Esas No
E. 2021/317
Karar No
K. 2025/50
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/317 Esas
KARAR NO: 2025/50
DAVA: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ: 29/05/2021
KARAR TARİHİ: 25/02/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava dilekçesinde özetle, davacı ... kendisine ait şarkı söz ve beste sahibi olan tanınmış bir sanatçı olduğunu ve 5846 Sayılı Kanuna göre şarkı ve bestelerini meydana getirdiğinden kendisi eser sahibi olarak tanımlandığını yine hakları kendisine ait olan birçok musiki eseri mevcut olan televizyon kanallarındaki müzik ve eğlence programlarına konuk olarak sanatçı sıfatıyla katılmışlığının bulunduğunu, yine 2020 yılının Mart ayında müvekkillerinin tüm dünyayı etkisi altına alan koranavirüs salgınını konu edinen, söz ve bestesi kendisine ait olan ‘...’ adlı şarkıyı, kendi imkanları ile çekmiş olduğu klip ile birlikte telif hakkı kendisine ait olan tescilli ‘...’ sosyal medya kanalında 04.03.2020 tarihinde yayına koyduğunu ancak Sabah gazetesi’nin herhangi bir yazılı ve sözlü izin almaksızın müvekkilerine ait olan klibi, kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali ve bağlantılı hakları ihlal ederek kendi sitesinde yayına koyduğunu,... tarihinde ... gazetesi’nin izinsiz olarak internet sitesine koyduğunu, ‘...’ şarkısı halen izinsiz şekilde davalı sitede yayınlandığını belirtmekte ve buna göre FSEK Madde 68 uyarınca üç katı tazminat talebimize karşılık şimdilik 100 TL maddi tazminatın hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği tarih olan 14.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, FSEK Madde 70/1 uyarınca ihlal edilen manevi haklara karşılık 100 TL manevi tazminatın hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği tarih olan 14.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalının manevi ve mali haklarının ihlaline ek olarak hukuka aykırı hareket ederek bu eylemi ile elde etmiş olduğu kar da tarafımızca talep edildiğini, hukuka aykırı fiilin bir yayın kuruluşu tarafından işlenilmesi sebebiyle FSEK 67 ve 68. Madde uyarınca hükmün davalı Sabah gazetesinde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmektedir.

Davalının cevap dilekçesi özetle şu şekildedir: davalı ... A.Ş cevap dilekçesinde davaya konu içerik yalnızca haber maksatlı kullanıldığını, bu kullanım FSEK m. 37 kapsamında olup hukuka uygun olduğunu, haber kamuoyuna yalnızca salt metinle verilmekle sınırlı kalmayacağını, haber içeriği uygun olduğu ölçüde video, resim, ses gibi medya araçları ile desteklenmesi gerektiğini, somut olayda da son bir yılı aşkın bir zamandır ülkemizi ve tüm dünyayı etkisi altına alan koranavirüs salgınıyla ilgili alınan tedbirlerin konu edildiği bir haber yapıldığını, bu haberde davacının da aralarında bulunduğu yöresel sanatçıların çektikleri koronavirüs klipleriyle salgına karşı alınan tedbirlere destek oldukları kamuoyuna duyurulduğunu, haberi yapılan ilgili koranavirüs klibine de yer verilmesi kamuoyunu açık ve tatmin edici bir biçimde bilgilendirmenin en işlevsel yöntemi olduğunu, haberciliğin de amacı olduğu üzere haberlere ilgili video ve görsellerin eklenmesi halkın haber ve bilgi alma özgürlüğünü temin etmekte ve bunda kamu yararı bulunmadığını, davaya konu edilen habere konu klibin içeriğinin, kim tarafından icra edildiği de açık ve doğru bir şekilde belirtildiğini, FSEK m. 37 kapsamında "Haber mahiyetinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla, günlük hadiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkün olduğunu, şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ve televizyon gibi araçlarla yayınlanması serbesttir…." Eser, sahibinin rızasıyla umuma arz edildiği anda alenileştiğini, bu nedenle müvekkillerinin kullanımı sonraki kullanım olduğundan, davacının manevi haklarının ihlal edildiği iddiası da doğru olmadığını, umuma arz bir eserin kamuya ilk kez sunulması olduğunu, davacının web sitesinde söz konusu eseri; müvekkillerinin kullanımından çok önce umuma arz ettiğini, kaldı ki kendisinin de beyanı bu yönde olduğunu, dolayısıyla müvekkillerinin dava konusu klibi ilk kez kamuya sunan taraf olmadığını, aksine davacı eseri bir kez de değil çok kez alenileştiğini, kaldı ki ekte sundukları twitter görüntülerinden de davacı yan paylaşım yaptıktan sonra görüleceği üzere birçok kişi tarafından konu klip paylaşıldığını, müvekkilleri tarafından da güncel ve gündemde olan olaylar haber verme kapsamında kamu ile paylaşılmıştır.” Bu nedenlere davalı davanın reddini talep etmişlerdir.

Davacının cevaba cevap dilekçesinde özetle, müvekkillerinin söz ve bestesi kendisine ait olan ‘...’ adlı şarkıyı, kendi imkanları ile çekmiş olduğu klip ile birlikte telif hakkı kendisine ait olan tescilli ‘...’ sosyal medya kanalında yayına koyulduğunu, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile eser sahibinin çoğaltma, işleme, yayma, temsil gibi mali hakları ve umuma arz, adını belirtme eserde değişiklik yapılması gibi manevi hakları koruma altına alındığını, davalı firma müvekkillerine ait eseri izinsiz olarak kullanarak mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini, davalı firmanın, davaya konu içerik sadece haber maksatlı kullanılmış beyanı gerçeği yansıtmadığını, kanun maddesi haber mahiyetinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkün kıldığını, oysa ki davalı firma, müvekkillerinin eserinin tamamını izin almadan sitesine koymuş ve üzerine reklam alarak kar sağladığını, cevap dilekçesinde de karşı taraf, haber içeriği video, resim, ses gibi medya araçları ile uygun olduğu ölçüde desteklenmelidir diyerek beyanları ile müvekkillerinin eserinin tamamın kullanılması çelişki içerdiğini, davalı firma müvekkillerinin eserini haber mahiyetinde kullanmayıp eserin tamamını izinsiz bir şekilde alıp üzerinden kar elde ettiğini, bu sebeple, hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar verecek şekilde ve eserden normal yararlanmaya aykırı bir şekilde kullanıldığını, beyan ettikleri anlaşılmıştır, davalının cevap dilekçesinde kullanımın ticari amaç taşımadığını beyanı tamamen gerçekle bağdaşmadığını, davalı firma müvekkilerine ait eseri izinsiz olarak kullanarak mali ve manevi haklarını ihlal etmekle birlikte bu kullanımda reklam kullanarak kar elde ettiğini, davalı gazetenin Türkiye’nin en fazla okunan, günlük milyonlarca tiraj yapan bir gazete olması da ihlalin boyutlarını arttığını, ayrıyeten davalı taraf haksız ve izinsiz olarak yayınladığı müvekkilerine ait klipde reklam alındığını, klipin yayınlandığı link her açıldığında klipden önce reklam girdiğini, günlük milyonlarca ziyaretçisi olan davalı gazetenin internet sayfasında müvekkilerine ait şarkı klipi üzerinden reklamlar sayesinde hukuka aykırı olarak haksız kazanç elde ettiğini, bu nedenle müvekkillerinin eserinin kullanımı haber mahiyetinde olmayıp tamamen ticari amaç doğrultusunda kar elde etme amaçlı olduğunu beyan etmiştir.

Davalının cevaba cevap dilekçesinin özeti; davacı yan aksini iddia etmekte ise de söz konusu klip tamamen haber amaçlı paylaşıldığını, Korona virüs ile ilgili şarkılar yapıldığı yönünde haber yapılırken koranavirüs klibine de yer verilmesi kamuoyunu açık ve tatmin edici bir biçimde bilgilendirmenin en işlevsel yöntemi olduğunu, haberciliğin de amacı olduğu üzere haberlere ilgili video ve görsellerin eklenmesi halkın haber ve bilgi alma özgürlüğünü temin etmekte ve bunda kamu yararı bulunduğunu, davaya konu edilen habere konu klibin içeriği, kim tarafından icra edildiği de açık ve doğru bir şekilde belirtildiğini, kanunda da ifade edildiği üzere, haber maksatlı olarak eserlerin kullanımı için eser sahibinden izin alınmasına gerek olmadığı gibi eserden alınmış parçaların yayınlanması bakımından da FSEK 68'e bir istisna getirilerek haber amaçlı kullanım serbestisi söz konusudur….” demekte yine kullanımın ticari kullanım olmadığını belirtip cevap dilekçesindeki hususları tekrarladıklarını beyan etmiştir.

21.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda, İlgili ‘...’ adlı eserin FSEK mahiyetinde sahibinin hususiyetini taşıyan bir eser olduğunu ve sözlerinin davacıya ait olduğunu ve Kültür Bakanlığı sicil sorgulama sitesinde de şarkının ... nosu ile kayıtlı olup hak sahiplerinden birinin davacı olduğunu, davalı ... A.Ş firmasının sahibi olduğu ... habercilik sitesinde sanatçı davacı ...’ın bütün klibini 3 dk 58 saniye olarak kendi internet sitesinde sanatçıdan izin almadan yayınlamasının FSEK m.14/1 bağlamında öngörülen manevi haklardan bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder hükmünü; bunun yanında mali haklardan m.23 -yayma hakkını, m. 24 temsil hakkını ve özelikle m.25 İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı’nın ihlali anlamında geldiği ve bütün bu hakların davalı firmaca ihlal edildiğini, davalı firma habercilik gereği bunu yaptığını belirtsede FSEK m.37 kapsamında haber serbestisinin “…Bu serbestlik ,hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar verecek şekilde veya eserden normal yararlanmaya aykırı biçimde kullanılamaz…” hükmüne riayet edilmediğini ,bu türden haberlerin hak sahibine zarar vermeden kendi youtube adresine yönlendirmek veya klipten ufak bir fotoğraf yayınlamak suretiyle de yapılabileceğinden davalının haber verme hakkını orantılı bir biçimde kullanmadığını, ilgili sanatçının youtube üzerinden influencer veya sanatçı olarak reklam geliri elde edebilmesi muhtemel olduğundan bu yönde ... üzerinde de bilgiler bulunduğundan sanatçının herkese açık ... adresinde klibini yayınlamasının ticari bir kullanım olarak reklam gelirlerinden pay alabileceği düşünüldüğünde değerlendirilebileceğini, FSEK m.68 bağlamında rayiç bedelin 3 katı oranında mali haklar yönünden davacının talepte bulunabileceğini, sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.

21/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacının internetteki diğer sesli videoları da incelenmiş ve sanatçının yöresel müzik yaptığını, bölgesel TV kanallarında sanatını icra ettiğini, videolarının internete koyulduğu yaklaşık 2 senelik süreden bu yana 48 ile 723 beğeni aldığını, ancak dava konusu parçanın dünyada 6.6 milyon insanın öldüğü ... korona virüs salgınını fırsat bilerek yapılan bir müzik parçası olduğu görüldüğünü, davacının dava konusu ismi ile iki farklı sözlü iki farklı sesli videosu olup birisinin dinleyenlerinden aldığı beğenisi 2 bin iken, diğerini 307 kişinin beğendiği görüldüğünü, ancak; parçanın sözlerini değiştirdiğinizde müzikal değeri olmadığı için, başka sözlerle veya sözsüz olarak ilgi çekme, dinlenme şansı olmadığını, müzikal değeri olmadığını, müzik piyasasında “...” tabir edilen, “...” için yazılan, söz ve müziği akılda kalmayan ama müziği ritmik, sözleri komik parçalardan olduğunu, ertesi sene veya 5 sene sonra kimse hatırlamaz olacağını, ama örneğin ...’ın 1972 yılında müzik piyasasına çıkan yarım asırlık “...” parçasının sözlerini herkes bilir, müziğini mırıldanabilir, modası geçmediğini, aradaki ölçülebilir, değere çevrilebilir fark, müzikal terimlerin değerleri dışında kolay anlaşılabilen bir açıklama ile davacı, korona pandemisi aktifken çıktığı birkaç mahalli televizyon kanalından aldığı program bedelinden başka bir gelir bekleyemeyeceğini, çünkü parça “...” gibi olup çok kısa sürede patlar, yok olacağını, aslında benzer tanınırlıktaki bir sanatçının, istese de ulaşamayacağını, yayınlatamayacağı bir mecrada kaydının yayınlanması kendisi için bir fırsat olacağını, çünkü müzik camiasındaki “...” yani adı duyulmamış “...” sanatçılar, isimlerini duyurabilmek için ücret almadan da konserlere çıkar veya gündeme gelebilmek için yayın kuruluşu ile anlaşarak kendi haklarında yalan haber yapılabileceğini, müzik piyasasında, davacının bu konuyu fırsata çevirmesi kendi açısından daha olumlu olabilirdi şeklinde değerlendirildiğini, dava konusu eserin müzikal değeri olmadığını, dolayısı ile müzik piyasasında da değeri olmadığını, “...” birkaç yöresel televizyon kanalına parası karşılığı davet edilme imkanı sağlayabileceğini, toplam maksimum 30.000 TL elde edilebileceğini, iş bu raporda yapılan değerlendirmenin uzmanlık alanım çerçevesinde teknik bir inceleme olduğunu belirttiklerini, meselenin her türlü geriye dönük finansal ve hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları görülmüştür. 18/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, müzik piyasasında bir değerden bahsederken bir bestenin içerisindeki armoni, müzikalite, ritm gibi konservatuarda 12 senede öğrenilebilen temel olmazsa olmazlar , bir güftenin, bir beste ile güftenin birlikteliğinin, orkestrasyonunun (orkestrada çalacak enstrumanların belirlenmesi ve her biri için ayrı nota yazılması), orkestrada çalan müzisyenlerin eğitimleri (12 sene konservatuar eğitimli mi - kendi kendine öğrenmiş alaylı mı), tecrübeleri, müzikaliteleri (düğün salonunda söyleyen ile ...), ses kayıt stüdyosundaki elektronik kayıt cihazlarının teknik seviyeleri (... - ...edes gibi), ton maister, ses mühendisi veya teknisyeninin yeterlilikleri (... - ...), digital kayıt ve dağıtımında kullanılacak bilgisayar ses yazılımın cinsi gibi bir çok temel etken söz konusu olduğunu, ".." gibi "..." bir değerlendirme yapmak mümkün olmadığını, ...'de halen ... olarak en üst sıralarda konumlandırılmasına rağmen "..." ...Şarkı ... "şarkının sözlerinden faydalanmak amacıyla" "..." sözleri ile yazılmış bir şarkı ile katıldığını, ve sonuç şarkı sözleri ile planlanarak amaçlanan beklentiyi karşılamamasının yanı sıra yarışmada 19 ülkenin şarkısı arasında sondan 4.olabildiğini, çünkü müzik değerinin olmadığını, petrol krizinin devam ettiği günlerde bile "..." parçasının; ne şarkıların birçok ülke müzisyeni tarafından değerlendirildiği ... yarışmasında, ne de sonrasında Türkiye'de bir değeri olmadığını, basit lisans şeklindeki kullanım bedelinin tespiti ile gerekli indirimin uygulamak suretiyle hesaplama yapılması için ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdi ile, tam ve basit lisans konuları FSEK'e ait ayrı bir uzmanlık olup bilirkişilik konularım arasında olmadığını, iş bu raporda yapılan değerlendirmenin uzmanlık alanım çerçevesinde teknik bir inceleme olduğunu belirttiklerini, meselenin her türlü geriye dönük finansal ve hukuki takdiri ile tavsifi tamamen Yüce Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.

04.09.2024 bilirkişi raporunda özetle, dava konusu sözlerin müzik ile uyumu, kafiyesi, söz vurgusu ve anlatılmak istenilen şeyi anlatmada kullanılan sözlerin seçimi dikkate alındığında dava konusu güftenin FSEK m.2/1 anlamında dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseriolduğunu, davacı ...’ın söz yazarı olarak FSEK 11/1 çerçevesinde eser sahibi olduğunu, davalının davaya konu kullanımının korona virüs döneminde bu dönemle ilgili yapılan müzikleri haberleştirme amacıyla yapıldığı buna mukabil eserin tamamının kullanılması, süre yönünden sınırlama yapılmamasını, ilgili videonun davacının yayınladığı youtube sitesine link verilmeyip kendi sitesinde yayınlanmasını, davacının eserden faydalanmasını gereksiz kılacak şekilde kısa olmayan bütünsel kullanım olduğu dikkate alındığında vaki kullanımın FSEK 37’deki serbesti sınırlarını aştığı bu nedenle de davacının mali haklarından FSEK 25’te düzenlenen iletim hakkının ihlali sayılacağını, davaya konu olan eserin niteliği, ihlal edilen mali hakkın türü, kullanımın coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun halk kitlesine ulaşımı ve kullanımın haber amacının aşılması şeklinde olması gibi kriterler dikkate alındığında davacının talep edeceği telif ücretinin 15.000-TL olabileceği, davacının bu bedelin 3 katına hükmedilmesi hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.

21/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacının internetteki diğer sesli videoları da incelenmiş ve sanatçının yöresel müzik yaptığını, bölgesel TV kanallarında sanatını icra ettiğini, videolarının internete koyulduğu yaklaşık 2 senelik süreden bu yana 48 ile 723 beğeni aldığını, ancak dava konusu parçanın dünyada 6.6 milyon insanın öldüğü ...korona virüs salgınını fırsat bilerek yapılan bir müzik parçası olduğu görüldüğünü, davacının dava konusu ismi ile iki farklı sözlü iki farklı sesli videosu olup birisinin dinleyenlerinden aldığı beğenisi 2 bin iken, diğerini 307 kişinin beğendiği görüldüğünü, ancak; parçanın sözlerini değiştirdiğinizde müzikal değeri olmadığı için, başka sözlerle veya sözsüz olarak ilgi çekme, dinlenme şansı olmadığını, müzikal değeri olmadığını, müzik piyasasında “sabun köpüğü” tabir edilen, “...” için yazılan, söz ve müziği akılda kalmayan ama müziği ritmik, sözleri komik parçalardan olduğunu, ertesi sene veya 5 sene sonra kimse hatırlamaz olacağını, ama örneğin ...’ın 1972 yılında müzik piyasasına çıkan yarım asırlık “...” parçasının sözlerini herkes bilir, müziğini mırıldanabilir, modası geçmediğini, aradaki ölçülebilir, değere çevrilebilir fark, müzikal terimlerin değerleri dışında kolay anlaşılabilen bir açıklama ile davacı, korona pandemisi aktifken çıktığı birkaç mahalli televizyon kanalından aldığı program bedelinden başka bir gelir bekleyemeyeceğini, çünkü parça “...” gibi olup çok kısa sürede patlar, yok olacağını, aslında benzer tanınırlıktaki bir sanatçının, istese de ulaşamayacağını, yayınlatamayacağı bir mecrada kaydının yayınlanması kendisi için bir fırsat olacağını, çünkü müzik camiasındaki “...” yani adı duyulmamış “...” sanatçılar, isimlerini duyurabilmek için ücret almadan da konserlere çıkar veya gündeme gelebilmek için yayın kuruluşu ile anlaşarak kendi haklarında yalan haber yapılabileceğini, müzik piyasasında, davacının bu konuyu fırsata çevirmesi kendi açısından daha olumlu olabilirdi şeklinde değerlendirildiğini, dava konusu eserin müzikal değeri olmadığını, dolayısı ile müzik piyasasında da değeri olmadığını, “...” birkaç yöresel televizyon kanalına parası karşılığı davet edilme imkanı sağlayabileceğini, toplam maksimum 30.000 TL elde edilebileceğini, iş bu raporda yapılan değerlendirmenin uzmanlık alanım çerçevesinde teknik bir inceleme olduğunu belirttiklerini, meselenin her türlü geriye dönük finansal ve hukuki takdiri ile tavsifi tamamen Yüce Mahkemeye ait olmak kaydı yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır. KANAAT VE GEREKÇE:

Uyuşmazlığın, 5846 sayılı FSEK'den kaynaklanan tecavüzün ref'i, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. 5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'. 5846 sayılı FSEK kapsamında eser türleri arasında "şarkı" şeklinde bir eser türü bulunmamaktadır. Korunan eser FSEK m.3 uyarınca musiki eserlerdir. Hükme göre de "Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir." Bir musiki ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için, bu üründeki şekillendirmenin yani seslerin birbirini izleyişinin, birbirine bağlanışının ve ritmin hususiyet taşıması gerekir. Bilindiği üzere musiki eserleri beste ve güfte olarak bütün olarak korunabileceği gibi bestenin musiki eseri olarak güftenin ise eser vasfını haiz olması halinde FSEK 2/1 anlamında “dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olarak da korunması mümkündür. (İstanbul BAM 44.HD ... E., ... K.)

Dosya kapsamına sunulu denetime açık ve sektör uzman bilirkişisinin de dahil olduğu bilirkişi heyetince yapılan inceleme içeriği de dikkate alınarak, dava konusu sözlerin müzik ile uyumu, kafiyesi, söz vurgusu ve anlatılmak istenilen şeyi anlatmada kullanılan sözlerin seçimi dikkate alındığında dava konusu güftenin FSEK m.2/1 anlamında dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğuna kanaat getirilmiştir.

FSEK m.11 hükmüne göre; “Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır; meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın”. FSEK m.12 hükmüne göre ise; “Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir. Bu salahiyetler, 11 inci maddenin ikinci fıkrasındaki karine ile eser sahibi belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir. Bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır”. FSEK sistematiğinde tescil ilkesinin kabul edilmemesi nedeniyle eser sahipliğinin tespitinde yukarıdaki karinelerin öngörülmesi uygulamada ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünde yardımcı olmaktadır. Ayrıca eser sahipliği, bu karineler dışında her türlü delille de ispatlanabilir. Davacının delil olarak dayandığı Youtube kayıtlarının bilişim uzmanı tarafından incelenmesi neticesinde Davacı ...’ın söz yazarı olarak FSEK 11/1 çerçevesinde eser sahibi olduğu anlaşılmıştır. Davalı, eser kullanımının FSEK'in 37. maddesi kapsamında hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

FSEK'in 37.maddesi hükmü; ''Haber mahiyetinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla, günlük hadiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkündür. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ve televizyon gibi araçlarla yayınlanması serbesttir. Bu serbestlik, hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar verecek şekilde veya eserden norma/ yararlanmaya aykırı biçimde kullanılamaz.'' şeklindedir. Bu madde çerçevesinde basının fikir ve sanat eseflerinden haber ve bilgi verme maksadıyla yararlanabilmesi için alenileşmiş bir eserin söz konusu olması, eserin haber ve topluma bilgi vermek maksadıyla kullanılması, haberin eser veya eser sahibiyle ilgili olarak kullanılması, eser veya eser sahibinin adının kullanılması ve haberin güncel değerini koruması gerekir. İktibas olunan eser parçalarının tanıtma amacının dışında kullanılması yararlanmanın kapsamına girmez. Davalının davaya konu kullanımının korona virüs döneminde bu dönemle ilgili yapılan müzikleri haberleştirme amacıyla yapıldığı buna mukabil eserin tamamının kullanılması, süre yönünden sınırlama yapılmaması, ilgili videonun davacının yayınladığı youtube sitesine link verilmeyip kendi sitesinde yayınlanması, davacının eserden faydalanmasını gereksiz kılacak şekilde kısa olmayan bütünsel kullanım olduğu dikkate alındığında vaki kullanımın FSEK 37’deki serbesti sınırlarını aştığı bu nedenle de davacının mali haklarından FSEK 25’te düzenlenen iletim hakkının ihlali olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının maddi tazminat isteği FSEK madde 68'e dayalıdır.

FSEK m.68/I uyarınca eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Davaya konu olan eserin niteliği, ihlal edilen mali hakkın türü, kullanımın coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun halk kitlesine ulaşımı ve kullanımın haber amacının aşılması şeklinde olması gibi kriterler dikkate alındığında davacının talep edeceği telif ücretinin 15.000-TL olabileceğine yönelik denetime açık bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.

Davanın kısmi dava olarak ikame edildiği, davacı tarafça ıslah dilekçesi sunulduğu; davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı beyan dilekçesi ibraz ettiği ve zamanaşımı definde bulunduğu, Dava, esere vaki tecavüz iddiası ile FSEK'in 68.maddesine dayalı tazminat davası olup, FSEK’te zamanaşımına özel olarak bir kural belirlenmemesi sebebiyle farazi sözleşme ilkesi dikkate alındığında uyuşmazlığa sözleşmesel zamanaşımının uygulanması gerektiği,

TBK'nun 146.maddesinde bu sürenin 10 yıl olduğu, gözetilerek zamanaşımı definin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı taraf aynı zamanda FSEK 70 hükmü çerçevesinde manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Manevi hakkın düzenlendiği FSEK 15. maddesi gereğince; eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak umuma arz etme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti münhasıran eser sahibine aittir. FSEK 70. maddesinde, manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir düzenlemeleri mevcuttur. Yargıtay 11. HD'nin 20/02/2015 tarihli ... esas ve...karar sayılı kararında; FSEK 70/1 maddesi gereği 15. madde uyarınca adın belirtilmesi haklarının ihlali sebebiyle, ihlalin niteliği ve boyutuna göre takdiren manevi tazminat tayin edilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği belirtilmiştir.

Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarında; manevi tazminatın, zarar görende tatmin duygusu oluşturacak, ancak sebepsiz zenginleşmeye meydan vermeyecek bir miktar paranın tahsiline ilişkin olduğu vurgulanmaktadır. Davacının eseri için sarf ettiği çaba, paranın satın alma gücü, eylemin niteliği ve ihlal edilen manevi hakların türü, ihlalin gerçekleşme şekli ve hükmedilecek tazminatın tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir edilecek oluşu, hakkaniyet ölçüsü gözetilerek talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı dava dilekçesinde reeskont faizi talep etmiş, bedel arttırım dilekçesinde ise avans faizi talep etmiştir. Davacının faiz türü tercihinde bulunma imkanı var iken dava dilekçesinde daha düşük faiz oranını içeren yasal faiz talebinde bulunduktan sonra davacının faiz türünü ıslah dilekçesiyle dahi daha yüksek oran içeren avans faizine dönüştürmesi mümkün değildir. (Bkz.Yargıtay 11.HD'nin ... E- ...

K. Sayılı ilamı) Bu haliyle davacının eser sahibi olduğu müzik eseri yönünden davalı tarafından dijital ortamlarda izinsiz kullanımının tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile bu tecavüz nedeniyle FSEK m. 68 uyarınca 45.000,00-TL maddi tazminatın 14/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden 100,00-TL manevi tazminatın 14/03/2020 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, FSEK 78.maddesi uyarınca davacının muhik bir sebep veya menfaati bulunuğundan, masrafı davalıdan alınmak üzere kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan tiraji en yüksek 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,

1.Davanın KABULÜ İLE,

Davacının eser sahibi olduğu müzik eseri yönünden davalı tarafından dijital ortamlarda izinsiz kullanımının tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile bu tecavüz nedeniyle FSEK m. 68 uyarınca 45.000,00-TL maddi tazminatın 14/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Manevi tazminat talebi yönünden 100,00-TL manevi tazminatın 14/03/2020 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.FSEK 78.maddesi uyarınca masrafı davalıdan alınmak üzere kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan tiraji en yüksek 3 gazeteden birinde bir kez ilanına,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 3.080,79-TL karar harcından peşin yatırılan 1.118,60-TL'nin mahsubu ile kalan 1.962,19-TL bakiye karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davacı tarafından yapılan 3.250-TL bilirkişi ücreti, 375.00-TL posta tebligat ve 1.118,60-TL harç (peşin+başvuru+ıslah) olmak üzere toplam 4.743,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk sarf ücretini davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

9.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

10.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2025

Katip

¸

Hakim

¸

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog