45. Hukuk Dairesi
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenmemesi gerektiğini, sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunmasının talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmediğini, alacağın miktarının belirlenebilmesinin tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelemesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini, iş bu davanın bir sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, müvekkili şirketin toplam 28 müşterisi olduğunu, bunların müvekkiline ait özel hal işletmesi sistemini kullanan kişiler olduğunu, bu kişilerden 20 adeti hal kayıt sistemini kullandıkları için ödemeleri gereken ücreti ödediklerini, ancak davacılar ısrarla bu ücreti ödemedikleri gibi iş bu davayla ödediklerini de sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak istediklerini, sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını, müvekkiline ait kal kayıt sistemi olmaz ise davacıların çalışamayacaklarını, faturalara süresi içinde itiraz edilmediğini, tacir olan davacıların 15-16 ay ödeme yaptıklarını, taraflar arasında ticari ilişki ve akit bulunduğunu, bu akit gereği ödemeler yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesi dayanan alacak davasında, davacıların ... faaliyet gösterdikleri, davalının ise söz konusu halin işletmeciliğini yaptığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıların, davalının hizmete sunmuş oldukları hal kayıt sistemini kullanmış olmaları nedeniyle ödedikleri tutarı davalıdan geri isteyip isteyemeyecekleri, davalının davacılar aleyhine sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği noktalarında olduğu, bunun tespiti için davalıdan dava konusuna dayanak teşkil eden gıda halini işletmeye dair belgesini sunması istendiği, davalının buna ilişkin belgesini dosyaya ibraz ettiği, yine bu belgenin geçerliği ile davalının davacılardan bu belgeye dayanarak ücret talebinde bulunup bulunamayacağı ile hal kayıt sisteminin kapatılıp kapatılamayacağı Ticaret Bakanlığı ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden sorulduğu; "belediye toptancı hallerinin belediyeler, özel toptancı hallerindeki iş yerlerinin kiralanması veya satılmasının özel hukuk hükümlerine gör yapılacağı, on birinci fıkrasında ise; toptancı hallerinin kiralama veya satış işlemlerinin taraflar arasında akdedilen ve Kanun ve Kanuna istinaden çıkarılan ikincil hükümlere aykırı hüküm içermeyecek şekilde hazırlanan sözleşmeler ile yapılacağının düzenlendiği, bu kapsamda hal işletmecisi firma ile halde faaliyet gösteren meslek mensupları arasında özel hukuk hükümlerine göre akdedilen sözleşmelerde katılım payı ödenmesi gibi edimlerin öngörülebileceği...ancak hal kayıt sisteminin kapatılması yaptırımının bulunmadığı...." bildirildiği, davacıların özel toptancı halinde faaliyet yürüttükleri ve faaliyetlerinin icrası sırasında davalının sistemlerini kullandıkları, davalının bunun karşılığında davacılara fatura tanzim ettiği ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacılar bu faturaları ticari defterlerine usulüne uygun şekilde işledikleri, davalının davacıları hizmet sunduğu, taraf delilleri ve karşılıklı beyanlar ile ortada olduğu, her ne kadar taraflar arasında buna ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmasa da davalının düzenlediği faturaları defterlerine işleyen davacıların bu bedeli kabul etttiği de sarih olduğu, ... Sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda olduğu, davacıların davalıdan hal kayıt sistemini kullanarak bir hizmet aldığı ve aldığı hizmet karşılığı düzenlenen faturaları ticari defterlerine kaydettiğinin ihtilafsız olduğu, buna göre davalının davacılar aleyhine sebepsiz zenginleştiğinin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle Davacının davasının Reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; ... davalı tarafa ait bir sistem olmadığını, 5957 Sayılı Yasa'nın 15/1.a maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere ... kurma ve işletme yetkisi yalnızca Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ait olduğunu, bu durum gözetildiğinde ilk derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmenin yanlış olduğunu, davalı tarafın tehdit yolu ile müvekkillerinden haksız yere para tahsil ettiğini, yapılan ödemelerin büyük bölümünün şerh düşülerek yapıldığını, davalı tarafça kesilen faturaların defter ve belgelere işlenmiş olması ve fatura ödemelerinin müvekkillerince davalı tarafa yapılmış olmasının davalının sebepsiz zenginleştiğini ortadan kaldırmadığını, bildirdikleri tanıklarının ilk derece mahkemesi tarafından dinlenilmemiş olmasıının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca alacak istemine ilişkindir.Davacılar davalının hal kayıt sistemini işletme yetkisinin bulunmadığını ve davalının düzenlediği katılım payına ilişkin faturalar uyarınca zorla kendilerinden tahsil olunan bedelleri iade vermesi gerektiğini iddia ederek alacak talebinde bulunmuş, davalı taraf ise hal kayıt sistemi nedeniyle verilen hizmet kapsamında faturaların düzenlendiğini alacağın tahsil edildiğini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 14.02.2021 tarihli raporda:"...Gerek İcra Dosyası, gerekse dava dosyası içeriği davacı ve davalı şirketin sunmuş olduğu ticari defter ve sunulan belgeler üzerinde yaptığım inceleme ve değerlendirme sonuçlarının şu şekilde olduğunu; incelemenin davacı şirketlere ait 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiğini, 6102 Sayılı TTK 64/3 md. Gereğince mevcut haliyle davacının lehine delil niteliğinin bulunduğunu, incelenen davalı şirkete ait 2018,2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasriklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiğini, 6102 sayılı kanunun TTK 64/3 gereğince mevcut haliyle davacının lehine delil niteliğinde bulunduğunu, davacı şirketlerin incelenen ticari defterlerinde dava tarihi itibariyle davalı şirket ile ticari ilişkisinde özetle; 2018 ve 2019 yıllarında “Katılım Payı” adı altında 147.795,00-TL miktarında davalı tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına aldıklarını, söz konusu faturalar karşılığında davalı yana 130.060,00 TL ödediklerini, dava tarihi itibariyle toplamda 17.735,00-TL borçlu olduklarını, davalı şirketin incelenen ticari defterlerinde dava tarihi itibariyle davacı şerketler ile ticari ilişkisinde özetle; 2018 ve 2019 yıllarında “Katılım Payı” adı altında 207.680,00-TL miktarında fatura düzenlediğini, düzenleyip tebliğ ettiği faturalara karşılık davacılardan toplam 164.645,00-TL tahsil ettiğini, dava tarihi itibariyle 43.035,00-TL alacağının bulunduğunu, masraf ve vekalet ücreti hususlarındaki taleplerin takdirinin Mahkememize ait olduğunu…"şeklinde kanaat bildirilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 57 ve 58. maddelerinde ihtiyari dava arkadaşlığı düzenlenmiştir. HMK'nın 57. maddesinde; "Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması",HMK'nın 58. maddesinde ise; "İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder." hükümlerine yer verilmiştir.Bu hükümler uyarınca birlikte dava açma hakkına sahip olanların her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi isterlerse birlikte de dava açabilirler ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı doğar.Somut uyuşmazlıkta davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Her biri yönünden talep ayrı dava niteliğindedir.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesi "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur." şeklinde düzenlenmiştir.Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından, her birinin davası müstakil dava niteliğinde ve ayrı harca tabi olup dava açılırken davacıların her birinden ayrı ayrı başvurma harcı ile karar ve ilam harcı alınması gerekmektedir. Harçlandırma formu ve tevzi formu incelendiğinde ise tek başvuru harcı ile ilam harcı yatırıldığı, form üzerinde davacı ... Şti. isminin yazılı olduğu anlaşılmış, diğer davacılar yönünden harç yatırıldığına dair dosyada delil ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu durumda mahkemece harç eksikliği ikmal edilmeden davaya devam edilerek esasa yönelik hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan öncelikle davacılar vekiline, diğer davacılar yönünden de başvuru harcı ve maktu karar harcını yatırması için kesin süre verilmesi, harç yatırılmadığı takdirde davacı ... Şti.'nin davası konusunda esastan değerlendirme yapılması, bu davacı dışındaki diğer davacılar yönünden usulüne uygun açılmış davalardan söz edilmeyeceği için bu yönde karar verilmesi, harç yatırıldığı takdirde ise davacıların davalarının esasına yönelik inceleme yapılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, harç eksikliği konusunda işlem yapmadan davaya devam edip delilleri esastan değerlendiren ilk derece mahkemesi kararı hatalı olduğundan davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/75 E. 2021/188 K. Sayılı ve 04/03/2021 karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nrn 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacılar tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/03/2025
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın