Aramaya Dön

Hukuk Genel Kurulu

Esas No
E. 2013/1719
Karar No
K. 2015/1071
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

Hukuk Genel Kurulu         2013/1719 E.  ,  2015/1071 K.MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULABİLECEK İLAMLAR

AVUKATIN AZLEDİLMESİ

VEKALET ÜCRETİ

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 83

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 84

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 443

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 427

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 176

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 177

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 350

İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 32

İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 24

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı asil ve davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davalı vekili temyize getirmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalının lehine verilen kararın kesinleşmesini beklemeden davacı hakkında icra takibine başlaması ve kararın temyizi üzerine bozulması karşısında; -Davacının aleyhine verilen kararın infazını önlemek için dava dışı bankadan aldığı teminat mektubuna karşılık ödediği komisyon ücreti ile, -Davacının anılan davanın yargılaması sırasında avukatını azletmiş olması da dikkate alınarak aralarındaki anlaşma gereği avukatına ödemiş olduğu vekalet ücretini davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Böyle bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, öncelikle kesinleşmeden icraya konulabilen ilamlârdan söz etmek gerekir.

Bir mahkeme hükmüne karşı temyiz yoluna (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) m. 427 vd) başvurulmuş olması, kural olarak o hükmün icrasını durdurmaz. Yani ilâm alacaklısı, hükmün henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen ilâmı icraya koyabilir (HUMK m. 443, I). Özellikle, konusu para (İİK. m.

32.veya taşınır mal (İİK. m.

24.olan ilâmların icraya konulabilmesi için, hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. Ancak hüküm Yargıtayca bozulduktan sonra artık icraya konulamaz (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s. 781, 783).

HUMK’nun 443/1.maddesi, “Temyiz dava icrayı tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksız çıktığı takdirde mahkümun bihi eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan nutuk ve eşyayı bir mevkii resmiye depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlakı haczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei Temyiz talep üzerine müstacelen icranın tehirine karar verebilir.” hükmünü içermekte olup, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 350/1. maddesinde de benzer düzenlemeye verildiği görülmektedir.

HMK’nun 350/2. (HUMK 443/4) maddesinde “kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” hükmü ile kesinleşmeden yerine getirilemeyecek hükümlerin hangileri olduğu düzenlenmiştir. Belirtilmelidir ki, kişinin aleyhine verilen ve kesinleşmeden infaz edilebilen kararların icrasını durdurabilmesi için adli yardımdan yararlanmıyor ise, teminat göstermesi gerekmektedir.

Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya gelince; davalının, davacıya karşı açmış olduğu Erzurum 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.11.2006 gün ve 2005/ 246 Esas, 2006/350 Karar sayılı dosyasında mahkemece 28.463,00 TL vekalet ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, bu hüküm kesinleşmeden davalı tarafından Erzurum 4. icra Müdürlüğü’nün 2006/3699 E numaralı dosyası ile davacıya karşı takip başlatılmıştır.

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, takibe konu alacak vekalet ücreti olduğundan HMK’nun 150/1. (HUMK’nun 443/1) maddesi uyarınca kesinleşmeden icraya konulabilen ilam niteliğindedir. Bu nedenle davalının, davacıya karşı mahkemeden aldığı kararı icraya koymakla yasadan doğan hakkını kullanmış olup, girişilen icra takibi sonucunda davacının dava dışı bankadan aldığı teminat mektubuna karşılık ödediği 3.138,52 TL komisyon ücretini davalıdan istemeye hakkı bulunmamaktadır.

Ayrıca anılan mahkeme kararının bozulması üzerine, bozmadan sonra mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm bu haliyle kesinleşmiş olduğundan ve davacının anılan dava dosyasında avukatını yargılama sırasında azletmiş olması dikkate alınarak vekalet ücreti alacağı yönünden de talepte bulunamaz.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında, davacının bozulan kararın icrasını durdurabilmek için almış olduğu teminat nedeniyle ödediği komisyon ile vekalet ücretini davalıdan talep edebileceği, bu nedenle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda belirtilen nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç :

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 25.03.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog