11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/3809 E. , 2023/7450 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkil şirket arasında sunulan proforma faturadan da anlaşılacağı üzere 5 çeşit torbanın tedarik edilmesi için anlaşma kurulduğunu, bu anlaşma neticesinde ürünlerin müvekkili tarafından teslim alındığını ve bu ürünleri yurtdışına ihraç ettiğini, yurtdışına ihraç edilen bu ürünlerin müvekkili şirketin, üretici olan davalı şirketin düzenlediği proforma faturaya göre pazarladığını, anılan ürünlerin müvekkili tarafından teslim edildikten sonra ürünlerin hatalı olduğu alıcı tarafından tespit edildiğini ve müvekkiline bildirildiğini, %50 tutarında reklamasyon faturası düzenlendiğini, dolayısıyla karşı tarafın üretmiş olduğu torbaların istenilen kalitede üretilmediğini, 5 çeşit üründeki 4 çeşit ürünün 40 mikron olması gerekirken 30-35 mikron arası üretildiğini,1 çeşit üründe ise 46 mikron olması gerekirken 35-40 mikron değerleri arasında üretildiğini, ürünlerin üretilmesi gereken kalitenin altında üretildiğini, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, eksik ifa edilen sözleşme dolayısıyla üreticinin de büyük miktarda haksız kazanç elde ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi ...'ın, davalı şirket satış temsilcisi ile yaptığı görüşmede malların ayıplı çıktığını ve bu nedenle tarafına bedelde indirim yapılması gerektiğini ilk etapta (en kısa zamanda) bildirdiğini, satış temsilcisinin, ürünlerin ayıplı olduğu konusunu ikrar ettiğini, ancak anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk görüşmesinde de herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirketin bu reklamasyon faturasını kabul etmek zorunda kaldığı gibi ticari itibarının da zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'lik davalarının kabulüne karar verilmesini talep, etmiş,10.12.2019 tarihli dilekçesi ile 17.851,33 euro üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 30.01.2019 tarihli KDV dahil 50.443,58 TL bedelli ve 20.02.2019 tarihli, 127.644,58 TL bedelli iki faturaya dayandığını ve iddiasını bu mallar üzerinden yönelttiğini, davacı tarafından süresi içerisinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığını, davacının Fransa'ya satış yaptığını belirterek bu satışı gösterir 2 adet fatura sunmuş ise de; sunmuş olduğu faturaların her zaman düzenlenebilecek nitelikte teslim olgusunu ispatlamayan nitelikte olduğunu, kesildiği iddia edilen reklamasyon faturasını da kabul etmediklerini, bu faturanın müvekkilinin satmış olduğu yurtdışına ihraç edilen mallara ilişkin olarak düzenlendiğinin açık olmadığını, reklamasyon faturası gerçek olsa dahi içeriğindeki malların müvekkiline ait olduğunun açık olmadığını, faturanın muvazaalı olup olmadığının da belirli olmadığını, ayıp iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf, davalıdan satın aldığı ürünleri muayene etmeden kargo şirketi aracılığı ile doğrudan yurt dışındaki firmaya gönderdiğini cevaba cevap dilekçesinde ikrar ettiği, davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanmak için gerekli olan muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği, her ne kadar davalı şirketteki satış temsilcisi ile whatsup programı aracılığı ile yazıştıklarını ve %15 oranında bedelsiz ürün verileceği yönünde anlaştıklarını beyan etmiş ise de dosyaya ibraz edilen watsap yazışmasının içeriğinin anlaşılamadığı ve nitekim bu yazışmanın hukuki bir geçerliliğinin olmadığı, tacirler arasında ayıp ihbarının ne şekilde yapılacağının yasayla düzenlendiği hususları nazara alındığında davacı tarafça süresinde yapılmış bir ayıp ihbarından bahsedilemeyeceği, yine davacının ürünleri yurt dışına ihraç etmesi, muayene ve ihbar külfetinden muaf olacağı anlamına gelmemekle birlikte her basiretli tacir gibi davacının da ürünleri yurt dışına göndermeden önce muayene etmesi gerektiği, bu husular ve dosya kapsamı çerçevesinde davacı her ne kadar satın aldığı ürünlerdeki ayıp nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmiş ise de süresinde ve yasanın aradığı usullerde yapılmış bir muayene ve ihbar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yurtdışına ihraç edilirken ihracat usullerine tabii olarak davalı tarafın konteynıra yüklediği gibi konteynırın mühürlendiğini, dolayısıyla 8 günlük ihbar süresinin ortadan kalktığını, ürünlerin üretilmesi gereken kalitenin altında üretildiğini, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, eksik ifa edilen sözleşme dolayısıyla üreticinin de büyük miktarda haksız kazanç elde ettiğini, davalı tarafça, ürünleri imal ederken anlaşma şartlarında yazan hammadde dışında başka bir hammadde ilave edildiği için mamul ürünün %20 daha ince olup aynı ağırlığa sahip olduğundan dolayı ilk mamul kabul safhasında ayıbın anlaşılamadığını, dolayısıyla anlaşılan hammaddenin özgül ağırlığından 3 kat daha ağır bir hammadde ile üretim yapıldığını, bu nedenlerle dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesi gerekirken mahkeme tarafından buna gerek duyulmadığını, yerel mahkeme her ne kadar 8 günlük ihbar süresinin müvekkili tarafından gözönüne alınmadığından bahisle davalarını reddetmiş ise de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre de ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini öne sürererek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı şeklinde olduğunu, yine 6098 sayılı Kanun'un 222 ve 223 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince alıcının sözleşme kurulurken satılanı olağan bir incelemeye tabii tutma, ayıbı görebilme imkanına sahip olmadığı satışlarda teslimden itibaren uygun bir süre içerisinde ayıbı bildirmedinin alıcının külfetinde olduğunu, dolayısıyla ayıbın öğrenildiği tarih esas alınmakta ve bunun öğrenilmesinden hemen sonra ihbarda bulunma külfetinin alıcıya ait olduğunun anlaşıldığını, mühürlenen konteynırın kontrol edilme ihtimalinin kalmadığını, bunu öğrendiği anda müvekkil şirket yetkilisinin de kendi hak ve menfaatini korumak amacıyla davalı şirket yetkilileri ile iletişime geçtiğini, iletişime geçilen davalı şirket temsilcisinin de dava dilekçesine ekledikleri eklerde görüleceği üzere ayıplı olduğunu kabul ettiğini, %15 bedelsiz mal üretme sözünde bulunduğunu, dolayısıyla doğrudan yapılan bir ikrarın söz konusu olduğunu, yerel mahkemeye duruşmada söz konusu ürünlerden bir miktar getirilerek uygun görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yapılabileceği taraflarınca belirtildiğini, ancak mahkemenin bunu uygun görmeksizin davalarını reddettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sipariş üzerine üretilip davacıya teslim edilen poşet cinsi ürünlerin verilen siparişe uygun olup olmadığı dolayısıyla ayıplı üretilip üretilmediği, ayıplı üretilmiş ise ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığı, bu ve kapsamda delil olarak dayanılan whatsup yazışmasının bu olaya ilişkin olup olmadığı, ilişkin ise davalı tarafından ayıbın kabul edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 470 ve vd., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 199, 211 inci maddeleri.
3.Değerlendirme Dava; eserdeki ayıptan doğan hakların 6098 sayılı Kanun’un 470 ve vd. hükümleri uyarınca kullanılmasından ibarettir. Belge, 6100 sayılı Kanun’un 199 uncu maddesinde düzenlenmiş olup bu hükme göre elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belgedir.Davacının dayanmış olduğu whatsap yazışmasının bu hüküm kapsamında belge niteliğinde kabul edilmesi gerekir. Mahkemece belgenin sıhhatı araştırılıp incelenmesi gerektiği halde bu yönde bir inceleme yapılmaması doğru olmamıştır.
Bu durumda Mahkemece yapılması gereken whatsup üzerinden gönderilen belge hakkında davalı tarafın dinlenilmesi, şayet gönderilmediği beyan edilirse 6100 sayılı Kanun’un 211 inci maddesinde öngörülen usulde inceleme yapılıp, taraflar arasındaki ticari ilişki de tespit edilip değerlendirmek suretiyle sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu halde böyle bir inceleme yapılmadan karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.