretinin sanık ...'den alınarak katılanlara verilmesine" eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap