3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin talebi üzerine bir adet kalıbın imalat/kaynak işlemini ( ...kaynak işlemi ), davalının kontrolü altında tamamladığı ve davalının yönlendirdiği dava dışı bir gözetim/kontrol firmasının olumlu raporunun ardından, yine davalının belirttiği adrese teslim ettiği ve yapmış olduğu imalat/kaynak işi ile ilgili olarak, " ... " nolu, 27.05.2024 tarihli ve 54.000,00-TL. bedelli bir adet faturayı düzenleyerek davalıya iletmesine rağmen, mezkur faturanın ödemesi yapılmadığı, fatura bedelinin tahsili amacıyla, 27.09.2024 tarihinde, " İzmir .... İcra Dairesi'nin... Esas " sayılı dosyası üzerinden davalı şirket aleyhinde " 7 örnek " icra takibi başlatıldığı, davalının haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle söz konusu takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı/borçlunun İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı, haksız, yersiz ve yasal dayanaktan tamamen yoksun itirazın iptaline ve takibin devamına, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun, itirazın iptali konu başlıklı 67. maddesinin, 09.11.1988 tarihli ve 3494 Sayılı Kanun'ın 1. maddesi ile değişik 2. fıkrası gereğince, haksız bir itirazda bulunan davalı/borçlu aleyhine, takip çıkışının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun, (4667 Sayılı Kanunla değişik) 164/son maddesi uyarınca karşı yan vekâlet ücretinin, vekil olarak tarafım adına ve lehine olacak biçimde davalıya tahmiline, davacının fazlaya ilişkin hak ve alacak haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden reddine, davacının ikame ettiği haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davalı aleyhine haksız ve kötüniyetli icra takibi başlatan davacı taraf aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Bilindiği gibi davaya son veren taraf usul işlemleri feragat, kabul ve sulh olmak üzere üçe ayrılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati gerekmemesine rağmen sulhun hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati şarttır. Bunlardan sadece feragat her türlü davada yapılabilmesine rağmen kabul ve sulh üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen davalarda mümkündür. Ancak söz konusu üç usulü işlem de hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabilmektedir. Bir davada yapılan feragat beyanının en önemli sonucu hak veya alacak talebinden ileriye etkili olarak ve bir daha talep edilmemek üzere vazgeçilmesidir. Çünkü feragat edilen bir talep ileride yeniden ileri sürülecek olursa kesin hüküm itirazı ile karşılaşılma durumu ortaya çıkabilecektir. Dolayısı ile yapılan feragat beyanının çelişkiye yer bırakmayacak şekilde kayıtsız ve şartsız yapılması gerekmektedir. Yapılan bu açıklamadan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; feragatin davacı vekili tarafından süresinde yapıldığı, vekilin feragate yetkili olduğu, söz konusu uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklardan olduğu ve ayrıca feragatin kayıtsız ve şartsız yapıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nın 309. ve devamı maddelerinde, feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, feragatin tek taraflı taraf beyan olduğu, davayı bitiren taraf işlemlerinden olduğu ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu görülmekle bu haliyle dava dosyamız açısından yapılan feragat beyanı karşısında davanın feragat nedeniyle reddine, davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi kapsamında yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve ancak arabulucuk ücretinin feragat beyanının verilme sebebi belirtilmediğinden davacı üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap