8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının,----- sayılı dosyasına dayalı olarak, 469.452,58 TL üzerinden icra takibi başlatmış olduğunu belirtmekte, Davacı, borçlu tarafın kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, buna rağmen alacaklı hesabına 450.000 TL ödeme yapıldığını, ancak bu deme sonrasında dahi bakiye alacak, icra masrafları, vekalet ücreti ve diğer feri alacakların ödenmediğini ifade etmekte olduğunu, davacı, davalı tarafından borca itiraz edilmediğini savunsa da davalı taraf --------- sunduğu itiraz dilekçesinde açıkça borca ve ferilerine itiraz etmiş, İtirazda, davalı, “Müvekkilim ---------- aleyhine başlatılan icra takibine karşı, alacaklıya herhangi bir borcu olmadığını, dayanak evrakların vadeli çek ödeme usulüne dayandığını ve cari hesap gereği yapılan ödemelerin dikkate alınmadan başlatılan takipteki borcun kabul edilemeyeceğini” belirtmiş olup, Bu bağlamda, davalı taraf her türlü alacak ve faize itiraz niyetli itirazda bulunulduğunu iddia etse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını savunmakta, Davalı, davacı ile reklam hizmetleri sunumu konusunda bir iş ilişkisi kurmuş olup, davacının sunduğu hizmetlerin birçoğunun ayıplı olmuş, Bu ayıplı hizmetler sonucunda, davalı taraf reklam panolarına asılan afişlerin kısa süre içinde düşmesi nedeniyle maddi zarar görmüş olduğunu, davalı, davacıyı yaptığı hizmetleri düzeltmeye davet etmiş, ancak davacı bu davete icabet etmemiş ve başka kişi ve firmalara bu işlerin yapılması gerektiği durumlarla karşılaşılmış, davalı taraf, bu ayıplı hizmetlere dair delil olarak, davacının sunduğu hizmetin ayıplı olduğuna dair fotoğraflar ve yazılı/sözlü tüm belgeleri talep etmekte olduğunu, davalı, davacıyla arasında bir sözlü ibra anlaşması yapıldığını ve 450.000 TL ödeme yapıldıktan sonra aralarındaki tüm alacak verecek ilişkilerinin sona erdiğini belirtmekte, Bu ibra anlaşmasında, davacı, ödeme alındıktan sonra başka bir talepte bulunmayacağına dair taahhütte bulunmuş, taraflar arasında yapılan bu sözlü ibra sözleşmesi, tanık beyanları ve diğer delillerle mahkeme huzurunda ispat edileceğini, davalı taraf, borçlu taraf olarak (TBK) 132. maddesine atıfta bulunarak, ibra sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunluluğu olmadığını, taraflar arasında sözlü olarak yapılan bir ibra anlaşmasının da geçerli olduğunu belirterek, ibra sözleşmesi ile borç tamamen ortadan kaldırılabileceğini ileri sürerek haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın