7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 126 ada 2 parsel sayılı 6342,41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 08.11.1963 tarih 357 sıra nolu tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine dayanak yapılan hazinenin tutunduğu tapu kaydının taşınmaza ait olduğu, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalmadığı, tespit gününde taşınmazlar üzerinde davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan inceleme ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı hazinenin tutunduğu 4753 ve 5618 Sayılı Yasa uyarınca oluşan tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmemiş hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kaldığı açıklandığı halde bu konuda yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmemiş, ayrıca tespit tutanağı bilirkişilerinden ... dinlenilmemiş ve 1937/21-29 tahrir numaralı vergi kaydının oluşma nedeni araştırılmamıştır. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davalı hazinenin tutunduğu tapu kaydının 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca oluştuğu, haritasının bulunduğu gözönüne alınmalı, dava konusu 126 ada 2 parsel sayılı taşınmaz başında keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca tapu kaydının revizyon gördüğü dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde dayanılan tapu kaydının yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri ayrı ayrı işaret ettirilmeli, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerelbilirkişi ve tanık anlatımları denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın özellikle hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan kaydın kapsamında kalıp kalmamasına göre 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 46/1 ve 14 maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ayrı ayrı taşınmazlar başında dinlenerek dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık duraksamasız giderilmeli, gerçekten adı geçen belirtmelik tutanağı bilirkişileri ölmüş iseler ilgilinin Nüfus Müdürlüğünden ölüm gününü gösterecek şekilde onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, taşınmaz üzerinde zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi ve özellikle dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca hazineye kalan taşınmazlardan olup olmadığı hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, tahrir kaydının oluşma nedeni araştırılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 14 ve 46/1 maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın