8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/7049 E. , 2025/1065 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan karar düzeltme incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ..., davacılar ..., ... , ... ve davalılar ...- ...-... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sırasında Çataltepe köyü çalışma alanında bulunan 239 parsel sayılı 38400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, sazlık vasfı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... tarafından tespitten önce davalılar ... ve müşterekleri aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men'i müdahale davası dava konusu taşınmaza ilişkin olması nedeniyle görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde dava konusu taşınmazın davalı ... getirilen tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; davanın yine görev yönünden reddine, görevli mahkemenin Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.11.1998 tarihli ve 1998/4469 Esas, 1998/4406 Karar sayılı bozma ilamıyla özetle; taraflar arasındaki müdahalenin men’i davasının 239 parseli taşınmazın tespit tarihinden önce açıldığı, usulsüz kesinleştirme işleminin hukukça değer ve anlam taşımadığı, bu nedenle 239 parsel sayılı taşınmazın davalı olduğu meşruhatı verilerek Hazine adına yapılan tescilin iptalinin istenmesi, Hazinenin de davaya katılımının sağlanması, bundan sonra toplanacak delillere göre karar verilmesine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacıların davasının reddine, çekişmeli 239 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı ... mirasçıları, davalılar ..., ..., ... ve ... vekili ile davacıların tereke temsilcisi ... vekili tarafından temyiz edilmesi sonucunda onanmasına karar verilmiş, davalı ... mirasçısı ... tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş, bu defa, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.09.2016 tarihli ve 2016/4831 Esas, 2016/7405 Karar sayılı ilamı ile, taraf teşkilinin sağlanmamış olduğu gerekçesi ile onama kararının kaldırılarak kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, toplanan delillerden, yerel bilirkişi, tanık anlatımları, jeoloji mühendisi üç kişilik bilirkişi heyetinin raporundaki açıklamalara göre taşınmazın dere yatağı ve bataklık niteliğinde olduğu, sazlık vasfında 16/08/1974 Hazine adına tespit edildiği, tespite dava dışı ... Korkmaz’ın itirazda bulunduğu, taşınmazın evveliyatında Gölbaşı ve Balkar göllerini bir birine bağlayan dere yatağı olduğu ve zamanla gölün yapısı ve küresel ısınma gibi sebeplerden dolayı dere yatağının taşıdığı su miktarın azalmasıyla küçülmeye başladığı, 1940-1950 li yıllarda devlet demir yolunun yanında bir sulama kanalı oluşturulduğu, oluşturulan bu sulama kanalının zamanla 239 parsel nolu taşınmazın güney kesimindeki kısmın bünyesini emerek dere yatağı ve bataklık vasfını yitirmesine neden olduğu, 1980li yılların başında dava konusu taşınmazın kuzey kesiminde yapılan büyük sulama kanalının ise zamanla bu taşınmazın kuzey kesiminde yer alan tarafın bünyesindeki suyu emerek bu kısmında dere yatağı ve bataklık vasfını yitirmesine sebep olduğunun anlaşıldığı, taşınmazın gerek niteliği ve gerekse yapılan imar çalışmaları bakımından kazanılmaya elverişli yerlerden olmadığı, çünkü bataklıklar ve sazlıkların devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup kazanılmalarının mümkün olmadığı, özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceği, yine bu gibi yerlerin zilyetlik ve imar ihya ile edinilmesinin de kural olarak mümkün olmadığı, ancak bu konudaki 5516 sayılı Bataklıkların Kurutulması ve Bundan Elde Edilecek Topraklar Hakkındaki Kanun hükümleri çerçevesinde kazanılmanın mümkün olduğu, dere yataklarının mülkiyetinin kazanılması için aktif dere yatağından çıkması veya derenin etkisinden tamamen çıkması ayrıca Kadastro Kanunu'nun 17 nci maddesindeki şartların birlikte gerçekleşmesi gerektiği, davada 1959 yılında açılan müdahalenin meni davası ile davalıların zilyetliklerinin kesildiği, ayrıca keşifte dinlenilen tanık ve bilirkişilerin beyanında davacıların bu yeri hiçbir zaman zilyet olmadıkları davalı ...’inde 1985 den sonra zilyetlik ve imar ihyayı gerçekleştirdikleri, bu nedenle 1959 dan sonra tapulama tutanağı olan 1974 yılına kadar tarafların dava konusu yeri Kadastro Kanunu hükümlerine göre kazanmaları için gereken şartları oluşturmadıklarının anlaşıldığı, bu nedenle zilyetlikle iktisap şartlarının davacı ve davalılar lehine gerçekleşmediği, her ne kadar jeoloji mühendisi bilirkişilerin raporlarında günümüz itibarıyla tamamen dere yatağı ve bataklık vasfını yitirmiş olduğu belirtilmiş ise de dava konusu taşınmazın evveliyatı dikkate alındığında imar, ihya ve kazandırıcı zaman aşımı yoluyla gerçek kişiler tarafından kazanılmasının mümkün olmayan yerlerden olduğu gerekçeleri ile davanın reddine, Adıyaman ili Gölbaşı ilçesi Çataltepe köyü 239 parsel sayılı taşınmazın 16/08/1974 tarihli tapulama tutanağındaki tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ..., davacılar ..., ... , ... ve davalılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ..., davacılar ..., ... , ... ve davalılar ..., Songül Köseler, ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 561,00 TL'nin temyiz eden ...'den alınmasına, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 561,00 'er TL'nin temyiz eden ..., ..., ... ile ... 'dan ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.