Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1829 E. , 2024/4185 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 11769 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinin on birinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Kurul kararının dayanağını teşkil eden 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinin on birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu, elektrik fiyatlarının piyasa şartlarında oluştuğu, ancak dava konusu düzenlemelerle elektrik piyasasına müdahale edildiği, dava konusu düzenlemelerde azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesi aşamasında, sadece belirli maliyet kalemlerinin dikkate alındığı, elektrik üretimindeki girdi fiyatları düşmesine rağmen kaynak bazında destekleme uygulamasına devam edilerek söz konusu uygulamanın kalıcı hale getirildiği, 6446 sayılı Kanun'un amacına aykırı olarak hareket edildiği ileri sürülmektedir. DAVACI YANINDA MÜDAHİLİN İDDİALARI : Dava konusu Kurul kararının şirketlerinin haklarını doğrudan etkileyeceği, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI :
Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı; esasa ilişkin olarak ise, sürdürülebilir bir sistem için doğal gaz ve kömür gibi yüksek maliyetli santrallerin varlığının önemli olduğu, son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler çerçevesinde, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinde düzenleme yapıldığı, bu kapsamda, üretim maliyetlerinin, piyasada oluşan fiyatlardan yüksek olan santrallerin üretime katkı yapmalarının sağlanarak, arz güvenliğinin güvence altına alınması ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu, Kanun'un vermiş olduğu yetki çerçevesinde, "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı" hazırlanarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görüşünün alınması üzerine 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı Kurul kararının 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girdiği, 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar'da değişiklik yapılarak 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 08/03/2022 tarihinden sonra yapılmış olan ikili anlaşmalara ilişkin düzenleme yapıldığı, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının 6 (altı) aylık yürürlük süresinin 30/09/2022 tarihinde sona ermesinden önce Bakanlığın 21/09/2022 tarih ve 527838 sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına ilişkin koşulların devam ettiğinin değerlendirildiğinin ve Usul ve Esaslar kapsamında işlem tesis edilmesinde fayda mülahaza edildiğinin belirtildiği, öte yandan Bakanlığın 29/09/2022 tarih ve 145233 sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'da yapılması planlanan değişikliklerden teminata ilişkin hususların Bakanlık tarafından uygun olduğunun değerlendirildiğinin ve sabit fiyat ile elektrik enerjisi fiyatları değişikliğinden korunmaya çalışarak, ikili anlaşma yapan tüketicilerin korunması için getirilen muafiyete ilişkin kuralın detaylandırılarak açıklanmasının uygun olacağının değerlendirildiğinin belirtilmesi üzerine 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının 01/10/2022 ila 31/03/2023 tarihleri arasında devam etmesine karar verildiği, ayrıca ikinci uygulama dönemi başlangıç değeri olarak belirlenen kaynak bazındaki azami uzlaştırma fiyatlarının tespit edildiği, 11274 sayılı Kurul kararıyla, azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine ilişkin formülün belirlendiği, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının (2. uygulama dönemi) 6 (altı) aylık yürürlük süresinin 31/03/2023 tarihinde sona ermesinden önce Bakanlığın 29/03/2023 tarih ve 659348 sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına ilişkin koşulların devam ettiğinin değerlendirildiğinin ve Usul ve Esaslar kapsamında işlem tesis edilmesinde fayda mülahaza edildiğinin belirtilmesi üzerine 30/03/2023 tarih ve 11769 sayılı Kurul kararıyla kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının 01/04/2023 ila 30/09/2023 tarihleri arasında devam etmesine karar verildiği, ayrıca üçüncü uygulama dönemi başlangıç değeri olarak belirlenen kaynak bazındaki azami uzlaştırma fiyatlarının tespit edildiği, 11770 sayılı Kurul kararıyla, azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine ilişkin formülün belirlendiği, bu kapsamda dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DAVALI YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASI :
Elektriğin tüketicilere sürekli ve düşük maliyetli sunulması 6446 sayılı Kanun'un amaçları arasında sayıldığı, bu nedenle arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin yüksek fiyat artışlarından korunmasını sağlamak için 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine onbirinci fıkranın eklendiği, söz konusu kuralın Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna verdiği yetkiye dayanılarak dava konusu Kurul kararlarının ihdas edildiği, şirketlerinin Usul ve Esaslar'da yer alan düzenlemeleri uygulamakla yükümlü olduğu, Usul ve Esaslar ile amaçlananın arz güvenliğinin sağlanması için maliyeti yüksek üretim tesislerinin desteklenmesi ve elektrik fiyatlarının yükselişinden tüketicilerin korunması olduğu, azami uzlaştırma fiyatının enerji piyasalarında teklif verebilmek için konulmuş bir fiyat sınırı olmadığı, dava konusu düzenlemelerin, 6446 sayılı Kanun'un amacına uygun olarak faaliyetlerin yürütülebilmesi için zorunlu olarak yerine getirilen bir regülasyon işlevinin sonucu olduğu, kaynak bazında destekleme uygulaması kapsamında elde edilen tutarların %98'inin nihai tüketicileri korumak amacıyla görevli tedarik şirketlerine, %2'sinin ise yüksek maliyetli santrallere aktarıldığı, bu sayede arz güvenliğinin sağlandığı ve nihai tüketicilerin fiyat artışlarından korunduğu, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ... DÜŞÜNCESİ :
Dava; 31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 11769 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinin 11. fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen 11. fıkrada, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği; bu bedelin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı; uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun değişikliğinin gerekçesinde, "(...) son dönemlerde elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarındaki beklenmeyen yüksek artışlar nedeniyle elektrik enerjisi üretim maliyetleri, dolayısıyla elektrik enerjisi fiyatları yükselmektedir. Uluslararası piyasalarda Temmuz 2020 tarihinden önce 50 dolar/ton civarında olan kömür fiyatları 5 (beş) katın üzerine çıkarak 290 dolar/ton, 02/03/2022 tarihinde ise bir gün içerisinde %41 oranında artışla 410 dolar/ton mertebelerine ulaşmıştır. Benzer şekilde, Temmuz 2020 tarihinden önce 190 dolar/1.000 metreküp civarında olan doğal gaz fiyatları 02/03/2022 tarihi itibarıyla 1.400 dolar/1.000 metreküp civarına ulaşmıştır. Söz konusu fiyatlardaki yükselişler, öncelikle nihai tüketiciler olmak üzere ülke ekonomisindeki ilgili tüm tarafları maliyet açısından olumsuz etkilemektedir.
Hidrolik, rüzgar, güneş, jeotermal, yerli kömür, ithal kömür ve doğal gaz gibi birbirinden farklı kaynaklar vasıtasıyla aynı miktarda elektrik enerjisi üretilmesi için katlanılan maliyetler birbirinden oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu maliyet farklılıkları birbirine yakın olduğu dönemlerde piyasada sıkıntı oluşturmazken üretim kaynak maliyetleri arasındaki farklarda yaşanan artışlar serbest piyasa fiyatlarında makulün üstünde artışa neden olmuştur. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenmesi önerilen düzenlemeyle, yukarıda belirtilen durumların oluşması halinde bir taraftan tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmalarının önlenmesi, diğer taraftan ise organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi, böylelikle yeterli elektrik enerjisinin sağlanarak arz güvenliğinin korunması amaçlanmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir. Anayasa'ya aykırılık iddiası yönünden;
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamanın Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı ifade edilmiştir.
Bu kapsamda temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması mümkün olmakla birlikte sınırlandırma için kanuni bir düzenlemenin bulunması tek başına yeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp, yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte düzenlemeleri ifade etmesi ve sınırlamaya yönelik müdahalenin ölçülü ve orantılı olması gerekmektedir.
Anayasa'nın 13. maddesinde "demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama", "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde iki ayrı ölçüte yer verilmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olabilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve "orantılı" olması gerekir.
Bir hakka getirilen sınırlamanın hukuka uygunluğu, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ölçülülüğün bulunmasına bağlıdır. (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018). Dolayısıyla müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir.
Bu bağlamda 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen ve yukarıda alıntısına yer verilen 11. fıkrası hükmü ile, piyasanın regülasyonu çerçevesinde istikrarlı, öngörülebilir bir piyasa oluşturma amacına hizmet edilmesi hedeflenmiş ise de, düzenleme ile piyasanın yapısı tamamen bozulmuş ve düşük maliyetli üretim tesislerinin, Anayasa'nın 48. maddesinde ifadesini bulan teşebbüs hürriyetine, "eşitlik ilkesine" aykırı bir şekilde müdahalede bulunulmuştur.
Bunun yanısıra müdahalenin hukuka uygunluğundan bahsedilebilmesi için sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamalıdır. Diğer bir ifadeyle kamunun menfaatlerini koruma amacı ile bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu doğrultuda dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine yani düşük maliyetli elektrik üreticilerine, orantısız bir külfet yüklendiği açık olup, bu haliyle orantılılık ilkesi yönünden de hukuka aykırılık söz konusudur. Dolayısıyla söz konusu yasal düzenleme ile devletin ekonomik alanda alması gereken tedbirler kapsamında devlet özne olmaktan çıkarılmış ve tüm mali yük yerli kaynağa dayalı üreticiye yüklenmiştir. Bu durumda 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkra düzenlemesi, özel teşebbüs sahiplerinin bireysel hak ve menfaatleri ile kamunun menfaati arasındaki adil dengeyi ortadan kaldırarak orantısız bir sınırlama getirmiş olması sebebiyle Anayasa'nın 13. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. 6446 sayılı Kanun çerçevesinde piyasada tüm üreticiler piyasa şartları ve piyasada oluşan fiyatı referans almak anlamında eşit konumda bulunmaktadır. Başka bir deyişle, üretim kaynağı ne olursa olsun tüm piyasa katılımcıları istikrarlı, öngörülebilir olması gereken piyasa koşullarında oluşan fiyat sinyaline göre faaliyetlerini planlamak bakımından eşit şartlar altındadır. Nitekim, hem 6446 sayılı Kanun'da hem de ikincil mevzuatta "eşit taraflar arasında ayırım yapmama ilkesi" genel ilkeler arasında sayılmıştır.
Ancak, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrası ile getirilen düzenlemede yer alan "maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin ve maliyeti yüksek üretimin desteklenmesi" ibaresi ile, yasa önünde aynı şartlarda olan piyasa katılımcılarına farklı muamele uygulanarak, yerli kaynağa dayalı üreticiler adeta cezalandırılmış, Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı düzenleme yapılmıştır. Anayasa'nın 65. maddesinde "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hüküm kapsamında, sosyal ve ekonomik alanlarda düzenleme görevinin öznesi devlettir. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrasındaki düzenlemenin amacı yukarıda alıntısına yer verilen Kanun değişikliğinin gerekçesinde de açıklandığı üzere, "Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışlarıdır." Bu çerçevede düzenleme yapılması gerekmekte ise burada devlete düşen yükümlülük, bu görevini mali kaynaklarını gözeterek yerine getirmektir. Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca sosyal hukuk devleti olmanın doğal sonucu da bunu gerektirir.
