4. Hukuk Dairesi         2021/1659 E.  ,  2024/1831 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2018/1790 E., 2020/963 K.
DAVALILAR: 1. ... vekilleri Avukat ...,

2....

DAVA TARİHİ: 29.07.2016
HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi / İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2016/441 E., 2018/79 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ...'in alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile adına kayıtlı taşınmazı davacı bankanın ipoteği ile birlikte iş ilişkisi içinde olduğu davalı ...'a, davalı ...'ın da dava dışı Fatih Yıldırım'a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun İİK'nın 277 ve devamı maddeleri ile TBK'nun 19 uncu maddesi gereğince iptaline, dava konusu taşınmaz elden çıkarıldığından davalı ...'ın nakden tazminatla sorumlu tutulmasına, tazminata 12.12.2012 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalının temsilcisi olduğu şirketler arasında karşılıklı ticaretin olduğunu, bu ticaret kapsamında da davaya konu taşınmazın müvekkiline alacağı karşılığında verildiğini, davacı tarafça kötüniyetin ispatlanması gerektiğini, davalı ...'in müteselsil kefil konumunda olması nedeniyle davalı ...'ın yaptığı işlemlerin iptalini talep etmenin mümkün olmayacağını, söz konusu tasarrufun tarihinin 29.07.2011 olduğu,takibe konu bankacılık işleminin ise 2012 yılının son aylarında olduğunu borcun doğum tarihinin ise hesabın kat edildiği 2015 yılı olduğunu, dolayısıyla borcun doğumundan önce yapılan bir tasarrufun olduğunu bu sebeple tasarrufun iptalinin mümkün olmadığını,davaya konu tasarrufun yapıldığı tarihte taşınmaz üzerinde bankanın ipoteğinin bulunduğu ve bu ipotek ile birlikte satışın yapıldığı, daha sonraki aşamada ise davacı banka tarafından taşınmaz üzerindeki ipoteğin fek edildiğini,davacı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını bu sebeple kusurundan istifade edemeyeceğini, ipotek fek edilmemiş olsaydı davacının alacağına bu ipotekle kavuşması mümkün iken ipoteği fek ettiğini, bu sebeple mal kaçırma ve zarar kastının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı gibi davalı ... duruşmalara da katılmamıştır. III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 13.02.2018 tarihli ve 2016/441 Esas ve 2018/79 Karar sayılı kararıyla; davalı ..., taşınmazı, davacının taşınmaz üzerindeki ipoteği ile devralmış olduğu akabinde davalı ... tarafından davacı bankadan taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki talep edilmiş ve davacı banka tarafından dosya arasında yer alan ...Tapu Sicil Müdürlüğü'ne hitaben yazılmış olan 14.11.2012 tarihli yazı ile taşınmaz üzerindeki ipoteğin fek edildiği,bu haliyle davacı banka tarafından ipoteği fek etmeme ihtimali varken, davalı ...'ın başvurusu sonrasında ipoteğin fek edilmiş olması karşısında davalı ...'ın zarar verme kastıyla hareket edildiğinin kabul edilemeyeceği, davacı bankanın ise ipoteği fek etmeden bu taşınmazın satışını her zaman talep edebilme imkanı varken bu imkanını kullanmayıp ipoteği fek etmiş olması karşısında akabinde tasarrufun iptali davası açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de sayılacağı, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı anlaşıldığından 5 yıllık sürenin dava dosyasında uygulanamayacağı kanaatine varılmış ve bu yönden de tasarrufun iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davacı banka tarafından,dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteği bizzat fek etmiş olması sonrasında muvazaa iddiası ile BK 19 anlamında muvazaa nedeniyle iptal davası açması da hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde sayılacağından davanın BK 19 anlamındaki muvazaaya dayalı iptal talebi yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 13.02.2018 tarihli kararın davacı vekili olarak Av.... adına kararda yazılı adresten farklı bir adreste ve birlikte çalışan katibi...a 28.03.2018 tarihinde tebliğ edilerek kararın 19.04.2018 tarihinde kesinleştirildiğini, oysa tebligat adresi hatalı olduğu gibi tebligatı alan...ın da tebligat tarihinde Av....'in çalışanı olmayıp dava dışı avukat...'ın yanında staj yapan avukat olması nedeniyle tebligatın usulsuz olduğunu yerel mahkeme kararını 30.04.2018 tarihinde icra emri ile öğrendiklerini belirterek öncelikle istinaf isteminin süresinde olduğunun kabulü ile kesinleşme şerhinin kaldırılmasına istinaf başvuru hakkının eski ... iadesine yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın davacı banka ipoteği ile birlikte borçlu tarafından davalı ...'a devredildiğini, ipoteğin satıştan sonra davacı tarafından kaldırıldığını ancak bu durumunun hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, tasarrufun iptali davasının ön koşulları ile bedel yönünden iptal şartları oluştuğundan eldeki davayı açmakta hukuku menfaatleri olduğunu, bedel farkı, davalıların aynı işkolunda çalışması, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle tasarrufun İİK'nun 278/3-2 ve 280/1 maddeler gereğince iptale tabi olduğunu, davanın red gerekçesi doğru olmamakla birlikte davalı yararına nispi vekalet ücreti verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu gayrımenkul kaydında davacının ipoteği ile birlikte davalı 3. kişiye satılmış, davacı banka tarafından da ipoteğin fek edilmiş olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
21.02.2024 ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İcra İflas Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı Kanun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu İİK md.277 TBK md.19 İİK md.278/3