Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6961 E. , 2024/3914 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
(...)
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Meslek Birliklerine Verilecek Yetki Belgesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin iptallerine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "hak sahibi" tanımı yönünden, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na aykırı olduğu, eser sahibi ile bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahiplerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu, "hak sahibi" tanımına bu kavramların hepsinin dahil edilmesinin, kavram karmaşasına yol açacağı ve eser sahibinin yarattığı eser üzerindeki tüm hakların sahibi olduğu gerçeğini ortadan kaldıracağı;
6.maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin 1. fıkrası yönünden, dava konusu iki düzenlemenin birbiriyle çeliştiği gibi Meslek Birliklerinin yetki belgesine konu hakları tam ruhsat şeklinde kullanma yetkisine sahip ve bu hakların idaresi ve takibi, telif ücretlerinin tahsili ve dağıtımı konularında münhasıran yetkili olduğunu açıkça belirten Yönetmeliğin 5. maddesi ile de bağdaşmadığı;
8.maddesinin 2. fıkrası yönünden, mali hakların bölünmezliği ilkesine aykırı olduğu, yetki belgesiyle devredilen hakların bölünerek başkasına devredilmesi durumunda, meslek birliği tarafından yapılacak takiplerin zorlaşacağı, hak sahibine yapılacak ödemelerde zorluk yaşanacağı, toplu takip etme imkanını ve eser sahiplerine toplu hak takibi sayesinde sağlanan korumayı ortadan kaldıracağı ileri sürülmüştür.
DAVALININ_SAVUNMASI : Meslek birliklerinin esas kuruluş amacının, 5846 sayılı Kanundan doğan haklar kapsamında kullanıcıların lisanslanması ve bu lisanslanma neticesinde elde edilen telif gelirinin üyelerine dağıtımının sağlanması olduğu, hak sahiplerinin herhangi bir hakkının takibini meslek birliği aracılığıyla yapmak istemesi halinde, meslek birliğine üye olduğu, ancak hak sahibinin meslek birliğine üye olmasının, haklarını otomatik olarak birliğe devrettiği ya da hakların otomatik olarak meslek birliğince kullanılabileceği anlamına gelmediği, 5846 sayılı Kanun'un 42/A maddesi uyarınca yetki belgesi vermeleri gerektiği, yetki belgesine ilişkin detayların yönetmelikle düzenleneceği; dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "hak sahibi" tanımı yönünden, söz konusu tanımın, Kanun'da ve Tüzük'te tanımı yapılan eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahipleri olmak üzere üç kategoriyi de kapsadığı, tanımda karışıklığı neden olacak bir unsurun bulunmadığı, Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında meslek birliklerinin temsil kabiliyetini artırmak amacıyla yetki belgesinde belirtilen hakların münhasıran meslek birliği tarafından kullanılabileceğinin kurala bağlanarak bu hakların aynı anda eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahipleri tarafından dahi kullanılamayacağının düzenlendiği, dolayısıyla dava dilekçesinde belirtildiği gibi toplu takip etme imkanının ortadan kaldırmadığı, aksine güçlendirdiği;
6.maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin 1. fıkrası yönünden, anılan kurallar arasında çelişki bulunmadığı, zira her iki kuralın farklı alanları düzenlediği, 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yetki belgesine konu mali hakların devrinin, 8. maddesinin 1. fıkrasında ise başkasına kullandırılmasının düzenlendiği;
8.maddesinin 2. fıkrası yönünden, bir hak sahibinin haklarının takibi için meslek birliğini yetkilendirmiş olmasının o hak sahibinin eser, icra, yayın ve yapımı üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen sona ermesi anlamına gelmediği, 5846 sayılı Kanun'un 48 ve 56. maddelerinden doğan haklarının baki olduğu, mali hakların bölünmezliği ilkesinin bulunmadığı, aksine 5846 sayılı Kanun'un 20. maddesinde mali hakların birbirine bağlı olmadığının hükme bağlandığı, yetki belgesinde yer verilen hakkın başkasına devredilmesi halinde ödemede zorluk yaşanmayacağı, zira Yönetmelik'te dağıtım bedelinin meslek birliğine bildirilen kişiye yapılacağının düzenlendiği, ayrıca meslek birliğinin feshin geçerlilik tarihini erteleme yetkisinin bulunduğu, dolayısıyla dava konusu düzenlemelerin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 07/11/2020 tarihli, 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Meslek Birliklerine Verilecek Yetki Belgesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B maddesinde; "a) Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini", "b) Eser sahibi: Eseri meydana getiren kişiyi", "f) Fonogram: Sinema eseri gibi görsel-işitsel eserler içindeki ses tespitleri hariç olmak üzere, bir icrada yer alan seslerin veya diğer seslerin veya ses temsillerinin tespit edildiği ses taşıyıcısı fiziki ortamı", "j) Bağlantılı haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcılarının sahip oldukları hakları" ve "k) Komşu haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları hakları" olarak tanımlanmıştır.
8.maddede de; "Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir./Bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir./Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır." kuralı yer almıştır. 5846 sayılı Kanunun 48. maddesi; "eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler, mali hakları sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir (Ruhsat)." kuralı ile asli iktisapgöstermiştir.
Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar Kanunun 80. maddesinde düzenlenmiştir. "Eser sahibinin haklarına komşu haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının aşağıda belirtilen komşu hakları vardır." şeklinde belirlenmiş; icracı sanatçıların sahip oldukları hakları; bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra sahip oldukları haklar; filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcısı, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra sahip oldukları haklar gösterilmiş ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı haklara sahip olanlar da eser sahipleri gibi Tecavüzün Ref’i, Tecavüzün Men’i ve Tazminat Davası haklarından faydalanacakları hususuna madde içeriğinde yer verilmiştir.
Kanunun 42. maddesinin 4630 sayılı Kanunda değişik 1. fıkrasında; "Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, (Ek ibare: 3/3/2004-5101/12 md.) ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler." kurala bağlanmıştır.
Fikir ve Sanat Eserleri Sahipleri ile Bağlantı Hakları Meslek Birlikleri Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük'ün 2. maddesine göre: "f) Eser Sahibi:Eseri meydana getiren gerçek kişi", "g) Bağlantılı hak sahibi: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla eser sahiplerinin haklarına komşu hak sahibi olan icracı sanatçılar, fonogram yapımcıları ve radyo-televizyon kuruluşları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları" ve h) Mali hak sahibi ise: "Eser sahibi ile Kanunun 48 inci maddesi çerçevesinde mali hakları kullanma yetkilerini devralmış gerçek veya tüzelkişiler" anlamında kullanılmıştır.
Uyuşmazlığa konu Meslek Birliklerine Verilecek Yetki Belgesi Hakkında Yönetmeliğin amacı, fikir ve sanat eseri sahiplerinin, bağlantılı hak sahiplerinin ve diğer mali hak sahiplerinin meslek birliğine üye olmak için meslek birliğine verecekleri yetki belgesinin usul ve esaslarını düzenlemek olarak gösterilmiştir.
4.maddesinin 1. fıkrasında ise; "b) Bağlantılı hak konuları: İcra, fonogram, yapım ve yayınları" ve "c) Hak sahibi: Kanun kapsamında eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahiplerini" ifade ettiği belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde, dava konusu düzenlemede hak sahibi tanımının hatalı olduğu, eser sahibi ile bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahiplerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu, bu kavramın eser sahibinin yarattığı eser üzerindeki tüm hakların sahibi olduğu gerçeğini ortadan kaldıracağı ileri sürülmekte; davalı idarece, davalı idare tarafından da, tanımın Kanun'da ve Tüzük'te tanımlanan eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahipleri olmak üzere üç kategoriyi de kapsadığı, tanımda karışıklığı neden olacak bir unsurun bulunmadığı savunulmaktadır. 5846 sayılı Yasanın 2. ve devamı maddelerde, eser, eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ile diğer mali hak sahipleri olarak üç ayrı hak sahibine ilişkin düzenleme yapılmakta ve bunlara ilişkin ayrıntılı kurallar getirilmekte, dava konusu yönetmelik ile hak sahibi tanımı altında bu üç hak sahibi ifade edilmekte olup, dava konusu tanımlamada dayanağı olan kanuna aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, davacı meslek birliğinin kuruluşuna esas olan Tüzük de, üç ayrı hak sahibi grubu ayrı ayrı tanım yapılmakta, meslek birlikleri ve federasyonlarının, fikir ve sanat eseri sahipleri ile komşu hak sahiplerince oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmekte, eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin tazminat ve telif ücretlerini konu edinmekte, bu haliyle hak sahibi yönünden üç kavram gösterilmekte olup, üst normlara uygun ve tutarlı bir tanımlama getirilmiştir.
Yönetmeliğin "Yetki belgesinde belirtilmesi gereken hususlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasına göre hak sahiplerinin verecekleri yetki belgelerinde kabul ve taahhüt edecekleri arasında dava konusu edilen (d) bendine göre, "Yetki belgesine konu mali hakları başkasına devrettiği takdirde meslek birliğine bildirme" konusu da yer almakta; "Hak sahiplerinin yetki belgesi kapsamında hak ve yükümlülükleri" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında ise: "Yetki belgesi veren hak sahibinin, yetki belgesine konu hakkı başka kişilere kullandırması yalnızca meslek birliğinin izniyle mümkündür. Ancak hak sahipleri, meslek birliğini yetkilendirmiş olsalar dahi, eserlerinin ve bağlantılı hak konularının ticari olmayan amaçlarla kullanımına, meslek birliğince belirlenmiş yönteme uygun olarak izin verme hakkına sahiptir./Hak sahibi, yetki belgesinde belirtilen haklarını, kısmen veya tamamen başkalarına devredebilir. Bu durumda yetki belgesi, devredilen haklar ile eser ve bağlantılı hak konuları bakımından feshedilmiş sayılır ve yetki belgesi geçerli olduğu sürece dağıtım bedelleri meslek birliğine bildirilen kişiye yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dilekçesinde;
6.maddenin 1. fıkrasındaki dava konusu edilen düzenleme ile 8. maddesinin 1. fıkrasında getirilen kuralın birbiriyle çeliştiği, yetki belgesiyle devredilen hakların bölünerek başkasına devredilmesi durumunda, meslek birliği tarafından yapılacak takiplerin zorlaşacağı, hak sahibine yapılacak ödemelerde zorluk yaşanacağının ileri sürülmektedir. Davalı idarenin savunması da, çeliştiği iddia edilen düzenlemelerin birinde mali hakların başkasına devri durumunun meslek birliğine bildirilmesi gerektiğinin, diğerinde ise yetki belgesine konu hakkın başkasına kullandırılmasının düzenlendiği, çelişki bulunmadığı, yetki belgesinde yer verilen hakkın başkasına devredilmesi halinde ödemede zorluk yaşanmayacağını, dağıtım bedelinin meslek birliğine bildirilen kişiye yapılacağının Yönetmelikle düzenlendiği, düzenlemelerin usule ve hukuka uygun olduğu yolundadır. 5846 sayılı Kanunun 42. maddesinin 1. fıkrasında meslek birliğinin kuruluş nedenleri arasında olan, üyelerinin kanunla tanınmış haklarının idaresi ve takibi, alınacak ücretlerin tahsili ve hak sahiplerine dağıtımı konusunda üstlendiği fonksiyonun gereği olarak, yetki belgesine konu edilen mali hakların devri durumunun birliğe bildirilmesi suretiyle yetkilendirildiği belgenin sınırlarının belirlendiği, mali haklar yönünden meydana gelecek değişiklerin bildirimini içerdiğinden kanuna aykırı yönü bulunmamaktadır.
Hak sahibinin yetki belgesinde belirtilen haklarını, kısmen veya tamamen başkalarına devretmesi durumunun düzenlediği maddenin 2. fıkrada ise, devredilen haklar yönünden hak sahibi ve birlik açısından hukuki sonuçları ile yapılacak iş ve işlemlerin gösterildiği, kanunun sınırlarını çizdiği bir hususların dışında bir düzenleme yapılmadığı, dava konusu diğer maddelerle çelişen bir yön taşımadığı, birliğin sorumluluk sınırlarının gösterildiği, birliğin idaresi ve takibini yaptığı hususların belirginleştirmesinin öngördüğü, bu haliyle düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava dilekçesinde, meslek birliklerinin eser sahiplerinin haklarını toplu takip etme imkanının ortadan kaldırdığı, mali hakların bölünmezliği ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmekte ise, kanunun temel tanımlama ve kurallarına uygun olduğundan, birlik yönünden getireceği zorluklar açısından değerlendirme yapılmasının hukuki dayanağı bulunmadığından bu iddia yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Fikir ve sanat eseri sahiplerinin veya eserin mali haklarına sahip olanların üye olmaları halinde meslek birliğine verecekleri yetki belgesine ilişkin esas ve usuller, 04/09/1986 tarihli ve 19211 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Fikir ve Sanat Eseri Sahiplerinin Verecekleri Yetki Belgesi Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiş iken; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda meydana gelen değişikliklerin alt düzenlemelere aktarılması, 2014/26 sayılı Avrupa Birliği Direktifine uyum sağlanması ve uygulamada yaşanan tereddüt ile sorunların giderilmesi amacıyla, bahse konu Yönetmelik, 07/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Meslek Birliklerine Verilecek Yetki Belgesi Hakkında Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmış ve fikir ve sanat eseri sahiplerinin, bağlantılı hak sahiplerinin ve diğer mali hak sahiplerinin meslek birliğine üye olmak için meslek birliğine verecekleri yetki belgesinin usul ve esasları yeniden düzenlenmiştir.
Bunun üzerine, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca kurulan bir meslek birliği olan davacı tarafından; 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Meslek Birliklerine Verilecek Yetki Belgesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir." hükmü; "Tanımlar" başlıklı 1/B maddesinde, Bu Kanunda geçen tanımlardan;
a)Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini,
b)Eser sahibi: Eseri meydana getiren kişiyi, ...
j)Bağlantılı haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcılarının sahip oldukları hakları,
k)Komşu haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları hakları,
l)Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını ifade eder." hükmü; "Eser Sahibi" başlıklı İkinci Bölümünün "Tarif:" başlıklı 8. maddesinde, "Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. Bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir. Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır." hükmü; "Fikri Haklar" başlıklı Üçüncü Bölümünün "A) Eser sahibinin hakları:" üst başlıklı, "I - Genel olarak" başlıklı kısmında yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür." hükmü yer almış; "II - Manevi haklar:" üst başlıklı kısmında yer alan 14 ilâ 17. maddelerinde, manevi haklar; umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını menetmek hakları ile eser sahibinin zilyed ve malike karşı hakları olarak sayılmış; "IV - Mali haklar:" üst başlıklı kısmında "1. Genel olarak" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez. " hükmüne yer verildikten sonra, "2. Çeşitleri:" başlıklı kısmında yer alan 21 ilâ 25. maddelerinde, mali haklar; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olarak sayılmış; "1.Meslek birliklerinin kurulması" başlıklı 42. maddesinin 1. fıkrasında, "Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar (…) üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler. Eser sahipleri veya icracı sanatçılar bakımından zorunlu organlarının asıl üye sayısının dört katı kadar (…); yapımcılar veya radyo-televizyon kuruluşları bakımından bu organların asıl üye sayısının iki katı kadar üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişiler meslek birliği olarak faaliyet gösterebilmek için izin almak üzere Bakanlığa başvurmak zorundadırlar. Meslek birlikleri bu izni aldıktan sonra kuruldukları alanda faaliyet gösterirler." hükmü; Aynı maddenin son fıkrasında, "Eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin bu Kanunla tanınmış hakları, ülke içinde bu maddeye göre kurulan meslek birlikleri dışında; başka birlik, dernek ve benzeri kuruluşlar tarafından takip edilemez. Bu maddede geçen üyelik, kurucu üye sayısı ve üye tam sayısı gibi hususlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulmuş olan meslek birlikleri için de aranır. Bütün meslek birlikleri Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde bu maddede getirilen esaslara uygun hale gelmek mecburiyetindedirler. Bu süre içinde bu şartı yerine getirmeyen meslek birlikleri altı ay sonunda kendiliğinden dağılmış sayılır." "2.Meslek birliklerinin yükümlülükleri ve tarife tespitine ilişkin esaslar" başlıklı 42/A maddesinin son fıkrasında, "Meslek birliğine üye eser veya bağlantılı hak sahiplerinin alenileşmiş veya yayımlanmış tüm eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlarına ilişkin haklarının takibi meslek birliğine verilecek yetki belgesine göre yapılır. Yetki belgesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmü; "Sözleşme ve Tasarruflar" başlıklı Dördüncü Bölümünün "A) Hayatta vaki tasarruflar" başlıklı kısmında yer alan "I – Asli iktisap:" başlıklı 48. maddesinde, "Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler. Mali hakları sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir. (Ruhsat)" hükmü yer almıştır. "2. Ruhsat" başlıklı 56. maddesinde, "Ruhsat; mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine mani değilse (basit ruhsat), yalnız bir kimseye mahsus olduğu takdirde (tam ruhsat) tır. Kanun veya sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça her ruhsat basit sayılır. Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır." hükmü; "3.Mülkiyetin intikali" başlıklı 57. maddesinde, "Asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, fikri hakların devrini ihtiva etmez. Bir güzel sanat eseri üzerinde çoğaltma hakkını haiz olan bir kimseden kalıp ve sair çoğaltma aletlerinin zilyedliğini iktisap eden kimse, aksi kararlaştırılmamışsa, çoğaltma hakkını da iktisap etmiş sayılır." hükmü bulunmaktadır.
01/04/1999 tarihli ve 23653 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10/03/1999 tarihli ve 99/12574 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, 13/08/2002 tarihli ve 2002/4683 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişikliğe uğrayan, dava konusu Yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlükte bulunan, bilahare 07/04/2022 tarihli ve 31802 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 06/04/2022 tarihli ve 5403 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırılan Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük'ün; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Tüzükte geçen; ...
f)Eser Sahibi: Eseri meydana getiren gerçek kişi,
g)Bağlantılı hak sahibi: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla eser sahiplerinin haklarına komşu hak sahibi olan icracı sanatçılar, fonogram yapımcıları ve radyotelevizyon kuruluşları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları,
h)Mali hak sahibi: Eser sahibi ile Kanunun 48 inci maddesi çerçevesinde mali hakları kullanma yetkilerini devralmış gerçek veya tüzelkişiler, anlamında kullanılmıştır." kuralı; "Asıl üye" başlıklı 12. maddesinde, "Birliğe asil üye olabilmek için aşağıdaki nitelikleri taşımak gerekir:
a)Eser sahibi veya bağlantılı hak sahibi gerçek veya tüzelkişi olmak,
b)Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak,
c)Birliklerin koyacağı ölçütlere uygun olmak,
d)Yapımcı veya yayın kuruluşları bakımından, en az altı aydan beri ticaret siciline kayıtlı olarak fiilen üretimde bulunmak." kuralı; "Yararlanan üye" başlıklı 13. maddesinde, "Yararlanan üyeler aşağıda gösterilmiştir.
a)Eseri meydana getirmeyen ancak, miras ya da devren iktisap yoluyla veya doğrudan eserin mali haklarını kullanma yetkisine sahip olan kişiler,
b)Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olmayanlar adına velileri ya da vasileri, Yararlanan üyeler birlik organlarında görev alamazlar, oy kullanmamak koşuluyla genel kurula katılabilirler. " kuralı; "Yetki belgesi" başlıklı 40. maddesinde, "Üyelerin yetki belgesinde belirttiği eserlerine, icralarına, tespitlerine ilişkin mali haklarının takibi ile ücretlerinin tahsili ve dağıtımı birlik tarafından yapılır.
Bunun için üyeler, Kanunun 20 nci maddesi uyarınca Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenen genel esaslara uygun bir yetki belgesini birliğe verirler. Bu yetki belgesinde üyelerin mali haklarının adli makamlar ve icra müdürlüklerinde takibi ve hukuki gereklerin yerine getirilmesine ilişkin açık yetki verilir." kuralı yer almıştır. Öte yandan, anılan Tüzüğün yürürlükten kaldırıldığı tarihte yayımlanan Resmi Gazete nüshasında, 06/04/2022 tarihli ve 5405 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, Telif Hakları Alanında Meslek Birlikleri Yönetmeliği yürürlüğe konulmuş olup; anılan Yönetmelik'in; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, " Bu Yönetmelikte geçen; ...
ç)Bağlantılı hak sahibi: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla icracı sanatçılar, fonogram yapımcıları ve radyo-televizyon kuruluşları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcılarını, ...
f)Eser sahibi: Eseri meydana getiren gerçek kişiyi, ...
ğ)Hak sahibi: Eser sahipleri, bağlantılı hak sahipleri veya mali hak sahiplerini, ...
ı)Komşu haklar: Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları hakları,
i)Kullanıcı: Kanun kapsamında hak sahiplerinin iznine tabi olan ve hak sahiplerine ücret veya tazminat ödenmesini gerektiren kullanımları gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişiyi, ...
p)Yetki belgesi: Hak sahibinin belirli mali haklarının idaresi ve takibi, telif ücretlerinin tahsili ve bu ücretlerin dağıtımı için meslek birliğini yazılı olarak yetkilendirdiği, hak sahibi ile meslek birliği arasında karşılıklı hak ve yükümlülükler doğuran belgeyi ifade eder." hükmü; "Üye olma hakkı ve yükümlülükleri" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Hak sahipleri meslek birliği üyesi olabilir. Meslek birlikleri objektif, şeffaf ve ayrımcı olmayan niteliklerde üyelik kriteri belirler. Meslek birlikleri, faaliyet alanına giren üyelik taleplerini kabulden, objektif ve haklı gerekçeler bulunmaksızın kaçınamaz." hükmü; "Yetki belgesi" başlıklı 53. maddesinde, "(1) Meslek birliği; hak sahiplerince verilecek yetki belgesine konu hakları kendi adına kullanmaya, üçüncü kişilere kullandırmaya, kullanmaktan men etmeye, kullanımlar karşılığında ödenen ücreti tahsil etmeye, bu hakların takibi ve tahsili için her türlü kazai, idari ve icrai yollara başvurmaya ve takip etmeye yetkili ve yükümlüdür. (2) Yetki belgesine konu her bir hakkın türü ve kapsamının meslek birliğinin koyacağı kriterlere uygun olarak belirlenmesi esastır." hükmü yer almaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine dayanılarak hazırlanan, 07/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Meslek Birliklerine Verilecek Yetki Belgesi Hakkında Yönetmelik'in; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, fikir ve sanat eseri sahiplerinin, bağlantılı hak sahiplerinin ve diğer mali hak sahiplerinin meslek birliğine üye olmak için meslek birliğine verecekleri yetki belgesinin usul ve esaslarını düzenlemektir." kuralı; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik, hak sahiplerinin meslek birliklerine verecekleri yetki belgelerinin şekli ve içeriği ile yetki belgeleri çerçevesinde hak sahipleri ile meslek birliklerinin karşılıklı hak ve yükümlülüklerini kapsar." kuralı; "Tanımlar" balıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Yönetmelikte yer alan; ...
c)Hak sahibi: Kanun kapsamında eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahiplerini, ...
e)Yetki belgesi: Hak sahibinin belirli mali haklarının idaresi ve takibi, telif ücretlerinin tahsili ve bu ücretlerin dağıtımı için meslek birliğini yazılı olarak yetkilendirdiği, hak sahibi ile meslek birliği arasında karşılıklı hak ve yükümlülükler doğuran belgeyi, ifade eder." kuralı; "Yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Hak sahipleri, meslek birliğine üye olabilmek için bu Yönetmelik esaslarına ve meslek birliklerince belirlenen koşullara uygun olarak bir yetki belgesi vermek mecburiyetindedirler. Yetki belgesi verilmesiyle birlikte, yetki belgesine konu hakları tam ruhsat şeklinde kullanma yetkisine sahip olan meslek birlikleri, bu hakların idaresi ve takibi, telif ücretlerinin tahsili ve dağıtımı konularında münhasıran yetkilidir. (2) Yetki belgesinde belirtilen haklar, meslek birliğinin faaliyet gösterdiği alanda hak sahibinin yayımlanmış veya alenileşmiş bütün eser ve bağlantılı hak konuları için geçerlidir. Meslek birliklerinin temsil yetkisine sahip olduğu eser ve bağlantılı hak konularının tespitinde üyeleri tarafından meslek birliklerince belirlenen yöntemle yapılan bildirimler esas alınır. (3) Meslek birliklerinin yurt dışındaki aynı amaçlı kurum ve kuruluşlarla yaptıkları temsilcilik sözleşmeleri de yetki belgesi niteliğindedir." kuralı; "Yetki belgesinde belirtilmesi gerekli hususlar" başlıklı 6. maddesinde, (1) Hak sahipleri, verecekleri yetki belgelerinde;
a)Yetki belgesine konu mali haklarının kullanım yetkisini en az beş yıl süre ile münhasıran meslek birliğine devretmeyi ve yetki belgesindeki sürenin sona ermesinden bir yıl önce noter aracılığıyla aksi yönde bildirim yapılmadığı takdirde bir defaya mahsus olmak üzere yetki süresinin aynı süre için uzatılmış sayılacağını,
b)Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük, üye olunan meslek birliğinin tüzüğü ve yetki belgesiyle verilen yükümlülükleri yerine getirmeyi, meslek birliğinin dağıtım yönergesine uymayı,
c)Meslek birliği kesintisini ve birlik aidatını ödemeyi,
ç)Yetki belgesine konu mali hakların türünü ve varsa diğer hak sahiplerini ayrı ayrı göstermeyi,
d)Yetki belgesine konu mali hakları başkasına devrettiği takdirde meslek birliğine bildirmeyi,
e)Hak sahibi olunan eser ve bağlantılı hak konularını, meydana getirilmelerini takiben meslek birliğince belirlenecek yöntemle bildirmeyi,
f)Eser ve bağlantılı hak konularının bir örneğini meslek birliğince uygun görülecek formatta meslek birliği arşivi için vermeyi,
g)Meslek birliğinin, yetki belgesine konu hakları kullanmak isteyen gerçek ve tüzel kişilere kendisine bildirmeksizin kullanım izni vermeye yetkili olduğunu, kabul ve taahhüt eder." kuralı; "Hak sahiplerinin yetki belgesi kapsamında hak ve yükümlülükleri" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Yetki belgesi veren hak sahibinin, yetki belgesine konu hakkı başka kişilere kullandırması yalnızca meslek birliğinin izniyle mümkündür. Ancak hak sahipleri, meslek birliğini yetkilendirmiş olsalar dahi, eserlerinin ve bağlantılı hak konularının ticari olmayan amaçlarla kullanımına, meslek birliğince belirlenmiş yönteme uygun olarak izin verme hakkına sahiptir. (2) Hak sahibi, yetki belgesinde belirtilen haklarını, kısmen veya tamamen başkalarına devredebilir. Bu durumda yetki belgesi, devredilen haklar ile eser ve bağlantılı hak konuları bakımından feshedilmiş sayılır ve yetki belgesi geçerli olduğu sürece dağıtım bedelleri meslek birliğine bildirilen kişiye yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1.Dava konusu Yönetmeliğin yetki ve şekil yönünden incelenmesi: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 42. maddesinde, meslek birliğine üye olabilecekler ve meslek birliklerinin kuruluş esasları düzenlendikten; 42/A maddesinin son fıkrasında da, meslek birliğine üye eser veya bağlantılı hak sahiplerinin alenileşmiş veya yayımlanmış tüm eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlarına ilişkin haklarının takibinin meslek birliğine verilecek yetki belgesine göre yapılacağı belirtildikten sonra, yetki belgesine ilişkin usul ve esasların davalı Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükme bağlandığından; fikir ve sanat eseri sahiplerinin, bağlantılı hak sahiplerinin ve diğer mali hak sahiplerinin meslek birliğine üye olmak için meslek birliğine verecekleri yetki belgesinin usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla davalı Bakanlıkça çıkarılan dava konusu Yönetmelikte yetki ve şekil yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı açıktır.
2.Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin incelenmesi: Dava konusu kuralda, hak sahibi, "eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahipleri" şeklinde tanımlanmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu kuralın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na aykırı olduğu, eser sahibi ile bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahiplerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu, "hak sahibi" tanımına bu kavramların hepsinin dahil edilmesinin, kavram karmaşasına yol açacağı ve eser sahibinin yarattığı eser üzerindeki tüm hakların sahibi olduğu gerçeğini ortadan kaldıracağı ileri sürülmektedir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B maddesinde, "eser sahibi" ve "bağlantılı hak" tanımları ayrı ayrı yapılmış;
48.maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları başkalarına devredebileceği öngörülmüş;
42.maddesinde de, anılan maddelerde belirtilen kişilerin, yani eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak Kanunun 10. maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanan süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayan kişilerin, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere meslek birliği kurabilecekleri veya kurulu bulunan meslek birliklerine üye olabilecekleri düzenlenmiştir. 10/03/1999 tarihli ve 99/12574 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, dava konusu Yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlükte bulunan ve dayanaklarından birini teşkil eden, bilahare yürürlükten kaldırılan Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük (mülga Tüzük)'te ise, "eser sahibi", "bağlantılı hak sahibi" ve "mali hak sahibi" kavramları ayrı başlıklar altında tanımlanmıştır. 5846 sayılı Kanun ile mülga Tüzük ve dava konusu Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirilmesinden; Yönetmelik kuralında, "eser sahibi" ve "bağlantılı hak sahibi" ile "diğer mali hak sahipleri"nin; 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca meslek birliklerine üye olma ve bu üyeliğin sağladığı olanaklardan yararlanma hakkına sahip olmaları nedeniyle bu yönden tek bir isim altında toplanması, ifadelerin sadeleştirilmesi amacıyla "hak sahibi" kavramı içine dahil edilerek tek başlık altında ele alındığı; dava konusu düzenlemenin, gerek 5846 sayılı Kanun'da gerekse mülga Tüzükte yer alan "eser sahibi", "bağlantılı hak sahibi" ve "mali hak sahibi" kavramlarının anlam ve kapsamına bağlı/sadık kalınarak her üç kavramın hak sahipliği bakımından tek çatı altında toplanmasından ibaret olduğu, üst normlarda yer alan bu kavramların anlamsal içeriğinin değiştirilmediği; tanımda yer alan "diğer mali hak sahipleri" ifadesinden kastın da yine 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesinde meslek birliklerine üye olabilecekler arasında sayılan, "eser veya hak sahibinden mali hakları kullanma yetkisini 5846 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca devralanlar" olduğu, dolayısıyla 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesiyle meslek birliğine üye olma hakkı tanınan kişilerin kapsam yönünden de aşılmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim mülga Tüzükte, mali hak sahibinin, "eser sahibi ile Kanunun 48 inci maddesi çerçevesinde mali hakları kullanma yetkilerini devralmış gerçek veya tüzelkişiler" şeklinde tanımlandığı görülmektedir.
Diğer bir anlatımla, davacının iddiasının aksine, dava konusu Yönetmelikte "hak sahibi" kavramı ile "eser sahibi" kavramı, özdeş (her türlü nitelik yönünden eşit) veya anlamdaş (aynı anlama sahip) kelimeler olarak ele alınmamış olup; "hak sahibi" kavramı, Yönetmeliğin amaç ve kapsamı da dikkate alındığında, yalnızca hak sahipliği ve buna bağlı olarak yetki belgesi bakımından benzer durumda olan "eser sahibi" ve "bağlantılı hak sahibi" ile "diğer mali hak sahipleri" için bir üst/çatı kavram olarak belirlenmiştir. Esasen, iptali istenilen "hak sahibi" tanımında "eser sahibi, bağlantılı hak sahibi ve diğer mali hak sahipleri" olmak üzere üç ayrı kavrama yer verilmesi de, yönetmelik koyucunun bu kavramları birbirinden ve hak sahibi kavramının kendisinden farklı anlam ve kapsamı haiz kavramlar olarak kabul ettiğini açıkça göstermektedir. Bu itibarla, davacı iddialarına itibar edilmemiş olup, dava konusu düzenlemede dayanağı mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
3.Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin incelenmesi:
a)Genel bilgi:
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca, fikir ve sanat eserleri üzerinde, sahiplerine, mali ve manevi haklar tanınmış olup; eser sahipliğinin devri mümkün olmadığı gibi, manevi hakların da sağlar arası işlemlerle sözleşme ve tasarruflara konu olması veya manevi haklardan feragat edilmesi mümkün değildir. Zira eser sahipliği, bir eser yaratmadan doğan manevi yetkilerin ve mali hakların bütününü ifade eder. Manevi haklar ise, bir eser yaratmanın gayrı maddi nitelik arz eden yönünü teşkil eder ve eser sahibinin kişiliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Dolayısıyla hak sahiplerinin meslek birliğine üye olabilmek için verecekleri yetki belgesinin konusunu da yalnızca mali haklar oluşturur (TEKİNALP, Ünal, Fikrî Mülkiyet Hukuku, 5. Basım, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012, s.228-229; AYDINCIK, Şirin, Fikri Haklara İlişkin Lisans Sözleşmeleri, Arıkan, İstanbul, 2006, s. 30; ERCOŞKUN ŞENOL, H.Kübra, Mali Hakları veya Kullanım Hakkını Devralanların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Korunması, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 3 (1) 2013, s.48). 5846 sayılı Kanun'un 20. ve devamı maddelerinde, alenileşmiş fikir ve sanat eseri üzerinde münhasıran sahiplerine tanınan mali haklar arasında, eseri işleme, çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim hakları sayılmış ve söz konusu mali hakların birbirine bağlı olmadığı, bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılmasının diğerine tesir etmeyeceği;
48.maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları başkalarına (süre, yer ve içerik itibarıyla sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak) devredebileceği; mali hakların yalnızca kullanma yetkisinin de diğer bir kimseye bırakılabileceği (ruhsat) öngörülmüş;
56.maddesinde, mali hakların kullanma yetkisinin devrinin, yani ruhsatın, mali hak sahibinin başkalarına da aynı kullanma yetkisini (ruhsatı) vermesine mani olmaması halinde "basit ruhsat"tan, yalnız bir kimseye mahsus olması halinde "tam ruhsat"tan söz edilebileceği, basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümlerin uygulanacağı;
42.maddesinin son fıkrasında da, eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin bu Kanunla tanınmış haklarının, ülke içinde bu maddeye göre kurulan meslek birlikleri dışında; başka birlik, dernek ve benzeri kuruluşlar tarafından takip edilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Buna göre, 5846 sayılı Kanun; alenileşmiş fikir ve sanat eseri üzerindeki mali haklardan münhasıran yararlanma hakkı bulunan eser sahibine, söz konusu mali haklarını (eseri işleme, çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim haklarını) tamamen veya kısmen başkalarına devretmenin yanı sıra bunları kullanma yetkisini devretme hak ve yetkisi de tanımıştır. Eser sahibinin mali haklarını devretmesi (-yazılı- alacağın temliki sözleşmesi) halinde devrettiği bu hakkın kendi mal varlığından çıkarak hakkı devralan kişinin mal varlığına gireceği açık olmakla birlikte; mali haklarını kullanma yetkisini devretmesi, yani ruhsat vermesi (-yazılı- lisans sözleşmesi) halinde bu hakkın, kendi mal varlığında kalmaya devam etmesi, ancak -maddi bir malın ürün kirasına verilmesinde veya intifa hakkına konu edilmesinde olduğu gibi- mali hakkı kullanma ve semerelerinden yararlanma yetkisinin devralana geçmesi söz konusudur. Dolayısıyla, mali hakkın kullanılmasının devri, -mali hakkın, eser sahibinin mal varlığından çıkması sonucunu doğurmadığından- hakkın kendisinin devrini engellememektedir. Yine aynı Kanun'a göre, mali hakkı kullanma yetkisinin münhasıran tek kişiye devri (tam ruhsat/lisans) halinde, mali hak sahibi lisansa konu olan hakkı bizzat kendisi kullanamayacağı gibi, bu yetkiyi bir başkasına da tanıyamamakta ve bu nedenle mali hakkı kullanma imkânı yalnızca lisans sahibine ait olmakta iken; basit ruhsat/lisansta ise lisans veren, bu lisansı başkalarına verebileceği gibi, lisans konusu hakkı bizzat kendisi de kullanabilmektedir (TEKİNALP, Ünal, Fikrî Mülkiyet Hukuku, 5. Basım, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012, s.230; EREL, Şafak N., Türk Fikir ve Sanat Hukuku, 3. Basım, Yetkin, Ankara 2009, s.303-304; H.Kübra, Mali Hakları veya Kullanım Hakkını Devralanların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Korunması, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 3 (1) 2013, s.50). Öte yandan, 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kurulan meslek birliklerinin kuruluş amacına ve işlevine de değinmek gerekmektedir.
05/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 42. maddesinin gerekçesinde, "Tasarının 42 nci maddesine gelince, her ne kadar eser sahiplerine kâfi derece bir himaye bağış edilirse de, tasarının güttüğü gayenin tahakkuk edebilmesi için, eser sahiplerinin, eser sahiplerinin haklarını korumak hususunda uyanık bulunmaları ve kanunun tatbikında faal bir rol oynamaları behemahal lâzımdır. Bu ihtiyaç, birçok memleketlerde eser sahiplerinden mürekkep kâh ihtiyari kâh mecburi meslekî birlik, dernek veya sendikaların kurulmasına müncer olmuştur.
Bu meslekî Birliklerin vazifesi, eser sahiplerine kanunen tanınan salâhiyetleri bunların (yediemini) sıfatiyle kullanmak ve icabında müdafaa etmektir. Memleketimizde bir editörler dermeği mevcut olduğu halde eser sahiplerini içine alan meslekî birlikler henüz yoktur. Tasarı ile korunmak istenilen çeşitli ve bazan birbirlerine zıt olan menfaatlerin fiilen temini için meslekî birliklerin kurulması ve memleket şartlarına uygun tarifelerin tanzimi bu sahadaki teknik ve hukuki güçlüklerin giderilmesi bakımından zaruri olduğundan Hükümete, lüzumu halinde bu nevi meslekî birlikleri kurdurmak salâhiyetinin verilmesi teklif edilmiştir." ifadelerine yer verilmiştir.
Buradan da anlaşılacağı üzere, meslek birliklerinin kuruluş amacı ve asli görevi, eser sahiplerinin (4630 ve 5101 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler sonrası hak sahiplerinin) mali haklarını "yediemin sıfatıyla" kullanmak ve korumaktır. Her ne kadar 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 1. fıkrasında, üç kez değişiklik yapılmış ise de, meslek birliğinin kuruluş amacı ve fonksiyonu bakımından genel itibarıyla bir değişiklik söz konusu olmamıştır.
Esasen meslek birlikleri, tarihsel olarak da eser sahibinin, eserlerinin üçüncü kişilerce kullanımı halinde bu kullanımdan kaynaklanan hakları takip ve tahsilde tek başına yetersiz kalması sonucu doğmuştur. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte sınırlar ortadan kalkmakta ve artık dünyanın her yerinde eser sahibinin haklarına tecavüz mümkün hale gelmektedir. Bu nedenle birey olarak eser sahibi, haklarının doğru şekilde takibinin, kullanımlarından kaynaklanan bedellerin tahsilinin ve tecavüzün etkin şekilde önlenmesinin sağlanmasında daha da yetersiz kalmaktadır. Eser sahiplerinin birey olarak eserlerinin her kullanıldığı mecradan haberdar olması ve bu kullanımlar için bir lisans sözleşmesi yapmasının zorluğu açıktır. Eser sahibinin haklarının, meslek birlikleri tarafından takip edilmesi halinde, eser sahibi, eserinin her bir kullanımı için uygun bir bedeli elde etmeyi güvence altına almış olacaktır. Aynı zamanda meslek birlikleri tarafından gerçekleştirilecek toplu hak takibiyle eser veya hak sahibinin kullanıcılarla bireysel olarak yapacağı sözleşmelerde zayıf taraf olarak uğrayacağı mağduriyetin önüne geçilmesi de sağlanacaktır. Bunun yanında toplu hak takibi sayesinde kullanıcılar (meslek birliği ile lisans sözleşmesi imzalayan mali hak kullanıcıları) da, kullanacakları her bir eser için tek tek eser sahiplerinin tespiti ve münferit lisans sözleşmelerin imzalanması gibi süreçlerin zorluğundan kurtulmaktadırlar. Kullanıcılar, meslek birlikleri ile temsil ettikleri tüm eserler üzerinden yapacakları toplu bir sözleşme ile bütün bu eserlerin kullanımını gerçekleştirebilmektedirler. Meslek birlikleri aynı zamanda, başka ülkelerdeki meslek birlikleri ile karşılıklı sözleşmeler yapmak suretiyle üyeleri olan eser sahiplerinin hak ve menfaatlerinin uluslararası alanda da korunmasını sağlamaktadırlar. Meslek birlikleri tarafından toplu hak takibi yapılmadığı takdirde, eser sahipleri hak takibi için bireysel olarak çok fazla mesai harcamak zorunda kalacaklar ve bu durum belki de eser sahiplerinin eser üretme konusunda kısırlaşmasına yol açacaktır (ERVERDİ, Zeynep, Eser Sahipleri Meslek Birlikleri ile Üyeleri Arasındaki İlişki - Müzik Meslek Birlikleri Üzerinden Bir Değerlendirme, Yüksek Lisans Tezi, s.8-10). 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 1. fıkrasının yürürlükteki nihai metnine göre, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış mali hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulan özel hukuk tüzel kişisi meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasında düzenlenen "yetki belgesi"nin anlam, kapsam ve fonksiyonuna gelince; yetki belgesiyle, meslek birlikleri, hak sahibinin yetki belgesine konu mali haklarını kendi adına ancak onun hesabına kullanarak üçüncü kişiler ile lisans sözleşmeleri imzalama, bu hakları yönetme, üçüncü kişilerden alınacak ücretleri tarifeye uygun olarak tahsil edip hak sahibine dağıtma, bu hakların ihlali halinde dava açma ve takibini yapma konusunda hak ve yükümlülüklere sahip olmaktadır. Bu açıdan her ne kadar yetki belgesi, hak sahiplerince verilecek yetkiyi içermekte ise de, yalnızca tek taraflı bir yetki beyanından ibaret olmayan, gerek Kanunda yetki belgesinin meslek birliklerine yüklediği görevler gerekse Yönetmelikteki yetki belgesi tanımı uyarınca, aynı zamanda hak sahibi ve meslek birliği arasında karşılıklı hak ve yükümlülükler doğuran, bu haliyle taraflar arasında akdedilen özel hukuk sözleşmesi niteliğini haiz bir belgedir.
Meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasındaki ilişkinin, dolayısıyla yetki belgesinin hukuki niteliği bakımından doktrinde farklı görüşler bulunmakta olup, bunlar arasında yetki belgesinin "tam ruhsat/lisans sözleşmesi" niteliğinde, "vekalet sözleşmesi" niteliğinde veya hem lisans hem vekalet sözleşmesini içinde barındıran sui generis -kendine özgü- bir "menfaatleri koruma sözleşmesi" niteliğinde olduğu yolunda görüşler yer almaktadır (ERBEK, Özge, Fikir ve Sanat Eserlerine İlişkin Lisans Sözleşmesinin Hukuki Niteliği, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:11, Sayı:2, 2009, s.32, dipnot 87; ERVERDİ, Zeynep, Eser Sahipleri Meslek Birlikleri ile Üyeleri Arasındaki İlişki - Müzik Meslek Birlikleri Üzerinden Bir Değerlendirme, Yüksek Lisans Tezi, s.47 vd).
b)Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin 2. fıkrası yönünden:
Anılan kurallarda, eser sahibinin meslek birliğine üye olabilmek için verdiği yetki belgesine konu mali haklarını kısmen veya tamamen devretme hakkının bulunduğu, ancak bu durumu meslek birliğine bildirmekle yükümlü olduğu belirtildikten sonra, bu yetkinin kullanılması halinde yetki belgesinin devredilen haklar bakımından feshedilmiş sayılacağı ve hakkın devredildiği kişinin meslek birliğine üye olup olmamasına bakılmaksızın yetki belgesinin geçerliliği süresince dağıtım bedellerinin mali hakkı devralan kişiye yapılacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda ifade edildiği üzere, eser sahibinin mali haklarını devretmesi yasal bir hak olup, mali haklarını devretmesi halinde devrettiği bu hak kendi mal varlığından çıkarak hakkı devralan kişinin mal varlığına gireceğinden; eser sahibinin yetki belgesine konu haklardan devredilenler üzerinde tasarruf yetkisinin sona ereceğinde, bu nedenle de yetki belgesinin devredilen haklar bakımından feshedilmiş sayılacağında duraksama bulunmamaktadır.
Başka bir anlatımla, meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasındaki hukuki ilişkinin (yetki belgesinin), ister dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde açıkça belirtildiği ve davacının iddia ettiği üzere, "tam ruhsat/lisans" kapsamında yer aldığı, yani meslek birliklerinin yetki belgesine konu mali hakları münhasıran kullanma yetkisini haiz olduğu kabul edilsin, isterse doktrinde yer alan diğer görüşler doğrultusunda, "vekalet ilişkisi" çerçevesinde kaldığı veya hem lisans hem vekalet sözleşmesini içinde barındıran sui generis -kendine özgü- bir "menfaatleri koruma sözleşmesi" niteliğinde olduğu kabul edilsin (Meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasındaki hukuki ilişkinin niteliği bir sonraki başlık altında irdelenmiştir.) , eser sahibinin mali haklarını kullanma yetkisini meslek birliklerine devretmiş olması veya meslek birliğini mali haklarının idaresi, takibi, ücretlerin tahsil ve dağıtımı konusunda vekil tayin etmiş olması; bu mali hakların, eser sahibinin mal varlığından çıkması sonucunu doğurmadığından, eser sahibinin yetki belgesine konu mali haklarının kendisini devretmesini engellememektedir. Bu itibarla, dayanağı Kanun hükmünün uygulamasını açıklayan ve Kanun hükmünün doğal sonucu mahiyetinde olan dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin 2. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, söz konusu devrin, aksi kararlaştırılmadığı sürece, devir tarihi itibarıyla hüküm ve sonuçlarını doğuracak olmasına karşın, Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yetki belgesinin herhangi bir şekilde feshi halinde meslek birliğinin, feshin takvim yılı sonunda yürürlüğe gireceğine karar verme, yani feshin hukuki sonuçlarını erteleme yetkisi bulunduğundan, devir tarihi itibarıyla mali hakları kazanan hak sahibinin, yetki belgesinin sona ereceği tarihe kadar dağıtım bedellerinin kendisine ödenmesini talep hakkı olduğu da kuşkusuzdur. Bu nedenle, dava konusu kuralla, hakkın devredildiği kişinin meslek birliğine üye olup olmamasına bakılmaksızın yetki belgesinin geçerliliği süresince dağıtım bedellerinin mali hakkı devralan kişiye yapılmasının öngörülmesinde de dayanağı mevzuata ve hukuka aykırı bir yön görülmemektedir.
Her ne kadar davacı tarafından, Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasının, mali hakların bölünmezliği ilkesine aykırı olduğu, yetki belgesine konu hakların bir kısmı hak sahibinde kalırken diğer kısmının başkasına devredilmesinin, meslek birliklerinin kuruluş amacı olan toplu takip imkânını ve eser sahiplerine toplu hak takibi sayesinde sağlanan korumayı ortadan kaldıracağı ileri sürülmüş ise de; 5846 sayılı Kanun'un 20. maddesinde, mali hakların birbirine bağlı olmadığı, bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılmasının diğerine etki etmeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, 5846 sayılı Kanun'da mali hakların bölünmezliği ilkesi bulunduğundan söz edilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, meslek birliklerinin kuruluş amacı olan mali hakların toplu takibinden maksadın, hak sahibi olan üyelerin mali haklarının hepsi için tek meslek birliğine yetki vermesi olmadığı gibi mali haklarını başkasına devrinin yasaklanması da olmadığı, aksi kabulün 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasına (aynı alanda başka bir meslek birliği kurulabileceği) ve 48. maddesine (mali hakların devredilebileceği) açıkça aykırılık teşkil edeceği, söz konusu "toplu takip"ten amacın, hak sahibi olan üyelerin mali haklarının idaresi, takibi, ücretlerinin tahsil ve dağıtımını meslek birlikleri dışında başka kuruluşlarla yapmasının yasaklanması sonucu, meslek birliklerinin kaydettiği üye sayısının sağladığı toplu takip ve tahsil gücü olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, anılan iddiaya da itibar edilmemiştir.
c)Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrası yönünden:
Anılan kuralda, yetki belgesi veren hak sahibinin, yetki belgesine konu hakkı başka kişilere kullandırmasının, yalnızca meslek birliğinin izniyle mümkün olduğu; ancak hak sahiplerinin, meslek birliğini yetkilendirmiş olsalar dahi, eserlerinin ve bağlantılı hak konularının ticari olmayan amaçlarla kullanımına, meslek birliğince belirlenmiş yönteme uygun olarak izin verme hakkına sahip oldukları öngörülmüştür.
Yukarıda ifade edildiği üzere, meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasındaki ilişki, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası ile 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "tam ruhsat/lisans" kapsamında ele alınmış, yani meslek birliklerinin yetki belgesine konu mali hakları münhasıran kullanma yetkisini haiz olduğu benimsenmiş ve davacı tarafından da bu husus -menfaati doğrultusunda- aynen kabul edilmiş olup; davanın tarafları arasında bahse konu ilişkinin hukuki niteliğinin "tam ruhsat" olduğu hususunda ihtilaf bulunmamakta ve bu husus dava konusu edilmemektedir.
Bununla birlikte, dava konusu fıkrada, yetki belgesi veren hak sahibinin yetki belgesine konu hakkı başka kişilere kullandırmasının, meslek birliğinin iznine bağlı olduğu düzenlendiğinden ve bu düzenleme yetki belgesinin "tam ruhsat" niteliğinde kabul edilmesinin doğal sonucu olduğundan, dava konusu fıkranın hukuka uygunluk denetiminin yapılabilmesi için, meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasında düzenlenecek yetki belgesinin hukuki niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasındaki ilişkinin, dolayısıyla yetki belgesinin hukuki niteliğinin ortaya konulması bakımından, 5846 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine bakıldığında;
42.maddesinin 1. fıkrasında, meslek birliklerinin, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulacağının;
3.fıkrasında, meslek birliklerinin özel hukuka tabi tüzel kişiler olduğunun hükme bağlandığı; 42/A maddesinin 1. fıkrasında, meslek birliklerinin yükümlülükleri arasında kuruluş amacına uygun olarak "üyesi olan hak sahiplerinin faaliyetlerinden kaynaklanan haklarının idaresini hakkaniyete uygun koşullarda sağlama" ile "üyelerinin haklarının idaresine ilişkin faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri, dağıtım plânlarına uygun olarak hak sahiplerine dağıtma"nın sayıldığı, bu hükümlerle kanun koyucunun, meslek birliği ile üyesi arasındaki ilişkinin çerçevesini çizerek "mali hakların idaresi ve takibi ile ücretlerin tahsili ve dağıtımını" mutlaka içereceğini kurala bağladığı, nitekim 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesinin gerekçesinde yer alan "(yediemini) sıfatiyle kullanmak ve icabında müdafaa etmek" ibaresinin de bunu gösterdiği; 42/A maddesinin son fıkrasında, meslek birliğine üye eser veya bağlantılı hak sahiplerinin alenileşmiş veya yayımlanmış tüm eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlarına ilişkin haklarının takibinin meslek birliğine verilecek yetki belgesine göre yapılacağının, yani özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki yetki belgesinin (Kanuna ve ahlaka uygun olmak ve imkansız bulunmamak koşuluyla) taraflarca özgür iradelerine göre kararlaştırılabileceğinin öngörüldüğü;
56.maddesinde de, mali hakların kullanımının basit veya tam ruhsat şeklinde devredilebileceğinin, Kanun veya sözleşmeden aksi anlaşılmadığı sürece her ruhsatın basit ruhsat olarak kabul edileceğinin, dolayısıyla mali hakların kullanım yetkisinin devredildiği sözleşmelerde, taraflara basit ya da tam ruhsat verme konusunda seçimlik hak tanındığının ve aksi açıkça belirtilmediği sürece -kural olarak- bu sözleşmelerin basit ruhsat/lisans sözleşmesi olarak dikkate alınacağının düzenlendiği görülmektedir.
Ayrıca, meslek birliklerinin kuruluş amacı ile Kanun'un 56. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; mali hakların "idaresi" ifadesinin, meslek birliklerinin, üyesi hak sahiplerinin mali haklarını kendi adlarına ve üyeleri hesabına kullanarak üçüncü kişilerle lisans sözleşmesi yapmayı içerdiği, esasen 5846 sayılı Kanun'un 42. maddesinin gerekçesinde yer alan "(yediemini) sıfatiyle kullanmak" ibaresinin de bunu doğruladığı, nitekim uygulamanın da bu yönde olduğu, dolayısıyla meslek birlikleri ile üyeleri arasında imzalanacak yetki belgesinin de meslek birliğine üçüncü kişilerle lisans sözleşmesi yapma yetkisini tanıması gerektiği ve bu yetkinin meslek birliği tarafından "kendi adına, üyesi hesabına" kullanılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, kanun koyucunun, hükümete tanınan yetki kapsamında kabul ettiği meslek birliklerinin kuruluş amacını ve faaliyetlerini saymak suretiyle belirlemesine karşın, özel hukuk gerçek/tüzel kişileri olan hak sahipleri ile özel hukuk tüzel kişileri olan meslek birlikleri arasındaki özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki yetki belgesinin içeriğine yönelik sınırlayıcı bir hüküm sevk etmediği ve bu haliyle özel hukuk sözleşmeleri alanındaki hakim ilke olan sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde tarafları özgür iradeleri ile yetki belgesinin içeriğini ve dolayısıyla hukuki niteliğini (vekâlet, basit/tam ruhsat, sui generis) belirleme konusunda tam yetkili kıldığı, ancak bu yetkinin, 5846 sayılı Kanunla meslek birliklerine verilen görev ve yükümlülükleri (hakların idaresi ve takibi ile ücretlerin tahsili ve dağıtımını) içermek ile sınırlı olduğu, daha açık bir ifadeyle, tarafların yetki belgesinin içeriğini, yetki belgesine konu mali hakların idaresi ve takibi ile ücretlerin tahsili ve dağıtımını içermek kaydıyla belirlemekte serbest olduğu, davalı idareye Kanun'un 42/A maddesinin son fıkrasında tanınan yetkinin ise, yetki belgesinin hukuki geçerliliğinin (52. madde hükmüne uygunluğunun) sağlanması ve konusu ile kapsamının müphem kalmasının engellenmesi bakımından içermesi gereken asgari gerekliliklerin (örneğin, meslek birliğine kendi adına ve üyesi hesabına üçüncü kişilerle lisans sözleşmesi yapmak üzere izin verildiğinin) yer almasını temin etmek olduğu sonucuna varılmaktadır. Esasen, söz konusu ilişkinin ve yetki belgesinin hukuki nitelendirmesine ilişkin yargı kararlarında da, yetki belgesinin içerik ve kapsamı ile meslek birliğince sunulan hizmetin niteliğine göre hukuki tasnif ve tanımlamasının yapıldığı görülmektedir.
Örneğin, 5846 sayılı Kanun'un 41. maddesinin 12. fıkrasında yer alan "ancak" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 24/03/2010 tarihli ve E:2007/33, K:2010/48 sayılı kararıyla, meslek birliklerinin, mahallerde kullanılan ya da iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımı veya iletiminden kaynaklanan ödemeleri talep konusunda, hak sahibi ve birliğe yetki belgesi veren üyelerinin "temsilcisi" konumunda olduğu, itiraza konu kuralda geçen "ancak" sözcüğü sebebiyle hak sahiplerinin, doğrudan adlî ve idarî mercilere başvurabilmek yerine, sadece meslek örgütleri aracılığıyla hak aramaya zorlanmalarının, hak arama hürriyetine daraltıcı bir müdahale niteliğinde olduğu ve bu haliyle Anayasa'nın 13. ve 36. maddesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği; dolayısıyla, en azından, yetki belgesine konu mali haklardan kaynaklanan ödemeleri talep konusunda hak sahipleri ile meslek birlikleri arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin "tam ruhsat/lisans" yerine "vekalet" sözleşmesi olarak kabul edildiği görülmektedir. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/03/2010 tarihli ve E:2008/11757, K:2010/2567 sayılı kararı da bu yöndedir. Aynı Dairenin 11/03/1999 tarihli ve E:1998/9958, K:1999/3423 sayılı kararında da, meslek birliklerine mali hakkın ruhsat verilmesi anlamında devrinin değil, hak sahibi adına korunmasının söz konusu olduğu vurgulanmıştır.
Dolayısıyla, özel hukuk sözleşmesi niteliğinde bulunan ve kanun koyucu tarafından sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde içeriğinin, sınırlara uymak kaydıyla, taraflarca serbestçe belirlenebileceği öngörülen yetki belgesinin, her halûkârda "tam ruhsat" olarak düzenlenmesi gerektiğinden bahsedilemeyeceği, bu durumun 5846 sayılı Kanun'un lafzına (m.42/A, m.56) açıkça aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılmıştır.
Aktarılan açıklamalar çerçevesinde, meslek birlikleri ile üyesi hak sahipleri arasında düzenlenen yetki belgesinin hukuki niteliğinin her halûkârda "tam ruhsat/lisans" olduğu kabul edilmemekle birlikte, bu konuda davanın tarafları arasında ihtilaf bulunmadığından, dava konusu fıkraya yönelik hukuka uygunluk incelemesi, davacının menfaati ile iddiaları çerçevesinde, kuralın, tam ruhsat ilişkisine uygun olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Bu kapsamda, 5846 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre, mali hakkı kullanma yetkisinin münhasıran tek kişiye devredilmesi, yani tam ruhsat verilmesi halinde, mali hakkı kullanma imkânı yalnızca ruhsat sahibine ait olduğundan, mali hak sahibi ruhsata konu olan hakkı bizzat kendisi kullanamayacağı gibi, bu yetkiyi bir başkasına da tanıyamamaktadır.
Dava konusu fıkranın ilk cümlesi de, hak sahibinin, yetki belgesine konu hakkı ticari amaçlarla başka kişilere kullandırmasını meslek birliğinin iznine tâbi kıldığından, Kanun'da öngörülen tam ruhsat ilişkisinin doğal sonucu niteliğinde bulunmaktadır. Esasen Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, meslek birliklerinin yetki belgesine konu hakları tam ruhsat şeklinde kullanma yetkisine sahip ve bu hakların idaresi ve takibi, telif ücretlerinin tahsili ve dağıtımı konularında münhasıran yetkili olduğuna ilişkin kural da, Yönetmeliğin dava konusu 8. maddesinin 1. fıkrasını tamamlayıcı, bütünleyici mahiyette bulunmaktadır. Bu nedenle, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasında, davacının menfaati ve iddiaları ile sınırlı olarak yapılan incelemede, dayanağı mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiş olup; anılan kuralın, Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası ile bağdaşmadığı yönündeki davacı iddiasına da itibar edilmemiştir. Bunun yanında, dava konusu fıkranın ikinci cümlesinde, hak sahiplerinin yetki belgesine konu mali haklarının ticari olmayan amaçlarla kullanımına izin verme hakkına sahip olduğu öngörülmüş olup, davacı meslek birliği tarafından, bu kuralın tam ruhsat ilişkisine aykırı olduğu iddia edilmiştir.
Meslek birliklerinin görev ve yetki alanı, esas itibarıyla tam ruhsata (yetki belgesine) konu mali hakların ticari kullanımını kapsamakta olup; meslek birliklerinin, üyelerinin ortak çıkarlarını koruyarak mali haklarının semerelerini üyelerine dağıtma noktasındaki nihai kuruluş amacı da bunu göstermektedir. Ancak meslek birliğinin yetki belgesine konu mali hakların idare ve takibini sağlama noktasındaki görev ve yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirebilmesini teminen hak sahibine tanınan "mali haklarının ticari olmayan amaçlarla kullanımı noktasında üçüncü kişilere izin verme" yetkisinin sınırsız kabul edilmesi de mümkün değildir.
Bu itibarla, dava konusu cümleyle, hak sahibine tanınan "mali haklarının ticari olmayan amaçlarla kullanımı noktasında üçüncü kişilere izin verme" yetkisinin, meslek birliğince belirlenmiş yönteme uygun kullanılması şartına bağlandığı, bir başka ifadeyle hak sahibinin izin yetkisini kullanırken, meslek birliğinin iznini/onayını alması zorunlu kılınmamakla birlikte mali hakların toplu idaresini ve takibini de zorlaştırmayacak bir yöntemi izlemesi gerektiği kabul edilmiştir.
Buna göre, hak sahibinin anılan yetkiyi kullanma yöntemini belirleme konusunda meslek birliğine inisiyatif tanıyan ve meslek birliğinin kuruluş amacı doğrultusunda faaliyetlerine devam etmesinin sağlanmasına yönelik bulunan dava konusu düzenlemede tam ruhsat ilişkisine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/01/2024 tarihli ve E:2022/5677, K:2024/215 sayılı kararında da bu husus kabul edilmiş ve "... tv programında davacı meslek birliği üyesi olan sanatçılara ait eserler davacıdan izinsiz şekilde kullanılmış ise de; yayınların tematik ve anma amacı taşıyan bir nitelikte olduğu, yayında kullanılan eserlerin oldukça kısa süreli birer alıntı şeklinde olduğu, yayınların eserin izinsiz kullanılması amacıyla değil sanatçıların hayatları ve eserleri hakkında bilgi verilmesi amacı ile yayınlandığı görülmüştür. Öte yandan davaya konu programlara (mali hak sahibi) Barış Manço'nun varisleri ile Alpay'ın bizzat kendisinin de katıldığı, programlarda eserlere yer verilmesinin ticari kullanım amacı taşımadığı" belirtildikten sonra, mali hak sahibinin bizzat verdiği iznin yeterli olduğu, meslek birliği tarafından ayrıca bir izin verilmesi gerekmediğinden meslek birliğince açılan davanın reddi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur.
Her ne kadar davacı tarafından, Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesinin 1. fıkrasının birbiriyle çeliştiği iddia edilmekte ise de; Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde düzenlenen husus "mali hakların devredilmesi" iken, 8. maddesinin 1. fıkrasında "mali hakları kullanma yetkisinin devri" düzenlendiğinden her iki kuralın kapsam ve içeriğinin farklı olduğu, bu nedenle iki hüküm arasında çelişkiye yönelik değerlendirme yapılmasının olanaksız olduğu sonucuna varılmaktadır.
Diğer taraftan, eser sahibi dışında kalan diğer hak sahiplerinin de 5846 sayılı Kanun'un 80. maddesi uyarınca mali haklara sahip olması, dolayısıyla hem mali haklarını hem de bunları kullanma yetkisini devretme hakları bulunması karşısında; Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 8. maddesiyle ilgili olarak eser sahibi bakımından belirtilen gerekçelerin, diğer hak sahipleri yönünden de geçerli olduğunda duraksama bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.