Esas No
E. 2022/430
Karar No
K. 2024/235
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C.

ANKARA

1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/430
KARAR NO: 2024/235
DAVACI: ...

...

VEKİLİ: Av. ... -....
DAVALI: 1- ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: 2- ... - T.C. Kimlik No: ...

...

VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 10/11/2022
KARAR TARİHİ: 30/05/2024

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 29/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesiyle; davaya konu marka ile müvekkili markasının benzer olduğunu, ,taraf markalarının düz beyaz zemin üzerine siyah renkte benzer yazıyla oluşturulmuş markalar olduğunu ve daha önemlisi markaların esas ve vurucu unsurlarının benzer olduğunu, markaların başlangıçları ve bitişlerinin birebir benzer olduğunu, markaların başlangıçlarının aynı olmasından dolayı okunuşlarının soldan sağa olup, ilk olarak başlangıçtaki ibarelerin tüketicilerin aklında kalacağını, başlangıç kısımlarının aynı olmasının markaları benzer kıldığını ve davalı markası ile müvekkil markası arasında iltibasa neden olduğunu, ... ibaresinin ilaç sektöründe herhangi bir anlam taşımadığını, bu haliyle davaya konu markanın müvekkili şirkete ait markanın serisi şeklinde algılanacağını, davaya konu markanın ilk üç harfi olan ... ibaresinin ve son hecesi olan ... ibaresinin de birebir aynı olduğunu, davalı markasının orta kısmında “...” ibaresi yer almış olsa da bu durumun markalar arasında mevcut olan benzerliği gidermediğini, dolayısıyla tüketiciler tarafından her iki markanın birbiri ile bağlantılı olduğu izlenimi yarattığını, davaya konu markaya harf eklenmesinin markalar arasında benzerliği ortadan kaldırmadığını, “...” markası ile karşılaşan tüketicinin müvekkilinin “...” markasını gördüğünde markaların aynı firmaya ait olduğu izlenimine kapılabileceğini, müvekkili markasında 5. sınıfta yer alan ürünlerin, davalı markasında 5. sınıfta yer alan ürünlerle benzer ihtiyaçlara hitap etmeleri nedeniyle aynı yerde yan yana satılması halinde tüketiciler nezdinde karıştırılacağını, ...’ın 05. Sınıfta yer alan bazı emtiaların sağlık çalışanları tarafından reçete ile verilse de, sağlık çalışanlarının da hata yapabileceği elverişsiz çalışma koşulları yüzünden benzer işaretleri karıştırabileceği yönünde kararlarının bulunduğunu, davaya konusu “...” markasının tesciline karar verilmesi halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın kullanmakta olduğu esas unsuru "...” olan markasının devamı şeklinde düşünüleceği, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde 05. Sınıfta yer alan tüm alt gruplarda markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; taraf markalarının benzer olmadığını, aralarında farklılıklar olduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili markası oluşturulurken hiçbir markadan esinlenilmediğini, davacı markasının müvekkili markasından farklı bir ibareden oluştuğu aynı zamanda davacı markasında ... ibaresinin ... da yazıldığını, müvekkili markasının cilt ürünlerinde kullanılması planlanan ürünlere ilişkin olduğunu, ... kelimesi ve mineral kelimesinin kısaltması olan ... kelimesinin birleştirilmesi suretiyle ... kelimesinden oluştuğunu, iki marka ibaresinin her tüketici tarafından kolaylıkla ayırt edilecek şekilde farklılaştığını, markalar arasındaki bütünsel farklılıklar gözetildiğinde, markalar arasında iltibas yaratacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığını, farklı sınıfları içerdiklerini, davacının dayanak gösterdiği “...” ibareli veya ibaresini birebir içeren pek çok markanın ...’u nezdinde farklı Firmalar adına aynı ve/veya benzer sınıflarda tescilli olduğunu, davacının içerisinde “...” ve “...” unsurlarını barındıran benzer olsun ya da olmasın her ibareyi tekeli altına almak istemesinin, kanun tarafından korunmaya değer bir istek olmadığını, müvekkilinin bir bütün olarak incelenmesi gereken markasının “...” ve “mineral” ibarelerinin birleşimi ile oluşturulduğu ve davacı markası ile karıştırılmaya sebep olabilecek bir benzerlik taşımadığını, müvekkilinin tümüyle özgün ve ayırt edici nitelik taşıyan bir marka kompozisyonu yaratarak markasını farklılaştırmak ve kendine özgü biçimde 3. ve 5. Sınıflar altında mal/hizmet sunma gayesinde olduğunu ve bu kapsamda verilen .... kararının son derece yerinde olduğu bu nedenle de verilen haksız tedbir kararının kaldırılması ve davacı tarafından ikame edilen haksız davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. YARGILAMA:

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının kısmen yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük koşullarının dava dilekçesinde geçen mal ve hizmet sınıfları yönünden oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 03. ve 05. Sınıf mallarda tescili amacıyla 04.05.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.10.2021 tarih ve 383 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı tarafça itirazda bulunulduğu, ...’nın 06.04.2022 tarihli kararı sonucunda davacı tarafın itirazlarının reddolunduğu, davacı yan tarafından başvuruya yönelik itirazlarının reddi kararına karşı yeniden itiraz edildiği ve başvurunun 05. Sınıf emtialar bakımından kısmi olarak reddinin talep olunduğu, davacı itirazını inceleyen ...’nun 03.10.2022 tarih ve ... sayılı kararıyla; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun 2018 109729 sayılı "..." ibareli markaya dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ……Belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ihtiva ettikleri genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın reddi gerekmiştir. '' şeklindeki gerekçeler ile davacı yan itirazlarının bir kez daha reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.

Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: -Başvuru konusu ... sayılı marka ile davacı yanın önceki tarihli markasının 05. Sınıf mallarda aynı ya da aynı tür emtiaları kapsadıkları, -Bununla birlikte markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda, ilgili niteliklerdeki tüketici kitlesi göz önüne alındığında, karıştırılma ihtimaline neden olacak bir benzerlik taşımadıkları, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik .... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Davacı Markası ... ... (03 sınıf ve 05. Sınıf 01,02,03,04,05,06,07) (05. Sınıf/ 01,02,03,04,05,06,07)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında 05. Sınıfta yer alan malların tamamı, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer nitelikte olup taraf markalarının bu anlamda benzer tüketici kitlelerine hitap edip benzer ihtiyaçları karşıladıkları, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikamesi mümkün olan mal ve hizmetler oldukları, satış, sunum ve dağıtım kanallarının ortak oldukları anlaşılmıştır. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.

Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu marka ''...'' şeklindeki başvurunun figüratif hiçbir unsur taşımayan bir sözcük markası olduğu, anılan ibarenin dilimizde ya da İngilizcede bilinen bir anlama haiz olmadığı, toplam 8 harften oluşan kelimenin tek bir kelime formuna sahip olduğu, uyuşmazlık kapsamındaki emtialar bakımından farklılaşacağı ve ayırt edici hale gelmiş olacağı, bu nedenle başvuruda yer alan emtialar bakımından markanın bir bütün olarak algılanacağı ve yazımına uygun şekilde “...-...-...” olarak telaffuz edileceği, başka bir ifadeyle tüketicinin anılan markayı unsurlarına bölerek algılamasına neden hiçbir durumun mevcut olmadığı, markadaki herhangi bir ibarenin diğerine nazaran vurgulu ya da ön plana çıkar şekilde konumlandırılmadığı, bütün olarak markayı oluşturan kelime kombinasyonunun bütününün markanın esas unsuru olarak değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır.

Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın markasının ise .... şeklindeki başvurunun figüratif hiçbir unsur taşımayan bir sözcük markası olduğu, anılan ibarenin dilimizde ya da İngilizcede bilinen bir anlama haiz olmadığı, toplam 6 harften oluşan kelimenin tek bir kelime formuna sahip olduğu, .... ibaresinin ...'in ... dilindeki yazımı olduğu, dolayısıyla markanın “...-...” olarak telaffuz edileceği anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; taraf markalarının “...” esas unsuruna haiz markalarının bütünsel algıları itibariyle harf dizilimsel açıdan düşük düzeyli bir benzerlik taşıdıkları, davacı yanın altı harften oluşan “...” markasını oluşturan harflerin, dava konusu markadaki ilk 3 ve son 3 harf sıralama aralığındaki harflerini oluşturur şekilde yer aldığı, dava konusu markanın başlangıç ve bitiş harf dizilimlerinin aynı olduğu, dava konusu markanın 4 ve 5. harfleri olana ''-....'' harflerinin de markadaki konumları gerekği bir bütün olarak algılanması halinde, ortalama zeka ve dikkat seviyesindeki bir tüketicinin, dava konusu markanın orta sesini oluşturan harfleri çekip çıkartarak geri kalan harfleri davacı taraf markaları ile ilişkilendirmesinin mümkün olmayacağı; öncelikle davacının “...” şeklindeki markasının görsel ve işitsel açıdan bütün olarak bıraktığı algı itibariyle dava konusu “...” şeklindeki markadan farklı olduğu, ilgili tüketici kitlesi ve hatta ortalama tüketici algısında dahi iki marka ile aynı ya da ayrı zamanlarda karşılaşan tüketicinin derhal ve hiç tereddütsüz iki ayrı marka karşısında olduğunu algılayabileceği, ilgili tüketici kitlesi tarafından anlamları algılanabilecek nitelikteki kelimeler oldukları, dolayısıyla ilgili tüketicinin dava konusu markaya somut bir kavram yükleyebileceği ve kavramsal olarak davacı markasından derhal uzaklaşacağı, ayrıca her ne kadar işaretlerin başlangıç ve son sesleri “...” harflerinin ortak diziliminden kaynaklı bir benzerlik taşımakta ise de 05. Sınıf mallar bakımından tüketicinin, birbirine yakın şekilde oluşturulmuş her bir markayı birbiri ile ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı, taraf markaları kapsamında aynı ya da aynı tür mallar yer almakla birlikte markaları oluşturan işaretlerin benzerlik değerlendirmesinde, işaretlerin bütünsel algıları itibariyle ilgili tüketicide bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, somut olayda dava konusu başvurunun, davacı yana ait önceki tarihli markası “...” harflerinden kaynaklı bir benzerliği bulunsa da bu benzerliğe sahip işaretlerin her iki taraf markasında da birbirlerinden tamamen farklı algılar yaratır şekillerde kullanıldıkları, davacı markası ... şeklinde kullanılmakta davaya konu marka ... olup, bu markanın içinden birtakım sesleri çekip çıkarması ve algısını bu kısım üzerine yönlendirmesini tetikleyecek bir durumun mevcut olmadığı, dolayısıyla dava konusu marka ile davacı yan markaları arasında harf dizilimsel benzerlik hali dışında görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbiri ile ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı, markaların bir bütün olarak birbirinden bağımsız iki ayrı iktisadi kaynağa ait markalarmış gibi algılanacak oldukları, davacı markaları ile davaya konu başvuru arasında, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği, 05. Sınıf malların ilgili tüketici kitleleri gözetildiğinde, tüketicilerin her iki taraf markasında herhangi bir şekilde bağ kurmayacağı, işaretler arasında anılan ibareden kaynaklı oluşan benzerliğin, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açmasının önüne geçeceği, her ne kadar sınıfsal benzerlik bulunsa da markalar benzer görülmediğinden SMK 6/1 maddesindeki çifte benzerlik koşulunun somut olayda oluşmadığı anlaşılmış davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5.Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/05/2024 Katip ... Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.