Esas No
E. 2021/243
Karar No
K. 2021/243
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
T. C. ANKARA 1.

FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/243 Esas - 2024/103

T.C.

ANKARA

1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2021/243
KARAR NO: 2024/103
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 1- ....
DAVALI: 2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 30/07/2021
KARAR TARİHİ: 12/03/2024

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 12/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin uzun yıllardır seyahat acentası olarak faaliyet gösteren ve ... isimli internet sitesi üzerinden uçak ve otobüs bileti, otel, kredi, internet gibi hizmetleri arayan kimselere kıyaslamalı olarak fiyat listesi çıkaran ve buradan ucuz ürün veya hizmet tedarik imkanı sağlamak amacıyla kurulmuş bir şirket olduğunu, müvekkilinin ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, markalarının sahibi olduğunu, davalının ... numaralı “...” markası 35. Sınıfta tescil ettirmek istediğini, anılan markaya yönelik itirazlarının kurum tarafından reddolunduğunu, dava konusu markanın 5/1-c ve f bentlerine aykırı olduğunu, davalı kurumun daha önce ... sayılı “... uygun teknoloji – şekil” ibareli markayı 5/1-b ve c bentleri uyarınca reddettiğini, buna rağmen daha konusu markanın ayırt edici olduğu yönündeki yorumun hatalı olduğunu, müvekkilinin “...” markası ile ilgili ... sürecinin devam ettiğini, kaldı ki müvekkilinin “...” markasının da sahibi olduğunu, yine müvekkilinin ... şeklinde markaları olduğunu, dava konusu markanın da bu markalar ile benzer olduğunu, markaların kapsamlarının da aynı olduğunu, bu nedenle aralarında karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağını, İddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve dava konusu ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ''...'' ibaresinin 35. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 13.11.2019 tarih ve ... sayısı ile başvuru konusu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 13.01.2020 tarih ve 340 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı olarak itirazda bulunduğu, ancak bu itirazların ...’nın 09.10.2020 tarihli kararı neticesinde haklı bulunmadığı ve reddolunduğu, söz konusu karara karşı davacı yanca yeniden itiraz edildiği, davacı itirazlarını değerlendiren ...’nun 29.05.2021 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; ''... başvuru numaralı ‘...’ ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., .... sayılı ‘...’, ‘... akıllı aktarma’, ‘...’, ‘...’, ‘...’ ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri ve 6769 s. SMK Md. 5/1-(b, c, ç, f) bentleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Öncelikle, itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı başvurunun ...'nun ... sayılı kararı ile reddedilmiş olduğu tespit edildiğinden, söz konusu marka Kurul incelemesine esas teşkil etmemiştir. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, itiraz dilekçesinde belirtilen eskiye dayalı kullanım iddiası incelenmiştir.

Yapılan inceleme neticesinde, bu iddianın, yeterli bilgi, belge, delil ile desteklemediği anlaşılmış ve bu nedenle eskiye dayalı kullanım gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda ‘... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir’ hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi ‘Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.’ hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Diğer taraftan, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun 6769 s. SMK Md. 5/1-(b, c, f) bentleri kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır, ayrıca başvurusu ile itiraz gerekçesi markalar aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer görülmediğinden 6769 s. SMK Md. 5/1-(ç) bendi kapsamında yapılan itiraz yerinde bulunmamıştır...'' şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddolunduğu, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.

Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: - Dava konusu ... sayılı marka kapsamında 35. Sınıfta yer alan hizmetlerin, davacı yanın işlem dosyasına dayanak yaptığı ve ... kararında dikkate alınan markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, - Bununla birlikte dava konusu marka ile davacı yanın değerlendirmede dikkate alınan markaları arasında, “...” ibaresinin ortaklığından kaynaklı, tüketici nezdinde iltibas ihtimaline yol açacak hiçbir benzerliğin bulunmadığı, - Davacı yanın, işlem dosyasında yer verdiği delillerin takdiri Mahkemeye ait olmakla birlikte, ilgili delillerin yeterli görülmesi halinde dahi davacı yanın “...” markalarının kullanımının doğrudan 35. Sınıftaki hizmetlere yönelik olmadığı, daha ziyade bilet/seyahat satışına aracılık eden bir acente faaliyetini göstermeye yönelik olduğu, bu anlamda uyuşmazlık konusu 35. Sınıf hizmetler açısından, mevcut deliller ışığında, davacının üstün bir hakkının bulunduğu kanaatine varılamadığı, - Yine işlem dosyasında mevcut sınırlı sayıdaki delilden davacı yanın “...” markasının tanınmış olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı gibi anılan markanın dava konusu ... karar tarihinde müddet konumunda olması nedeniyle SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmayacağı, - Ancak dava konusu markanın rapor kapsamında açıklanan nedenlerle 5/1-b ve c kapsamında değerlendirilebilir işaretlerden olduğu, - SMK m. 5/1-f ile ilgili koşulların somut olayda oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi tarafından düzenlenen EK RAPORLARDA özetle: Yapılan değerlendirmeler sonucunda kök rapordaki görüş ve kanaatler korunmakta olup EK OLARAK; 5/1-ç maddesindeki mutlak ret nedeninin de somut olayda meydana gelmediği; takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1-b maddesinde "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği" mutlak ret nedenlerinden sayılmıştır. Sicilde gösterilebilir olmasına rağmen herhangi bir mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir.

Bir marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerini, başka işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi koşuluyla, özellikle kişi adları da dâhil olmak üzere sözcükler, harfler, rakamlar, malların, seslerin veya ambalajların şekli gibi işaretlerin, kaynak gösterme vasfı o işaretin markanın soyut ayırt edici niteliğine sahip olduğunu göstermektedir.

Buna karşılık bir işaretin somut ayırt edici niteliği incelenirken, tescili talep edilen işaretin tescile konu mal veya hizmetleri diğer mal veya hizmetlerden ayırt etmeye elverişli olup olmamasına bakılır. Söz konusu işaretin tescile konu mal ve hizmetler açısından ayırt edicilik fonksiyonu yoksa aksine bu mal veya hizmetlerin bir özelliğini veya kullanım amacını belirtiyorsa ya da mal veya hizmet hakkında bilgi veriyorsa, somut ayırt edici niteliğe sahip değildir . Bu nedenle bir işaret soyut ayırt edici niteliğe, dolayısıyla, marka olma özelliğine sahip olabilir, ancak bu işaret belli mal ve hizmetler için ayırt edici niteliği bulunmadığından tescil edilemez. Dolayısıyla, soyut ayırt edici nitelik somut ayırt edici niteliğe göre daha geniş kapsamlıdır.

Bu bağlamda asgari düzeyde ayırt edici niteliği olması kaydıyla, her türlü işaret marka olabilmektedir. Ayırt edici nitelik başlangıçtan itibaren olabileceği gibi sonradan kullanıma bağlı olarak da zaman içinde kazanılabilir. Ayırt edici niteliğin tespitinde temel alınan husus, markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıflarıdır. Dolayısıyla soyut anlamda ayırt edicilik değerlendirmesi yapılırken mal ve hizmet sınıfı temelinde bir değerlendirme yapılmaması gerekir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1-c maddesine göre ise “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilmesi mümkün değildir.

Bir işaretin Sınai Mülkiyet Kanunu m. 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, işaret ile mal veya hizmet arasında doğrudan ve özellikli bir ilişkinin bulunması, işaretin mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi sebebiyle bir özelliğini derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir.

Somut ayırt edicilik değerlendirmesi tescil edilmek istenilen mal ve hizmet gözetilerek ilgili tüketici nazarında yapılmalıdır. Bu değerlendirme kapsamında tüketici nezdinde ilgili markanın farklı bir kaynaktan geldiği ve ayırt ediciliğe haiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Eğer bu ölçüde bir ayırt edicilik mevcut değilse aksine tanımlayıcılık mevzubahis olursa söz konusu markanın tescili mümkün olamayacaktır. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nın 5/1-c bendine göre, bir ibarenin tasviri işaretlerden sayılabilmesi için benimsenen temel kriter, işaretin, tescil edilmek istenilen emtia sınıflarında, hiçbir özel zihni çabaya gerek olmaksızın, doğrudan doğruya, mal ve hizmet ile sıkı ilişkisi nedeniyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürmesi ve akla getirmesidir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür.

Görüleceği üzere işaretin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 5/1-b ve 5/1-c maddeleri kapsamında kalıp kalmadığı hususu, başvuru kapsamındaki işaretin tüketici nezdinde öncelikle markasal bir algı yaratıp yaratmadığı, sonrasında ise tescili talep edilen işaretin kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olup olmadığı ya da ilgili mal ya da hizmetin bir özelliğini ifade edip etmediği noktalarında toplanmaktadır.

Mevzuatta yer alan ve kullanım sonucu ayırt ediciliğe ilişkin istisna niteliğindeki düzenleme uyarınca “bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre” reddedilemez. Bu düzenleme kapsamında ayırt edici nitelik kazanma; ticaret hayatında kendini kabul ettirmiş, kendine bağlamış, kendisini onunla tanıtmış olma, o işaretin, o işareti kullanan işletmeye ait olduğunu ticaret alanında kabul ettirme anlamına gelir. Ayırt edici olmayan bir markanın kullanım yoluyla ayırt edici hale gelebilmesi için kullanım, tanıtım ve reklam harcamaları o kadar yoğun ve fazla olmalıdır ki, artık o marka veya işaret söz konusu olduğunda bir ürünün, hizmetin ya da ticarette herkesin kullandığı, malların karakteristik özelliklerini, cins veya çeşidini gösteren işaretler değil bir firmanın mal ve hizmetini gösterir bir işaret olduğu algılanmalıdır. Bir başka anlatımla, kullanım yoluyla ayırt edici hale geldiği savunmasının kabul edilerek, serbest kullanımdaki bir sözcüğün veya işaretin bir kimsenin tekeline verilebilmesi için başlangıçta ayırt edici olmayan, bir ürünün cinsi, çeşidi, ticarette herkesçe kullanılan bir ad veya işaret, bu anlamından uzaklaşmalı ve bunu kullanan firma ile özdeşleşmelidir. Bu halde marka sözcük anlamından uzaklaşarak ondan bağımsızlaşarak ikinci bir anlam kazanmaktadır.Bu tür işaretler her ne kadar başlangıçta ayırt edici değillerse de sonradan yoğun kullanım ve tanıtım sonucunda artık bir firma ile özdeşleşir, cins, tür, nitelik bildirmek yerine bir firmanın mal ve hizmetini gösterir hale gelirse bunların marka olarak tescili mümkün olmaktadır. Bununla birlikte yürürlükte olan mevzuattaki düzenlemeye bakıldığında, kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılıp kazanılmadığı iddiasının, “başvuru tarihi” itibariyle esas alınması ve değerlendirilmesi gerektiği ifade olunduğu görülmektedir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; SMK 6. Madde Kapsamında İnceleme: Öncelikle dava konusu markanın tescil işlemlerinin

01.12.2021 tarihinde hak sahibine yapılan bildirime rağmen tamamlanmadığı, bu nedenle hükümsüzlük talebi açısından ayrıca bir değerlendirme yapılmasının mümkün olamayacağı tetkik edilerek dava konusu marka ile davacının önceki tarihli.... sayılı markaları yönünden: Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Örnek Davacı Markaları ... ... (35. sınıf) ... ... Cüzdan ... (35. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka 35. Sınıf tüm alt gruplarını kapsamakta olup davalı yanın davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da (... sayılı marka hariç) anılan sınıf ve tüm alt grupları yer almakta iken ... sayılı markasını ise 35. Sınıf 1-2 alt gruplarında yer alan hizmetleri kapsadığı; taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer hizmetleri kapsadıkları, bu hizmetlerin benzer ihtiyaçları karşılayan, tüketiciye aynı kanaldan ve aynı tür satış yöntemi ile ulaştırılan, birbirleri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde bulunan, hedef tüketici kitleleri benzer olan, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikame edilebilirliği bulunan mal ve aynı malların satışına yönelik hizmetler oldukları görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.

Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın siyah fon üzerine beyaz harflerle “...” şeklindeki yazımına rağmen “...” olarak algılanacak bir sözcük grubu markası olduğu, markada herhangi bir figüratif ya da görsel unsurun yer almadığı, anılan ibarenin bütün olarak tüketiciye “satın alacağı mal veya hizmetin bütçe dostu, uygun fiyatlı, diğer satış kanallarına göre ... uygun olan” gibi bir anlamı sunacağı, tüketicinin bu ibareyi bütün olarak algılayacağı anlaşılmaktadır.

Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın markalarının tamamı fıstık yeşili ve beyaz rengin combinasyonu ile oluşturulmuş “...” kelimesi ve bu kelimeye eklenmiş “coin, cüzdan, akıllı aktarma” gibi markasal nitelik arz etmeyen, ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunan ibarelerden oluştuğu, davacı markalarının “...” ibaresi temelinde yarattığı bu markalarının görsel anlamda tüketici hafızasına daha güçlü hitap ettiği, zira “...” ibaresinin “...” kelimesinin karşılığı olarak bir şeyin genişliğini gösteren anlamının yanı sıra “Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime” anlamının da bulunduğu, davacı markalarının da bütün olarak algılanacakları anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; bilirkişi raporunda da değinildiği üzere, taraf markalarında ortak tek unsur “...” ibaresi olduğu, ... ibaresi başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime anlamı itibariyle ticaret hayatında oldukça yaygın kullanımı bulunan, yalnızca iki harften oluşan bir kelime olduğu, bu ibarenin kullanıldığı tamlama ya da sözcük grubunun, tek bir iktisadi kaynağa ait olduğundan bahsetmek şüphesiz ki mümkün olmayacağı, böyle bir algı için ya karşılaştırılan tamlama/sözcük grubunun kendisinin yüksek düzeyli benzerlik taşıması geremekte ya da davacı yanın fıstık yeşili/beyaz renk kombinasyonuna yanaşır biçimde bir kullanımın aranması gerektiği, somut olayda bu iki kriter de karşılanmadığı gibi taraf markaları bütünsel algıları itibariyle bir benzerlik de taşımadığı, taraf markaları arasında “seri/zincir markadan” kaynaklı bir ilişkinin varlığının da kabul edilemeyeceği, bu mahiyetteki markalarda, karşılaşılan markaların her birinin aynı iktisadi kaynağa ait olduğu algısı ve buna bağlı oluşması muhtemel iltibasın ancak imaj devrine yol açacak bir benzerliğin mevcut olması halinde mümkün olabileceği halbuki somut olayda dava konusu markanın, davacı markalarından imaj devrini temin edecek bir biçimde kullanılmadığı, her ne kadar taraf markaları, başvuru 35. Sınıf hizmetlerin tamamı açısından aynı, aynı tür ya da benzer hizmetleri kapsamakta iseler de işaretler açısından bütünsel algı itibariyle benzerlik olmadığından ilgili tüketiciler nezdinde, tüketicinin, davacıya ait markaları taşıyan mal ya da hizmetlerden yararlanmak isterken, davalıya ait markayı taşıyan mal ve hizmetleri satın alma olasılığının bulunmadığı, dava konusu markanın bütün olarak da sahip olduğu görsel mizanpajın, davacı markaları ilişkilendirilebilir olmadığı, tüketicinin sadece “...” ibaresinin varlığından kaynaklı olarak önceki ve sonraki markalar arasında bir ilişki kurma ihtimalinin mevcut olmadığı, davacı yanın “...” şeklindeki marka başvurusunun müddet konumunda olması nedeniyle SMK m. 6/1 kapsamındaki değerlendirmede dikkate alınamayacağı, davacının “...” kelime kökünden oluşturduğu birden fazla markası var ise de bu seri marka ailesinin her bir üyesinin zayıf ayırt edici nitelikte olduğu, dolayısıyla sonraki yaratılan markanın herhangi bir şekilde önceki markadan imaj teminine neden olacak özellik taşımaması halinde tüketicinin de bu iki marka arasında iktisadi – idari bir bağlantı kurmayacağı, hal böyleyken ilgili tüketici algısında iltibasa neden olabilecek, iktisadi – idari bağlantı tesisi yanılgısı doğurabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı; davacı yanın “...” markası ile ilgili 2015 tarihli bir adet marka bilinirlik araştırma raporu dosyaya ibraz ettiği, yine.... sayılı ilamını sunduğu, anılan kararda davacı yanın “...” markasının 2010-2013 yılları arasında kısıtlı olarak 2014 yılından itbaren ise yoğun olarak kullanıldığı, 2014 -2015 yıllarında ise ciddi tanıtım ve reklam harcamalarında bulunduğu, özellikle internet üzerinden seyahat planlayan, banka kredisi kullanan, sigorta hizmeti alan tüketiciler nezdine bilinir olduğunu, bu anlamda 35. Sınıfta “reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, istatistiklerin derlenmesi, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi”, 36. Sınıfta “sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler”, 42. Sınfta “bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri, internet arama motoru sağlama” hizmetleri bakımından, davacı markasının kullanım ile ayırt edicilik elde ettiği yönünde kanaate varıldığı, bunun dışında davacı yanın 2009-2018 yılları arasında yazılı basında çıkan haber başlık örneklerine yer verdiği, bu delillerin haber içeriklerine yönelik olmadığı, tüm bu deliller bir arada gözetildiğinde davacı yanın uzun yıllardır “...” isimli web sitesi üzerinden karşılaştırmalı/kıyaslamalı hizmet sunumu verdiği, bu hizmetlerin spesifik olarak seyahat / turizm hizmetlerine yönelik olduğu, bununla birlikte sunulan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesinleşmiş bir karar olmadığı gibi sair delillerin de tek başına tanınmışlık için yeterli olmadığı, kaldı ki davacı yanın, dava konusu ... karar tarihi itibariyle ... markasının müddet konumunda olmasından ötürü SMK m. 6/5 e dayanmasının da mümkün olmadığı; davacı yanın işlem dosyasına sunduğu delillerin, “...” internet sitesinin birtakım faaliyetlerini göstermekle birlikte, sunulan delillerin oldukça sınırlı olduğu, .... sayılı kararının henüz kesinleşmediği, marka bilinirlik araştırma raporu ve gazete haberlerinin markanın kullanımına yönelik gösterge deliller olarak değerlendirilebileceği, bununla birlikte tüm bu delillerin davacı yan markalarının kullanımını ortaya koyduğunun kabulü halinde dahi davacı kullanımlarının 35. Sınıftaki hizmetlere yönelik olmadığı, daha ziyade bilet satışına aracılık eden bir acente faaliyetini göstermeye yönelik olduğu, dolayısıyla 35. Sınıf açısından davacı yanın, somut delillere dayalı olarak üstün ve gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. SMK 5. Madde Kapsamında İnceleme:

Uyuşmazlık konusu ibarenin bir bütün olarak hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, ibareyi meydana getiren unsurların tek tek incelenmesinin değil, oluşan bütünün yarattığı algının önem teşkil ettiği, tüketicinin ilgili pazarda bu ibare ile karşılaştığında, anılan ibareyi bir pazarlama stratejisine yönelik işaret olarak algılama eğiliminin daha yüksek olacağı, işaretin bir bütün olarak herhangi bir iktisadi kaynağı işaret ederek mal ve hizmet ile iktisadi kaynak arasında bir aidiyet bağı kurmaya elverişli olmayacağı görüş ve kanaatlerine varılmış olup 5/1-b ve 5/1-c maddesi koşullarının somut olayda tüm hizmetler açısından meydana geldiği; öte yandan taraf markaları arasında herhangi bir ayniyet bulunmadığı aşikar olup bu hususta kapsamlı bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın 5/1-ç maddesinde aranılan “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olma” kriterinin somut olayda meydana gelmediği, taraf markaları farklı ek unsurlarla farklı bütünsel kimlikler de taşımakta olup SMK m. 6/1 kapsamındaki nispi ret nedeni açısından dahi iltibasa sebebiyet verebilecek düzeyde benzer olarak görülmeyen taraf markalarının anılan mutlak ret sebebi kapsamında kalacağının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, somut olayda davacı yanın ... sayılı markası, işbu ... karar tarihi itibariyle reddedilmiş bir marka olarak sicilde kayıtlı görüldüğünden anılan markanın bu kapsamdaki bir incelemede de dikkate alınmasının mümkün olmadığı, “...” şeklindeki ibarenin tüketici nezdinde 5/1-f maddesi kapsamında kalabilecek bir algıyı tüketiciye vermeyeceği, tüketicinin uyuşmazlık konusu hizmetlerde bu markayı gözlemlediğinde, olsa olsa satın alacağı hizmetin / malın uygun fiyatlı olacağı ya da indirimli/ucuz mal ya da hizmeti temin edebileceği yönünde bir izlenim yaratacağı, başka bir ifadeyle dava konusu markayı bir pazarlama – satış stratejisi sloganı gibi algılayacağı, 5/1-f kapsamında aranılan nitelik, kalite veya üretim yeri/coğrafi kaynak gibi unsurlardaki yanılgı yaratma ihtimalinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,

4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5.Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2024 Katip .... Hakim ....

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.