10. Hukuk Dairesi         2011/5603 E.  ,  2012/9882 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

No :481-321

Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin, 506 sayılı 26. maddesi gereği rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.Davanın yasal dayanağı, kusur sorumluluğunu esas alan 506 sayılı 26. maddesi olup, rücu davalarında kusurun belirlenmesinde zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Olaya dair hükme esas alındığı anlaşılan kusur raporunda, davalı işveren ... %80, diğer davalı ... %10 ve kazalanan sigortalı da %10 oranında kusurlu bulunmuş, temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılan tazminat dosyasında ise davalı işverenin %70 oranında kusurlu bulunarak sonuca varıldığı belirgindir.

Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 sayılı kararıyla, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilgili tazminat dosyasında alınan kusur raporu kesin delil olmayıp, bağlayıcı değilse de; aynı olay sebebiyle dayanılan her iki kusur raporu arası çelişki, bu şekli kusur oran ve aidiyetinde hasıl olan tereddüt giderilmeden hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.

2.Yargılama sürecinde, hak sahiplerinden baba Mehmet Acar’ın 20.01.2004 tarihinde vefat ettiği, böylece anılan hak sahibine bağlanan gelirin fiili ödemeye dönüştüğünün anlaşılmasına rağmen, anılan fiili ödeme miktarı belirlenip, adı geçen hak sahibine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ile karşılaştırılması, hangisi daha düşük ise onun kusur karşılığının dikkate alınması gerektiği gözetilmeksizin hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 29.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
29.05.2012 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Sigorta Hukuku K506 md.26