Esas No
E. 2024/8589
Karar No
K. 2025/112
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

9. Ceza Dairesi         2024/8589 E.  ,  2025/112 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2023/2254 E., 2023/2035 K.
SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İTİRAZA KONU KARAR: Bozma

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 02.07.2024 tarihli ve 2024/2526 Esas, 2024/6669 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2024 tarihli ve 9-2024/13572 sayılı itirazı üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerektiğine, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkindir.

II. GEREKÇE

Olaydan sonra katılan mağdurenin iç beden muayenesine ilişkin alınan raporunda herhangi bir bulgunun tespit edilememesi ve katılan mağdurenin yaşı itibarıyla eylemi yanlış nitelendirebilecek olması beraber değerlendirildiğinde vücuda organ sokulduğuna dair kesin delil bulunmayıp, mevcut haliyle eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

III. KARAR

1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Sayın Üye ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE,

2.5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 02.07.2024 tarihli ve 2024/2526 Esas, 2024/6669 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın reddine karar verilerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nu gönderilmesine karar verilmiş ise de;

Katılan mağdurun aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarında olay tarihinde sanığın kızıyla "düğüncülük oyunu" oynadıkları sırada bu oyunun gerçeğini oynayalım deyip kendisini yatak odasına götürdüğünü ve eşofmanını indirerek anal bölgesini yalayıp daha sonra cinsel organına tükürerek poposuna birkaç defa soktuğunu, poposunun acıdığını, acıyor diyerek sanığı ittirdiğini, olaydan sonra birkaç gün kakasını yapmakta zorlandığını bildirdiği anlaşılmaktadır.

Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır. Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir. Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir. Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür. Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir. Nitekim somut olayda sanık baştan itibaren suçlamayı kabul etmediği ve başkaca delil de bulunmadığı halde mağdurun anlatımları istikrarlı, samimi ve inandırıcı kabul edilerek ilk derece mahkemesince mahkumiyete dayanak yapılmıştır. Dairemizce de eylemin sübutunda problem görülmemiştir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf eylemin gerçekleşme şekline ve suçun vasfına yöneliktir.

Mağdur baştan itibaren samimi ve tutarlı anlatımlarında sanığın anal bölgesini yalayıp daha sonra cinsel organına tükürerek poposuna birkaç defa soktuğunu, poposunun acıdığını, acıyor diyerek sanığı ittirdiğini anlattığı halde, daire çoğunluğunca mağdurun ifadesi bölünerek cinsel istismarın varlığı kabul edilip eylemin organ sokmak suretiyle gerçekleştiği hususunun kabul edilmemesi kendi içinde çelişkili bir durum oluşturmaktadır. Mağdur beyanının bir kısmını doğrulayan bir kısmını ise çürüten delillerin bulunması halinde beyanın bölünerek itibar edilen kısmın hükme esas alınması mümkün ise de somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir. Zira mağdur hakkında düzenlenen 23.08.2023 tarihli adli muayene raporunda mağdurda fiili livatanın izlerinin bulunmadığı belirtilmiş ise de aynı raporda olayın üzerinden geçen süre ve anal bölgenin kanlanması vb. durumlar nedeniyle anal bölgede iz kalmamasının mümkün olduğu belirtilmiş olup, özellikle anal bölgeye yönelik organ sokma eylemlerinde kayganlaştırıcı madde kullanılması halinde fiili livata bulgusunun oluşmayabileceği tıbben bilindiğinden ve mağdurun anlatımına göre sanığın hem anal bölgesini yalaması hemde kendi cinsel organına tükürük sürmesi söz konusu olup olaydan iki ay kadar sonra alınan raporda fiili livatanın maddi bulgularının çıkmaması mümkündür. Buna göre organ sokmaya ilişkin mağdur anlatımının bilimsel delillerle çürütülmesi söz konusu olmadığından beyanına bu yönüyle de itibar edilmesi gerekmektedir. Anlatılan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde olmakla; kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.