T. C. ANKARA 5.
FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/112 Esas - 2024/49
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 07/03/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait “...” ve “...” markalarının uzun yıllardır tescilli olduğunu ve faaliyet alanında uzun süredir yaygın olarak kullanıldığını, davacı şirketin 30. Sınıftaki “...” ürünleri bakımından asgari seviyede de olsa belirli bir ayırt ediciliği bulunan “...” ibaresini yoğun ve sık markasal kullanımları doğrultusunda kendisine bağladığını, bu doğrultuda tanındığı ve kullanımları sonucu markayı yüksek ayırt edici seviyelere ulaştırdığını, uzun yıllara dayanan yaygın ve yoğun kullanım ve tanıtımlarla ayırt ediciliği daha da yüksek seviyelere ulaşmış, tanınmış marka niteliği kazandığını, davalı markasında bulunan “...” ibaresinin o markayla sunulan mal ve hizmetlerin seçkin, ayrıcalıklı veya değerli olduğunu belirtmek için kullanıldığından ve “...” ibaresinin de “Parıltı, aydınlık” kelime anlamlarıyla marka kapsamındaki malları doğrudan nitelediğinden söz konusu ibarelerin tanımlayıcı olduğunu, bu doğrultuda davaya konu markada tüketicilerin “...” ibaresine yoğunlaşacağını ve davalıya ait markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu ve dava konusu markanın davacı şirketin yıllardan beri süregelen yaygın kullanım ve tanıtımı sayesinde “...” markasının devamı şeklinde bir seri marka olarak algılayacağını, davalı markasının kapsamında yer alan 30.sınıftaki “...” ürünleri ile davacının “...” markalarının kapsamında yer alan 30.sınıftaki “...” ürünlerinin aynı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu öne sürerek, ... 'nun 17.01.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının “...” emtiaları bakımından iptaline, ... sayılı markanın “...” emtiaları bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 14/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markaların düşük ayırt ediciliğe sahip “...” sözcük unsurunu paylaştığını, “...” sözcüğünün günlük dilde sıklıkla kullanılan yaygın bir kelime olduğunu, herkesçe bilinirliği ve özellikle kullanıldığı gıda ürünü sınıfı göz önüne alındığında sözcüğün ayırt edicilik düzeyinin düşük olduğunu, davacı markalarının zayıf markalar olduğunu ve doktrinde de kabul edildiği üzere tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, davalı markasının “... ... ...+...” şeklinde ...-kelime kombinasyonundan oluşturulduğunu, markadaki yazı ... unsuruyla bütünleştirilerek çeşitli renk kombinasyonları ile markanın farklılaştırıldığını, kullanılan ..., markanın tasarımı, renk gibi unsurlarla markanın genel görünümü üzerinde etkili farklı unsurlar kullanıldığını, diğer yandan markada okunan ilk unsurun “...” ibaresi olup markanın esas unsuru konumunda olduğunu, markalar arasında birbirleriyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığının bulunmadığını, ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... ŞİRKETİ, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının Kısmen İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "...." emtiaları bakımından hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın yukarıda belirtilen emtialar bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin ... sayılı "...+... ... ..." ibareli markanın tescili amacıyla 16.02.2022 tarihinde gerçekleştirdiği marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.02.2022 tarih ve 391 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 19.04.2022 tarihinde .... sayılı markalarını mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 03.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayıma yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 08.11.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 19.12.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 18.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 02.02.2023 tarihinde tescil edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu markanın kapsamında yer alan ve iş bu davaya konu edilen 30. sınıftaki “...” mallarının tamamının, davacının önceki tarihli tescilli markalarının kapsamı ile aynı/aynı tür olduğu tespit edilmiştir.
Zira; taraf markalarının aynı ya da aynı tür kapsamlı oldukları, kullanım amaçları, hitap edilen kullanıcı grubu, faaliyet gösterecekleri ticari pazar, ilgili pazardaki satış yolları, birbirleriyle rekabet edebilirlikleri, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri gibi özellikleri bakımından aynı tür oldukları müşahede edilmiştir.
Davaya konu emtiaların; hemen her yaş, gelir, eğitim, meslek grubundan tüketiciye hitap eden, kolay erişilebilir, görece ucuz ve tüketicinin satın alım esnasında dikkatli şekilde incelemelerde bulunmaksızın çoğu kez anlık kararlar ile satın aldığı ürünler olup gıda ürünlerinin genel anlamdaki ilgili tüketicilerinin göstereceği bilgi/bilinç/dikkat/özen derecesinin düşük olabileceği değerlendirilmektedir.
Dava konusu markanın tamamı büyük ve stilize yazı karakteri ile yazılmış “... ... ...” ibarelerinden oluştuğu, bu ibarelerden “... ...” ibaresinin marka logosunda üst kısımda, “...” ibaresinin ise alt kısımda yazıldığı, bu ibarelerin en üst kısmında ise başak tanesine benzer logonun yer aldığı görülmektedir. Markada yer alan “...” ibaresinin “Işık, aydınlık”, “...” ibaresinin “Özgü. Katışıksız, en iyi cinsten, saf” anlamlarına geldiği görülmektedir. Markada yer alan İngilizce bir ibare olan “...” ibaresinin ise “altın” anlamına geldiği görülmektedir. Ancak, “...” ibaresi belirtilen anlamına ilave olarak, birçok ürün ve sektör bakımından “üst düzey” anlamında da kullanılan ve nitelik belirten tasviri bir sözcüktür.
Davacının itirazına ve hükümsüzlük talebine mesnet gösterilen markalarının bir kısmının tek başına “...” ibaresinden ibaret oluştuğu, bir kısmının “...” + “...” şeklinde, “...” kelimesinin sonuna eklenmiş ve genel anlamda ticaret hayatında da yaygın kullanılan, markasal niteliği bulunmayan tali ibareler ile birlikte oluşturulan markalar olduğu, ancak bu markaların da esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu görülmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan ve iş bu davaya konu edilen emtialar ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı/aynı tür olduğu, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (....), somut olayda da; karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki emtiaların aynı/aynı tür olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasında farklılık derecesinin artması gerektiği, ancak; markalar arasında "..." ibaresinin müşterek olduğu, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün aynı zamanda davalı şirketin ticaret ünvanının kılavuz unsuru olduğu, bu nedenle markanın tali unsuru konumunda bulunduğu, "..." sözcüğünün gerek başvuru markasında, gerekse davacı markalarında, ayrı ve bağımsız olarak algılanabilir olduğu, söz konusu sözcüğün sahip olduğu anlam nedeniyle gıda emtiaları bakımından başlangıçtaki ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse bile davacı yanın yayına itiraz aşamasında bir kısım faturalar (2015-2021 yılları aralığına ilişkin) ile dava aşamasında ise 2020-2021 yıllarına ilişkin faturalar, ..., ..., ..., ... satış sayfaları, ürün kataloğu, 2019 tarihli ... ile fuar standından fotoğraflar, ... ve ... sayfalarına ilişkin görseller ile 2013 tarihli .... Sözleşmesi sunduğu, söz konusu deliller kül halinde değerlendirildiğinde, davacının "..." markalarını özellikle "..." emtiaları bakımından süreklilik oluşturacak nitelikte ve ciddi surette kullandığı, bu suretle, "..." emtiaları bakımından "..." sözcünün markasal ayırt ediciliğinin kullanım yolu ile artırıldığı, buna göre, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra dava konusu “...." markasını, davaya konu "...." emtiaları üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile davacıya ait markalar arasında ilişki kuracağı, davacının vermiş olduğu lisans ile dava konusu markalı emtiaların ticaretinin yapıldığını düşüneceği, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında, davaya konu emtialar bakımından dolaylı karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. ...'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yan tarafından "..." markalı ürünlere ait faturalar, ürün görselleri, broşürler, sosyal medya görselleri, online satış görselleri, fason üretim sözleşmesi, fuar katılım görselleri, sair mecralarda yayımlanan reklamlar ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin çeşitli evraklar sunulmuş olduğu tespit edilmiştir.
Sunulan deliller davacı markalarının özellikle "..." emtiaları bakımından ciddi surette kullanımına ilişkin olduğu gözlemlense de, davacı yanın "..." sözcüğünü refleks halinde ilgili tüketici kesimi nezdinde kendisine bağladığının söylenemeyeceği, zira "..." sözcüğünün anlamlı bir kelime olup, başlangıçtaki ayırt ediciliğinin düşük olduğu, böylesi sözcüklerin tanınmış marka mertebesine ulaşması için kullanım, tanıtım, promosyon vb gibi emek, yatırım ve çabanın çok yoğun olması gerektiği, davacı yan tarafından ibraz edilen delillerin tanınmışlık iddiasını kanıtlamaya yeter derecede elverişli olmadığı, bu nedenle tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engelinin somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; SMK m.6/1 hükmü koşulu somut olayda oluştuğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1.Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının "...." emtiaları bakımından İPTALİNE,
2.Dava konusu ... sayılı markanın "...." emtiaları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3.6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 247,70 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 51,20 TL vekalet harcı, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 364,00 TL posta-tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.320,42 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7.HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine, Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/01/2024 Katip .... E imzalıdır Hakim ... E imzalıdır