12. Ceza Dairesi

TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, bozma Sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile, sanık ... hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde, 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan TCK'nın 270/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2, 53/6. maddeleri uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca iade, onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesine, sanık ... hakkında asgari hadden ceza verilmesi, TCK'nın 62 ve CMK'nın 231. maddelerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kusuru olmadığına, ceza miktarına ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; gündüz vakti, azami hız limitinin 70 km olduğu meskun mahalde, bölünmüş karayolunda sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken önündeki aracı geçmek için sola manevra yapıp sollamaya çıktığı, yaptığı manevrayı toparlamak için direksiyonu sağa doğru çevirdiği ancak bu esnada aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın yolun sağında bulunan şarampole doğru giderek 2-3 takla atarak durabildiği olayda bir kişinin öldüğü, sanığın tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A.Sanık ... Hakkında Suç Üstlenme Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Yönelik Temyiz İsteği Yönünden Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B.Sanık ... Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte TCK'nın 50/6. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır. Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap