Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/4089 E. , 2024/5250 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Madeni yağ lisansı sahibi davacı şirkete ait işyerinde 26/09/2017 tarihinde yapılan denetimde, alınan numunelerin analiz sonuçlarına göre, 60 SAE motor yağı ile 80W90 dişli yağı olarak bilinen ürünlerin kinematik viskozite indeksi ve akma noktası değerlerinin sınır değerlere uygun olmaması nedeniyle sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 439.075,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ile idareye ödenen 329.307,00-TL'nin iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mevzuatta, madeni yağ lisansı sahiplerinin yurt içinde satışı yapılacak madeni yağ üretim ve ithalatında standartlara ve teknik düzenlemelere uymakla yükümlü oldukları kurala bağlanmış ise de, yurt içinde satışı yapılmayacak olan ihracat ürünlerinin teknik düzenlemelere ve standartlara uygun olması gerektiği yönünde bir düzenlemeye yer verilmediği;
Uyuşmazlık konusu olayda, madeni yağ üreticisi olan davacı şirket tarafından üretilen 80W90 dişli yağı ve 60 SAE motor yağı ürünlerinin teknik standartlara ve düzenlemelere uygun olmadığı hususunda tereddüt bulunmamakta ise de, dava dosyasının incelenmesinden, bu ürünlerin yurt içinde satışı yapılmak amacıyla üretilmediği, gümrük evrakından bu ürünlerin ihraç edilmek üzere üretildiğinin anlaşıldığı, bu kapsamda davacı şirketin satışa hazır uyuşmazlık konusu ürünlerinin teknik düzenlemelere uygun olmaması nedeniyle idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince ödemenin iadesi yönünden hüküm kurulmamıştır. Davalı idarece kararın iptale ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Madeni Yağların Ambalajlanması ve Sunumu Hakkında Tebliğ'in 11. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca, madeni yağ üretim lisansına sahip olanların, üçüncü kişiler adına üretim yapabilmeleri için buna ilişkin bilgi ve belgelerle Kuruma başvuruda bulunmaları gerektiği ve Kurumca verilecek onaya istinaden üretim faaliyetinde bulunabilecekleri, sadece lisans sahibinin beyanı doğrultusunda Kurumdan izin alınmaksızın bu tür standart dışı üretime izin verilmesinin madeni yağ üretim lisansı sahiplerinin ürettikleri ürünlerin kalite kontrolünün yapılmaması sonucunu doğuracağı, denetim esnasında davacı tarafından, söz konusu ürünlerin ihraç edilmek üzere üretildiğinin beyan edilmediği, Kuruma sunulan yazılı savunmada da bu ürünlerin ihraç edilmek üzere üretildiklerinin ispatlanamadığı, gümrük beyannamelerinin Kuruma sunulmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Madeni yağ lisansı sahibi davacı şirkete ait tesiste 26/09/2017 tarihinde yapılan denetim sırasında alınan numunelerin analizi sonucunda düzenlenen TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimyasal Teknoloji Enstitüsünün ... tarih ve ... sayılı analiz raporunda, 60 SAE motor yağı ile 80W90 dişli yağı olarak bilinen ürünlerin kinematik viskozite indeksi ve akma noktası değerlerinin sınır değerlere uygun olmadığı tespit edilmiştir.
Bu tespit üzerine davacı şirkete 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 439.075,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararı alınmış, anılan kararın iptali ile idareye ödenen 329.307,00-TL'nin iadesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, "Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir. Lisans ile tanınan haklar; bu Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır." kuralına yer verilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde, "Sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi" halinde sorumlulara üç yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yedinci fıkrasında ise, "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir." kuralı yer almıştır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinde, "Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı ancak kanunla belirlenebilir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesince, madeni yağ üreticisi olan davacı şirket tarafından üretilen 80W90 dişli yağı ve 60 SAE motor yağı ürünlerinin teknik standartlara ve düzenlemelere uygun olmadığı hususunda tereddüt bulunmadığı; ancak, bu ürünlerin yurt içinde satışı yapılmak amacıyla üretilmediği, gümrük evrakından bu ürünlerin ihraç edilmek üzere üretildiğinin anlaşıldığı, bu kapsamda satışa hazır uyuşmazlık konusu ürünlerinin teknik düzenlemelere uygun olmaması nedeniyle davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden davacı şirkete ait iş yerinde 26/09/2017 tarihinde yapılan denetime ilişkin düzenlenen tutanakta, iş yerinin depo bölümünde, üretimi tamamlanarak satışa hazır vaziyette bulunan uyuşmazlık konusu ürünlerin de arasında yer aldığı bazı ürünlerin, davacı şirket yetkililerince ihracat ürünü olduğunun beyan edilmesi üzerine, bu ürünlerden alınan numunelere ait tutanaklarda söz konusu ürünlerin, ihracat ürünü olarak belirtildiği; ancak, anılan denetim sırasında veya denetim öncesinde bu ürünlerin ihracat ürünü olduğuna ilişkin davalı idareye ve/veya diğer ilgili idarelere bilgilendirmede bulunulmadığı gibi denetim sırasında bu ürünlerin yurt dışına ihraç edileceğini tevsik edici evrakın da sunulmadığı, öte yandan, 26/09/2017 tarihinde yapılan denetim sonrası davacı şirketçe uyuşmazlık konusu ürünlerin yurt dışına ihraç edildiğine yönelik bazı bilgi ve belgeler sunulmuş ise de, yurt dışına ihraç edilen ürünlerin denetim sırasında numune alınan ürünler olup olmadığı açıkça ortaya koyulamadığı anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu ürünler yönünden de teknik inceleme yapılarak çıkan sonuç dikkate alınmak suretiyle davacı şirket hakkında işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu kapsamda, dava konusu işleme esas denetim tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat düzenlemeleri dikkate alınmak suretiyle davacı şirket hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. 