T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
....
KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarıyla, müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, 40 yılı aşkın bir süredir bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin bu faaliyetlerinde kullandığı markalarından birinin de “...” olduğunu, dava konusu markanın ise ... sayı ve “...” ibaresi ile başvuru konusu edildiği, başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresi içerir çok sayıda marka ve tasarım tescilinin bulunduğunu, ulusal ve uluslararası tescillerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının tanınmış olduğunu, bu markaların tanıtımı çokça emek harcandığını, büyük maliyetlere katlanıldığını, “...” markalarının 90’lı yıllardan beri ilgili pazarda var olduğunu, tüketicilerin “... bisküvi” denildiğinde aklına müvekkili markalarının geldiğini, 2004 tarihli bir araştırma raporunda tüketicilerin “...” ibaresi ile müvekkili markalarını özdeşleştirdiğinin tespit edildiğini, müvekkili markalarının tanınırlığı hususunun birçok yargı kararı ile de tespit edildiğini, somut olayda taraf markalarının kapsamlarının aynı olduğunu, markaların hitap ettikleri tüketicilerin ortalama tüketiciler olduklarını, bu tüketici grubunun ise büyük bir kısmını çocukların oluşturduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, dava konusu marka içerisinde “...” ibaresinin ayırt edici bağımsız karakterini koruyacak şekilde kullanıldığını, markalar arasında işitsel olarak da benzerlik bulunması nedeniyle iltibas ihtimalinin kaçınılmaz olacağını, dava konusu markanın bu haliyle müvekkilinin markalarından biri gibi algılanarak müvekkilinin seri markaları arasına sızacağını, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğine de zarar vereceğini iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu ... sayılı markanın başvuru kapsamında 05. Sınıfta yer alan “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları, tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir. FERAGAT:
Davacı vekili 21.02.2023 tarihli feragat dilekçesi ile ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemi yönünden davadan feragat ettiği ve yalnızca ... kararının iptali istemi açısından taleplerini sürdürdüğü anlaşılmıştır. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının -dava dilekçesinde geçen mal ve hizmet sınıfları yönünden- yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 05 ve 35. Sınıf bir kısım mal ve hizmetlerde tescili amacıyla 21.12.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 01.03.2021 tarih ve 367 sayılı bültende ilanına karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı yanca önceki tarihli “...” ibareli markalarına dayalı olarak itirazda bulunulduğu, ancak bu itirazların ...’nın 22.10.2021 tarihli kararı neticesinde haklı bulunmayarak reddine karar verildiği, bu defa anılan işbu karara karşı davacı yanca itiraz edildiği ve ... tarafından verilen kararın kaldırılarak başvurunun reddinin talep olunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ....’nun 29.04.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “.... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ...", "...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1 ile birlikte 6/4, 6/5 maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. …Markalara konu işaretlerin incelenmesinde, markalar kapsamında yer alan ilgili mallar bakımından ürünlerin formda, sağlıklı, zinde kalmak amaçlı kullanılmakta olması nedeniyle ... ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıf bir ibare olduğu, bununla birlikte başvuruda "..." ibaresinin bir bütün olarak markasal algı yaratacak nitelikte bir ibare olduğu, "..." ibaresinin ayrı biçimde algılanmadığı düşünülmüştür. Belirtilen hususlar çerçevesinde, başvurunun sahip olduğu tertip tarzı ile yarattığı bütünsel algı, şekil, kelime unsurları ve ihtilaf konusu emtianın niteliği dikkate alındığında başvuru ile itiraza gerekçesi "..." ibaresini ihtiva eden gerekçe markalar arasında bütüncül algı çerçevesinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Tanınmışlık gerekçeli itirazın incelenmesinde, başvurunun tescili durumunda karıştırılma ihtimali bulunmadığı da dikkate alındığında Md. 6/4 ve 6/5'de belirtilen sonuçların ortaya çıkmayacağı düşünüldüğünden bu yöndeki itirazlar da haklı bulunmamıştır.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle: - Dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve davaya konu edilen 05. Sınıf “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları, tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” malların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mallar ile aynı ya da benzer olduğu, - Bununla birlikte taraf markaları arasında işaretlerin iktisadi – idari anlamda ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik bulunmadığı, - Somut olayda SMK m. 6/4 ve 6/5 koşullarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Davacı Markaları ...+.... ... ... (05, 35. sınıf) ... ... ...+ ... (05, 29 , 30 , 32. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; taraf markalarının kapsamları itibariyle başvuruda yer alan “tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları, tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” emtiaları yönünden aynı/aynı tür; “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler,” emtiaları yönünden ise, işaretlerin de benzerliğine bağlı olarak değerlendirilebilecek, benzerlik düzeyinde yer alan bir ilişki bulunduğu, dava konusu başvurudaki “tıbbi içerikli diyet” ürünleri şeklinde tanımlanabilecek ürünler ile davacı markalarındaki 29 ve 30. Sınıftaki gıda ürünleri arasında doğrudan bir benzerlik halinin mevcut olmadığı, başvuruda yer alan ve davaya konu edilen 05 Sınıftaki malların standart, günlük, alelade tüketime uygun gıda ürünleri olmayıp, bu ürünlerin emtia sınıflandırmasında da belirtildiği üzere genel olarak tıbbi içerikli veyahut insan sağlığını doğrudan ilgilendirir sonuçlar yaratabilecek mahiyette gıdalar oldukları, bu gıda ürünlerinin bir bölümü doğrudan ilaç olarak kabul edilmemekle birlikte nutrasötik olarak tabir edilen ürünler oldukları, dolayısıyla tıbbi içerikli zayıflama ve diyet yiyecek ve içeceklerinin, alelade gıda ürünleri olarak kabul edilemeyeceği, görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu başvurunun siyah bir fon üzerine altın sarısı renklerde şekil ve sözcük unsurlarını konumlandırılması ile oluşturulduğu, logonun üst bölümünde stilize bir şekilde yazılmış “...” ibaresinin yer aldığı, bu ibarede “...” kelimesinin herhangi bir şekilde ön plana çıkartılmadığı gibi bağımsız bir nitelikte de konumlandırılmadığı, “...” harfinin de figüratif bir algı yaratacak şekilde stilize edildiği, bu ibarenin hemen altında “yeni seni çok seveceksin” şeklinde bir slogana yer verildiği, en altta ise petek görselini temsili bir ... içerisinde arı figürüne yer verildiği, “...” ibaresinin bütün olarak bilinen bir anlama sahip olmadığı, hatta tek başına “...” ibaresinin de doğrudan bir sözlük karşılığı bulunmadığı, bancak dava konusu görselde yer alan arı figürü ile birlikte markanın ön sesinin oluşturan “...” ibaresinin bal” kelimesinden türetilmiş bir sözcük olduğunun düşünülmesinin mümkün olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın önceki tarihli markaları ise “... ” şeklinde davacı çatı markası ile birlikte kullanılan “...” ibaresi veyahut .... gibi “...” kelime kökünün kullanımı ile oluşturulmuş markalar ya da “... şeklinde kalıpsal bir kullanımı içerir markalar olup her bir markada “...” ibaresinin münhasır ve bağımsız ayırt edici unsur olarak (“...” çatı markası içerir markası hariç) kullanıldığı, markalardaki “.... +...” gibi ibarelerin ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunan tali unsurlar olarak görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. “...” ibaresine dair bu tespitler çerçevesinde taraf markaları karşılaştırıldıklarında, 05. sınıfta benzer görülen mallar açısından söz konusu emtiaların ilgili tüketici kitlelerinin özen ve dikkat düzeyi yüksek kişiler olmaları, bu sınıfta yer alan ve doğrudan ilaç niteliğinde olmamakla birlikte kişi sağlığını doğrudan ilgilendirir nitelikteki malların, normal gıda ürünleri olarak da kabul edilmelerinin mümkün olmaması nedeniyle ilgili tüketicilerin de bu durumun farkında olacağı, kaldı ki bahsi geçen emtialar bakımından “...” ibaresinin doğrudan “diyet” kavramını çağrıştırır niteliği de gözetildiğinde, 05. Sınıf emtialar bakımından “...” ibaresinin farklı biçimlerde kullanımlarında, tüketicinin her bir kullanımı, davacı markaları ile ilişkilendirmesinin beklenebilir olmadığı, dava konusu markanın da tek başına “...” ibaresinden oluşmayıp, “...” şeklinde bütünsel nitelikte, “...” ön sesiyle yaratılmış bir markada tüketicinin “...” ibaresini davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Öte yandan “...” ibaresi ayırt edici vasfı çok güçlü olmayan bir kelime olup tüketicinin de davacı markalarını hususiyetle “ambalajlı bisküvi ve kraker” ürünleri ile bildiği, başka bir ifadeyle, davacının “...” ibaresine kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırdığı emtiaların dahi, diğer gıda ürünleri arasında, sadece “bisküvi ve krakerler” ile sınırlı olduğunun muhtelif yargı kararları ile kabul edildiği bir halde, tüketicinin davalı markası ile karşıya kalması durumunda, zihninde ve algısında hiç tereddütsüz olarak davacı markalarını oluşturacağının kabulü mümkün değildir. ...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak ... iptal talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş; hükümsüzlük yönünden davacının feragat etmiş olması nedeniyle hükümsüzlük yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Hükümsüzlük talebinin feragat nedeniyle reddine,
... iptal talebinin reddine,
2.Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024 Katip ... Hakim ...
(e-imzalıdır)