T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; ...
21.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında müvekkili şirketlerin borçlu olarak yer aldıklarını, takibin taraflar arasındaki bir çeke dayandığını ve çekin davacı müvekkillerinden ... AŞ'nin çeki olduğunu, ancak takibe konu bir borcun söz konusu olmadığını, diğer davacının ise alacaklı olduğunu iddia eden taraf ile herhangi bir ticari ilişkisi ve bağlantısı bulunmadığını, ... A.Ş. ve ... A.Ş. arasında muavin kaydından anlaşılacağı üzere 01.04.2018 tarihinde ...AŞ'nin, bu çeki borcuna karşılık ... AŞ'ye cirolayarak verdiğini, muavin kaydından görüleceği üzere ...'in bu çeki o dönemde iştirak şirketlerinden olan ... firmasına borç olarak verdiğini ve sonrasında bu çek ile ilgili ödemeleri ... firması yaptığı için çeki elden teslim alarak ekteki tutanakla, çekin sahibi olan ...A.Ş. isimli şirkete teslim ettiğini, bu çekle ilgili kısmi ödemenin ...'ın şahsi hesabından 11.05.2018 tarihinde yapıldığını ve bu tutarın ...'ın ... hesabına alacak olarak kaydedildiğini, ...ve ... arasındaki borç alacak ilişkisine istinaden bu çek tutarının iki firma arasında mahsuplaşarak çekin ... tarafından ... A.Ş.ye 02.05.2018 tarihinde iade edildiğini, sonrasında çek üzerinde, vade tarihinde düzeltme yapılarak ...AŞ tarafından ...'a (... firması) ... A.Ş.'nin cirosu iptal edilmeksizin verildiğini, muhasebe kayıtlarından anlaşılacağı üzere ... firması ile ... A.Ş. arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu bağlamda çeke dayalı olarak açılan takipte davacılardan ... takibin borçlusu olarak gösterilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu,... firması ile ticari ilişki içerisinde olan ... AŞ'nin takibe konu çeki alacaklı ile ticari ilişkisi içerisinde ve almış olduğu ürünlerin bedellerine karşılık olmak üzere verdiğini, dolayısıyla bu ticari ilişkide son cirantanın ... A.Ş. olması gerektiğini, çekin arkasına bakıldığında ... cirantasının üzeri çizilmek suretiyle ciro silsilesinden çıkarıldığını, ancak kötü niyetli işlemle ... cirosu iptal edilmeyerek tahsilde tekerrür saiki ile müvekkili şirketin borçlu gösterildiğini, bu nedenle davacı...borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini; Dosyaya sunulan imzalı tutanaktan anlaşılacağı üzere, davaya konu takip dosyası borçlusu ... AŞ'nin 44.000 TL bedelli çeki; şirketin çalışanı ...isimli çalışanı tarafından alacaklı ...'un şirketi olan ... isimli firmanın yetkilisi ...'a 23.05.2018 tarihinde teslim edildiğini, 11.10.2018 tarihli tutanak ile çekin vade tarihinin uzatılması amacıyla 15.10.2018 vade tarihli çekin iade edileceğinin kararlaştırıldığını ve 15.02.2019 vade tarihli 45.000 TL'lik yeni bir çek düzenlenerek bu yeni çekin ...'a teslim edildiğini, 23.05.2018 tarihinde ...'a teslim edilen 15.10.2018 vadeli ... no.lu ... AŞ'ye ait çekin iade edileceğinin tutanak altına alındığını, ...'ın imzalamış olduğu tutanak ile ilgili çek dosyasındaki evrakın üzerine ... AŞ'nin şirket yetkilisi ...'ın kendi el yazsı ile "çek değiştirildi yeni çek verildi" notu düşüldüğünü, tutanak üzerindeki el yazılı beyanla da anlaşılacağı üzere vade tarihleri değiştirilerek 15.02.2019 vade tarihli 45.000 TL bedelli çekin ...'a elden teslim edildiğini, yapılan değişiklik sonrasında 44.000 TL'lik çekin kendilerine iade edilmesi gerekirken çekin iade edilmediğini, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin kapatmak amacıyla 02.12.2018 tarihinde ...-... şirketine 36.806,40 TL'lik ürün faturası kesildiğini, bu fatura gereği borcun ürün olarak verilmiş olduğunun da anlaşıldığını ve çekin iade edilmesi gerekeceğinin açık olduğunu, icra takibine konu olan bu çekin, herhangi bir borçla ilişkilendirilemeyeceği ve iade edilmesi gerektiği, müvekkili şirketlerin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkillerinin icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptalini, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; ...'in ...'nın tek hissedarı olup her iki şirketin yetkilisinin de aynı olduğunu, borcun kaynağı olan çekin, ... A.Ş. tarafından cirolanarak ve cirosu iptal edilmeksizin tanzim edildiğini, çek incelendiğinde, çekin lehtarının ...g olduğunu, ... tarafından... isimli firmaya ciro edildiğini, ... ile yapılan cironun iptal edilerek ...'na ciro edildiğin, davacının iddialarını hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle birlikte, hem ... hem de ... adına yapılan cirolardaki imzaların aynı kişiye ait olduğunu, davacının kötü niyetli olarak ciroyu iptal etmediği iddiasını kabul etmediklerini, davacı tarafça, ... adına borcun vadesinin uzatılması amacıyla 15/02/2019 tarihli çek verildiği, dava konusu çekin iade edilmediği, çekin iade edilmemesinin borcun ödenmediği anlamına gelmeyeceğinin ifade edildiğini, öncelikle 15/02/2019 tarihli çekin her iki şirketin de carisinde bulunmadığını, davacı tarafça çekin 18/10/2018 tarihli belge ile ...'a teslim edildiğine yer verilmiş ise de mahkemeniz dosyasında mübrez olan cari hesaplarda, çekin işlenmediğini, parantez içerisinde "..." yazdığını, davacı tarafın, cari kayıtlarında müvekkilinin alacağının bulunmadığını iddia etmiş ise de cari kayıtlarında, hem dava konusu çekin hem de cari hesaplardaki diğer çeklerin karşılıksız kaydının işlenmediğini, 29/09/2022 ve 30/09/2022 tarihlerinde davacıların iş yerine hacze gidildiğini, haciz işlemleri sonrasında, davacı tarafça uzlaşma görüşmeleri kapsamında iletişime geçildiğini ve indirim talep edildiğini, çeke ilişkin karşılıksız çekten mahkumiyet hükmü kurulduktan 1 yıl sonra açılmasının bile tek başına davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, bu sebeple davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 14/12/2022 tarihli ara karar gereği " İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden İİK 72/3 maddesi uyarınca davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" dair karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce 15/12/2022 tarihli ara karar gereği " Davacı vekilinin; çek bir ödeme aracı olup davacının menfi tespit talebine dayanak yaptığı iddialarının ispata muhtaç olduğu, davanın mevcut aşaması itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği kanaatine varıldığından ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki talebin reddine"dair karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların ... 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 15.10.2018 keşide tarihli 44.000 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.
Davaya konu ...
21.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınıp incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından davacı borçlular aleyhine 42.400,00-TL çek, 181,22-TL değişen oranlarda ticari temerrüt faizi, 127,20-TL %0,3 komisyon, 4.240,00-TL çek tazminatı olmak üzere toplam 46.948,42- TL'lik takip talebinde bulunduğu, ödeme emrinin borçlulara TK 35 e göre 16/01/2019 tarihinde tebliğ olduğu görülmüştür. Mahkememizin 05/03/2024 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir ve ticaret mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 09/07/2024 tarihli raporda özetle; "i.Kambiyo senetleri kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerdiği, üzerinde yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle kambiyo senetlerinin, temel olarak Türk Borçlar Kanunu m. 18 anlamında soyut borç ikrarı içeren bir belge niteliğini haiz olduğu, dolayısıyla borçlunun, böyle bir alacağın mevcut olmadığını iddia etmesi halinde bu durumu ispatlaması gerektiği, ii.Dosyaya mübrez belgelerden davalının 16.11.2018 tarihli ödeme emri ile davacılar aleyhine ...
21.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ... seri nolu 15.08.2018 keşide tarihli, 08.11.2018 ibraz tarihli ve 42.400,00 TL tutarlı çek için yıllık 619,50 oranında ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi, 960,3 komisyon bedeli, 9610 çek tazminatı, icra gideri, avukatlık ücreti ile birlikte fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla kısmi ödemelerin T.B.K. 100 uyarınca öncelikle faize ve masraflara mahsubuyla tahsilini talep ettiği, iii.Ancak Sayın Mahkemenin verdiği yetki çerçevesinde davacı şirketlere ait defter ve belgeler incelenmek istenmişse ve 05.03.2024 tarihli celsenin 3 no.lu ara kararında, taraflara ait ticari defterlerin inceleme gününde hazır etmelerinin ihtar edilmişse de davacı tarafın ticari defterlerini Sayın Mahkemeye ibraz etmediği ve yerinde inceleme talebinde de bulunmadığının gö sü, bu sebeple davacılara ait defter ve belgelerin incelenemediği, iv.Buna karşın davalı ...'un defter ve kayıtları tarafımızca incelenmiş olup: davalı şirketlerin defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olduğu, defterlerinin süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığının tespit edildiği, hesap yönünden yapılan inceleme neticesinde ise davalının, 16.11.2018 icra takip tarihi itibariyle 5.555,20-TL alacaklı olarak gözüktüğü, ANCAK çek ie yapılan 15.10.2018 vadeli 44.000 TL'ik çekin ödenmediği ve takibe konu edildiği anlaşılmış ticari defterde karşılıksız kaydının sehven yapılmamış olduğu, sonradan düzeltme beyanında bulunup düzeltme işleminin yapıldığının anlaşıldığı,
v)Hâl böyle olunca gerek kambiyo senetlerinin borç ilişkisinden soyut olması gerekse de davacının ticari defterlerini incelemeye sunmamış olması karşısında davalının bahse konu çek sebebiyle alacaklı olduğu" yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Eldeki davada davacı vekili, dava konusu 15/10/2018 tarihli 44.000 TL bedelli çekin davacı ... A.Ş. tarafından düzenlendiğini, vade tarihinin uzatılması amacıyla 15/02/2019 tarihli ve 45.000 TL bedelli yeni bir çek keşide edilerek teslim edildiğini, ancak 15/10/2018 tarihli 44.000 TL bedelli çekin iade edileceğinin kararlaştırılmasına rağmen iade edilmediğini, diğer davacı ... A.Ş.'nin davalı ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, bu çek nedeniyle her iki davacı açısından takip dosyası kapsamında borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiş, davalı taraf, davacı tarafından ileri sürülen hususların şahsi defi niteliğinde olduğunu, ileri vadeli düzenlendiği iddia edilen çekin cari kayıtlarda yer almadığını, karşılıksız kaydının işlenmediğini, müvekkilinin adının/kaşesinin bulunmadığını, itibar edilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür.
Davaya konu çek sureti incelendiğinde, ... A.Ş.'nin keşideci, ... A.Ş.'nin lehtar olduğu, çekin lehtar tarafından ... isimli firmaya cirolandığı, bu cironun iptal edildiği, çek üzerinde "Çek değiştirildi yeni çek verildi!" şeklinde ifade yer almakta ise de herhangi bir imza ya da kaşenin bulunmadığı görülmüştür.
Kambiyo senetleri kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerir. Üzerinde yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle kambiyo senetleri, temel olarak Türk Borçlar Kanunu m. 18 anlamında soyut borç ikrarı içeren bir belge niteliğini haizdir. Buna göre düzenleyen, senedi düzenleyip lehtara vererek kambiyo taahhüdü altına girer.
Kambiyo senedi temel bir ilişkiye dayanılarak verildiğinden her kambiyo taahhüdünün altında temel bir ilişki bulunur. Ancak kambiyo senetleri üzerinde borcun sebebi gösterilmez. Dolayısıyla kambiyo senedi hamili alacak talebini sadece senede dayandırma hakkını haiz olduğundan ayrıca taahhüdün sebebini açıklamak ve bunu ispatlamak zorunda değildir. Bilakis borçlunun, böyle bir alacağın mevcut olmadığını iddia etmesi halinde bu durumu ispatlaması gerekmektedir. Bu durum kambiyo senetlerinde yer alan soyutluk ilkesinin bir sonucudur.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlere göre, davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, lehe ve aleyhe delil vasfını haiz olduğu, davacı tarafın hazır bulunduğu celsede yapılan ihtarata rağmen inceleme gün ve saatinde ticari defterlerinin ibraz edilmediği, yerinde inceleme talebinde bulunulmadığı, davalı tarafın yeniden defter incelenmesi için gün belirlenmesine yönelik muvafakatinin bulunmadığı görülmüştür.
Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında 15/10/2018 tarihli çekin karşılıksız kaydının sehven yapılmamış olduğu, düzeltme beyanında bulunularak düzeltme işleminin yapıldığını, bu durumda davalının takip tarihi itibariyle 49.555,20 TL alacağının olduğu tespit edilmiş, kambiyo senetlerinin illletten mücerret niteliği, davacı ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunulmadığı, davalı kayıtlarına göre dava konusu çekin karşılıksız olduğunun tespit edildiği, senet üzerinde yer alan ifadelerin imzasız oluşu ve şahsi defilerin kural olarak 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceği nazara alındığında, davacılar tarafından senetten dolayı borç bulunmadığını ve senedin bedelsiz olduğunu ispata elverişli yazılı delil sunulmadığından menfi tespit istemi yerinde görülmeyerek davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın reddine,
2.Harçlar Kanununca alınması gerekli 427,60-TL harcın peşin olarak yatırılan 888,60-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 461,00 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı yana iadesine,
3.Davacılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4.Davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince nispi 30.000,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
5.Taraflarca yatırılan kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı.24/12/2024
Katip Hakim
(e-imzalıdır)