4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/879 E. , 2024/662 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Davanın Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı ve haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de; duruşma istemi miktar yönünden reddedilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin...Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığını, 18.07.2016 tarihinde Isparta'da sosyal medya üzerinden haber yapan Bomba-32 isimli haber sitesinde "Isparta'da 57 Polis Açığa Alındı" şeklinde yapılan haberin altına davalı tarafından "Asılları yok listede" kullanıcı ismiyle "Asıl fetöcü olanları unutmuşlar. Hasan ...,..., .... Bunlar neden yok acaba. Asıl abiler bunlar iyi baksınlar tel kayıtlarıyla banka hesaplarına." şeklinde yorum yapıldığını, 18.02.2017 tarihinde BİMER'e yapmış olduğu şikayette müvekkili hakkında FETÖ üyeliğinden araştırma yapılmasını talep ettiğini, müvekkilinin haksız şekilde idari ve adli tahkikata maruz kaldığını, davalının ihbarı üzerine silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan soruşturma neticesinde...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/360 Esas 2018/78 sayılı kararı ile delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davalının müvekkiline yönelik iftira suçundan Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/872 Esas 2019/337 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiğini, iftira nedeniyle zarara uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2002-2012 yılları arasında...Kaçakçılık ve Organize Şube Müdürlüğünde polis olarak görev yaptığı esnada FETÖ üyesi kişilerin usulsüz yaptıkları dinleme ve takip işlemlerini ortaya çıkardığı için mesleğinden ihraç edildiğini, 15 Temmuz sonrasında bu kişilerin büyük kısmının örgüt üyesi olduğunun ortaya çıktığını, davacı hakkında da gerçeğin ortaya çıkması ve araştırılması adına müvekkili tarafından ihbarda bulunulduğunu, iftira kastı ile hareket etmediğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmiş mahkumiyet olarak kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; lekelenmeme hakkı ile şikayet hakkının birbiri ile çatıştığı noktalarda ihbar veya şikayetin somut bir şüpheye dayanıp dayanmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiği, davalı her ne kadar vatani görevi kapsamında bu ihbarı yaptığını beyan etmiş ise de ihbarın resmi makamlar eliyle yapılması gerektiği, davalı tarafından herkesin görebileceği bir mecrada davacı hakkında örgüt üyesi olduğuna dair söz ve ifade kullanıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; klavye başında sevmediği kin beslediği kişi hakkında iftira niteliğinde yorum yazma eyleminin hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının caydırıcı olmadığını, haksız fiilin ağırlığı nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 2002-2012 yılları arasında...Kaçakçılık ve Organize Şube Müdürlüğünde polis olarak görev yaptığı esnada FETÖ üyesi kişilerin usulsüz yaptıkları dinleme ve takip işlemlerini ortaya çıkardığı için mesleğinden ihraç edildiğini, 15 Temmuz sonrasında bu kişilerin büyük kısmının örgüt üyesi olduğunun ortaya çıktığını, davacı hakkında da gerçeğin ortaya çıkması ve araştırılması adına müvekkili tarafından ihbarda bulunulduğunu, iftira kastı ile hareket etmediğini, vatandaşlık görevinin yerine getirildiğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmiş mahkumiyet olarak kabul edilemeyeceğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iftira suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın hukuk hakimi yönünden bağlayıcı nitelikte olmadığı, davalının yapmış olduğu diğer ihbarların neticesine göre davacıyı şikayeti yönünden dolaylı ve zayıf da olsa emarenin bulunduğu, tarafların öncesinde...Emniyet Müdürlüğünde beraber çalıştıkları hususu da nazara alındığında davalının davacıya suç isnat etmesini gerektirir aralarında husumet bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; klavye başında sevmediği kin beslediği kişi hakkında iftira niteliğinde yorum yazma eyleminin hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, olayın şikayet hakkı kapsamında değil suç isnadı niteliğinde olduğunu, şikayet hakkının kişiye kişilik hakkı üzerinde geniş bir tasarruf yetkisi vermeyeceğini, ağır saldırı nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kişilik haklarına saldırı ve haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 12,17 ve 36 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri
3.Değerlendirme
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12 nci maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17 nci maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. TMK'nın 24 üncü maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25 inci maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış,
TBK’nın 58 inci maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Dosya kapsamından; davacının,...Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı, 18.07.2016 tarihinde Isparta'da sosyal medya üzerinden haber yapan Bomba-32 isimli haber sitesinde "Isparta'da 57 Polis Açığa Alındı" şeklinde yapılan haberin altına davalı tarafından "Asılları yok listede" kullanıcı ismiyle "Asıl fetöcü olanları unutmuşlar. Hasan ...,..., .... Bunlar neden yok acaba. Asıl abiler bunlar iyi baksınlar tel kayıtlarıyla banka hesaplarına." şeklinde yorum yapıldığı ve 18.02.2017 tarihinde BİMER'e davacı hakkında FETÖ üyeliğinden araştırılma yapılması yönünden şikayette bulunulduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, davalı tarafından yapılan şikayet üzerine davacı hakkında adli ve idari tahkikat başlatıldığı, yürütülen ceza soruşturması neticesinde...Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/360 Esas 2018/78 sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan delil elde edilemediği gerekçesi ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği, davacı hakkında davalının şikayetini haklı gösterecek emare ve olguların bulunmadığı, davalının aynı şubede görev yapan diğer polis memurları ile ilgili yapmış olduğu şikayetlerin neticesinin davacı yönünden emare kabul edilemeyeceği, şikayetin hukuka aykırı olduğu ve hak arama özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilemeyeceği ayrıca sosyal medyada yapılan haberin altına yazmış olduğu yorumda kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.