DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/379 E. , 2024/269 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
2.... Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2023 tarih ve E:2021/9622, K:2023/6976 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 22/10/2020 tarih ve 3129 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile bu planlara yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2023 tarih ve E:2021/9622, K:2023/6976 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
Uyuşmazlık konusu olayda, 22/10/2020 tarih ve 3129 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanarak, 23/10/2020 tarih ve 31283 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde kısmen değişikliğe uğrayarak 09/04/2021 tarih ve 3806 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planların yeniden askıyla çıkarılması üzerine davacı tarafından askı süresi içerisinde itiraz edildiği, anılan itirazın değerlendirildiği 09/07/2021 tarih ve 4258 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile ise sadece itirazların reddedilmediği, alana ilişkin mevcut imar planlarının yargı kararı ile iptaline karar verildiğinden, altlık imar planı paftaları yerine halihazır haritalar üzerine hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylanmasına karar verildiği ve anılan kararın 10/07/2021 tarih ve 31537 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı ancak ilan ve askıya çıkarılmasına ilişkin işlemlerin tesis edilmediği,Dosyadaki bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarının ilgili yerlerde 1 aylık süre ile askıya çıkarılarak ilan edilmesi gerekmekte olup, bu süre içerisinde planlara itiraz edilebileceği ve yapılan itirazların karara bağlanması sonucunda imar planlarının kesinleşeceği, 09/04/2021 tarih ve 3806 sayılı kararla onaylanan 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planlarının ilanı sırasında, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca itiraz yolunun kapalı olduğunun belirtilmediği görüldüğünden, davacının askı süresi içinde planlara itiraz edebileceğinin açık olduğu, davacı tarafından da askı süresi içinde itiraz edildiği ve dava konusu 09/07/2021 tarih ve 4258 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile askı sürecinde yapılan itirazların reddedilmesinin yanında, alana ilişkin mevcut imar planlarının yargı kararı ile iptaline karar verildiğinden, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylanmasına da karar verildiğinin görüldüğü,
Bu durumda, 09/07/2021 tarihli işlemin askı süresinde yapılan itirazların reddine yönelik olmadığı, yeni bir plan onayı niteliğinde olduğu, onaylanan imar planlarının da bir ay süreyle ilan edilerek askıya çıkarılması ve bu suretle kesinleştirilmesi gerekirken anılan planların askıya çıkarılmaması nedeniyle tüm planlama sürecinin usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği anlaşıldığından, dava konusu planlama işleminin şekil yönünden hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığı, Nitekim benzer uyuşmazlıklarda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/10/2022 tarih ve E:2022/2554, K:2022/2981 sayılı ile 19/10/2022 tarih ve E:2022/2553, K:2022/2980 sayılı kararlarının da bu yönde olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, usule ilişkin itirazlar belirtildikten sonra, 09/04/2021 tarih ve 3806 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına yapılan itirazların, dava konusu işlem ile reddedildiği, parsellere ilişkin kullanım kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin yeni bir plan onayı niteliğinde olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 28/09/2023 tarih ve E:2021/9622, K:2023/6976 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY
X- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.
Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir.
Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir.
Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır.
Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 22/10/2020 ve 09/07/2021 tarihli işlemlerin 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, dava konusu edilen Cumhurbaşkanı Kararlarının, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir.
Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenlerle, yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından, davalıların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının belirtilen gerekçe doğrultusunda onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum. KARŞI OY
XX- İmar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca, imar planlarının belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceğinin düzenlendiği, buna benzer şekilde, "İmar planlarında Bakanlığın yetkisi" başlıklı 9. maddede de, "...Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler..." hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; daha önce 22/10/2020 tarih ve 3129 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan imar planı değişikliklerine askıda yapılan itirazlar üzerine, 09/04/2021 tarih ve 3806 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının alındığı, bu Karara askıda yapılan itirazlar üzerine de 09/07/2021 tarih ve 4258 sayılı dava konusu edilen işlemin tesis edildiği ve itirazların reddine karar verildiği, diğer bir ifadeyle, uyuşmazlık konusu edilen Cumhurbaşkanı kararının yeni bir imar planı onayı niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 22/10/2020 ve 09/04/2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararları ile onaylanan imar planı değişikliklerinin, dava konusu edilen 09/07/2021 tarih ve 4258 sayılı karar ile itirazların reddedilmesi suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmakta olup, onay süreci tamamlanmış ve daha önce askıya çıkarılmış imar planlarının, yeniden askıya çıkarılmamış olması hususunun, anılan değişiklikleri sadece bu gerekçeyle hukuka aykırı hale getirmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Zira, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, imar planlarının yetkili idarece onaylanması suretiyle yürürlüğe gireceği, imar planlarının askıya çıkarılma gerekçesinin, aleniyeti sağlamaya yönelik olduğu gibi, imar planlarına ilişkin dava açma süresinin tayinine yönelik olduğu da kuşkusuzdur. Bu itibarla, temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, işin esasının incelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.