Esas No
E. 2023/16
Karar No
K. 2023/16
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Aramaya Dön
YEREL HUKUK MAHKEMESI

Yerel Hukuk Mahkemesi

E. 2023/16 K. 2023/16 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf Yerel Hukuk Mahkemesi, E. 2023/16, K. 2023/16, T. 13.10.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yerel Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/16
Karar No
2023/16
Karar Tarihi
13.10.2023
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan
T. C. ANKARA 5.

FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/16 Esas - 2023/429

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

ANKARA

5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2023/16 Esas
KARAR NO: 2023/429
DAVACI: ...

...

VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 1- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 2- ...
DAVA: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ: 10/01/2023
KARAR TARİHİ: 13/10/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 13/10/2023

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili 10/01/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş.’nin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin sadece ... ibaresi ile değil birçok başka ibarelerde markalar yaratmış ve bu markaları da tüketici nezdinde bilinir, tanınır hale getirmiş olduğunu, müvekkilinin ... nezdinde “...” ibareli birçok tescilli markasının olduğunu, söz konusu markalarını belli bir düzeye getirmek için yıllardır emek ve para harcamış ve tüketiciler nezdinde tanınan markalar haline getirmek için uğraş sarf ettiğini, bu bağlamda “...” markalarını tescil ettirdiğini, ayrıca ... başvuru numaralı “... ...” markasının da tescil işlemlerinin devam ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin “...” markalarını geliştirmekte, yaygınlaştırmakta ve çeşitli şekillerde marka başvuruları yaparak seri marka oluşturmak amacıyla hareket ettiğini, müvekkilin ilgili çabaları sebebiyle “...” markasının bilgilenmiş/nihai tüketici tarafından müvekkil şirket ile özgülendiğini, dava konusu ... kararında "..." ibaresinin 3 harften oluşan kısa harf dizilimine sahip olan; ihtiva ettiği "zinde (olmak)", "sıhhatli (olmak)" gibi anlamlar ve yarattığı "sağlık, zindelik, zinde olmak" gibi algı ve çağrışımlar nedeniyle ticari alandaki yaygın kullanımı itibariyle ayırt edici niteliği düşük bir ibare olması, bu bağlamda itiraz gerekçesi markaların da çekişme konusu mallar bakımından bir bütün olarak ayırt edici niteliği zayıf markalar olması” demek suretiyle, müvekkil markalarının zayıf marka olduğunun ileri sürüldüğünü, ancak “...” ibaresinin zayıf/tanımlayıcı marka statüsünde olmadığını, bu ibarenin doğrudan müvekkilini işaret ettiğine ilişkin pek çok yargı kararı mevcut olduğunu, müvekkilinin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini ve bahse konu markanın yüksek ayırt edici marka statüsüne ulaştığını, müvekkilinin “...” markasının anlamının tescil edildiği sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerden uzak olması sebebiyle zayıf marka olarak nitelendirilmeyeceğini, ilgili ibarenin halk tarafından bilinir olup olmamasının iş bu uyuşmazlık için herhangi bir önemi olmadığını, dava konusu “...” ibareli markanın müvekkiline ait ... esas unsurlu tanınmış markalarla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aralarında iltibas ve ilişkilendirme riskinin olduğunu, markaya eklenen “...” ekinin marka başvurusuna hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığını, davaya konu başvurunun 30. Sınıfta yer alan malları kapsadığı dikkate alındığında, markada yer alan ... unsurunun da kapsanan ürünler için tanımlayıcı nitelik taşıması sebebiyle markaya bir ayırt edicilik katmadığını, davaya konu marka başvurusunun 30. sınıfta yer alan mallar üzerinde tescil ettirilmek istendiğini, müvekkiline ait “...” ibareli markaların ise 29, 30, 32 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler üzerinde tescilli olduğunu, dolayısıyla müvekkiline ait “...” esas unsurlu ve tescilli markalar ile davalının marka başvurusu kapsamında yer alan 30. sınıftaki malların birebir aynı olduğunu, davaya konu marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkiline ait “...” markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer ve markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle benzer ihtilaflarda verilen ve huzurdaki davaya emsal nitelikte olan birçok mahkeme kararının mevcut olduğunu, davacı müvekkiline ait “...” ibareli markaların ayırt ediciliği yüksek tanınmış markalar olduğunu, davalı kurumun tanınmışlık itirazlarını reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, bu nedenlerle ... kararının yerinde olmadığını iddia ederek; 11.11.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline ve ... başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili 20/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından yapılan incelemede "..." ibareli başvuru ile itiraz gerekçesi ... sayılı "...", "...", "..." ibareli markaların ortak unsuru olan "..." ibaresinin 3 harften oluşan kısa harf dizilimine sahip olan; ihtiva ettiği "zinde (olmak)", "sıhhatli (olmak)" gibi anlamlar ve yarattığı "sağlık, zindelik, zinde olmak" gibi algı ve çağrışımlar nedeniyle ticari alandaki yaygın kullanımı itibariyle ayırt edici niteliği düşük bir ibare olması, bu bağlamda itiraz gerekçesi markaların da çekişme konusu mallar bakımından bir bütün olarak ayırt edici niteliği zayıf markalar olması, başvurunun bütünsel bir algı oluşturması, dolayısıyla markaların bütünüyle bıraktığı izlenimin de birbirinden önemli ölçüde farklılaşmış olması gibi hususlar birlikte dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların benzerliklere göre daha belirleyici rol oynadığı ve söz konusu farklılıkların markalar arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğu kanaatine varıldığı, dolayısıyla, başvuru ile itiraz gerekçesi "...", "...", "..." ibareli markalar arasında, 6769 s. SMK'nın 6 (1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığını, davalının dava konusu markası ile davacının itiraza mesnet markaları karşılaştırıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, başvuru konusu markanın “...” ve “...” kelimelerinin bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulmuş olup, ortalama tüketicilerin bu ibareyi yapay parçalara bölerek içinden sadece “...” ibaresini seçip, bu “...” harflerini ön plana çıkartmasının makul ve beklenebilir olmadığını, söz konusu markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin biçimde farklılaştığını, dava konusu “...” ibareli marka ile itiraz gerekçesi "...", "...", "... " ibareli markaların ortak unsuru olan "..." ibaresinin 3 harften oluşan görece kısa; ihtiva ettiği "zinde (olmak)", "sıhhatli (olmak)" “ formda olmak” gibi anlamlar ve yarattığı "sağlık, zindelik, zinde olmak, formda olmak" gibi algı ve çağrışımlar ve ticari alandaki yaygın kullanımı itibariyle ayırt edici niteliği oldukça düşük bir ibare olması, bu bağlamda itiraz gerekçesi "..." ibareli/ibaresini içeren markaların da tescil kapsamlarındaki mallar bakımından bir bütün olarak ayırt edici niteliği zayıf markalar olması, bu markaların yoğun ve yaygın kullanım ya da tanınmışlık nedeniyle artırılmış ayırt edici niteliğe sahip olduğuna ilişkin herhangi bir iddia, vakıa, somut bilgi veya belge de bulunmaması, başvuruda yer alan "..." ibaresinin tek başına ön planda olmadığı, bilakis başvurunun "..." biçiminde görsel, işitsel ve kavramsal bir bütün olarak okunup algılanması, uyuşmazlık konusu markaların tertip tarzları, genel görünümleri, kelime unsurlarının içerdiği toplam kelime, harf ve hece sayılarının birbirinden farklı olmasının yanı sıra markaların bütünüyle bıraktığı izlenimin de birbirinden önemli ölçüde farklılaşmış olması gibi hususlar birlikte dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların benzerliklere göre daha belirleyici rol oynadığını ve söz konusu farklılıkların markalar arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğunu, ihtilaf konusu olan "..." kelimesinin "zinde, formda olan'' anlamlarını haiz bulunduğu, ilgili piyasada ürünlerin ''hafif, yağsız, diyete uygun'' gibi özelliklerini belirtmek amacıyla asli unsurla birlikte "..." kelimesinin tanımlayıcı mahiyette kullanımlarının bulunduğunu, dolayısıyla, "..." ibareli başvuru ile itiraz gerekçesi "...", "...", "... " ibareli markalar arasında da, 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasında aynılık veya benzerlik bulunmadığından itiraz gerekçesi markanın tanınmışlığı ileri sürülerek SMK m. 6(5) hükmü kapsamında yapılan itirazın da reddinin gerektiğini, itiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında kötü niyet gerekçeli itirazın haklı bulunmadığını, dolayısıyla verilen kurum kararının yerinde olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.

Markanın hükümsüzlüğü istemli dava; iş bu davadan tefrik edilerek mahkememizin ...Esas sayısına kaydedilmiş, davacı vekilinin feragat beyanı dikkate alınarak, 17.04.2023 tarih, ... sayılı karar ile söz konusu istemin reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla; eldeki uyuşmazlıkta salt ... kararının iptali istemi kalmıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 18.11.2021 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 09.03.2022 tarihinde ...sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 22.09.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 14.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ... kararının iptali istemi aşağıdaki şekilde irdelenmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.

Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.

Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 30.sınıftaki emtialar ile davacıya ait itiraza mesnet ...sayılı markaların kapsamlarında yer alan 30.sınıftaki emtialar; aynı veya aynı türdür.

Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; kelime ve ... unsurlarından oluştuğu, yeşil ve kahverengi renklerinden müteşekkil tabaklı kahve fincanı ve bu fincanın içinde buharı tüten kahve figürünün hemen altında yeşil renkli "..." ibaresine yer verildiği, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca, ... unsurunun, kelime unsuruna göre arka planda kaldığı, "..." sözcüğünün bilinen bir anlamının olmadığı, davaya konu emtialar bakımından somut ayırt edici niteliği haiz olduğu, başvuru markasının esas unsurunun "..." ibaresi üzerinde toplandığı tespit edilmiştir.

Davacıya ait itiraza mesnet markalar incelendiğinde; "...", "...", "..." ibarelerinden oluştuğu, davacının "..." sözcüğü etrafında seri marka ailesi oluşturduğu, davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu tespit edilmiştir.

Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin "Uygun, zinde" gibi anlamlarının bulunduğu, "..." ibaresinin ifade ettiği anlamı itibariyle davaya konu gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliği zayıf nitelikte bir ibare olduğunun güncel yüksek yargı kararlarında ifade edildiği (Bkz ...Dairesi'nin 23/11/2022 tarih ... sayılı kararı ile onanan... sayılı kararı), yine ... sayılı kararı uyarınca da "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun belirtildiği, yine ... sayılı kararı uyarınca; "..." unsurlu markalardaki bu ibarenin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde tutulduğu, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğine karar verildiği, belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davaya konu 30.sınıfta yer alan gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, dava konusu markanın renk ve tertip tarzı itibariyle davacı markalarından farklılaştığı, yine dava konusu markanın genel görünümü içinde "..." ibaresinin ön plana çıkmadığı, "..." şeklinde bütünlük arz edecek şekilde dizayn edildiği, bu markasal mizanpaj nedeniyle söz konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacı markalarından yeter derecede uzaklaştığı, dolayısıyla daha önce davacı markalarını gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama halk kesiminin, daha sonra davaya konu "..." esas unsurlu markayı davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, davaya konu bir kısım emtianın hitap ettiği 18 yaşından küçük çocuk tüketicilerin satın alma tercihinde bulunurken özellikle görsel algısının, işitsel ve kavramsal algılarına göre daha ön planda olacağı, görsel olarak markaların farklı renk ve tertip tarzı ile dizayn edilmeleri ve dava konusu markanın başında "..." ibaresinin "..." ibaresi ile bütünlük arz edecek şekilde bulunması nedeniyle söz konusu çocuk tüketicilerin de dava konusu markayı davacı markaları ile karıştırmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.

Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.

Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.

Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.

Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.

Somut olayda yapılan değerlendirmede; Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen "..." markasının ve davacıya ait diğer "..." ibareli markaların; görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları tespit edildiğinden, SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; tesis edilen ... kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 89,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

3.Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 51,20 TL vekalet harcı, 540,75 TL posta-tebligat masrafı, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.497,17 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5.HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'ın yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog