T. C. ANKARA 5.
FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/471 Esas - 2024/208
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
....
Av. ....
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 16/12/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ... markasının ... nezdinde tanınmış marka olarak tescilli bir marka olduğunu ve .... nezdinde 23.02.2000 tarih ve ... no ile tescil edildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 1986 yılında tescil ettirdiğini, marka üzerinde hak sahibi olduğunu ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını artırdığını, “...” ibareli birçok tescilli markasının bulunduğunu, ürünlerin satımına yönelik birçok ambalaj ve ürün tasarımlarının olduğunu ve ... nezdinde tescilli yaklaşık 20 tasarımının bulunduğunu, tüm .... kapsar şekilde .... üzerinde tesciller de gerçekleştirdiğini, müvekkilinin “....” markalarının kesinlikle cins bildiren bir ibare niteliğinde olmadığını, ayırt ediciliğe sahip tanınmış markalardan olduğunu, davalı şirket marka başvurusunun, müvekkili şirket markalarına görsel, işitsel, kavramsal ve global açıdan ayniyet derecesinde benzerlik taşıdığını ve müvekkili markalarına iltibas yarattığını, davalı marka başvurusunun “...” ibareli marka olduğunu, iş bu markanın esaslı unsurunun müvekkili şirketin gerçek, üstün, öncelikli hak sahibi olduğu tüketici nezdinde tanınır, bilinir hale gelen “...” ibaresi olduğunu, davalı şirket marka başvurusunda yer alan ... ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanı olduğunu, marka başvurusunun tüketiciler tarafından ... ... olarak algılanacağını, ... ibaresinin kaynak gösterme fonksiyonunu yitirmesi ve çatı marka olması sebebiyle tüketicinin ilk okuyacağı ve dikkate alacağı ibarenin “...” ibaresi olacağını, davaya konu başvurunun 30. sınıfta yer alan malları kapsadığı da dikkate alındığında markada yer alan “...” ibaresinin ilgili ürünler için tanımlayıcı nitelik taşıması sebebiyle markaya ayırt edicilik katmadığını, davaya konu markaların potansiyel tüketici kitlesinin ortak olduğunu ve algılama ve dikkat düzeyi düşük bir kitle olduğunu, davaya konu başvurunun müvekkilinin “....” markaları ile karıştırılma ihtimali yarattığını, iltibas nedeniyle davalı şirket başvurusunun müvekkili şirket markaları arasına sızacağını ve tüketicilerin söz konusu başvuruyu müvekkilinin seri marka ailesinin bir üyesi olduğu yanılgısına düşmelerine neden olacağını ya da tarafların idari/ekonomik bir bağlantı içerisinde olduğu yanılgısına düşebileceklerini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait “...” markalarına, ayırt ediciliği bulunmayan tanımlayıcı ibareler ekleyerek kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını ve bu sayede müvekkili şirket markalarının tüketiciler nezdinde yarattığı güven ve haklı ünden faydalanma kastı ile hareket ettiğini, söz konusu başvurunun müvekkili şirketin markasal haklarını ihlal ettiğini iddia ederek; davalı ...’in 19.10.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, davalı şirketin ... nezdinde 07.04.2021 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli markasının hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine, dava konusu ... başvuru numaralı “...” markasının huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbire karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 05/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... ibareli marka ile davacının “...” ve “... ...” ibareli markalarının karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzer olmadığını, “...” ve “...” çatı markalarının toplumun geneli tarafından iyi bilindiğinden ortalama tüketicilerin ... ve ... ibaresini içeren markaları kolaylıkla karıştırmayacağını, benzerlik incelemesi yaparken parçalara ayırmak yerine markanın bütününe bakılması gerektiğini, “...” ibaresinin gıda sektöründe herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf bir ibare olduğunu ve ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını, ... ibaresinin çikolatalı ıslak kek anlamına geldiğini, başvuru markası kapsamında yer alan gıda ürünleri açısından tanımlayıcı nitelikte olduğunu ve ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğunu, bu nedenle zayıf marka seçen kişilerin zayıf marka korumasına katlanmaları gerektiğini ve zayıf markalara eklenen ek-sözcük ve şekil unsurlarının anılan markaları farklılaştırmak için yeterli geleceğini, dava konusu başvuru markasının davacı markalarından yeterince farklılaştığını, anılan markalar arasında benzerlik bulunmadığından davacı vekilinin tanınmışlık itirazlarının kabul edilemeyeceğini, davalı yanın kötü niyetli olduğuna yönelik itirazların ise ispatlanamadığını, ... tarafından alınan dava konusu kararın usule ve hukuka uygun olduğunu ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. vekili 23/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ilk olarak 1958 yılında ...’ta faaliyete başladığını ve 1963 yılında “...” markası altında yerel sermaye ile Türkiye’nin ilk meyve suyunu ürettiğini, müvekkilinin süt hayvancılığının kalkındırılması için 1995 yılında süt ve süt ürünleri üretimine başladığını, ... markası altında yeni kategorileri sahiplenmek için gençleri hedefleyerek ve onlardan esinlenerek kafe ürünlerine odaklandığını ve sırasıyla kafe menülerinde son yıllarda sıkça görülen ... ve ... kategorilerine giriş yaptığını,müvekkilinin çoğunlukla ürünlerini marka tescili ile birlikte piyasaya sürdüğünden iş bu davaya konu “...” başvurusunu gerçekleştirdiğini, davacı yan iddiasının aksine “...” ibaresinin tekele alınmaya çalışılmasının söz konusu olmadığını, diğer tüm ürünlerinde olduğu gibi müvekkilinin “...” ürünüyle paralel olarak marka adını tescil ettirmek istediğini, davacı tarafın dava dilekçesine hakim olan ve 2000’li yıllara ait her türlü tespit, anket ve mahkeme kararının somut olay yönünden uygulanabilir olamayacağını, müvekkilinin, davacı yanın sektörel rakibi olmadığını, dava konusu markanın kullanılacağı asıl emtianın bir içecek türü olan “...” olduğunu, davacı yanın 19. yüzyılda ortaya çıkmış olan bir tatlıyı Türkiye’ye tanıttığını beyan ederek ayırt edicilik kazandırdığını iddia etmekteyse de yüzlerce kafe ve restoran tarafından kullanılan bu tatlının davacı ile özdeşleştiğini kabul etmenin 2023 yılının gerçekleriyle örtüşmediğini, davacı taraf markasının tanınmış olmasının, “...” kelimesinin bir cins adı olmasını ortadan kaldırmadığını, tanımlayıcı niteliğinin devam ettiğini ve bu sebeple de koruma kapsamının dar olduğunu, tanımlayıcı nitelikte olan “...” ibaresinin, davacı markaları kapsamında tanınmış olsun veya olmasın, zayıf ve ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğundan, güncel ... kararlarına istinaden davacı tarafın “... ...’nindir” yönündeki iddialarına dayanan tekel devrinin kapandığını, iş bu davanın 2022 yılının son ayında açılması karşısında davacı yan dilekçesinin 2000’li yıllara ilişkin içtihat, mütalaa ve anketlerle dolu olmasının bu durumun bir göstergesi olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, iltibas koşullarının oluşmadığını, davacı taraf markasının cins adı olması sebebiyle zayıf marka olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük olan zayıf unsur olduğunu, müvekkiline ait “...” markasının “...” ibaresinin ürünün aromasını tanımlar nitelikte olduğunu, dolayısıyla “...” ibaresinin ... ibaresinden bağımsız bir konumda yer almadığını, ihtiva ettiği anlam niteliğiyle de bağımsız ayırt edicilik işlevinin bulunmadığını, markanın geneline bakıldığında “...” ibaresinin tüketiciler nezdinde ayrılmaz bir kelime öbeği olarak algılanacağını, müvekkiline ait ürün ile davacıya ait ürünlerin aynı reyonda bile yer almadığı gözetildiğinde gıda sınıfında yer alan davaya konu ürünlerin bilinçli tüketici nezdinde akıllarda kalan son intibaa göre karıştırılma ihtimali bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, müvekkiline ait markanın kullanım alanının içeceklere, davacı markasının ise tamamen keklere ilişkin olduğunu, “...” ibaresinin gerekçe gösterilerek karıştırılabileceğinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olamayacağını, müvekkilinin ürün üzerinde görsellere yer vermesi ve ambalaj üzerinde renklendirmenin yapılması yanında “...” markasının öne çıkarılmasının, müvekkilinin tanıtım ve pazarlama faaliyeti stratejisi ile uyumlu olduğunu ve ... milkshakelerinin tamamının ambalajında dikkat çekilen unsurların “...” ve “...” kelimeleri olduğunun kolaylıkla göze çarptığını, müvekkiline ait “...” ibareli markanın ambalajında doğrudan “...” ibaresinin kullanılmadığını, ürünlerin içeriği ve aromasının ambalaj üzerine direkt yazılmasından ziyade ambalajların rengi ve üzerlerinde yer alan çikolata, muz, çilek gibi resimlerden anlaşıldığını, “vanilya ve beyaz aromalı, çilekli sütlü içecek”, “... aromalı ve çikolatalı sütlü içecek” gibi her bir milkshakein aroması ve içeriğine dair ibarelerin dikkatli bakılmadıkça görülemeyecek kadar küçük şekilde .... uyarınca mecburi olduğundan ambalajın sağ alt köşesinde yer aldığını, ortalama tüketicilerin markalar arasında idari/ekonomik bir bağlantı olduğu yanılgısına düşme imkanlarının bulunmadığını, davacı yanın “...” ibareleri üzerinde müktesep hak sahibi olmadığını, müvekkili marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapılmadığını ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK: Markanın hükümsüzlüğü istemli dava, davacı vekilinin 19/04/2024 tarihli feragat beyanı nedeniyle iş bu davadan tefrik edilerek mahkememizin .... Esas sayısına kaydedildiğinden, eldeki dava salt ... kararının iptali istemine ilişkin olarak sonuçlandırılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 07.04.2021 tarihinde"..." ibareli ... sayısı ile marka tescil başvurusunda bulunduğu, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 28.06.2021 tarih ve 375 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 17.08.2021 tarihinde "..." ibareli markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 25.10.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 31.12.2021 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 14.02.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 20.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu davalı şirket marka başvurusu 29, 30 ve 32. sınıflarda yer alan malları kapsamaktadır. İtiraza mesnet gösterilen davacı markaları ise 05, 29, 30 ve 32. sınıflarda tescillidir.
Bilirkişi raporunda yer verilen tabloda altı çizilerek işaretlendiği üzere; davalı marka başvurusu kapsamında yer alan 29, 30 ve 32. sınıflardaki malların tamamı bakımından taraf markalarının emtia listeleri aynı/aynı tür mallardan oluşmaktadır.
Somut olayda çekişme konusu olan 29, 30 ve 32. sınıflardaki mallar “yiyecek ve içecek ürünleri” olup, içinde çocuk tüketicilerin de yer aldığı oldukça geniş bir kitleye hitap eden emtialardır. Dolayısıyla iş bu mallar bakımından tüketici kesiminin heterojenliği ve satın alma sürecinde gösterecekleri özen ve dikkat seviyesinin düşüklüğü de gözetilerek, iltibas değerlendirmesinde orta ve alt düzey tüketicilerin algısının esas alınması gerektiği değerlendirilmektedir. ... sayılı "..." ibareli dava konusu marka başvurusu; beyaz zemin üzerine siyah renkte düz yazım karakteri ile yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Markada yer alan "..." kelimesi, davalı şirketin ticaret ünvanının kılavuz unsuru ve çatı markasıdır. Davalı markasında yer alan “...” ibaresi İngilizce'de “dondurma ve şurupla karıştırılıp çalkalanmış süt” anlamına gelmektedir. ...; süt, ezilmiş buz, çeşitli meyveler, çikolata, serpinti, çırpılmış krema, kremşanti, yoğunlaştırılmış süt, buharlaştırılmış süt veya vanilya gibi aromaların mikser yardımı ile karıştırılması ile yapılan soğuk bir içecektir. Dolayısıyla bu ibare 29, 30 ve 32. sınıflardaki malların bir kısmı bakımından tanımlayıcılık içeren tali unsurdur. Davalı markasında yer alan “...” ibaresi ise İngilizce'de “fındıklı-çikolatalı küçük pasta veya kurabiye” anlamına geldiği müşahede edilmiştir. Davacının itiraza mesnet markaları incelendiğinde; "..." ibareli çatı/lider markanın yanı sıra ve/veya münhasıran markalarda yer alan .... kelimelerinden oluştuğu müşahede edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacı şirketin itiraza dayanak markaları "..." esas unsurlarını barındırmakta olup, "..." ibaresinin 30.sınıfta kek emtiası dışında diğer emtialar yönünden tanımlayıcı mahiyette olduğundan bahsedilemeyeceği gibi, gerek ....'nun 27.05.2015 tarih, .... . ve 09.03.2016 tarih,.... sayılı ilamları ve gerekse de .... ve 31.10.2011 tarih, ... . sayılı ilamları başta olmak üzere emsal mahiyetteki bir çok kararda da belirtildiği üzere, kek emtiası yönünden de davacının ... nolu markası başta olmak üzere bir çok markası bulunduğundan, söz konusu markalar hükümsüz kılınmadığı müddetçe 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisari marka hakkı bahşettiği dikkate alındığında, taraflara ait markalarda yer alan “...” ibaresinin taraf markalarının esas unsurları mahiyetinde ve benzer oldukları, bu benzerliğin, markaların tescil kapsamlarında yer alan aynı veya benzer mallar yönünden ortalama tüketici kitlesinde, her iki markalı ürünün aynı veya aralarında idari/işletmesel bağlantı bulunduğu ve aynı kökenden geldiği zannını doğurabilecek nitelikte olduğu, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin oluştuğu, dolayısıyla SMK m.6/1 hükmü koşullarının somut olayda meydana geldiği tespit edilmiştir. (Benzer davalarda; .... ve 23.09.2019 tarih .... sayılı kararlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır.) Davaya konu tüm emtialar bakımından somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulu oluştuğundan, davacı yanın marka işlem dosyasında ileri sürdüğü tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ayrıca incelenmesine gerek görülmemiş ve davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1.Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile alınması gereken 346,90 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 97,90 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 506,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.265,30 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı ... GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. tarafından yapılan 37,10 TL vekalet harç sarfiyatı ve 45,42 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 82,52 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/05/2024 Katip ... E imzalıdır Hakim ... E imzalıdır