Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/972 E. , 2024/3246 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
İSTEMİN_KONUSU: .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapan yakınları ...'ın makam odasında iken şoförlüğünü de yapan polis memuru tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu vefat etmesi nedeniyle baba ... için 25.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile birlikte 295.490,55 TL), 25.000,00 TL manevi; anne ... için 25.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile birlikte 471.803,08 TL), 25.000,00 TL manevi; erkek kardeş... için 25.000,00 TL manevi; kız kardeş ... için 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; daha önce davanın reddi yolundaki kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 08/06/2021 tarih ve E:2016/758, K:2021/3168 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda üçüncü kişinin kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiği, tazmin sorumluluğunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ :İdare Mahkemesi kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen ilk kararın, Danıştay Onuncu Dairesince, emniyet amiri olan davacılar yakınının görevi sırasında ve vazifeden kaynaklı olarak aynı yerde görevli polis memurunun silahla ateş etmesi sonucu hayatını kaybettiği, bu halde genel güvenliğin sağlanmasına ilişkin kamu hizmetini yürüten davalı idarenin bu hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak personelin kişisel kusuru sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince bozmaya uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi: Danıştay Onuncu Dairesinin -müteveffanın eşi ve çocukları tarafından açılan davaya ilişkin- E:2022/7456 sayılı dosyası ile hükme esas alınan 31/07/2023 kayıt tarihli hesap raporunun birlikte incelenmesinden, aşağıda belirtilen hususlara uyulmaksızın maddi zarar hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsalinin aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, davacı anne (...) ve babaya (...) ödenen vazife malullüğü aylıkları zarar tutarından indirilirken yıllık hesaplama yapılması ve emsal görev aylığı açısından da yıl içerisindeki değişikliklerin dikkate alınmamasında hukuki isabet görülmemiştir.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsalinin aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Danıştay Onuncu Dairesinin E:2022/7456 sayılı dosyasında yer alan, ...
İdare Mahkemesine Sosyal Güvenlik Kurumunca sunulan ... tarihli yazıda, müteveffanın eğitim durumuna göre rütbesinin yükselmesi halinde emniyet müdürü sıfatını kazanmış olduğu varsayılarak yaş haddi olan 60 yaşında (07/10/2036 tarihinde) emekliye sevk edileceği belirtilmiş olup, TRH 2010 tablosuna göre davacı anne ve babanın muhtemel bakiye ömrü dikkate alındığında pasif dönem zararı hesabının yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Ayrıca, müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi, babası ve çocukları için 1'er pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. Müteveffanın çocuklarının üniversite eğitimi alabileceği ihtimali gözetilerek 25 yaşa kadar destekten yoksun kalma zararı belirlenmeli, davacı anne ve babanın maddi zararı buna göre yeniden hesaplanmalıdır. Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun'un ek 79. maddesi kapsamında davacılara ödenen tütün ikramiyesinin rapor tarihinde yasal faiz uygulanmak suretiyle güncellenecek değerlerinin maddi zarar tutarından düşülmesi gerekmektedir.
Öte yandan, işbu bozma kararına uyulmak suretiyle karar verilmesi durumunda, davacıların temyiz isteminde bulunmadığı gözetilerek aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi uyarınca verilecek yeni kararda davalı idare aleyhine hükmedilecek maddi tazminat tutarının davacı ... için 291.453,54 TL, davacı ... için 151.318,93 TL'yi aşmaması gerektiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.