5326 sayılı Kanun'un aktarılan kuralına göre, kanunda veya idarenin genel ve düzenleyici işlemlerinde tanımlanabilen kabahatin karşılığı olan idari yaptırımın ve miktarının mutlaka ilgili kanununda belirtilmiş olması, ilgilisine de bu kabahatinin karşılığı olan idari yaptırımın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, idari yaptırım uygulamaya yetkili idareler tarafından, yaptırım kararı alınmadan önce mevzuata aykırı fiilin ne olduğu ve kanunun hangi maddesinin ihlal edildiği tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve bundan sonra fiilin karşılığı olan kanunda belirtilen idari yaptırımın uygulanmasına karar verilmelidir. Başka bir anlatımla, fiil ile uygulanan idari yaptırım örtüşmeli ve ilgilisine kanunda karşılığı olmayan veya fiil ile örtüşmeyen bir idari yaptırım uygulanmamalıdır. 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki düzenlemenin, lisans sahiplerinin genel nitelikli hak, kısıtlama ve yükümlülüklerine ilişkin olduğu; anılan maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, lisans sahiplerine, lisans hangi faaliyete (rafinerici, dağıtıcı, işleme, bayilik v.b) ilişkin olarak verilmişse, sadece buna ilişkin alanda piyasa faaliyetinde bulunabilecekleri ve lisans ile tanınan hakların 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağının belirtildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirkete ait tesiste 26/09/2017 tarihinde yapılan denetim sırasında alınan numunelerin analizi sonucunda düzenlenen analiz raporunda, 60 SAE motor yağı ile 80W90 dişli yağı olarak bilinen ürünlerin kinematik viskozite indeksi ve akma noktası değerlerinin sınır değerlere uygun olmadığı, teknik düzenlemelere aykırı olduğu, dolayısıyla 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca "sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiği" gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu Kurul kararına dayanak teşkil eden 5015 sayılı Kanun'un dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinin, lisans sahiplerinin kendilerine verilen lisansta belirtilen faaliyet konuları ve tanınan haklar dışında başka bir konuda ve alanda piyasa faaliyetinde bulunulması halinde uygulanacak idari para cezasına ilişkin bir düzenleme olduğu görülmektedir.
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 18. maddesinde, lisansın, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konuda taahhütlere girişilmesi haklarını verdiği ve lisansla tanınan hakların, ilgili mevzuatta kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılabileceği açıklandıktan sonra, 23. maddesinde, madeni yağ lisansı kapsamında yürütülecek faaliyetlere yer verilmiş;
24.maddesinde ise, madeni yağ lisansı sahiplerinin yükümlülüklerinin neler olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, lisans ile tanınan hakların, 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların bir bütün olarak dikkate alınması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, madeni yağ lisansı ile faaliyet gösteren davacıya isnat edilen "teknik düzenlemelere uygun olmayan üretimde bulunulması" fiilinin, 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ihlali anlamına geleceğinin kabulü ve davacıya 5015 sayılı Kanun'un 4. madde hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesi mümkün değildir.
Zira, anılan hükümlerin bu şekilde yorumlanması, ikincil düzenlemelerde yer alan herhangi bir yükümlülüğün ihlali halinde, piyasada faaliyet gösteren lisans sahiplerinin 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal etmiş olacağı ve tümüne 19. maddenin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesi gerekeceği anlamına gelecektir ki, bu durum 19. maddenin düzenlenme biçimi ve amacıyla çelişeceği gibi, kanunilik ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.
Bunun yanında, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, maddede belirtilenlerin dışında, bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara ne şekilde ceza verileceği kurala bağlanmış olduğundan, ikincil mevzuatın ihlali halinde verilecek olan idari para cezası miktarının tayininde 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinin mi yoksa anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasının mı uygulanacağı şeklinde bir belirsizlik doğacaktır ki, bu durum da kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Bu durumda, sahip olduğu lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiğinden bahisle davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Öte yandan, davalı idarece, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat kuralları dikkate alınmak suretiyle davacı hakkında yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilebileceği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı idare harçtan muaf olduğundan temyiz aşamasında yatırılan toplam 415,70-TL harcın istemi halinde davalıya iadesine,
5.Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
6.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.