T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 01/02/2010 tarihli elektrik enerjisine satışına ilişkin sözleşme bulunduğunu, sözleşme kapsamında satın alınan elektrik bedellerine ait faturaların düzenli ödendiğini, ancak faturalarda kayıp kaçak bedeline de yer verildiğini, Yargıtay kararlarına göre kayıp kaçak bedellerinin dürüst biçimde elektrik tüketen kişilerden tahsil edilemeyeceğini, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 259.405,64-TL kayıp kaçak bedelinin ödeme tarihlerinden işleyecek avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI :
Davalı taraf ise davanın reddini savunmuş, tahsile edilen kayıp kaçak bedellerinin ...'a ödendiğini, bu sebeple davanın ...'a ihbarı gerektiğini, davalının lisanslı üretim faaliyeti gösteren bir tüzel kişilik olduğunu, daha önceleri elektriğin müşteri sayacında teslim edildiğini dolayısıyla sözleşme birim fiyatı üzerinden enerji bedeli ödendiğini, bu sebeple mevzuattan kaynaklanan diğer masrafların tedarikçi tarafından karşılandığını, 2010 yılından itibaren EPDK tarafından yapılan düzenlemeler gereğince yöntem değişikliği yapıldığını, elektriğin çıplak fiyatının düşürüldüğünü, ancak artı sayaçta teslimden vazgeçilerek kayıp kaçak bedellerinin de maliyet unsuru olarak nazara alındığını, bu işlemlerde davalının kusuru bulunmadığını, EPDK kararlarına ve yürürlükteki mevzuata uygun davrandığını, faturalarda kayıp kaçak bedelinin aktif enerji bedelinin içine gizlenmediğini, ayrıca tahsil edildiğini ihtirazi kayıt ileri sürülmeden yapılan ödemelersebebiyle iade istenemeyeceğini, faturalar itiraz edilmediğini, Danıştay 13. Hukuk Dairesinde görülen ...Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLER ve GEREKÇE: Eldeki dava sözleşme sebebiyle alacak davasıdır.
Yapılan yargılama sonucunda mahkememize ait... Esas sayılı dosyasında davanın reddine dair verilen karar temyiz edilmiş ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2016/5489 esas 2017/17017 sayılı kararı ile dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline dair hüküm kurulması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce bozmaya uyulmuştur. Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 günlü ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 Karar Sayılı ilamıyla; 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesi ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun bu maddeye dayanarak 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliği” yayımladığı, lisans sahibi şirketlerinde bu tebliğe uygun olarak tüketiciden kayıp-kaçak bedeli adı altında bedel tahsil ettikleri, ancak anılan madde ile Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisinin verilmediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedelinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararları ile bu bedelin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “... Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır..." şeklindeki düzenleme ve yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda, Dairemizce; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketleri tarafından faturalara yansıtılan dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, parekende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin, tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Ne var ki, 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır." hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; Geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmünü, Geçici madde 20; "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.
Yukarıda açıklanan bu yasa değişiklikleri birlikte değerlendirildiğinde; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan (ve halen derdest olan) davalar, (açıklanan yasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte) konusuz kalmıştır. Bu noktada değinilesi gereken diğer husus; davalının, davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği, bu bağlamda davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Yargılama harç ve giderleri, kural olarak davada haksız çıkan tarafa, eş söyleyişle aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m. 326/I). Bu cümleden olarak, davayı kazanan taraf, davayı bir vekil aracılığı ile takip etmişse, haksız çıkan taraf, yargılama gideri olarak vekalet ücreti ödemeye de mahkum edilir (HMK m. 323/1-ğ).
Bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış olması halinde, yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Burada önemle vurgulanmalıdır ki, bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 günlü ve 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında da aynı ilkeye yer verilmiştir.).
Somut olayda; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. Eş söyleyişle, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir.
Davacı tarafından, davalıdan kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, perakende satış hizmeti ve sayaç okuma bedellerinin tahsilinin talep edildiği davada, davanın reddine karar verilmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere, davacıdan bu bedellerin alınmasının hukuka aykırı olduğu hususu Dairemizce kabul edilmektedir. Bu itibarla, dava açıldığı tarihte, yapılan yasa değişikliği henüz ortada bulunmadığından, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Bu durumda; dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesini yer olmadığına, Alınması gereken 35,90.-TL harcın peşin alınan 4.430,00-TL harçtan mahsubu ile bakiyesi 4.394,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı yararına 2.180.-TL maktu vekalet ücreti takdirine, Davacının yapmış olduğu ve peşin harç ta dahil edilerek hesaplanan 358,60.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile TEMYİZ yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafın yokluğunda açıkça okundu, anlatıldı. 05/12/2018 Katip ... Hakim ...