Aramaya Dön

Danıştay 4. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2023/13212
Karar No
K. 2024/988
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13212 E.  ,  2024/988 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2023/13212
Karar No: 2024/988
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu İzmir İli, Bayraklı İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu alanın 3 numaralı rezerv yapı alanı olarak belirlenmesine ilişkin 07/05/2021 tarihinde askıya çıkan İzmir İli, Bayraklı İlçesi, Mansuroğlu ve Salhane Mahallelerinde bulunan muhtelif parseller ve bir kısım tescil harici alana ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, davacıya ait parselin rezerv yapı alanı olarak belirlenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Bakanlık işleminin, proje alanındaki uygulamaların 6306 sayılı Kanunun 6/A maddesi uyarınca re'sen yapılmasına ilişkin işlem ile taşınmazların Hazineye devrine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıya ait parselin rezerv yapı alanı olarak belirlenmesine ilişkin işlem yönünden; dava konusu taşınmazın 30 Ekim 2020 Cuma günü, saat 14:51'de Ege Denizi'nde İzmir ili, Seferihisar İlçesi açıklarında 6.6 büyüklüğünde meydana gelen deprem afetinde yoğunluklu olarak etkilenen Mansuroğlu Mahallesi sınırları içinde ve tapunun … ada, … sayılı parselinde kaldığı, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında yapılan hasar tespit çalışmaları neticesinde riskli yapı olarak teknik rapor ile tespit edilmiş olduğu, davacının "riskli yapı" hasar neticesine itirazının olmadığı, yalnızca 03/06/2021 tarihli dilekçe ile rezerv yapı olarak ilan edilmesi, dönüşüm uygulamalarının 6306 sayılı Kanun'un 6/A maddesi kapsamında yapılması ile taşınmazın bulunduğu alan ile ilgili olarak yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliği ve plan açıklama raporuna itiraz ettikleri, anılan itiraza davalı idarece yasal süresi içerisinde cevap verilmediği, taşınmazın hasar tespit neticesinin kesinleştiği, diğer yandan rezerv yapı alanının ilanı için Yönetmelik'te aranılan gerekçe raporunun, hava fotoğraflarının, alana yönelik uydu görüntüsü, sınır krokisi ve koordinat listesinin hazırlandığı, bu kapsamda Rezerv Yapı Alanı Gerekçe Raporu ile hasar tespit raporları ile dosya kapsamından dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın rezerv yapı alanı ilanına uygun bir bölge olduğu anlaşıldığı, bu durumda, dava konusu alanın rezerv yapı alanı olarak belirlenmesinin, gerekçe raporunda amacı ve gerekleri belirlenerek tanımlandığı, alınan kararların acil yıkılacak olarak tespit edilen can ve mal güvenliğini tehdit eden binaların yoğunluklu bulunduğu bölgede uygulama bütünlüğü gözetilmek suretiyle yapıldığı, “meskun alan” kullanımının taşınmazın “rezerv yapı alanı” olarak tanımlanmasına engel oluşturmadığı, bu yönüyle de; ilgili kararın mevzuat hükümlerine, kamu yararına, 6306 sayılı Kanun'un amacına uygun olduğundan, dava konusu taşınmazın rezerv yapı alanı olarak belirlenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Bakanlık işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, uygulamaların 6306 sayılı Kanunun 6/A maddesi uyarınca yürütülmesine dair işlemler ile taşınmazların Hazineye devrine ilişkin işlemler yönünden; olayda uyuşmazlık konusu alanın üzerindeki yapılaşma hakkında hazırlanmış raporlarla "riskli yapı" olduğu tespit edilerek hasar tespit kararının ilan edildiği, akabinde dava konusu işlem ile taşınmazın bulunduğu alandaki uygulamaların 6306 sayılı Kanun'un 6/A maddesi uyarınca re'sen yapılması hususunda Bakanlık işleminin tesis edildiği, bu durumda, İzmir İlinde 30/10/2020 tarihinde meydana gelen deprem neticesinde yaşanan afet sebebiyle kendiliğinden çöken, ağır hasar gören veya ağır hasar görme riski bulunan yapıların bulunduğu alanların proje alanları olarak belirlendiği, davacının maliki olduğu taşınmazın teknik raporlar ve hasar tespit çalışmaları neticesinde "riskli" yapı olarak belirlendiği, anılan afet dolayısıyla barınma ihtiyacı bulunan depremzedelerin konut ihtiyacının ivedilikle karşılanması ve anlaşmazlıklardan doğan süre kaybı ile afetin devamı halinde olası kayıpların engellenmesine yönelik amacın ise kamuya hizmet ettiği anlaşıldığından, davacıya ait hasar gören taşınmaz için yapılacak çalışmaların davalı idare tarafından re'sen yürütülmesine ve devamında taşınmazların Hazineye devri işlemine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu imar planı değişikliği yönünden ise; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği plan onama sınırı içerisinde özel mülkiyete konu “konut alanı”na ayrılan alan büyüklüğünün yaklaşık 7200 m² artırılarak alanda yaşaması öngörülen nüfusun yaklaşık (7200 / 120 x 2.85 =) 171 kişi artırılmış olmasına rağmen bu nüfus artışına karşılık gelecek sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak ayrılmamış olduğu belirtilmiş ise de; 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca davalı idarenin her tür ve ölçekteki planlama işlemlerine esas teşkil edecek standartları belirlemeye ve gerek görülmesi hâlinde bu standartları plan kararları ile tayin etmeye veya özel standartlar ihtiva eden planlar ve kentsel tasarım projeleri yapmaya, yaptırmaya ve onaylamaya yetkili bulunduğu hükmüyle Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanları standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılır hükmüne göre daha özel bir hüküm getirildiği, dolayısıyla planla belirlenen standartların yeterli olmayacağına ilişkin bir tespitinde olmadığı, davacının temel iddiasının plandaki kat adedinin düşürülmesinin eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı olduğu dikkate alındığında bilirkişi raporunun bu kısmına itibar edilmemiş, diğer yandan üst ölçekli plan kararlarına, kamu yararına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olan dava konusu işlemde davacıya ait taşınmaz yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından; 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen İzmir depremi sonrasında çöken, ağır hasar alan veya çökme riski bulunan taşınmazların bulunduğu alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, bu alanda kendi taşınmazlarının da bulunduğu, 1/1000 ölçekli planda yapılan değişiklikle, kat sayısının 8’den 6’ya düşürüldüğü, çekme mesafesinin 5 metreden 3 metreye düşürüldüğü, 3+1, 130 m² olan dairelerin ise 2+1, 80 m² olarak planlandığı, rezerv yapı alanı dışında depreme uğramış diğer yerlerde ise hiçbir değişikliğe gidilmediği, ayrıca kendi taşınmazlarının re’sen hazine adına tescil edilmesinin de kabul edilemeyeceği, bu durumda mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü ve Altıncı Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanununun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin esası görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin reddine,

2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/02/2024 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak, karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog