T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
...
KARAR YAZIM
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesiyle; "..." markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin, dava dışı ... Ürt. Tic. Paz. Ltd. Şti. unvanlı firmanın ortak ve yetkilisi olduğunu, firmanın, 2. kuşağın yönetime geçmesiyle şarküteri çeşitlerinde ürettiği sucuk ve pastırmaya ilave olarak sosis, salam, kavurma, füme et, jambonla beraber taze/donuk dana-kuzu et ve et ürünleri üretimine dair yatırımlar yaparak ürün çeşitliliğini artırdığını, dava dilekçesinde yer alan başvuru numarası ve nice sınıfları verilen markaların müvekkili adına tescilli olup müvekkili tarafından uzun yıllardır Türkiye'nin her yerinde kullanıldığını, davalının "..." markasının ise 03/05/29/30/32 sınıflarda ... no ile tescil edildiğini, davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı adına “...” ibaresinin kullanılması halinde tüketici nezdinde işletmesel köken anlamında bir bağlantı kurulma ihtimalinin yüksek olduğunu, emsal nitelikteki kararlar ile müvekkili adına tescilli “...” markasının tanınmış olduğunun kabul edildiğini, davalının 30.12.2021 tescil tarihli ve ... tescil numaralı "..." ibareli markasının 29. ve 30. sınıfta hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı tescilli markasındaki “...” kelimesinin müvekkillerinin markasıyla aynı olacak şekilde kullanarak sebep olduğu tecavüzün önlenmesi gerektiğini beyanla; Davalının 30.12.2021 tescil tarihli ve ... tescil numaralı markanın 29. ve 30. sınıflarda hükümsüzlüğüne, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise anılan markalardan "..." ifadesinin çıkartılmasına, davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle, SMK md. 6/1 ve 6/5 hükümlerinin somut uyuşmazlığa uygulanması bakımından, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında iltibas oluştuğu iddiası ile davacının tanınmışlık iddialarının hukuken kabulünün mümkün olmadığını, davacının, dava konusu markalarının, dayanak gösterdiği ve tescil ettirdiği emtia grubu, mal ve hizmetler bakımından, dava tarihinden önceki beş yıl süresince ciddi şekilde kullandığına ilişkin delil sunması ve bu hususu ispat etmesi gerektiğini, davacıya ait, 03, 05, 29., 30. ve 32. sınıf mal ve hizmetler barındıran tüm markalar yönünden kullanmama def'inde bulunulduğunu, markalar arasında benzerlik veya herhangi bir karıştırılma ihtimali bulunmadığını, SMK md. 6/1 ve ... içtihatlarında belirlenen koşulların oluşmadığını, müvekkiline ait "..." markası ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında herhangi bir görsel, biçimsel, anlamsal veya işitsel benzerlik bulunmadığını, somut olay bakımından davacının ''...'' markasının, hiç bir ayırt edici unsur eklenmeden doğrudan tescili yapıldığını, bir dile ait kelimeden oluştuğunu, dolayısı ile davacının hak iddia ettiği markasının esasen, SMK md. 4 hükmüne göre marka olarak tescil ettirilmemesi gereken bir kelime olduğunu, emtia, mal ve hizmetler bakımından markalar arasında benzerlik olmadığını, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markasının, SMK md. 6/5 kapsamında tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceğini beyanla; davanın reddine, davacı markalarına karşı öne sürülen kullanmama def’i nazara alınarak, davacıya bu hususta delilerini sunmak üzere kesin süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının kullanımlarının davacının markasına tecavüz oluşturup oluşturmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
1.) Davaya konu ... sayılı markanın, tescilli 29. ve 30. sınıfında yer alan bütün malları ile davacı yanın raporda listelenen markalarında yer alan mallarının aynı / aynı tür olduğu,
2.) Davalı yanın kullanmama def’i kapsamında, davaya konu markanın 29. sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları açısından hükümsüzlük talep edilebileceği,
3.) Davaya konu ... sayılı davalı şahıs markası ile davacı yanın hükümsüzlük talebine dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu,
4.) Davacı yanın SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı,
5.) Davacı yan 29. ve 30. sınıfta yer alan mallar açısından hükümsüzlük talep etmiş olmakla, 29. sınıta yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları açısından hükümsüzlük halinin oluştuğu,
6.) Davalı şahsın eylemli kullanımına dair dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hali ile haksız kullanımının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK 7. ve 29. maddeleri uyarınca davacının markalarından doğan haklara tecavüzün varlığının kabul edilemeyeceği, tecavüzün kaldırılması veya men’i şartlarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) .... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya ...markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya ...markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, ..., kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre, (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç)Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Mevzuatın 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir.
SMK'nın 25/7 maddesinde ise; “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” Hükmü düzenlenmiştir. Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de markanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davacı yan, davaya konu markadan sadece 29. ve 30. sınıfların çıkartılması istenmekle, hükümsüzlük incelemesi söz konusu sınıflar ile sınırlı kalacak şekilde yapılmıştır. Davalı yan kullanmama def’i ileri sürmekle, davacı yanın bütün markaları açısından (tescilli bütün sınıflarını kapsayacak şekilde) inceleme yapılmıştır.
Bu kapsamda yapılan incelemede, dava tarihi 16.08.2022 olduğu, davacı yanın en güncel markasının tescil tarihinin 2017 yılından önce (2016 yılı) olduğu görülmekle, davacı yanın davası konu bütün markaları hakkında kullanmama def’i açısından inceleme yapılması gerektiği; davacı yan dava dilekçesi ekinde, 6 ayrı ürün görseli sunmuş olduğu, üretim belgelerinden anlaşıldığı üzere, söz konusu ürünlerin dava dışı davacının yetkilisi/ortağı olduğu firma tarafından üretildiği, ürünlerin biftek, kuşbaşı, kavurma, salam, pastırma ürünlerine ait olduğu, ürünlerin üretim tarihine dair herhangi bir bilginin yer almadığı, cevaba cevap dilekçesi ekinde ise, 1 adet 21 Mayıs – 03 Haziran 2014 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... ” ürünlerinin listelendiği, 1 adet 13 Ekim – 01 Kasım 2015 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... ” ürünlerinin listelendiği, 1 adet 10 – 29 Şubat 2016 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... ”, ürünlerinin listelendiği, davacıya ait logoların yer aldığı, 1 adet (okunamıyor) Mayıs 2016 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “...” ibareli ürüne rastlanmadığı, 1 adet 25 Şubat – 04 Mart (yıl bulunmamakta) tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... ” ürününün listelendiği, 1 adet 29 Mayıs – 11 Haziran 2014 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... macar salam” ve “anadolu ... ...” ürününün listelendiği, 1 adet 10 – 23 Nisan 2014 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “...” ürününün listelendiği, eklerin devamında, 10 ayrı fatura sunulduğu, faturaların dava dışı şirkete ait olduğu, tarihlerinin sırası ile 07.02.2018, 02.03.2018, 07.03.2017, 01.04.2017, 22.10.2022,22.12.2021, 30.12.2020, 30.12.2019, 26.12.2019 tarihlerine ait olduğu, dava tarihi olan 16.08.2022 tarihinden sonra ve 16.08.2017 tarihinden önceye ait fatura ve diğer bilgi ve belgelerin dikkate alınmayacağı, bu kapsamda davacı yanın sunmuş olduğu katalogların tamamının 5 yıldan eski olduğu, faturalar incelendiğinde, her ne kadar davacı yan adına düzenlenmemiş olsa da, yetkilisi / ortağı olduğu firmanın düzenlemiş olduğu, faturaların içeriğinde, “... ” ibarelerinin yer aldığı, faturalarda, örnek olarak; şeklinde kayıtların yer aldığı, buna göre davacı yanın sunmuş olduğu faturalar içerisinde, “...” ibaresinin markasal olarak kullanıldığının tespit edildiği, bu kapsamda faturalarda “...” ibarelerinin yer aldığı, bir kısım faturada ise “slt” ibaresinin bulunduğu, söz konusu ibare ile ürün görsellerinde yer alan “...” ibareli ürünlerin refere edildiği değerlendirilmiş, buna göre davacı yanın “...” ibareli markasının “....” ürünlerinde ciddi olarak, ticari etki yaratacak şekilde kullandığı tespit edilmiştir.
Mahkememizce, 12.01.2023 tarihli celsede davacı yana tutmakla mükellef oldukları ticari defterleri mahkemeye sunmak üzerine, sunulması mümkün değil ise bulundukları yeri ve irtibata geçilecek kişinin açık kimlik bilgileri ile irtibat bilgisini dosyaya sunmak üzere süre verilmiş, davacı yan tarafından da beyanda bulunulmuşsa da, söz konusu defterlerin davacı yana ait değil, dava dışı şirkete ait olduğu, bu kapsamda yapılan incelemede; -2017 ile 2022 yılları arası defterler incelenmiş, defterlerin E-Defter yöntemi ile tutulduğu, -Beratların zamanında yüklendiği, -Kayıtların düzgün tutulduğu, -Söz konusu defterlerde davacı yanın markalarına ait herhangi bir bilginin bulunmadığı görülmüştür.
Somut olayda davaya konu markanın, dava konusu edilen sınıflar 29. ve 30. sınıflardır. Kulanım ispatı uyarınca, tespit edilen benzerlik ise 29.01 alt sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” ile sınırlı olduğu değerlendirilmiştir.
Söz konusu sınıflar gıda sektörüne ilişkindir. Her ne kadar gıda sektörü benzerlik tespit edilen et ve et ürünleri haricinde, süt ve süt ürünlerine, un ve unlu ürünlerden, meyve ve sebze ürünlerine, katı ve sıvı yağlardan, şeker ve şekerli ürünlere, alkolsüz - alkollü içeceklerden, fermente ürünlere kadar geniş bir yelpazede, hazır tüketilen gıdalar, yarı mamuller, son kullanıcıya sunulan ürünler veya bebek mamaları gibi farklı tüketici / alıcı gruplarına hitap ediyor olsa da, genel olarak bu mal ve mallara ait satış hizmetinin, her yaş ve eğitim seviyesindeki çok çeşitli kesimden alıcıya hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, söz konusu malların alıcılarının arasında çocukların dahi olduğu, buna göre ortalama tüketici seviyesine göre değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Hükümsüzlüğe Mesnet Davacı Markaları ... ... (03 / 05 / 29 / 30 / 32. sınıf) ... ... ... ... .... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... (05, 29, 30, 32, 38, 41. sınıf) Davacının davaya mesnet markaları incelendiğinde, marka sahipleri olarak, .... şeklinde müşterek mülkiyetin bulunduğu görülmüştür. Her ne kadar, marka sahiplerinin tamamı dava açmamış olsa da, sahiplerden biri olan davacı ...’nın tek başına dava açma yetkisi olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı yana ait ... sayılı marka, inceleme tarihi itibari ile hükümden düşmüşse de dava tarihi itibari ile güncel olduğu kabul edilmekle inceleme kapsamına dahi edilmiştir.
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen 29. ve 30. sınıfta yer alan malların, davacı yan markalarında yer alan mallar ile aynı / aynı tür olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; ... ibaresinden oluştuğu, kelime markası olduğu ve herhangi bir şekil unsuru içermediği anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yan markalarının “....” şeklinde tescillerin bulunduğu, markalardaki esas unsurun ... ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır. ...'nun 08.06.2016 gün ve ....sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bilirkişi raporunda da tekrarlandığı üzere; davacı yanın markalarında yer alan ortak unsur olan “...” ibaresinin anlamına bakıldığında, söz konusu ibarenin Türkçe olduğu, ..., Güncel Türkçe Sözlük uyarınca, “Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişah, padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan, Bektaşi aziz, belli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz” anlamlarına geldiği, davaya konu markada “...” ibaresinden önce yer alan “...” ibaresinin Türkçe olduğu, sözlükte “gülgillerin örnek bitkisi (Rosa), bu bitkinin katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği” anlamına geldiği, aynı zamanda “gülmek” fiilinin kökü olduğu, buna göre “insan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak, mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, biriyle alay etmek” vb anlamlara da geldiği, bu hali ile “...” ve “...” ibarelerinin ticari işletmelerce sıklıkla kullanılan ibarelerden biri olduğunun söylenemeyeceği, tescile konu edilen sınıflar da dikkate alınmak sureti ile ayırt ediciliğinin bulunduğu, taraf markalarında yer alan ortak unsurun okunuşunun aynı olduğu, davaya konu markada yer alan “...” ibaresi ve bir kısım davacı yan markasında yer alan yan unsurların söz konusu aynılık derecesini düşürdüğü, görsel olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın kelime unsuru içerdiği, beyaz zemin üzerine, siyahi tonlarda tek satıra gelecek şekilde, “...” ibaresini içerdiği, davacı yanın bir kısım markasında şekil unsuru bulunduğu, fakat genel olarak davacı yan markalarının da kelime markası olduğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, farklı yazı karakterleri ile “...” ve “...” esas unsurlu işaretlerin bulunduğu, davacı yana ait .... sayılı markaların benzer şekil unsuru içerdiği, kırmızı-yeşil fon üzerine kendine özgü yazı karakteri ile “...” ibaresinin yer aldığı, aynı şekilde ... sayılı markada da şekil unsurunun bulunduğu, “...” ibaresini içerdiği; markaların incelenmesinde bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; Taraf markalarında esas unsurun “...” / “...” ibaresi olduğu, ön planda asli, baskın ve ayırt edici unsur olarak kullanıldığı, markayı temsil eden hakim unsur olarak kabul edildiği, davacı yan markalarında yer alan diğer kelime unsurlarının ise eşsiz, benzersiz, ayırt ediciliği çok yüksek, vurguyu ve alıcı kitlesinin dikkatini tek başına üzerine toplayan, asli dikkat ve vurguyu toplayan müşterek “...” ibaresine çağrışımı ve karıştırılmayı bertaraf edecek düzeyde ayırt edicilik katan ibareler olmadığı, dolayısıyla, taraf markalarındaki diğer kelime, şekil ve renk unsurlarından doğan tali farklılıkların göz ardı edilebilir olduğu; davacının asıl unsuru “...” olan markasının varlığı karşısında, davaya konu “...” markasının daha önce tescil edilip kullanılmakta olan davacı markasının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabileceği, taraf markalarında yer alan ibarelerin benzerliği, birbirine yakınlığının bulunduğu, itiraz aşamasında ...’in de işaretler arasında benzer olduğunu kabul ettiği, bütün bu nedenlerle markalardaki işaretler açısından benzerlik bulunduğu, işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı; taraf markalarının görsel, işitsel ve/veya anlamsal açıdan benzer olmasının markaların bütünsel algısı bakımından ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini gündeme getirdiği; bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının mümkün olduğu, davacının tanınmışlığa ilişkin delil sunmadığı, SMK 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, davalı şahsın eylemli kullanımına dair dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hali ile haksız kullanımının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK 7. ve 29. maddeleri uyarınca davacının markalarından doğan haklara tecavüzün varlığının kabul edilemeyeceği, tecavüzün kaldırılması veya men’i şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş; açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, ... tescil numaralı markanın 29. sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları bakımından hükümsüzlüğüne, sicilden bu malların terkinine, Davalının eylemli kullanımına dair dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hali ile haksız kullanımının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK 7. ve 29. maddeleri uyarınca davacının markalarından doğan haklara tecavüzün varlığının kabul edilemeyeceği, tecavüzün kaldırılması veya men’i şartlarının oluşmadığı anlaşılmı sair taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
... tescil numaralı markanın 29. sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları bakımından hükümsüzlüğüne, sicilden bu malların terkinine, Sair taleplerin reddine,
2.Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 7.334,40-TL yargılama giderinin takdiren 3.667,20-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/12/2023 Katip ... Hakim ...
(e-imzalıdır)
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :7.161,50-TL
TOPLAM :7.334,40-TL