Aramaya Dön

Danıştay 13. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2019/1990
Karar No
K. 2024/1005
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/1990 E.  ,  2024/1005 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2019/1990
Karar No: 2024/1005
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: ... Metal Madencilik İşletmeleri A.Ş. yönetim kurulu üyesi olan davacı tarafından, mülga Seri:IV, No:56 sayılı Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'in 5. ve 6. maddeleri ile II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği'nin 5. ve 8. maddeleri uyarınca hazırlanması gereken Kurumsal Yönetim İlkelerine Uyum Raporunun ... Metal Madencilik İşletmeleri A.Ş.'nin 2013 yılına ait faaliyet raporunda yer almadığından bahisle hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesi uyarınca 269.500,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının 1-a bendinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 11/03/2014 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan ... Metal Madencilik İşletmeleri A.Ş.'nin 2013 yılına ilişkin faaliyet raporunun Kurumsal Yönetim İlkelerine Uyum Raporu başlıklı bölümünde, ''SPK'nın ... tarih ve ... sayılı toplantısında alınan karar gereğince, İMKB'de işlem gören şirketlerin faaliyet raporlarında ve internet sitelerinde yönetim ilkelerine uyumla ilgili beyan ve uyum raporlarına yer vermeleri uygun görülmüş ve bu çerçevede 2005 yılı genel kurulundan itibaren ''Kurumsal Yönetim İlkeleri Beyanı ve Uyum Raporları'' şirketin internet adresi ve faaliyet raporlarımız içinde yayımlanmıştır. ...'' şeklindeki ifadelere ve şirket hakkında genel bilgileri içeren soyut bilgilere yer verildiği, şirketin internet adresinde ise uyum raporu ile ilgili herhangi bir ibarenin yer almadığı, kurumsal yönetim ilkeleri uyum raporunun şirkete ait 2013 yılı faaliyet raporunda usulüne uygun şekilde yer almadığı, öte yandan, Kurulca davacıdan detaylı açıklama yapılarak savunma istenildiği ve davacı tarafından 01/06/2016 tarihli dilekçe ile savunma yapıldığı, dolayısıyla davacının savunma hakkının kısıtlandığına yönelik iddialarına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından, 6362 sayılı Kanun'un 103. ve 105. maddeleri uyarınca 2013 yılı için belirlenen azami tutar olan 269.500,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, ölçülülük ve somut olaya emsal uygulamalara yönelik iddialarına dair itirazlarının hiçbirinin değerlendirilmediği, inceleme ve değerlendirmelerin eksik yapıldığı, kararın hakkaniyet ölçüsünde takdir edilmediği, yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin tümü kayyıma devredilmiş olduğundan gerekli bilgi ve belgeleri alamadığı, kısıtlı imkânları ile savunma yapabildiği, Tebliğ değişikliği ile "şekli" olan ifadenin "format" olarak değiştirildiği, Kurulca istenilen savunma yazısı ile idari para cezası tutanağında bu ifadelerin farklı şekilde yer aldığı, çelişkilerle dolu olduğu, söz konusu aykırılığın menfaat temin etmeye, piyasayı bozmaya veya yatırımcıların kararlarını etkilemeye yönelik olmadığı, tamamen şekle yönelik bir fiil olduğu, idari para cezasının üst sınırdan verilmesinin ölçülü ve hakkaniyetli olmadığı, başka şirketlere alt sınırdan ceza verildiği, üç ayrı fiilmiş gibi uygulandığı, eşitlik, ölçülülük, objektiflik ve tarafsızlık ilkelerinin ihlâl edildiği, şirket faaliyet raporlarının tam ve eksiksiz bir şekilde açıklandığı, Kurulca keyfi davranıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıya usulüne uygun şekilde tanınan savunma hakkının davacı tarafından kullanıldığı, idari para cezasının dayanağını teşkil eden hükümlerin bugün itibarıyla dahi yürürlüğünü koruduğu, ilgili mevzuata uygun olarak üst sınırdan idari para cezası verilmesine karar verildiği, keyfi ve hukuka aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKÎ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,

5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 28/02/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: 6362 sayılı Kanun'un "Genel esaslar" başlıklı 103. maddesinde, "(1) Bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz. (2) Birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişinin bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi olması veya organ veya temsilcisi olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi olması hâlinde, ayrıca tüzel kişi hakkında da birinci fıkra hükmüne göre idari para cezası verilir. Aykırılığın, temsilcisi olunan veya adına hareket edilen tüzel kişinin zararına bir sonuç doğurması hâlinde, tüzel kişiye idari para cezası verilmez. ..." kuralı bulunmaktadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un hükümlerinin idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği; ikinci fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının, ancak kanunla belirlenebileceği; "İdarî para cezası" başlıklı 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, idarî para cezasının, maktu veya nispi olabileceği, idarî para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı; yedinci fıkrasında ise, idarî para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde, her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için kanun koyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir. Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir yetkisinin makûl ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecektir.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun 26/03/2013 tarih ve 10/363 sayılı "6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdarî Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları" başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlâl nedeniyle idarî para cezası tesis edilmesi, ihlâlin önemliliği, ihlâlin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlâlin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlâl nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul'a sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idarî para cezası tesis edilmesinin talep edilmesi hâllerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verilmiştir. 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde belirtilen idarî para cezası yaptırımı konusunda idarenin takdir yetkisini kullanırken Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi ve ilke kararında belirtildiği üzere; kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu birlikte göz önünde bulundurması ve idarî para cezası tesis edilirken hangi nedenle alt sınırdan uzaklaşıldığının yargısal denetime imkân verecek şekilde somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, ... Metal Madencilik İşletmeleri A.Ş. yönetim kurulu üyesi olan davacıya, mülga Seri:IV, No:56 sayılı Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'in 5. ve 6. maddeleri ile II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği'nin 5. ve 8. maddeleri uyarınca hazırlanması gereken Kurumsal Yönetim İlkelerine Uyum Raporunun ... Metal Madencilik İşletmeleri A.Ş.'nin 2013 yılına ait faaliyet raporunda yer almadığından bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesi uyarınca 2013 yılı için üst sınır olan 269.500,00 TL idari para cezası verildiği, ancak davalı idare tarafından idarî para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ve işlemin iptali gerektiği düşüncesiyle, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.