12. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun’un 65/a, 5237 sayılı Kanun'un 62, 52/2-4, 51 maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 20 gün hapis ve 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; atılı suç yönünden manevi unsurun oluşmadığına, ilgili Belediye tarafından kendisine verilen yıkım iznine ve ruhsata istinaden yıkım ve kazı işlemlerini gerçekleştirdiğine,taşınmazın sit alanında kaldığına ilişkin tarafına herhangi bir tebligat yapılmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın 08.04.2003 tarihli dilekçesiyle dava konusu parsellerde genel onarım talebinde bulunarak Belediyeye müracaat etmesi üzerine Belediye tarafından sanığa ait dilekçenin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'ne iletildiği, Kurulun 27.08.2003 tarihli ve 2303 sayılı kararıyla dava konusu 101 ada 10 parselde yer alan taşınmazda yer alan bir kısım onarımların ilgili Belediyesi denetiminde yapılmasının uygun olduğuna, 9 parselde yer alan yapı kalıntısında yapılmak istenen onarımların esaslı onarım kapsamında kalması nedeniyle yapı kalıntılarına ilişkin temel rölovesi, restitüsyon ve retorasyon projelerinin Kurula iletilmesinden sonra konunun değerlendirilebileceğine karar verildiği, 15.11.2013 tarihli dilekçe ile ...'in ... Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kuruluna göndermiş olduğu dilekçesiyle, sanık...'a ait 101 ada 10 ve 9 parsellerde yapılan inşaatın uygunluğunun araştırılmasının talep edildiği, Kurul tarafından sanık hakkında ilgili Belediyesince dava konusu taşınmazlara ilişkin herhangi bir izin verilip verilmediğinin sorulduğu,...Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 21.02.2014 tarihli yazısı ile; sanığın inşaat ruhsatı talebinde bulunduğu,...Kaleköy Koruma Amaçlı İmar Planı notları madde Madde:4'e göre sehven tanzim edilen 13.02.2014 tarih ve 2014/1 sayılı ve 13.02.2014 ve 2014/2 sayılı ile Yanan ve Yıkılan Yapılar Formunda istinaden yıkım ve temel kazısı yapıldığının bildirildiği ve alanın 3. derece arkeolojik sit alanı olması nedeniyle Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünden görüş istenildiği, Müdürlük uzmanlarınca 20.02.2014 tarihinde yerinde yapılan inceleme neticesinde;Koruma amaçlı imar planına göre davaya konu 101 ada 9 ve 10 nolu parseller arasında yolun görüldüğü, ancak parsellerle birlikte yolun da kazılmış olduğu, her iki parselde yer alan taşınmazların da Çanakkale Müze Müdürlüğüne haber verilmeden kaldırıldığı, öncelikle parsellerde yapı varsa yıkım taleplerinin ve sonrasında gerçekleştirilecek sondaj çalışmalarının Koruma Kurulunca değerlendirilmesinden sonra yapılanma taleplerinin ilgili kurumca değerlendirilmesi gerektiği tespitlerinin yapılması üzerine ... Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu'nun 26.03.2014 tarihli ve 1559 sayılı kararıyla suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu ...ilçesi Kaleköy 101 ada 9 ve 10 nolu parsellerin kentsel sit alanında kaldığına ilişkin tapu kaydına 11.05.2001 tarihinde şerh düşülmüş olduğu anlaşılmıştır. ...'in şikayetçi sıfatıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 23/07/2014 tarihli beyanında özetle; yapılan inşai ve fiziki müdahale nedeniyle iki parsel arasındaki köylüye ait yolun da kazıldığı, aradaki patika yolun da kazılarak kendi evinin önüne kadar gelindiği, bu nedenle kendi evinin de göçme tehlikesinin bulunduğunu beyan ederek şikayetçi olduğu, sanığın aşamalardaki savunmasında dava konusu taşınmazda yer alan yapıları yıkmak için Belediye'ye başvurduğunu ve gerekli izinleri aldığını, suç işleme kastı bulunmadığını beyanla suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır. ...'nün raporuna istinaden sorumlu Belediye görevlileri hakkında soruşturma yapılabilmesi için soruşturma izninin istendiği, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün konu ile ilgili soruşturma izni vermediği, ilgili kararın kesinleştiği, Mahkemece 17.03.2016 tarihinde icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 08.04.2016 tarihli arkeolog bilirkişi raporuna göre; taşınmazlardan 9 ve 10 parseller ile ilgili olarak 24.10.2013 tarihinde 10 parsel için inşaat ruhsatı verildiği ancak 9 parsel için herhangi bir inşaat ruhsatının dosyada bulunmadığının, koruma amaçlı imar planına göre parseller arasında yol geçmesi gerekirken yolun ortadan kaldırıldığı ve temel kazısına dahil edildiği, ilgili kurul izni ya da müze müdürlüğü bilgisi olmadan eski yapıları ortadan kaldırmak, temel kazısı yapmak, iki parsel arasında yer alan yola müdahale etmek, kaldırılan dolguyu başka bir alana taşımak ve bu alanın yine koruma amaçlı imar planına dahil olmasının ayrıca yasalar ile uygunsuzluk içerdiğini bildirmiştir. Benzer şekilde, 04.04.2016 havale tarihli inşaat bilirkişi raporunda; 10 nolu parsel için 24.10.2013 tarihli ve 2013/94 ruhsat numaralı yapı ruhsatının düzenlendiği belirtilmiş ancak 9 nolu parsel için düzenlenmiş bir yapı ruhsatından bahsedilmediği anlaşılmıştır. Yine raporda, 9-10 parsellerin müzeden izin almaksızın yıkılarak ortadan kaldırıldığının, temel açıldığının, harfiyatın köy içinde başka bir alana döküldüğünün ve belediyeden düzenlenen 13/02/2014/1 yanan yıkılan yapı formunun yetersiz olduğunun, bu alanın 2. derece kenset sit alanında olması nedeniyle müze izninin geçerli olduğunun ve bundan sonra yıkım ve kazım sondaj izin doğrultusunda yapılabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, sanık savunması, tanık beyanı, bilirkişi raporu, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yazısı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kentsel sit ve arkeolojik sit alanında kalan dava konusu parsellerde izinsiz fiziki müdahalede bulunmak suretiyle üzerine atılı 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV.GEREKÇE VE KARAR Dosya kapsamında yer alan 24.03.2014 tarihli rapora göre davaya konu aykırılıkların uzmanlar tarafından 20.02.2014 tarihinde yerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği dikkate alındığında "20.02.2014" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında "13.02.2015" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 53/1-c maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen hükümlü hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı gözetilmeksizin, anılan hak yoksunluğunun tamamen uygulama dışı bırakılmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak, hükümde, 2863 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65/a maddesi yerine, suç tarihinden önce yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1 maddesinin dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,5237 sayılı Kanun'un 61/8. maddesine göre sanık hakkında hüküm kurulurken takdir edilen adlî para cezasının gün üzerinden belirleme yapılması gerekirken ay üzerinden tayin edilmesi, tayin olunan hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi içinde uzman görevlendirilmemesine karar verilmemesi, TCK'nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumdan çektirilmesi ve TCK’nın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağı ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK'nın 51/7 ve 51/8. maddesinin belirtilmemesi Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “65/a” ibaresi hükümden çıkarılarak yerine, “65/1” ibaresinin, "2 yıl 2 ay hapis ve 2 ay adli para cezası" ibaresinin çıkarılarak yerine "2 yıl 2 ay hapis ve 60 gün adli para cezası" ibarelerinin eklenmesi ve (7) numaralı bendinin çıkartılarak yerine "Sanığın dosyaya yansıyan kişiliği ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesinin 6. fıkrası uyarınca sanığa denetim süresi içinde herhangi bir yükümlülük veya uzman kişinin görevlendirilmesine takdiren yer olmadığına" cümlesinin eklenmesi, TCK'nın 51/7 ve 51/8 maddelerin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılarak yerine “TCK'nın 51/7. maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ve aynı kanunun 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağının sanığa ihtarına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap