Esas No
E. 2022/6003
Karar No
K. 2024/13799
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BERAATİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2022/6003 E.  ,  2024/13799 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/353 E., 2020/585 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2017/406 E., 2018/312 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: Beraate karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2018 tarihli ve 2017/406 Esas, 2018/312 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 24.03.2020 tarihli ve 2020/353 Esas, 2020/585 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.02.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;

1.Sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğuna ve hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine,

2.Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının kabulü ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin Yargıtayca süregelen uygulaması, 7035 sayılı Kanun değişikliği ve gerekçesinde ifade edilen düzenleme amacı hep birlikte ele alındığında; ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına girilmeden bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilebileceği gözetilerek, Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 24.03.2020 tarihli ve 2020/353 Esas, 2020/585 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY:

Bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir. İstinaf, ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerinin hem maddi hem de hukuki yönden denetlenmesi için kabul edilmiş olan olağan bir kanun yolu olup, 5235 sayılı Kanun'un 3 ncü maddesinde belirtildiği gibi, istinaf incelemesi yapacak olan bölge adliye mahkemelerinin "adli yargı ikinci derece mahkemeleri" olduğu açıkça belirtilmiştir.

İstinaf kanun yolunda ilk derece mahkemesinin hükmü, hem delillerin tespiti, değerlendirilmesi ve sübut konusundaki hatalar yönünden hem de sabit kabul edilen olaylara hukuk normları uygulanırken hata yapılıp yapılmadığı yönünden incelenir.

Maddi sorunun incelenmesinin kapsamına göre istinaf geniş anlamda istinaf ve dar anlamda istinaf olarak ikiye ayrılmaktadır. Klasik istinaf da denilen geniş anlamda istinafta muhakeme baştan sona tekrarlanmakta iken dar anlamda istinafta muhakeme baştan sona tekrarlanmaz, yalnızca gerekli görülen hususlarda öğrenme muhakemesi yapılmak suretiyle ilk derece mahkemesi tarafından yapılan tespitler kontrol edilir. Günümüzde genel eğilimin dar anlamda istinaftan yana olduğu görülmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 282 nci maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenmesine ve keşfin yapılmasına karar verebileceğinden, CMK'nin dar anlamda istinafı kabul ettiği görülmektedir.

İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek No.lu 7. protokol 2 nci maddesinde ceza yargılamasında iki dereceli yargılanma hakkının güvence altına alındığı, bu hakkın Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ile de desteklendiği, bu hak ve özgürlüğün sadece dosya üzerinde başvurunun veya davanın incelenmesini kapsamayıp, maddi ve hukuki meseleyi inceleyen bölge adliye mahkemeleri yönünden duruşma yapılması, taraflarla doğrudan temas kurulması, yani yüz yüzeliği ve sözlülüğü de içerdiği kaçınılmaz bir gerçektir. Ceza Muhakemesi Kanununun "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280 inci maddesi; “(1) Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;

a)İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, ….

g)Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, Karar verir. (2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.” Hükmün içermektedir.

05.08.2017 gün ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 15 inci maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinin metninde yer alan "(c)" ibaresi "(a), (c), (d)" şeklinde değiştirilmiş, fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri, (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde; "...Belirtilen hukuk reformuyla hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının temini bakımından hızlı ve etkili bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için çok önemli bir adım atılmıştır. Bu şekilde ikinci kez olay yargılaması yapılarak ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada ve verilen kararda söz konusu olabilecek hukuki eksikliklerin maddi yönden de telafi edilmesi ve adalete hızlı erişimin sağlanması gerçekleştirilmektedir. bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No'lu Protokolde yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir.

Bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle, iki dereceli olan yargı sistemimiz üç dereceli hale gelmiş ve kişi özgürlüklerinin korunması bakımından daha teminatlı bir yapıya kavuşturulmuştur. Zira ilk derece mahkemelerince verilen kararlar, istinaf kanun yolunda hem hukuka uygunluk denetimine tabi tutulmakta hem de olay yargılaması yönünden denetlenerek gerektiğinde yeniden yargılama yapılması sağlanmaktadır. Bu suretle yargılama sürecinde meydana gelen hatalar en aza indirilerek maddi gerçeğe eksiksiz şekilde ulaşılması amaçlanmaktadır.

Bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin faaliyete başladığı 20 Temmuz 2016 tarihinden bugüne kadar geçen kısa sürede, oldukça etkili ve hızlı çalıştığı ve bu şekilde kamusal memnuniyeti sağlamak yönünde önemli mesafe alındığı görülmektedir. Bununla birlikte usul hükümlerinin uygulanması ve teşkilat yapılanmasından ortaya çıkan birtakım aksaklıkların giderilmesini sağlayacak kanun değişikliklerinin yapılması gerekliliği ilgili paydaşlar tarafından dile getirilmektedir.

Bu kapsamda hazırlanan tasarıyla, bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin daha etkin ve verimli çalışmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

Tasarıyla,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu gibi bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı, olası hukuka aykırılıkların giderilmesi amacıyla bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına itiraz yetkisi verilmekte, ceza daireleri tarafından verilen kararlarda sanık lehine ortaya çıkan sonuçların, istinaf kanun yoluna başvurmayan diğer sanıklara sirayeti kabul edilmekte ve ceza dairelerinin hukuka aykırılığı düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vereceği haller genişletilmektedir..." ifadelerine yer verilmiştir. CMK’nin "Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi" başlıklı 303 ncü maddesi; "Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

a)Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse. ….. Şeklinde düzenlenmiş, Maddenin gerekçesinde ise; "Maddeye göre, temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde Yargıtayca bozulması kuraldır. Ancak, istisna olarak, hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması nedeniyle hüküm bozulmuşsa ve yeniden yargılama yapılması gerekmiyorsa, mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi söz konusu değilse maddede dokuz bent hâlinde ve sınırlı olarak sayılan durumlarda davanın esasına hükmedebilecek veya hükümdeki hukuka aykırılık Yargıtayca düzeltebilecektir." açıklamasına yer verilmiştir.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere Yargıtayın düzeltilerek onama yetkisini kullanması ve önüne gelen uyuşmazlığı yerel mahkemeye göndermeye gerek olmadan sonlandırabilmesi için; maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırmanın gerekmemesi ve maddi sorun açısından mahkemeye bırakılmış bir serbest değerlendirme yetkisinin söz konusu olmaması koşullarının bir arada bulunması gerekmektedir.

CMK'nin 280/1-a maddesinin yaptığı atıfla istinaf kanun yolunda uygulanması mümkün hale gelen aynı Kanun’un 303/1-a maddesine göre, olayın daha fazla aydınlanması gerekmeden beraate karar verilmesi gerektiği hallerde istinaf mahkemesinin mahkumiyet hükmünü kaldırarak beraat kararı vermesine ve bu şekilde hükmü düzelttikten sonra da istinaf başvuru hakkında esastan red kararı vermesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Burada olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği hal ya da hallerin ne olduğunun saptanması önem arz etmektedir. Bu hallerin saptanmasında 'derhal beraat kararı verilebilecek hallere ilişkin olarak Yüksek Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına bakmakta fayda olacaktır. Buna göre, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte, mesela eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği ya da suç olmaktan çıkarıldığı kanaatinde ise incelenen hükmün bütünü kaldırılmaksızın sadece hukuki meselenin çözümüne ilişkin mahkumiyet yerine beraat kararı verebilecektir.

Konu öğretide de ele alınmış, kabul gören görüşe göre; "Yargıtay'ın davanın esasına karar vermesi ve davayı orada bitirmesi diğer bir değişle mahkemenin verdiği kararı kaldırıp yerine yenisini koyması istisna olup, bunun için; meselenin daha ziyade aydınlanması için soruşturma gerekmemeli, mesele bakımından mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi söz konusu olmamalıdır." (Kunter-Yenisey-Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 16. Bası, s.

1425.Bu görüş uygulamada da benimsenmiş ve düzeltilerek onama ya da ıslah kararı verilmesinde bu iki temel şartın varlığı aranmıştır. Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, kural olarak ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen, incelenen kararda kısmi değişiklik yapılarak veya yeni bir hüküm fıkrası eklenerek verilen bir karardır.

Bu itibarla CMK 280/1-a,b,c maddesi kapsamında duruşma açılmaksızın verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, maddi vakıanın belirlenmesi bakımından yeni delil ikamesini veya mevcut delillerin yeniden takdir edilmesini gerektirmeyen hallerle sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir. CMK’nin 280/1-a ve 303/1-a maddeleri hükümleri uyarınca 'olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması' gerekçesiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, bu türden durumlarda duruşma açılması ve bir öğrenme yargılaması yapılması gerekeceği görüşü savunulmaktadır.(Kaymaz Seydi, Ceza Muhakemesinde İstinaf, sayfa 132, Balcı/Öztürk, Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz sayfa 165)

Yargıtayın CMK m.193/2 (ve CMK m. 223/9) hükmünün uygulanmasında derhal beraat kararı verilmesi) bakımından dahi ‘delil takdiri gereken hallerde’ savunma alınmaksızın ve sanık sorguya çekilmeksizin beraat kararı verilemeyeceğini kabul ettiği nazara alındığında CMK m. 280/1-a hükmü kapsamında duruşma açılmaksızın ve delil takdiri yapılmaksızın sadece dosya üzerinden inceleme yapılarak sanığın savunması alınmaksızın mahkumiyet kararı verilebileceğini kabul etmenin ceza muhakemesinin temel ilkelerine aykırı olacağı izahtan varestedir. (Birtek Fatih, Ceza Muhakemesinde İstinaf sayfa 235)

Sübut da denilen maddi sorunun, geçmişte yaşanmış bir olayın nasıl meydana geldiğinin, bölge adliye mahkemesi tarafından sözlülük, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutularak ortaya konulması ve olayın hukuk karşısındaki durumunu tespit etmek gerekli olacaktır.

Sanık hakkındaki bir suçlamanın temelini oluşturan olayların, sanık veya güvenilirliği ilk derece mahkemesinin tespiti üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilecek tanıklar tarafından yapılan açıklamalar gibi sübjektif ve soyut nitelikteki delillerden oluştuğu durumlarda, bir davayı maddi ve hukuki yönden inceleme yetkisine sahip olan ikinci derece mahkemesinin, duruşma talebini cevapsız bırakamayacağını belirtilmiştir (AİHM Mtchedlishvili/Gürcistan, kararı no. 894/12, § 39, 25 Şubat 2021). Bu açıklamalar ışığında dosyaya konu uyuşmazlık değerlendirildiğinde;

İlk derece mahkemesi tarafından silahlı terör örgütünün geliştirdiği kriptolu haberleşme ağına dahil olduğu kabul edilerek anılan örgüte üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanık ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesi maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için delileri yeterli görmeyerek araştırmaya giriştiği, sanığın Bylock isimli programın kullanıcısı olup olmadığının belirlenmesi amacıyla 14.02.2020 gün ve 2019/340-2020/239 sayıile esas kapatılıpkarar numarası alınarak,“Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının temin edilip dosyaya eklenmesi” amacıyla dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermek suretiyle maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin ilk derece mahkemesinin kabulünün üzerine, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gittiğive ilk derece mahkemesi tarafından bu konuda Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılması sağlanıp araştırma yaptırılarak09.03.20202 günlü “…Konu ile ilgili olarak yapılan sorgulamada, adı geçen ... Durmuş isimli şahsın Bylock kaydının bulunduğu, sorgulama raporunun ekte gönderildiği, KOM Daire Başkanlığınca gönderilen Bylock mesaj içerikleri arasında şahsa ait mesaj içeriklerinin yer almadığı, kullanıcı ID’si olmayan kayıtlarla ilgili eşleştirme çalışmaları halen devam etmekte olup ID eşleşmesi olması halinde dosyasına eklenmek üzere gönderileceğine” ilişkin yanıt yazının gelmesi üzerine, dosya yeniden bölge adliye mahkemesi esasına kayıt edilmek suretiyle,

CMK’nin 303. madde gerekçesi, aynı Kanun’un 280/1-a maddesinde değişiklik yapan 7035 sayılı Kanun'un genel gerekçesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 gün ve 2021/9-359-2022/528 sayılı, 17.05.2022 gün ve 2020/14- 248-2022/359 sayılıkararlarında açıklanan düşüncenin dışına çıkılmak suretiyle; ilk derece mahkemesininmevcut delilleritakdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak, dosyayıağır ceza mahkemesine geri gönderilmek suretiyle, ilk derece mahkemesi eliyle yeniden delil araştırılması yoluna gidilerek, Hakkari İl Emniyet Müdürlüğünün yanıt yazısına göre yeniden delil değerlendirmesi yapılarak suçun maddi unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşılmıştır.

Maddi sorunun daha fazla aydınlatılması amacıyla bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden delil araştırması yaptırıldıktan sonra, silahların eşitliği ilkesine riayet edilme noktasındane kamunun hukukunu koruyan Cumhuriyet savcılığı makamına ne de savunmayı temsil eden sanık ilemüdafiineyapılan araştırmaya karşı beyanda bulunabilmeleriiçin duruşma açılmadığı ve adil yargılanma ilkesi gereği istinaf mahkemesi önünde iddia ve savunmaya olanak sağlanmadığı gibi mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisininde kullanıldığı dikkate alındığında,

CMK'nin 280/1-g maddesi gereğince duruşma açılarak sonucuna göre aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerektiği gözetilmeden, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılan inceleme ile sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Belirtilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açılmadan beraat kararı verilmesinin uygun olduğunu benimseyen sayın çoğunluğun görüşüne iştirak olunmamıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog