Yerel Hukuk Mahkemesi
- Mahkeme
- Yerel Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/357
- Karar No
- 2023/357
- Karar Tarihi
- 01.12.2023
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T. C. ANKARA 5.
FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/357 Esas - 2023/521
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 04/08/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... bir devlet kurumu olmayıp kamu yayını yapan bir şirket olduğunu, kelime kombinasyonlarından oluşan başvuruların ayırt ediciliğinin tespitinde, markayı oluşturan her bir kelimenin tek tek değerlendirilmesinin yeterli olmadığını, müvekkiline ait ... sayılı marka başvurusu ile davalı ...'ye ait redde mesnet markalar arasında benzerlik bulunmadığını, markanın, esas unsurlarla tamamlayıcı unsurların birleşiminden oluşan bir bütün olduğunu ve bütün olarak korunduğunu, dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirirken markada yer alan kelime ya da ... unsurlarının birbirinden bağımsız şekilde değil, markada yer alan tüm unsurların bir bütün şekilde değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, ancak diğer unsurlar dikkate alınmadan sadece genel görüntüleri, marka örnekleri, anlamları, okunuş ve yazılışları baz alınarak yapılan değerlendirmede dahi söz konusu markaların aynı olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığının açıkça görülmekte olduğunu beyanla; ... sayılı ... kararının iptaline, müvekkilinin ... sayılı ve “....... ...” ibareli marka başvuru markasının tescilinin olduğu tüm ürün ve hizmetler bakımından tescile tam yayın ile devamına, davalı ...'nin ... sayılı "... ...” ibareli markasının tescilli olduğu 35.nice mal/hizmetler için tescile uygun olmadığının tespiti ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 28/08/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının aksine müvekkil kurumum sektörde öncü ve tanınmış bir kurum olduğunu, davacının iddialarının aksine ... marketin davacının marka başvurusundan aylar önce halka duyurulmuş olduğunu ve haberlere konu olmuş olduğunu, aynı zamanda bu durum davacının SMK m.6/9 kapsamında da kötü niyetli marka başvurusunda bulunduğunun da kanıtı niteliğinde olduğunu, dava konusu davacı marka başvurunun 6769 sayılı kanunun 6/1.maddesi uyarınca reddine ilişkin verilen ve davacı tarafından iptali istenen ... kararı hukuka uygun olup iş bu davanın reddi gerekmekte olduğunu, müvekkil kurum markaları ile davacının tescil başvurusunda bulunduğu marka arasında iltibas derecesinde benzerlik bulunduğunu, davacı marka başvurusu ile kurumları tescilli markaları aynı mal ve hizmet sınıflarını kapsamakta olduğunu, müvekkil kurumun, "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davacının iddialarının aksine ... kararının haksız ve hukuka aykırı olması ve ... markasının gerçek hak sahibinin kurumları olduğunun ortaya çıkması sonucu ... kararının hakkaniyete uygun olarak tanzim edilmiş olduğunu, davacının taleplerinin hukuka aykırı olduğunu beyanla; davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmektedir. Davalı ... vekili 31/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Kurulun konuya ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde, “Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa” başvuru konusu işaretin tescil edilemeyeceği hükme bağlanmış olup; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğinin görülmekte olduğunu, başvuru markası ile diğer davalıya ait markaların aynı/benzer sınıfları kapsadığı da göz önüne alındığında, başvuru markası ile diğer davalı markalarını yan yana görecek olan ortalama tüketicilerin yanılgıya düşebilecekleri, anılan markaların farklı olduklarını algılasalar bile markaların kaynağı konusunda yanılgıya düşebileceklerinin sabit olduğunu, bu nedenle taraf markaları arasında işaret anlamında benzerlik bulunmakta olup, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde iltibas tehlikesi için aranan ilk şart olan işaret benzerliği şartının oluşmuş olduğunu, başvuru markasının diğer davalı markalarına işaret anlamında benzerliği ve anılan markalar kapsamında yer alan hizmet benzerliğinin de bulunması sebebiyle somut olayda başvuru markası açısından nispi tescil engelinin oluşmuş olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
I-... Kararının İptali İstemi Bakımından; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "...+... ......." ibareli marka başvurusu ile davalı ...'ye ait ..., ..., ... ve ... sayılı markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı,
II-Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü İstemi Bakımından; Dava tarihi itibariyle davalı ...'ye ait ... sayılı markanın tescilli olmadığı dikkate alındığında, söz konusu markanın hükümsüzlüğü isteminde hukuki yararın bulunup bulunmadığı, usuli eksiklik bulunmuyorsa davalı ...'ye ait söz konusu markanın 35.sınıfta yer alan hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının 07.06.2021 tarihinde "...+... ......." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 13.12.2021 tarih 386 sayılı ...'nde yayımlandığı, söz konusu ilana karşı davalı ...'nin 09.02.2022 tarihinde ..., ..., ..., ..., ...sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davacının 23.05.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yayına yapılan itirazın SMK m.6/1 hükmü uyarınca haklı görülerek ...'nca marka tescil başvurusunun reddine karar verildiği, redde mesnet olarak ..., ..., ... ve ... sayılı markaların gösterildiği, bu karara karşı davacının 27.10.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, davalı ...'nin 30.11.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 04.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının, davalı ...'na yönelttiği ... sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi bakımından yapılan incelemede; ... sayılı markanın, iş bu davanın açıldığı tarihte tescilli olmadığı, dava açıldıktan sonra 30/10/2023 tarihinde tescil edildiği, her bir davanın, dava tarihindeki mevcut maddi olgulara göre değerlendirilmesi gerektiğinin temel bir usul kaidesi olduğu, buna göre; dava tarihi itibariyle tescilli olmayan ... sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü isteminde hukuki yarar bulunmadığından, davacının, davalı ...'na yönelttiği markanın kısmen hükümsüzlüğü isteminin usulden reddine karar verilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." ile,
Redde mesnet ... sayılı marka kapsamında yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergive fuarların organizasyonu hizmetleri dahil).", ... sayılı marka kapsamında yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.", ... sayılı marka kapsamında yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.", ... sayılı marka kapsamında yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergive fuarların organizasyonu hizmetleri dahil).", aynı veya aynı türdür. Zira bunlar; aynı tür tüketici kesimine hitap ederler, aynı tür ihtiyaçları giderirler, aralarında rekabet veya birbiri yerine ikame imkânı bulunur, aynı tür yerlerde tüketiciye sunulurlar.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; "...+... ......." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresinin kırmızı renk ile ancak markanın genel görünümünde küçük yazı puntosu ile yazıldığı, herkes tarafından ticari sahada kullanılabilen ve bu nedenle ayırt ediciliği bulunmayan bir kelime dizisi olduğu, bu ibarenin hemen altında kırmızı ve siyah renkler ile üç boyutlu oldukları izlenimi verilen iki adet "T" harfinin bileşimi ile oluşturulmuş "..." mahiyetinde ... unsuruna yer verildiği, bu logonun altında "......." ibaresine yer verildiği, "..."nin; bir üst alan adı (...) olduğu (...), üst alan adı fonksiyonu icra ettiği dikkate alındığında "..."nin davaya konu hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı, "..." ibaresinde yer alan "..." sözcüğünün de herkes tarafından ticari sahada kullanılabilen ve bu nedenle ayırt ediciliği bulunmayan bir kelime olduğu, markanın genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliği sağlayan esaslı unsurun "...+..." ibaresi olduğu, söz konusu logonun "..." sözcüğünde yer alan iki adet "t" harfine çağrışım oluşturduğu, bu nedenle "..." sözcüğünün davaya konu marka başvurusunun esaslı unsurlarından en azından biri olduğu tespit edilmiştir.
Redde mesnet markalar incelendiğinde; "... " ibarelerinden oluştukları, redde mesnet markaların esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür oldukları, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (...), somut olayda da; karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki emtiaların aynı/aynı tür olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasında farklılık derecesinin artması gerektiği, ancak gerek redde mesnet markaların, gerekse başvuru markasının esaslı unsurunun "..." olarak görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan yüksek düzeyde benzer oldukları, buna göre; somut olayda olduğu gibi, gerek karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan hizmetler arasındaki yüksek benzerlik düzeyi, gerekse markaların esaslı unsurlarının yüksek düzeyde benzer oluşları nazara alındığında, daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markası ile karşılaştığında, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, redde mesnet markaların serisi niteliğinde zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsama yaşayabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenlere işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabilecekleri, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacının, davalılara yönelttiği ... kararının iptali isteminin reddine, karar verilmiştir.
HÜKÜM
1.Davacının, davalılara yönelttiği ... kararının iptali isteminin REDDİNE,
2.Davacının, davalı ...'na yönelttiği markanın kısmen hükümsüzlüğü isteminin USULDEN REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta ayrıca harç tahsiline yer olmadığına,
4.... kararının iptali istemi bakımından; davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5.Markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi bakımından; davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 ve m.7/2 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 341,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 919,10 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7.HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/12/2023 Katip ... E imza Hakim ... E imza