Aramaya Dön

Danıştay 6. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2023/4134
Karar No
K. 2024/5500
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/4134 E.  ,  2024/5500 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No: 2023/4134
Karar No: 2024/5500

KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE

BULUNANLAR: I-(DAVACI)...
VEKİLİ: Av. ... Av. ...

II-(DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF: I-(DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

II-(DAVACI)...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın onanmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 12.01.2023 tarih ve E:2019/14205 K:2023/118 sayılı kararının; aleyhe olan kısımları taraflarca 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ... numaralı dükkanın, davalı idarece yapılan köprülü kavşak ve yol yapım çalışmaları sonucu yol kotunun düşürülmesi nedeniyle kullanılamaz hale geldiği ileri sürülerek 25.913,79 TL kira kaybının ait olduğu aylardan itibaren, 124.137,93 TL değer kaybının ise 01/11/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 23/03/2015 tarih ve E:2013/7368, K:2015/1683 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden davacının taşınmazının bulunduğu alanda katlı kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesi nedeniyle, davacının uğradığı 13.075,90-TL kira kaybına ilişkin maddi zararının, bakılan davanın (adli yargıda) açıldığı 30.10.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya tazmini gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen nedenlerle; tazminat isteminin kısmen kabulü ile 13.075,90-TL'nin 30.10.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısım yönünden ise davanın reddine, karar verilmiştir. Daire kararının özeti:

Davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısmına davalı idare tarafından tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmına karşı temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI :

Davacı vekili tarafından, davanın reddine ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olmadığı bu nedenle anılan kısım yönünden karar düzeltme isteminin kabul edilerek idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı vekili tarafından, tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmın usul ve yasaya uygun olmadığı bu nedenle anılan kısım yönünden karar düzeltme isteminin kabul edilerek idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki "Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin 12.01.2023 tarih ve E:2019/14205 K:2023/118 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... sayılı parselde yer alan ... numaralı dükkanın, davacının eşine ait olan ... ve ... numaralı dükkanlarla birlikte kiraya verildiği, davacıya ait bağımsız bölümün cephe aldığı ... Cadde'de davalı idarece yapılan yol yapım çalışmaları esnasında yol kotunun düşürülmesi sonucu binanın yol seviyesinden 1,5-2 metre yukarıda kaldığı, davacı tarafından anılan işyerinin daha önce düz ayak olduğu, dükkana yoldan girilebildiği, yol yapım çalışması nedeniyle dükkana giriş çıkışın imkansızlaştığı, dükkanın kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle 2008 yılı Kasım ayında kiracının dükkanı tahliye ettiği ileri sürülerek uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla görev yönünden reddedildiği, anılan kararın Yargıtayca onanması üzerine, 25.913,79 TL kira kaybının ait olduğu aylardan itibaren, 124.137,93 TL değer kaybının ise kiracının dükkanı tahliye ettiği 01.11.2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.

Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece, tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.

Uyuşmazlıkta, idarenin kamu yararı amacıyla planlama yaptığı ve bu plana göre eylemde bulunduğu anlaşılmakta olup, kamu hizmeti yürütürken idarelerin hizmet kusuru bulunmasa bile kusursuz sorumluluğu doğabilir. Kusursuz sorumluluktan doğan külfete kamu hizmetinden yararlananların tümünün katlanması gerektiği, bu külfetin bir veya birkaç kişi üzerinde bırakılamayacağı açık olup, kamu hizmetini yerine getiren idarenin kusursuz sorumluluğundan doğan zararı tazmin etmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden İdare Mahkemesince 22.01.2018 tarihli yazı ile; bilirkişilerce düzenlenen 16.10.2017 tarihli raporda, davacıya ait dükkanın projesine aykırı olarak 30 cm daha yükseğe kurulduğu ve fiilen iki basamakla çıkıldığı, bu nedenle yapım aşamasında mevzuata uygun davranılmadığı, uyuşmazlık konusu köprülü kavşak yapım aşamasında ise kotun düşürülerek taşınmaza altı basamak çıkılarak ulaşıldığı, dükkanın zaten düz ayak olmaması nedeniyle değer kaybı oluşmadığı, davacı tarafından merdiven ya da rampa yapılsa idi dükkanın girilebilir hale geleceği, ayrıca köprülü kavşak ve alt geçit düzenlemesi için projesinde yer tesliminden itibaren 75 günde tamamlanmasının öngörüldüğü, çalışmanın buna göre 03.11.2008 tarihinde tamamlanacağı, davacının kiracısının ise 01.11.2008 tarihinde dükkanı tahliye ettiği, dolayısıyla kira kaybı da oluşmayacağı belirtilmiş ise de, davacı tarafından köprülü kavşak ve alt geçit düzenlemesi çalışmasınının 75 günde tamamlanmadığı, daha uzun sürdüğü ileri sürüldüğünden ve dava dosyasına bir takım fotoğraflar eklendiğinden, gerekirse dava dosyasındaki bilgi ve belgeler gerekli görülürse de ilgili kurumlardan temin edilmesi Mahkememizden talep edilecek bilgi ve belgeler doğrultusunda çalışmanın fiilen tamamlandığı tarihin tespit edilerek buna göre davacının kira kaybının oluşup oluşmadığının; davacıya merdiven veya rampa yapma yükümlülüğü yüklenmeden, köprülü kavşak ve alt geçit düzenlemesi nedeniyle davacının dükkanında giriş çıkış kolaylığı yönünden bir farklılık oluşup oluşmayacağının; eskiden kullanılan durumu ile çalışma sırasında veya sonrasındaki durumu gözetilerek bu farklılığın herhangi bir değer kaybı yaratıp yaratmayacağının açıklığa kavuşturulması amacıyla bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bunun üzerine dosyaya sunulan ek raporda anılan hususlar yeterince incelenmediğinden 4.12.2018 tarihli yazı ile; ... İdare Mahkemesince 27.06.2018 ve 19.10.2018 tarihli ara kararlar sonucunda gönderilen bilgi ve belgelerden, davalı idarece yapılan köprülü kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesinde yer tesliminin 30.07.2008 tarihinde, geçici kabulün ise 07.08.2014 tarihinde yapıldığının anlaşıldığı, bu nedenle taşınmazın bu dönemde fiilen kullanılamadığı, davacı tarafından kiracının 01.11.2008 tarihinde kira sözleşmesini feshettiği belirtilerek taşınmazı tahliye ettiği ileri sürülmüş ise de, bu hususta herhangi bir belge sunulmaması nedeniyle, taşınmazın tahliye edildiğinin kesin olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş dosyasında 05.02.2009 tarihinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile anlaşılması karşısında, bu tarihten (05.02.2009 tarihinden) bakılan davanın açıldığı 30.10.2009 tarihine kadar davacının yoksun kaldığı kira gelirinin hesaplanıp bildirilmesinin ve ayrıca davacının taşınmazının mimari projesine uygun veya aykırı olduğu hususu değerlendirilmeksizin köprülü kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesi nedeniyle değerinde bir azalma meydana gelip gelmediğinin (ay ve yıllar itibariyle açıkça belirtilerek) tespit edilmesi amacıyla ikinci kez ek rapor istenilmesine rağmen düzenlenen raporda, dava konusu binanın inşaat aşamasında mevzuatta olması gereken kottan daha yüksekte yapıldığı, daha sonra yapılan köprülü kavşakla yol kotunun düşürülmesi sonucu binanın daha da yüksekte kaldığı, iki basamakla girişi mümkünken altı basamakla girilebilir hale geldiği yolun eğimli olması nedeniyle bina girişinde yer alan ... nolu dükkan cephesinden bir rampa ile ulaşımın sağlandığı yol kotunun ... ve ... nolu dükkan cephelerinde 50-60 cm ... nolu dükkan cephesinde 20 cm civarında düştüğü halihazırda üç dükkan birlikte kullanıldığından ulaşımın ... nolu dükkandan rahatlıkla sağlandığı, görünebilirliğin engellenmediği dolayısıyla taşınmazda bir değer kaybı oluşmadığı yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu ve anılan rapor hükme esas alınarak davacının taşınmazının bulunduğu alanda katlı kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesi nedeniyle, davacının uğradığı 18.876,48-TL kira kaybına ilişkin maddi zararının, bakılan davanın (adli yargıda) açıldığı 30.10.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya tazmini gerektiğine karar verilmiştir.

Buna karşılık davacı tarafından dava açılmadan önce ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... D.iş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespit sonucu düzenlenen raporda, yol kotunun düşürülmesinden dolayı reklam kabiliyetinin azaldığı, eskiden düz ayak girme imkanı varken ancak merdivenle girilebilir hale geldiği, dolayısıyla taşınmazın değerinde %15 değer düşüklüğü meydana geldiği tespitlerine yer verildiği, dava konusu taşınmaz üzerindeki bina için 30.11.2007 tarihli yapı kullanma izin belgesi verildiği görülmüştür.

Uyuşmazlıkta bina için ruhsata aykırılık nedeni ile idarece her hangi bir işlem yapılmaması karşısında dava konusu binanın ruhsat ve mimari projesine uygun inşa edilmediği zaten öncesinde de yol kotunun üzerinde yapıldığı tespitinden hareketle sonrasında yapılan köprülü kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesinin taşınmazın değerinde bir azalmaya sebep olmadığı yönündeki görüş ve değerlendirmelere ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Kira geliri kaybına ilişkin inceleme yapıldığında;

Davacı tarafından dosyaya sunulan 15.07.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde aylık kira bedeli 5.000,00-TL olarak belirlenmiş iken, bilirkişi raporunda herhangi bir somut veri esas alınmadan 2009 yılı aylık kira bedeli 11,13,00-TL olarak belirlenmiştir.

Bu durumda İdare Mahkemesince yukarıda açıklanan ... Asliye Hukuk Mahkemesinde yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen raporu da dikkate alınarak ve binanın imar planı değişikliği ile öngörülen köprülü kavşak ve alt-üst geçit yapımı sonucunda değerinde bir azalma meydana gelip gelmediği ve yoksun kalınan kira geliri bakımından davacının dosyaya sunduğu kira sözleşmesindeki bedel üzerinden sözleşmedeki arttırım oranı dikkate alınarak hesaplama yapılmak suretiyle yeniden yerinde başka bilirkişilerle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla temyize konu idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalının temyiz istemlerinin kabulüne,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen tazminat isteminin kabulüne kısmen davanın reddine ilişkin, ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.