Nitekim, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 7. fıkrasında, " Belirli bölgelere veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, sübvansiyon fiyatlara müdahale edilmeksizin yapılır. Sübvansiyonun tutarı ile usul ve esasları Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenir ve ilgili kurumun bütçesinden ödenir." hükmüne yer verilmek suretiyle bu hususa vurgu yapılarak sosyal devlet ilkesine uygun düzenleme getirilmiştir. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkra hükmü ile, ekonomik alanda alması gereken tedbirler kapsamında; devlet, özne olmaktan çıkarılmış ve mali yükümlülük doğrudan yerli kaynağa dayalı üreticiye yüklenmiştir. Bu çerçevede, karşı karşıya kalınan yükün doğrudan piyasaya veya piyasa oyuncularına müdahale edilmeksizin, devletin kendi mali kaynakları ölçüsünde başkaca yöntemler getirilerek çözülmesi yerine, oluşan mali yükümlülüğün doğrudan düşük maliyetli üreticiler tarafından sübvanse edilmesini öngören düzenlemenin sosyal devlet ilkesine de aykırı olduğu açıktır. Anayasa'nın 167. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler." hükmü yer almaktadır.
Anılan Anayasa hükmü doğrultusunda devletin görevi, sağlıklı ve düzenli piyasaları oluşturmaktır. Nitekim bu husus, 6446 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." şeklinde ifade edilmiştir.
Mevcut piyasa koşullarında anılan Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrasında yer alan sebepler doğrultusunda alınması gereken bir tedbir var ise, bunun nasıl düzenleneceği, Anayasa hükümleri ile uyumlu olarak yukarıda izah edildiği üzere aynı Yasanın 17. maddesinin 7. fıkrasıyla düzenlemiştir.
Bu kapsamda değerlendirildiğinde; devletin asli görevi sağlıklı piyasa yapısını korumak iken; söz konusu Yasa hükmü ile, yüksek maliyetli üreticilerin desteklenmesi amacıyla, en başta "yasa önünde eşitlik" ilkesi göz ardı edilerek, Anayasa'nın 167. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen düzenleme ile yüklenilen görevin aksine, elektrik piyasasının yapısını bozacak şekilde düşük maliyetli üreticilerin kazançlarına ve dolayısıyla piyasada oluşacak fiyatlara müdahalenin öngörülmüş olması da Anayasa'ya aykırıdır.
Sonuç olarak, organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan elektrik üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle bu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi amacıyla elektrik üretim maliyeti düşük üreticilerin, yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemekle yükümlü kılındığı ve bu üreticilerin piyasada elektrik fiyatları nedeniyle oluşan zararlarını karşılamak zorunda kalacağı için sektörde oluşan mali yükümlülüğün doğrudan düşük maliyetli üreticiler tarafından sübvanse edilmesini öngören bu yasal düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ölçülülük ilkesine aykırı uygulamalara sebebiyet verildiği, sözleşme ve teşebbüs özgürlüğü ilkelerinin ihlal edildiği, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunulduğu ve elektrik piyasasına yapılan bu müdahalenin orantısız olduğu sonucuna varıldığından, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 11. fıkrasında yer alan, " Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır." kuralının, Anayasa'nın 10, 13, 35, 48 ve 167. maddelerine aykırı olduğu için iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir. Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmediği takdirde uyuşmazlığın esasının incelenmesine gelince; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen 11. fıkrada, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği; bu bedelin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı; uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
Buna göre, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makul olmayan artışlar olması halinde, söz konusu artışların arz güvenliğini olumsuz etkileyeceğinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Bakanlık) tarafından tespit edilerek Kurum'a bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından, Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde altı ayı geçmemek üzere kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik işlemler tesis edilebilecektir. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrasında yer alan düzenlemeye dayanılarak hazırlanan Usul ve Esaslar taslağı, Kurumun 15/03/2022 tarih ve 395501 sayılı yazısıyla Bakanlığa gönderilerek Bakanlığın görüşü sorulmuştur.
Bakanlığın 16/03/2022 tarih ve 111348 sayılı yazısıyla, taslağın uygun bulunduğunun bildirilmesi üzerine, Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar, Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Öte yandan, Bakanlığın 29/03/2022 tarih ve 113324 sayılı yazısıyla, elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarındaki artışın arz güvenliğini olumsuz etkileyeceği, bu kapsamda 01/04/2022 tarihinden itibaren başlamak üzere Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işlemlerin tesis edilmesinin uygun olduğunun Kuruma bildirilmesi üzerine, Kurulun 29/03/2022 tarihli, 10888 ve 10889 sayılı kararlarıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatları ile azami uzlaştırma fiyatlarının güncellemesine yönelik formüller belirlenmiştir. 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen ifadelerin tanımlarında değişiklik yapılmıştır. 10888 sayılı Kurul kararı uyarınca, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının süresinin 30/09/2022 tarihinde sona ermesi nedeniyle Kurumun 18/09/2022 tarih ve 525315 sayılı yazısıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin görüşü sorulmuş olup, Bakanlığın 21/09/2022 tarih ve 527838 sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların devam ettiğinin değerlendirildiği, Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işlem tesis edilmesinde fayda mülahaza edildiği belirtilmiştir.
Söz konusu görüş yazısı dikkate alınarak, 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla, 01/10/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, kaynak bazında destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle belirlenmiştir. 29/09/2022 tarih ve 11274 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının güncellemesine yönelik formüller belirlenmiştir. 11270 sayılı Kurul kararı uyarınca, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının süresinin 31/03/2023 tarihinde sona ermesi nedeniyle Kurumun 27/03/2023 tarih ve 657200 sayılı yazısıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin görüşü sorulmuş olup, Bakanlığın 29/03/2023 tarih ve 180181 sayılı yazısında, uluslararası emtia fiyatlarının son dönemde yaşanan gevşemeye rağmen hala yüksek seyretmesi ve iklim değişikliğinin etkilerinin 2023 yılında daha fazla hissedilmesi gibi hususların elektrik piyasasında belirsizliğe yol açması nedeniyle tüketicilerin bu durumdan olumsuz etkilenebileceğinin değerlendirildiği ve Usul ve Esaslar kapsamında kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının süresinin uzatılmasında fayda mülahaza edildiği belirtilmiştir.
Bunun üzerine, davaya konu 11769 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2023 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek, destekleme bedelinin uygulanma süresi 6 ay daha uzatılmış ve destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle belirlenmiş; 11770 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının güncellemesine yönelik formüller tespit edilmiş ve 11771 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar'ın 8. maddesi kapsamında üretim lisansı sahibi piyasa katılımcılarının ödemekle yükümlü olduğu teminat tutarının 30/09/2023 tarihine kadar %50 oranındaki kısmını sunmalarına karar verilmiştir. 6446 sayılı Kanun'un "Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi" başlıklı 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 11. fıkrada yer alan düzenlemenin "üretim maliyetlerini" kıstas aldığı, ancak Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da azami uzlaştırma fiyatı için belirleyici olarak kabul edilen kaynak bazındaki üretim maliyetinin nasıl hesaplanacağına dair bir düzenleme yapılmadığı, bunun yerine Usul ve Esaslar'ın 4. maddesiyle kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetlerin Kurul tarafından belirleneceğinin ifade edildiği, böylece Kurul tarafından üretim maliyetlerinin hesaplanması ve belirlenmesi noktasında Bakanlığın görüşüne başvurulmadığı ve Bakanlığın devre dışı bırakıldığı, oysa düşük maliyetli üreticilerin yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemesini öngören bir sistem düzenlendiğine ve bunun için temel alınan kıstas "üretim maliyetleri" olduğuna göre, Bakanlık görüşü alınarak çıkarılan Usul ve Esaslar'da kaynak türleri itibarıyla üretim maliyetinin nasıl hesaplanacağının, hangi maliyet bileşenlerinin kullanıldığının objektif, nesnel ve somut olarak düzenlenmesi gerektiği, Usul ve Esaslar'da böyle bir düzenleme yapılmamasının öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, tüm piyasa aktörlerinin her bir kaynak türü itibarıyla üretim maliyetinin nasıl hesaplandığını, hangi verilerin kullanıldığını, adil ve eşit bir hesaplama yapılıp yapılmadığını bilmeye hakları bulunduğu ve böyle bir düzenlemenin piyasa açısından şeffaflığı sağlayacağı, kaynak türü itibarıyla nasıl hesaplandığı bilinmeyen üretim maliyetleri üzerinden azami uzlaştırma fiyatı belirleyen ve bu fiyata bağlı olarak destekleme bedeli ödenmesini zorunlu kılan Usul ve Esaslar'ın ve alınan Kurul kararlarının dayanağı olan anılan kanuni düzenlemenin amaçları açısından öngörülebilir olmadığı, hukuki belirsizliklere neden olduğu anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında belirtilen yönden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 11. fıkrada yer alan, "Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır." kuralının, Anayasa'nın 10, 13, 35, 48 ve 167. maddelerine aykırı olduğu için iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi bulunmadığı takdirde, yukarıda yer verilen gerekçeler doğrultusunda, 31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 11769 sayılı Kurul kararının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 22/10/2024 tarihinde, davacı vekili Av. ...'un, davacı yanında müdahil vekili Av. ...'ın, davalı idare vekilleri Av. ..., Av. ... ile davalı idare temsilcisi ...'in ve davalı yanında müdahil vekili Av. ...'un geldikleri, Danıştay Savcısı'nın hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısı'nın düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakimi'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye ...'in, "6446 sayılı Kanun'un 'Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi' başlıklı 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen (11) numaralı fıkrasında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği öngörülmüştür. Ancak devam eden cümlede 'Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır.' denilmek suretiyle söz konusu destekleme bedelinin tüm yükü üretim maliyeti düşük üreticilerin üzerine bırakılmıştır. Ayrıca anılan düzenlemede 've/veya' ifadesi geçtiği ve Kurul'a tüketiciler hariç yalnızca maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla bedel belirleme yetkisi de verildiği dikkate alındığında, üretim maliyeti düşük üreticiler, yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemek suretiyle bu üretici grubunun piyasada elektrik fiyatları nedeniyle oluşan zararlarını karşılamak zorunda kalacaktır. Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Buna göre Anayasa'nın 48. maddesinde çerçevesi belirlenen teşebbüs hürriyetine sınırlama getiren kanuni düzenlemelerin Anayasa'da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir. Destekleme bedelinin üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanmasını öngören yasa kuralı ile, düşük maliyetli elektrik üreticileri adeta cezalandırılmış ve yüksek maliyetli üreticileri fonlamak zorunda bırakılmışlardır. Elektrik piyasasının işleyişi sırasında emtia fiyatlarının ya da kaynak fiyatlarının artmasında, düşük maliyetli üreticilerin en küçük bir etkisi olmadığı halde fiyat artışının bedeli bu üretici grubuna yüklenmiştir. Düşük maliyetli üreticileri, kendilerinden kaynaklanmayan piyasa olumsuzluklarını üstlenmek zorunda bırakmak, bedel ödetmek eşitlik ilkesine ve ölçülülük ilkesine aykırıdır. Devletin yüksek maliyetli üreticilerin olağanüstü dönemlerde oluşan bu şekildeki kayıplarını, sübvanse ederek, vergi avantajı sağlayarak, benzer mali ve finans yöntemleri kullanmak suretiyle geçici olarak karşılaması mümkün iken, bütün yükü düşük maliyetli üreticilerin üzerine bırakmasını adalet ve hakkaniyet ile izah etmek imkansızdır. Nitekim, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin yedinci fıkrasında, 'Belirli bölgelere veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, sübvansiyon fiyatlara müdahale edilmeksizin yapılır. Sübvansiyonun tutarı ile usul ve esasları Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenir ve ilgili kurumun bütçesinden ödenir.' kuralı yer almıştır. Buna karşılık, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yapılan düzenleme ile ekonomik alanda alınması gereken tedbirler açısından Devlet özne olmaktan çıkarılarak mali yükümlülük tamamen yerli kaynağa dayalı üreticilere yüklenmiştir. İthalat nedeniyle üretim maliyeti yüksek olan üreticilerin, maliyetlerini karşılamak için piyasaya teklif ettikleri fiyatı artırmaktan başka bir seçeneği olmadığı düşünüldüğünde, piyasa fiyatlarının artmasında üretim maliyeti yüksek üreticilerin etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Piyasa fiyatlarının yükseldiği dönemlerde üretim maliyeti düşük olan üreticilerin, üretim maliyeti yüksek olan üreticilere göre daha fazla kar elde edeceği söylenebilir. Fakat karlılığı yüksek diye düşük maliyetli üreticileri yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemek zorunda bırakmak, bu bedelin ekonomik bir değeri ifade ettiği düşünüldüğünde mülkiyet hakkına orantısız bir müdahaledir. Çünkü elektrik piyasasında kaynak bazında yatırım tercihlerini her teşebbüs serbestçe yapmaktadır. Dolayısıyla her bir üretim tesisi gerek yatırım gerekse üretim açısından birbirinden farklı maliyetler ile işletilmektedir. Hiçbir teşebbüs kendisinin serbestçe yaptığı yatırım tercihinin ve üretiminin ekonomik maliyetini bir başka teşebbüsün üstüne yükleyemez. Her bir teşebbüs yatırım tercihinin ve üretiminin doğurduğu ekonomik maliyetin sonuçlarına kendisi katlanacaktır ya da Devlet piyasa düzeninin bozulmaması için bu maliyetin etkisini azaltan destekleyici tedbirler alacaktır. Ancak, Devletin bir teşebbüsün mali durumundaki bozulmayı önlemek ve azaltmak için alacağı tedbirler, diğer teşebbüslere destekleme bedeli adı altında bir maliyet yüklemek suretiyle olamaz. Bu nedenlerle, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen (11) numaralı fıkrada yer alan, 'Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır.' kuralının, Anayasa'nın 10, 13, 35, 48 ve 167. maddelerine aykırı olduğu için, iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekir. Ayrıca bir an için üretim maliyeti düşük üreticilerin destekleme bedeli ödemek zorunda bırakılması Anayasa'ya aykırı bulunmaz ise, üretim tesislerinin yatırım maliyetinin geri dönüş süresi göz ardı edilerek, bu maliyetin toplam maliyete olan etkisi hesaplamaya dahil edilmeyerek yalnızca 'üretim maliyetlerinin' temel kıstas belirlenmesi de ölçülülük ilkesine aykırıdır. Anılan düzenlemede, yatırım maliyetinin geri dönüş süresi ve bunun her bir üretici açısından teklif ettikleri fiyata ve piyasa fiyatına olan etkisi tamamen dışlanmıştır. Böyle bir maliyet hesabının piyasa gerçekleriyle bağdaştığını söylemek mümkün değildir. Üretim maliyetleri kıstas alınarak azami uzlaştırma fiyatı belirleneceğinden, üretim maliyeti düşük olan üreticiler, toplam maliyeti üzerinden azami uzlaştırma fiyatı hesaplanmadığı için daha fazla destekleme bedeli ödemek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla anılan (11) numaralı fıkranın birinci cümlesindeki 'üretim maliyetleri' ibaresinde geçen 'üretim' kelimesi, ölçülülük ilkesini ihlal ettiğinden Anayasa'ya aykırı olup, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekir." yolundaki görüşüne karşılık, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkının, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvence olduğu, mülkiyet hakkından yararlanabilmek için talep edilen nesnenin/alacağın uyuşmazlık tarihinde ilgilinin mal varlığında bulunması veya bulunacağı yönünde meşru bir beklenti olması gerektiği, aksi halde mülkiyet hakkı korumasından yararlanılamayacağı, gelecekte elde edileceği iddia edilen bir kazancın kazanılmadığı veya bu kazanca yönelik icrası mümkün bir iddia mevcut olmadığı sürece mülk olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca, kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla belirlenen bedelin, halihazırda elektrik enerjisi üreticilerinin mal varlığında bulunmadığı ve gelecekte elde edilebilecek bir kazanç niteliğini haiz olduğundan mülk olarak değerlendirilemeyeceğinden mülkiyet hakkına yönelik herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığı, öte yandan, anılan düzenleme kapsamında serbest piyasa yapısına ve elektrik tarifelerine müdahalede bulunulmadığı, Anayasa'nın 167. maddesi kapsamında, Devletin para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı ve geliştirici tedbirler almaya yetkili olduğu, elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarında yaşanan yükseliş nedeniyle gerek tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmaması gerekse organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin üretime devam etmesi sağlanarak elektrik enerjisinin yeterli, kaliteli, sürekli ve düşük maliyetli olarak tüketicilere ulaşması ve elektrik enerji arz güvenliğinin korunması amacına yönelik düzenlemede Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir. MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 6446 sayılı Kanun'un ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkranın Kuruma verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar (Usul ve Esaslar)" Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kurulun 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" ile Usul ve Esaslar'da birtakım değişiklikler yapılmıştır. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak "azami uzlaştırma fiyatları" kaynak tipi dikkate alınarak belirlenmiştir. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10889 sayılı Kurul kararıyla, azami uzlaştırma fiyatının güncellenmesine ilişkin formüller belirlenerek bu formüllerde yer alan ifadelerin tanımlaması yapılmıştır. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10890 sayılı Kurul kararıyla, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.500,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir. 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen bazı ifadelerin tanımları değiştirilmiştir. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrası ile 8. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik yapılmıştır. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla, 01/10/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek, destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle tespit edilmiştir. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11274 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine yönelik formüller belirlenmiştir. 31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 11769 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2023 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek, destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle belirlenmiştir. 31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 11770 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine yönelik formüller belirlenmiştir. 31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 11772 sayılı Kurul kararıyla, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.600,00-TL/MWh olarak; 04/07/2023 tarih ve 32238 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/07/2023 tarih ve 11933 sayılı Kurul kararıyla, anılan Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinde değişiklik yapılarak ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.700,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir. Bunun üzerine 11769 sayılı Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kurum, (...) bu Kanun'da yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanun'a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur.";
5.maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, "Bu Kanun'un diğer maddeleri ile belirlenen görevlerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki görevleri de yerine getirir: (...) c) Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak. ";
9.maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ise, "Kurum'un hizmet birimleri ile görev ve yetkileri şunlardır: a) Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı: Bu Kanun ve diğer kanunlarla Kurum'a verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikayetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek." kurallarına yer verilmiştir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanması olduğu belirtilmiş; ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrasında, ''Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebilir. Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir.'' kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Sözlük anlamı ile "düzenli hale koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise, sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir.
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idari işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemler tesis eden idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallara yer vermiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrada, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği; bu bedelin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı; uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun değişikliğinin gerekçesinde, "(...) son dönemlerde elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarındaki beklenmeyen yüksek artışlar nedeniyle elektrik enerjisi üretim maliyetleri, dolayısıyla elektrik enerjisi fiyatları yükselmektedir. Uluslararası piyasalarda Temmuz 2020 tarihinden önce 50 dolar/ton civarında olan kömür fiyatları 5 (beş) katın üzerine çıkarak 290 dolar/ton, 02/03/2022 tarihinde ise bir gün içerisinde %41 oranında artışla 410 dolar/ton mertebelerine ulaşmıştır. Benzer şekilde, Temmuz 2020 tarihinden önce 190 dolar/1.000 metreküp civarında olan doğal gaz fiyatları 02/03/2022 tarihi itibarıyla 1.400 dolar/1.000 metreküp civarına ulaşmıştır. Söz konusu fiyatlardaki yükselişler, öncelikle nihai tüketiciler olmak üzere ülke ekonomisindeki ilgili tüm tarafları maliyet açısından olumsuz etkilemektedir.
Hidrolik, rüzgar, güneş, jeotermal, yerli kömür, ithal kömür ve doğal gaz gibi birbirinden farklı kaynaklar vasıtasıyla aynı miktarda elektrik enerjisi üretilmesi için katlanılan maliyetler birbirinden oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu maliyet farklılıkları birbirine yakın olduğu dönemlerde piyasada sıkıntı oluşturmazken üretim kaynak maliyetleri arasındaki farklarda yaşanan artışlar serbest piyasa fiyatlarında makulün üstünde artışa neden olmuştur. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenmesi önerilen düzenlemeyle, yukarıda belirtilen durumların oluşması halinde bir taraftan tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmalarının önlenmesi, diğer taraftan ise organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi, böylelikle yeterli elektrik enerjisinin sağlanarak arz güvenliğinin korunması amaçlanmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir.
Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makul olmayan artışlar olması halinde, söz konusu artışların arz güvenliğini olumsuz etkileyeceğinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Bakanlık) tarafından tespit edilerek Kuruma bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından, Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde altı ayı geçmemek üzere kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik işlemler tesis edilebilecektir. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yer alan düzenlemeye dayanılarak hazırlanan Usul ve Esaslar taslağı, Kurumun 15/03/2022 tarih ve 395501 sayılı yazısıyla Bakanlığa gönderilerek Bakanlığın görüşü sorulmuştur.
Söz konusu taslağın uygun bulunduğunun Bakanlığın 16/03/2022 tarih ve 111348 sayılı yazısıyla Kuruma bildirilmesi üzerine, Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilen Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar, 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bakanlığın 29/03/2022 tarih ve 113324 sayılı yazısıyla, elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarındaki artışın arz güvenliğini olumsuz etkileyeceği, bu kapsamda 01/04/2022 tarihinden itibaren başlamak üzere Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işlemlerin tesis edilmesinin uygun olduğunun Kuruma bildirilmesi üzerine, Kurulun 29/03/2022 tarihli, 10888 ve 10889 sayılı kararlarıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatları ile azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine yönelik formüller belirlenmiştir. 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen bazı ifadelerin tanımlarında değişiklik yapılmıştır.
Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makul olmayan artışlar olması halinde, söz konusu artışların, arz güvenliğini olumsuz etkileyeceğinin Bakanlık tarafından tespit edilerek Kuruma bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından bu Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde 6 (altı) ayı geçmemek üzere işlem tesis edilebilecektir. Öte yandan, azami uzlaştırma fiyatı, bu Usul ve Esaslar kapsamında yer alan ve elektrik enerjisinin üretiminde kullanılan kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetler dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenmektedir.
Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca Kuruma verilen yetki çerçevesinde, 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek (1. uygulama dönemi), destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle ithal kömür için 2.500,00-TL/MWh, doğalgaz/fuel oil/nafta/lpg/motorin için 2.500,00-TL/MWh ve diğer kaynaklar (HES, RES, JES vb.) için 1.200,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir.
Söz konusu Kurul kararları uyarınca, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının süresinin 30/09/2022 tarihinde sona ermesi nedeniyle Kurum'un 18/09/2022 tarih ve 525315 sayılı yazısıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin görüşü sorulmuş olup, Bakanlığın 21/09/2022 tarih ve 527838 sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların devam ettiğinin değerlendirildiği, Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işlem tesis edilmesinde fayda mülahaza edildiği belirtilmiştir.
Ayrıca, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına devam edilmesi kapsamında, uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü ve sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesine yönelik Usul ve Esaslar'da bazı değişikliklerin yapılması öngörülmüş olup, söz konusu değişikliklere ilişkin Kurumun 22/09/2022 tarih ve 528171 sayılı yazısı ile Bakanlığın uygun görüşü sorulmuştur.
Bakanlığın 29/09/2022 tarih ve 145233 sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'da yapılması planlanan değişikliklerden teminata ilişkin hususların uygun olduğunun değerlendirildiği, ayrıca sabit fiyat ile elektrik enerjisi fiyatları değişikliğinden korunmaya çalışarak ikili anlaşma yapan tüketicilerin korunması için getirilen muafiyete ilişkin kuralın detaylandırılarak açıklanmasının uygun olacağının değerlendirildiği belirtilmiştir.
Söz konusu görüş yazıları dikkate alınarak, 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla, 01/10/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, kaynak bazında destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek (2. uygulama dönemi), destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle yerli kömür için 2.050,00-TL/MWh, ithal kömür için 2.750,00-TL/MWh, doğalgaz/fuel oil/nafta/lpg/motorin için 4.500,00-TL/MWh ve diğer kaynaklar (HES, RES, JES vb.) için 1.540,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir. 29/09/2022 tarih ve 11274 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine yönelik formüller belirlenmiştir. 11270 sayılı Kurul kararı uyarınca, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının süresinin 31/03/2023 tarihinde sona ermesi nedeniyle Kurumun 27/03/2023 tarih ve 657200 sayılı yazısıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin görüşü sorulmuş olup, Bakanlığın 29/03/2023 tarih ve 180181 sayılı yazısında, uluslararası emtia fiyatlarının son dönemde yaşanan gevşemeye rağmen hala yüksek seyretmesi ve iklim değişikliğinin etkilerinin 2023 yılında daha fazla hissedilmesi gibi hususların elektrik piyasasında belirsizliğe yol açması nedeniyle tüketicilerin bu durumdan olumsuz etkilenebileceğinin değerlendirildiği ve Usul ve Esaslar kapsamında kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının süresinin uzatılmasında fayda mülahaza edildiği belirtilmiştir.
Bunun üzerine, 11769 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2023 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek (3. uygulama dönemi), destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle yerli kömür için 1.800,00-TL/MWh, ithal kömür için 1.800,00-TL/MWh, doğalgaz/fuel oil/nafta/lpg/motorin için 2.550,00-TL/MWh ve diğer kaynaklar (HES, RES, JES vb.) için 1.700,00-TL/MWh olarak belirlenmiş; 11770 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine yönelik formüller tespit edilmiş ve 11771 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar'ın 8. maddesi kapsamında üretim lisansı sahibi piyasa katılımcılarının ödemekle yükümlü olduğu teminat tutarının 30/09/2023 tarihine kadar %50 oranındaki kısmını sunmalarına karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece verilen savunma dilekçesinde, kaynak tipi bazında destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesi amacıyla her bir yakıt tipi için maliyetlerin belirlenmesi için araştırma ve çalışma yapıldığı, yapılan araştırma ve çalışma sonucunda, kaynak tipi bazında azami uzlaştırma fiyatlarına ve azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesinde kullanılacak olan güncelleme formüllerine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
Usul ve Esaslar'ın 10887 sayılı Kurul kararıyla değişik 4. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca, elektrik enerjisinin üretiminde kullanılan kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetler dikkate alınarak belirlenen azami uzlaştırma fiyatları, enerji üretimine girdi olan emtia fiyatları ile enflasyon ve döviz kuru parametrelerinden biri veya birden fazlasına ilave olarak Kurul tarafından uygun görülen diğer parametreler dikkate alınarak, Kurul kararlarıyla belirlenen formüller çerçevesinde piyasa işletmecisi (EPİAŞ) tarafından aylık olarak güncellenmekte ve destekleme bedeli, Kurul tarafından kaynak bazında belirlenen azami uzlaştırma fiyatları dikkate alınarak uzlaştırma dönemi bazında EPİAŞ tarafından hesaplanmaktadır.
Usul ve Esaslar'da, azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesi ve bu fiyatların güncellenmesinde dikkate alınacak hususlar belirlenmek suretiyle temel ilkelerin ortaya koyulduğu anlaşıldığından, söz konusu düzenlemelerde hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, elektrik enerjisinin üretimine ilişkin katlanılan maliyetlerden bahsedilmeden kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması nedeniyle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim yapan tesislerin gelirlerinde azalma olduğu iddia edilmiş ise de, gelir kaybı olarak belirtilen meblağın, tesislerin üretim maliyetleri ile kar/zarar dengesi belirtilmediği sürece gerçek anlamda gelir kaybı mı, zarar mı yoksa kar kaybı mı olduğu hususunda bu aşamada bir değerlendirme yapılamayacağından söz konusu iddia yerinde görülmemiştir. 13/05/2016 tarih ve 6282-2 sayılı Kurul kararıyla kabul edilerek 28/05/2016 tarih ve 29275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gün Öncesi Piyasası Tekliflerinin Yapısı ve Tekliflerin Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesi uyarınca, gün öncesi piyasasına katılan piyasa katılımcıları, bir sonraki günün her saati için, saatlik aktif elektrik enerjisi alış-satışına ilişkin saatlik alış-satış tekliflerini, Piyasa Yönetim Sistemi (PYS) aracılığıyla EPİAŞ'a bildirmektedir. Gün öncesi piyasasına saatlik teklif sunmak üzere kullanılacak olan asgari ve azami fiyat limitleri, Kurul tarafından onaylanarak yürürlüğe giren "Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar" uyarınca belirlenerek PYS aracılığıyla piyasa katılımcılarına duyurulmaktadır. Gün öncesi piyasasına sunulan tüm saatlik alış-satış tekliflerine ilişkin fiyatlar, fiyat limitlerini içerecek şekilde sunulmaktadır.
Kurulun 30/03/2023 tarih ve 11772 sayılı kararıyla, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak -dava açma tarihi itibarıyla- ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.600,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir.
Gün öncesi piyasasına sunulan tüm saatlik alış-satış tekliflerine ilişkin fiyatlar, söz konusu asgari ve azami fiyat limitleri dikkate alınarak piyasa katılımcıları tarafından sunulmaktadır. Ayrıca, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'da, dengeleme güç piyasası kapsamında rekabete aykırı eylem ve işlem içerisinde oldukları Rekabet Kurumunca tespit edilen piyasa katılımcıları hakkında tesis edilecek işlemler belirlenmiştir.
Bu itibarla, davalı idarenin yerine getirdiği regülasyon işlevi göz önüne alındığında, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için gerekli olan düzenlemeleri yapma yetkisi kapsamında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması kapsamında, 01/04/2023 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına ve destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak azami uzlaştırma fiyatları ile buna ilişkin usul ve esasların belirlenmesine yönelik dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3....-TL müdahil yargılama giderinin davacı yanında müdahil üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı yanında müdahil tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve müdahillere iadesine,
7.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 6446 sayılı Kanun'un "Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi" başlıklı 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen (11) numaralı fıkrada yer alan düzenlemenin "üretim maliyetlerini" kıstas aldığı, ancak Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da azami uzlaştırma fiyatı için belirleyici olarak kabul edilen kaynak bazındaki üretim maliyetinin nasıl hesaplanacağına dair bir düzenleme yapılmadığı, bunun yerine Usul ve Esaslar'ın 4. maddesiyle kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetlerin Kurul tarafından belirleneceğinin ifade edildiği, böylece Kurul tarafından üretim maliyetlerinin hesaplanması ve belirlenmesi noktasında Bakanlığın görüşüne başvurulmadığı ve Bakanlığın devre dışı bırakıldığı, oysa düşük maliyetli üreticilerin yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemesini öngören bir sistem düzenlendiğine ve bunun için temel alınan kıstas "üretim maliyetleri" olduğuna göre, Bakanlık görüşü alınarak çıkarılan Usul ve Esaslar'da kaynak türleri itibarıyla üretim maliyetinin nasıl hesaplanacağının, hangi maliyet bileşenlerinin kullanıldığının objektif, nesnel ve somut olarak düzenlenmesi gerektiği, Usul ve Esaslar'da böyle bir düzenleme yapılmamasının öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, tüm piyasa aktörlerinin her bir kaynak türü itibarıyla üretim maliyetinin nasıl hesaplandığını, hangi verilerin kullanıldığını, adil ve eşit bir hesaplama yapılıp yapılmadığını bilmeye hakları bulunduğu ve böyle bir düzenlemenin piyasa açısından şeffaflığı sağlayacağı, kaynak türü itibarıyla nasıl hesaplandığı bilinmeyen üretim maliyetleri üzerinden azami uzlaştırma fiyatı belirleyen ve bu fiyata bağlı olarak destekleme bedeli ödenmesini zorunlu kılan Usul ve Esaslar'ın ve alınan Kurul kararlarının dayanağı olan anılan kanuni düzenlemenin amaçları açısından öngörülebilir olmadığı, hukuki belirsizliklere neden olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde belirtilen yönden hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararının iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile davanın reddi yolundaki karara katılmıyorum.