4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki haksız eyleme dayalı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 31.10.2023 Salı gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin çeşitli marka araçların satış ve servis bayiliğini yaptığını, bitişiğinde bulunan taşınmazın davalı şirket tarafından 2010 yılının temmuz ayında satın alındığını, yeni inşaa edilecek alışveriş merkezinin yapılabilmesi için eski bina ve yapıların 2010 yılının kasım ayında yıkımına başlandığını, iki yılı aşkın bir zamandır da davalı şirket tarafından başlanılan inşaatın bitirilemediğini, davalı şirketin inşaata başlaması üzerine araç satışlarının %70'lere varan oranlarda düştüğünü, bu düşüşün başlıca sebebinin inşaata konulan paravanlar yüzünden davacı firmanın görünmemesi ve yola kadar taşan inşaat işinin çoğu zaman davacı şirketin yolunu kapatması olduğunu, bu durumun davacı şirketin kapandığı yönünde intiba oluşturduğunu, ayrıca yapılan inşaatın satış gelirleri dışında servis gelirlerine de zarar verdiğini, taşınmazın yıkılması neticesinde araç servis kısmının da hasar gördüğünü belirterek davalı şirketin iki yılı aşkın bir zamandır devam eden inşaat çalışmaları nedeniyle yoksun kalınan gelirine ilişkin fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak şimdilik 2.000,00 TL yoksun kalınan kârın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davacı 03.02.2015 tarihinde kazanç kaybına yönelik talebini ıslah dilekçesiyle 2.500,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının yerinde olmadığını, herhangi bir zarar verici eylemde bulunmadıklarını beyanla davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2015 tarih, 2014/929 Esas ve 2015/384 Karar sayılı ilk kararı ile alınan bilirkişi raporu benimsenerek davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Daire'nin 18.10. 2017 tarih, 2015/12773 Esas, 2017/5981 Karar sayılı ilamı ile; davacının dava dilekçesinde, davalı şirket tarafından yan parselde inşaata başlanması üzerine 2010 ve 2012 yılları arasında satış ve servis gelirlerinde azalma olduğunu belirterek bu döneme ilişkin zararın karşılanması talebinde bulunduğu, bilirkişiler tarafından, yıkım işleminin 2011 yılının mayıs ayında gerçekleştirildiği ve 2010 yılının, yıkım işleminden önceki döneme ait olduğu gerekçesiyle sadece 2011 ve 2012 yılı arasındaki satış ve servis gelirleri yönünden inceleme yapıldığı ancak yıkım işleminin 2011 yılının mayıs ayında gerçekleştirilmesi nedeniyle yıkım öncesi dönem olan 2010 yılı ve 2011 yılı mayıs ayına kadar geçen dönem ile yıkım sonrası dönem olan 2011 mayıs sonrası satış ve servis gelirlerinin kıyaslanması ve bu döneme ilişkin ticari defterlerin incelenmesi ile davacının bu döneme ilişkin maddi zararının bulunup bulunmadığının saptanması gerektiği, mahkemece belirtilen hususlarda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma kararı gereği davacının bayisi olduğu firmalardan Türkiye genelinde yıkım öncesi dönem olan 2010 yılı ve 2011 yılı mayıs ayına kadar geçen dönem ile yıkım sonrası dönem olan 2011 mayıs sonrası satış ve servis gelirlerine ilişkin kayıtlara dair davacının satış ve gelirindeki azalmanın bilirkişi heyeti aracılığı ile inceletildiği, davacının belirtilen dönemde servis hizmetinde azalma olmadığı, davalının inşaatından kaynaklanan azalmanın %11,83 olduğu, buna göre ( 2.464.158,72 TLx11,83/84=)347.035,68 TL davalıdan kaynaklanan sebeple araç satış bedelinde azalma olduğu, davalının 25/01/2020 tarihli dilekçesinde de kabul edildiği üzere araç satışındaki kar oranı olan %12,50'ye göre davacının 43.379,46 TL araç satışından mahrum kalınan kârının olduğu, yedek parça satışındaki gelirde 420.832,58 TL azalma olduğu, %20 oranındaki karlılığa göre yedek parça satışındaki kâr kaybının 84.166,52 TL olduğu, buna göre davacının toplam kâr kaybının 127.545,98 TL olduğu ancak davacının 03.02.2015 tarihinde davayı ıslah ederek kazanç kaybına yönelik talebini 2.500 TL'ye yükselttiği, ıslahtan sonra HMK 107/2. maddesi kapsamında müddeabihin değerinin belirtilmesinin usulen mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.500,00 TL'nin dava tarihi olan 02.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararı üzerine ilk bilirkişi raporunda müvekkili şirketin 390.186,36 TL zararı olduğunun hesaplandığı, sonrasında dosyanın iki kez daha bilirkişiye gönderildiğini, nihai raporda ise müvekkil firmanın 291.509,98 TL zararının olduğunun tespit edildiğini, ilk bilirkişi incelemesi sonrasında tespit edilen ilk meblağ üzerinden dava değeri belirli ... getirilerek tamamlama harcı yatırıldığını, ne var ki ikinci kez yapılan yargılama sonucunda davanın değerini belirli ... getirme işlemi yok sayılarak karar verildiğini, HMK madde 107/2 "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." hükmünü ihtiva etmekte olup, Yerel Mahkeme'nin ıslah ile dava değerinin belirlenmesinin arasında kurmuş olduğu "engel" ilişkisini açıklamadığını, birbirinden tamamen farklı olan ve dava sürecinde kullanılmasına kanunla müsaade edilmiş iki hukuki müessesenin birbirine engel olarak sunulması ve bu gerekçe ile dava değerini belirleme işlemlerinin yok hükmünde sayılarak, davanın eksik değer ile kabulünün hukuka aykırı olduğunu; öte yandan dosyaya sunulan 13.02.2021 tarihli bilirkişi raporu ile gerek distribütör firmalar gerekse müvekkili firma nezdinde bütün teknik bilgi belge ve veriler detaylı olarak incelenmiş olup, üç kez bilirkişi heyeti incelemesi neticesinde toplam kar kaybının 291.509,98 TL olduğu açıkça belirtilmiş olup bu bedel belirlenirken zaten müvekkili firmanın kâr kaybı hesaplanmış olup, yerel mahkeme hesaplanan kar kaybı üzerinden yeniden kâr kaybı hesaplayarak zararı bu kez 127.545,98 TL'ye çekmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının dava konusu yaptığı kazanç kaybı ile müvekkilime isnat olunan eylem arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, Türkiye genelinde Chery marka araçların satış, yedek parça ve servis hizmetlerine ilişkin 2011 yılı satışlarının 2010 yılı satışlarından, 2012 yılı satışları ise 2011 yılı satışlarından çok düşük olduğunu, satışlarda meydana gelen azalmanın %11,83’üne müvekkilinin sebebiyet verdiğinin belirtilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca %11,83’lük düşüşe denk gelen tutarın 291.509,98 TL olduğu hususunda eksik hesaplama yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; %11,83’lük düşüşe denk gelen tutarı olan 291.509,98 TL üzerinden %12,5 bayi kârı hesaplaması yapılması gerekirken bu şekilde bir hesaplama yapılmadığını, davacının yedek parça satışlarında meydana gelen azalma sebebiyle her hangi bir sorumlulukları olmayacağını, %20 davacı kâr paylı değerlendirme ve hesaplamanın hatalı olduğunu, 2010-2011 yılları karşılaştırılmasında %26,63, 2011-2012 yılı karşılaştırılmasında ise %72,17’lik bir düşüş olduğu dikkate alınarak otomobil satışları için bu düşüşe bağlı bir değerlendirme ve hesaplama yapılmasına rağmen,aynı değerlendirme ve hesaplamanın yedek parça satışı için yapılmadığını, yapılan incelemede davacının servis hizmetlerinde her hangi bir azalmanın olmadığının belirlendiğini ve bu durumun da davacının otomobil ve yedek parça satışlarında yaşadığı düşüşlerden müvekkilinin sorumlu olmadığını ortaya koyduğunu, davacının 11.04.2019 tarihli dilekçesiyle dava değerini 392.186,36 TL’ye çıkardığını, yerel mahkeme, davacının 11.04.2019 tarihli dilekçesindeki talebinin reddedildiği halde lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin, araç satışı, servis hizmeti veren iş yerindeki ticari faaliyetinin, davalının yaptığı AVM inşaatı sebebiyle engellendiğinden bahisle uğranılan kâr-kazanç kaybının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, ancak mahkemece her ne kadar "davalının inşaatından kaynaklanan azalmanın %11,83 olduğu, buna göre (2.464.158,72 TLx11,83/84=)347.035,68 TL davalıdan kaynaklanan sebeple araç satış bedelinde azalma olduğu, davalının 25/01/2020 tarihli dilekçesinde de kabul edildiği üzere araç satışındaki kar oranı olan %12,50'ye göre davacının 43.379,46 TL araç satışından mahrum kalınan kârının olduğu, yedek parça satışındaki gelirde 420.832,58 TL azalma olduğu, %20 oranındaki karlılığa göre yedek parça satışındaki kâr kaybının 84.166,52 TL olduğu, buna göre davacının toplam kâr kaybının 127.545,98 TL olduğu" belirtilmişse de ;"dosya kapsamında alınan 23.01.2019, 16.07.2020 ve 13.01.2021 tarihli ek bilirkişi raporlarıyla davalının inşaatından kaynaklanan azalmanın %11,83 olduğu, buna göre ( 2.464.158,72 TLx11,83=291.509,97 TL davalıdan kaynaklanan sebeple araç satış bedelinde azalma olduğu, davalının 25.01.2020 tarihli dilekçesinde de kabul edildiği üzere araç satışındaki kâr oranı olan %12,50'ye göre davacının 36.438,74 TL araç satışından mahrum kalınan kârının olduğu, yedek parça satışındaki gelirde 420.832,58 TL azalma olduğu, %20 oranındaki kârlılığa göre yedek parça satışındaki kâr kaybının 84.166,52 TL olduğu, buna göre davacının toplam kâr kaybının 120.605,25 TL olduğu" anlaşılmakla yerel mahkeme kararı sonuç olarak doğrudur. O nedenle HUMK’nun 438 inci maddesinin 9 uncu fıkrası uyarınca gerekçe değiştirilerek karar onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın