4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2024/132 E. , 2024/4848 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketlerin bünyesinde, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu inşaat çalışmaları sırasında dinamit ve diğer patlayıcı maddeler kullanılması nedeniyle muris ...'ın evinin muhtelif yerlerinde hasar meydana geldiğini ve Ardahan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/32 D. İş sayılı dosyasında zararın 28.091,23 TL olarak belirlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 28.091,23 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile talebini 32.107,20 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı Şenbay Madencilik Turizm İnş. Nak. San. ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu inşaatı projesinin uluslararası öneme haiz olup; yapılan işin; idare talimatları ve taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda kanun, sözleşme ve her nevi teknik şartnamelere uygun bir biçimde ve büyük bir titizlikle gerçekleştirildiğini, bu nedenle davalı müvekkiline kusur atfının mümkün olmadığını, ayrıca dava dilekçesinde atıfta bulunulan ancak tarafı olunmayan ve içeriği bilinmeyen Ardahan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/32 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitlerin de davalı müvekkil şirket açısından hiçbir hukuki bağlayıcılığı olmadığını ve müvekkil şirket aleyhine olan tüm hususlara itiraz edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Bayçel Grup İnş. ve Nak. Mad. San. Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; Altyapı Yatırımları (DLH İnşaatı) Genel Müdürlüğünün yatırım programında yer alan alt yüklenici olarak davalı müvekkil firma tarafından “Türkiye-Gürcistan (Kars-Tiflis) Demiryolu Türkiye Kesimi İnşaatı” işi güzergahının yapım işi üstlenilmiş olup bu kapsamda çalışmalar yapıldığını, ancak iddia edildiği üzere dinamit patlatmasından kaynaklı olarak davacının evinin maddi zarara uğradığı belirtilmiş ise de müvekkil şirketçe köy içerisinde herhangi bir dinamit patlatma yapılmadığını, zira projenin sağlıklı sürdürülmesi ve bölge halkının güvenliğinin temini için, yerleşim yerlerine yakın geçilen kesimler başta olmak üzere güzergâhın patlatmalı kazı yapılacak kesimlerinde patlatma düzeni ve tekniği ile yapılan çalışmaların çevre etkilerini belirlemek amacıyla daha önceki iş bünyesinde 09/11.04.2010 tarihleri arasında Arıkara İleri Teknoloji Yatırımları A.Ş'ye yaptırılan saha çalışmalarının değerlendirilmesi sonucunda düzenlenen ve işveren idareden temin edilen “Patlatma Kaynaklı Titreşimlerin Çevre Yerleşim Yerlerindeki Etkilerinin Ölçüm ve Analizi İle Çeşitli Patlatma Düzenleri Konusunda Teknik Rapor” dan da faydalanılarak kazı çalışmaları yapıldığını, tespit dosyasında yapılan hasar giderim ve onarım hesaplamalarının fahiş olup gerçeği yansıtmadığını, tespite konu olan hanelerde oluşan zarara konu oturma, burulma ve çökmelerin ana sebebinin yanlış ve eksik malzeme ile konut inşaa edilmesi olduğunu, yöre halkının da bildiği üzere söz konusu zararın evlerinde zamanla oluşan yıpranmanın doğal sonucu olduğunu, mahallinde zararın var olup olmadığı, varsa müvekkil firmanın kusur ve sorumluluk durumunun tayin ve takdiri ile zarara etki eden başkaca faktörlerin bulunup bulunmadığı hususlarının tespiti bakımından konusunda uzman jeoloji mühendisinin de bulunduğu bilirkişi kurulu heyetiyle keşif yapılmasında zorunluluk bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.06.2016 tarih, 2016/21 esas ve 2016/730 karar sayılı ilamı ile Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu inşaatı çalışmaları sırasında dinamit ve diğer patlayıcı maddeler kullanıldığı, dava konusu binada davalı şirketler tarafından usulsüz ve kontrolsüz dinamit patlatılması sonucu hasar meydana geldiği gerekçesi ile davanın kabulü 32.107,20 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 20.02.2019 tarih, 2016/16227 esas ve 2019/825 karar sayılı ilamı ile; ''...1-Davacı, davalı şirketlerin bünyesinde, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu inşaat çalışmaları sırasında dinamit ve diğer patlayıcı maddeler kullanılması nedeniyle evinin muhtelif yerlerinde hasar meydana geldiğini belirterek taşınmazında meydana gelen zararın tazmini isteminde bulunmuştur. Davalılar ise iddiaların yerinde olmadığını belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, demiryolu inşaatı çalışmaları esnasında dinamit ve diğer patlayıcı maddeler kullanıldığı, dava konusu binada davalı şirketler tarafından usulsüz ve kotrolsüz dinamit patlatılması sonucu hasarın oluştuğu gerekçesi ile istemin kabulüne karar verilmiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen Bayçel Grup İnşaat ve Nakliyat Madencilik San. Tic. AŞ'nin karar başlığında ünvanı eksik yazılmış ve yine davacı Necla Karadaş'ın adına karar başlığında yer verilmemiştir. 6100 sayılı HMK 297/1-b maddesi uyarınca hükümde; "tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri" yazılmalıdır. Şu durumda, mahkemece, yukarıda anılan bu düzenlemeye aykırı olarak infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2.Dosyasının incelenmesinde; dava konusunun 118 ada 15 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binada meydana gelen hasar nedeniyle oluşan zararın giderilmesi istemine ilişkin olduğu, davaya dayanak Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/32 D.İş sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, evin taş duvarlarla örülmüş yığma bina olduğu, binanın belirli bölümlerinde duvarlar arasında ayrılmaların meydana geldiği ve yapının bazı duvarlarında ise bombe (yana kayma) meydana geldiği, yapının onarım şeklinin, ayrılan duvarların sökülüp yeniden örülerek yapılması ve bombe olan duvarlarında aynı şekilde sökülüp yeniden yapılması şeklinde olacağı, ayrıca ahır tavanının ahşap çatı olduğu ve çatıda da hasar meydana geldiği için desteklenmesi gerektiği, yana kayan ahır duvarlarının da sökülüp yeniden yapılması gerektiği belirtilerek evin aşınma payının % 70 ve ahırların ise % 90 olarak tespit edildiği, yapının onarım bedelinin hesaplandığı, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda ise tespit raporunda yer alan belirleme ve tespitlerin aynen benimsenerek rapora esas alındığı, evin aşınma payının % 60 ahırların aşınma payının ise % 80 oranında kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Bu haliyle; dosya arasında bulunan değişik iş dosyası kapsamında alınan rapor ile mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu arasında çelişki meydana geldiği, raporlarda onarım bedelinin hesaplanmasında esas alınan dayanak birim fiyatlarının belirtilmediği, aşınma payının farklı hesaplandığı, hükme esas alınan inşaat bilirkişisi raporunun, zarar kalemlerinin belirlenmesi noktasında tespit raporunu tekrarlamaktan öte gitmediği, aşınma paylarının ve birim fiyatlarının farklı esas alınmasının gerekçesinin ve çelişkisinin açıklığa kavuşturulmadığı, bu haliyle eksik inceleme sonucu hazırlanan inşaat bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece mahallinde yeniden keşif heyeti ile inceleme yapılarak; yapılan tespit ile alınan raporlar arasında uyumun denetlenebilmesi için yapılan gözlemin keşif tutanağına geçirilmesi, raporun hazırlanmasında esas alınan birim fiyatların dayanağının raporda açıklanması, tespit raporu ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.3-Dosya kapsamından ve alınan bilirkişi raporlarından dava konusu yapının mühendislik ve fenni kurallara uygun yapılıp yapılmadığı ve bu durumun zararın artmasına neden olup olmadığı hususu bilirkişi raporunda incelenmemiştir. Şu halde, davaya konu binanın niteliğinin zarararın artmasında etken olup olmadığı hususu araştırılarak müterafik kusurun varlığının tespiti halinde 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesi (818 sayılı BK'nın 44. maddesi) nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
4.Davacı, dava dilekçesinde 28.091,23 TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkemece, hüküm altına alınan tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. HMK’nın 26. (HUMK’un 74.) maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep ve sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacının talebi olmadığı halde, müşterek ve müteselsil sorumluluğa karar verilmesi doğru değildir. Davacının istemi gözetilerek değerlendirme yapılmalı ve hüküm kurulmalıdır. Mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Çıldır İlçesinde Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu inşaatı çalışmaları sırasında dinamit ve diğer patlayıcı maddeler kullanıldığı, inşaat, fen ve jeoloji mühendisi ile yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında patlatmanın yapıldığı alanın dava konusu taşınmaza yakınlığının tespit edildiği, taşınmazda meydana gelen ve yapılan keşifte tespit edilen hasarların kontrolsüz dinamit patlatması sonucu oluşan titreşim etkileri ve gürültü şoklarına bağlı meydana geldiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.341,57 TL maddi tazminatın 09.06.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinde düzenlenen dava şartlarının dikkate alınmadığını, tapu kaydına göre söz konusu taşınmazda davacılardan ..., Necla Karadaş ve ...'ın hissesinin mevcut olmadığını, buna rağmen hükümde adı geçen davacılara da yer verildiğini, davacıların hukuki yararı bulunmadığından bu davacılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme kararının gerekçe içermediğini, davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığı halde mahkemece talep aşılarak faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna dayanılmadığını, kusur tespit yapılması gerektiğini, müterafik kusurun değerlendirilmediğini ve hakkaniyet indirimi yapılmadığını, denetime elverişsiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, illiyet bağı hususunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgenin coğrafi yapısı ile deprem etkenlerinin değerlendirilmesi gerektiğini, bölgenin iklim koşulları ile bu koşulların yapılara etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini, haksız fiilin 2014 yılında gerçekleştiği varsayımının dayanağının belirli olmadığını, tespit edilen zarar miktarının denetime elverişsiz olup yüksek bedel belirlendiğini ve yapılardaki imalat kusur oranının % 10 olarak belirlenmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davaya konu binanın niteliğinin zarararın artmasında etken olduğu gerekçesiyle hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapının imalat kusuru nedeniyle % 10 indirim yapılmış olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a-Davacılar vekili dava dilekçesinde 28.091,23 TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkemece, hüküm altına alınan tazminatın 09.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 26 ncı maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep ve sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacının talebi olmadığı halde, 09.06.2014 tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesi doğru değildir. Davacının istemi gözetilerek değerlendirme yapılmalı ve hüküm kurulmalıdır. Mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. b-Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmaza ilişkin bozma öncesi dosya arasına alınan tapu kaydında davacıların murisi ...'ın taşınmazın tam maliki olduğu, bozma sonrası alınan ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın 1/5 hissesinin davacı ... ve 4/5 hissesinin davacı ... adına kayıtlı olduğunun belirlenmesi üzerine dosya arasına bozma sonrası alınan tapu kayıtlarında davacı ... ve ... adına satış suretiyle 26.11.2018 tarihinde pay temlikinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava açıldıktan sonra dava konusu taşınmazın bir kısım davacılar tarafından davacılar ... ve ...'a devredildiği ve devreden davacı diğer mirasçıların dava konusu uyuşmazlık yönünden hukuki yararı kalmadığı gözetildiğinde davacılar ..., ...ve ... yönünden davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. Adı geçen davacılar yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken anılan yön gözetilmeden verilen kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda 2 (a) ve (b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.