Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2024/2310
Karar No
K. 2024/3223
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/2310 E.  ,  2024/3223 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2024/2310
Karar No: 2024/3223
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...

2.... Valiliği / ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: ... tarihinde ... Garı önünde meydana gelen patlama neticesinde yaralanan davacı tarafından, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 57.034,21 TL) maddi tazminatın olay tarihinden ve 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla; sosyal risk ilkesi gereği oluşan zararın tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, 57.034,21 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen 57.034,21 TL maddi tazminatın, 1.000,00TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 07/12/2015 tarihinden itibaren, 56.034,21 TL'lik kısmının ise miktar artırım tarihi olan 10/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin 25.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının ise reddine, hükmedilen 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2021/4234, K:2022/957 sayılı bozma kararına uyularak, 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen ve idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarının, anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve maddi zararlara ilişkin tazminat miktarlarının da 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik, manevi tazminatın ise sosyal risk ilkesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin reddine, davalı idarelerin istinaf istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, kararın kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminat istemi yönünden yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, %3,3 oranında kazanma gücünü kaybeden davacıya 195,84 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, takdiren davacıya 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminatın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI:

Davacı tarafından, dosyadaki bilgi ve belgelere göre idarenin meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğu, hizmet kusurunun kabulü ile tazminata hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, duyulan acı ve eleme karşılık hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davacının 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurusu bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, ceza davasının sonucunun beklenilmesi gerektiği, idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminatın düzenlenmediği, manevi tazminata hükmetme şartlarının oluşmadığı, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği iddialarıyla; davalı ... Valiliği tarafından ise davada idarelerine husumetin yönetilmesinin hukuka aykırı olduğu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak miktarda olması gerektiği, manevi tazminatın 5233 sayılı Kanun'un kapsamı dışında kaldığı, faizin başlangıç tarihinin dava dilekçesinde belirtilen kısım için dava tarihinden, miktar artırımı ile artırılan kısım için miktar artırım dilekçesinin idarelerine tebliğ tarihinden itibaren olması gerektiği, olayda idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülemktedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi; davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile kararın manevi tazminata yönelik kısmının onanması, maddi tazminata yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : ... tarihinde ... Garı önünde meydana gelen patlama neticesinde yaralanan davacı tarafından, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemiyle 07/12/2015 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvurulmuş, yapılan başvuru cevap verilmek üzere 10/12/2015 tarihli yazı ile ... Valiliğine yönlendirilmiş, İçişleri Bakanlığı tarafından cevap verilmediğinden başvurunun zımnen reddedildiği belirtilerek zımnen redde ilişkin işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 57.034,21 TL) maddi tazminatın olay tarihinden ve 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmış, yargılama devam ederken ... Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun 02/09/2016 tarihli kararı ile bilgi ve belge eksikliğinden başvurunun reddine karar verilmiştir.

Diğer taraftan, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu tarafından davacıda olay nedeniyle oluşan maluliyetinin tespiti amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda, davacının terör saldırısına bağlı olarak oluşan sağ tibia saft kırığı yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin olay sonrası 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı, geçici iş göremezlik süresi sonunda sağ kruris kırığı arızası nedeniyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı tespitlerine yer verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.'';

2.maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar;

7.maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar'';

8.maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.'';

9.maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'';

12.maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.

Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın Davacının Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın Davacının Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:

Bölge İdare Mahkemesinin, davalı idarelerin olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmadığı, 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmeleri Dairemizce de yerinde görülmüştür. Bununla birlikte hükmedilen maddi tazminatın miktarı yönünden değerlendirmeye geçilmelidir.

Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarı ile çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden yapılacak hesaplamada son işlem tarihi olarak uyuşmazlık tutanağı tarihinin esas alınması gerekmektedir. Buna göre, Zarar Tespit Komisyonu tarafından hesaplanan tazminatlarda, miktarın hak sahibi tarafından kabul edilmeyip uyuşmazlık tutanağı imzalanarak dava açılması halinde Mahkemece yapılacak hesaplarda son işlem tarihi olarak uyuşmazlık tutanağı tarihinin esas alınması gerekmektedir.

Bakılan uyuşmazlıkta ise başvurunun anılan Komisyon tarafından dava açıldıktan sonraki tarihte bilgi ve belge eksikliğinden reddedildiği, uyuşmazlık tutanağı imzalanmadığı, davacılar tarafından 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında İçişleri Bakanlığına yapılan başvuru üzerine tazminat davası açıldığı dikkate alındığında son işlem olarak İçişleri Bakanlığının zımni ret şeklindeki ön kararının dikkate alınması gerekmektedir. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince 5233 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğine göre yapılacak tazminat hesabında İçişleri Bakanlığının ön karar tarihindeki memur aylık katsayısının esas alınması adil ve hakkaniyete uygun olacaktır.

Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun zımnen reddedildiği tarih olan 2016 yılının ilk yarısındaki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre 60 gün (her ne kadar Adli Tıp Kurumu Raporu gözetildiğinde hastanede yattığı süre ve istirahat raporu süresinin toplamı daha fazla olsa da mevzuat gereğince 6 katı tutarını geçmediğinden) ile çarpımının onda birinin hesaplanması sonucunda belirlenecek tutar ve (b) bendine göre davacının % 3,3 iş gücü kaybı oranının Ek-D cetvelde karşılık gelen katı (4) ile çarpımı sonucu bulunacak tutar toplanmak suretiyle belirlenecek maddi tazminatın davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi gerekirken, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminata hükmedildiği belirtilmesine karşın bu hesaplamaya aykırı şekilde 195,84 TL maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu itibarla, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki temyize konu kararın anılan kısmının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE; davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE,

2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının manevi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, maddi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,

3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.